Erdem, MehmetGüneş, Abdullah2025-12-302025-12-302025https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=V-oEQd0LkkqRGCXNzJWCTSi_SdX8CyKIuMY_xerotWK66PPp6Gs3lLDyXz68TZLBhttps://hdl.handle.net/20.500.14720/29581Amaç: Renal transplantasyon sonrası gelişen üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE), greft sağkalımını ve hasta morbiditesini olumsuz etkileyen önemli komplikasyonlardandır. Bu çalışmanın amacı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde takip edilen, böbrek nakli olmuş hastalarda ÜSE insidansını, risk faktörlerini, etken mikroorganizmaları ve greft sağkalımı üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Retrospektif olarak 1 Kasım 2023-31 Ekim 2024 tarihleri arasında hastanemize başvuran, böbrek nakli uygulanmış 285 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik verileri, primer böbrek hastalıkları, donör tipleri, eşlik eden komorbiditeler, immünsüpresif tedavi rejimleri ve ÜSE gelişimi analiz edildi. ÜSE varlığı, türleri ve etken mikroorganizmalar ile antibiyotik direnç profilleri değerlendirildi. Bulgular: 285 hastanın %8,4'ünde (n=24) ÜSE gelişti. ÜSE gelişimi açısından kadın cinsiyet anlamlı bir risk faktörüydü (p=0,001). Yaş, primer böbrek hastalığı, donör tipi, komorbid hastalık varlığı ve immünsüpresif rejimler ÜSE ile anlamlı ilişki göstermedi. ÜSE olgularının %83,3'ü alt üriner sistem enfeksiyonu olarak saptandı. En sık izole edilen patojenler Escherichia coli (%50), Klebsiella pneumoniae (%25) ve Enterococcus faecalis (%20,8) idi. Gram-negatif bakterilerde ESBL üretimi yaygındı. Takrolimus ve siklosporin düzeyleri ÜSE gelişen hastalarda anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,001). ÜSE geçiren hastalarda serum kreatinin düzeylerinde erken dönemde anlamlı bozulma gözlenmedi. Rekürren ÜSE oranı %29,1 olarak tespit edilirken, rekürren ÜSE ile böbrek fonksiyonu arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Nakil öncesi ÜSE öyküsü olanlarda nakil sonrası ÜSE gelişme riski yaklaşık 2 kat artış gösterdi (OR: 2.16) ancak istatistiksel anlamlılık yoktu (p=0.108). Üriner lökosit sayısı ÜSE tanısında yüksek tanısal performansa sahipti (AUC=0.984, p<0.001). Sonuç: Renal transplant hastalarında ÜSE gelişimi, özellikle kadın cinsiyet ve immünsüpresif ilaç düzeyleri ile ilişkilidir. Gram-negatif bakteriler en sık etken olup, ESBL pozitif izolatlar tedavi yaklaşımını zorlaştırmaktadır. Nakil öncesi ÜSE öyküsü ÜSE riskini artırabilir. ÜSE sonrası erken dönemde böbrek fonksiyonlarında anlamlı bozulma görülmemekle birlikte, uzun dönem izlem önemlidir. Bu veriler transplant merkezlerinde enfeksiyon kontrol stratejilerinin geliştirilmesi ve bireyselleştirilmiş tedavi planlarının oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.Objective: Urinary tract infections (UTIs) that develop after renal transplantation are significant complications that adversely affect graft survival and patient morbidity. The aim of this study is to evaluate the incidence, risk factors, causative microorganisms, and effects on graft survival of UTIs in kidney transplant recipients followed at Van Yüzüncü Yıl University Faculty of Medicine Hospital. Material and Methods: A total of 285 renal transplant recipients who presented to our hospital between November 1, 2023 and October 31, 2024, were retrospectively included in the study. Demographic data, primary renal diseases, donor types, accompanying comorbidities, immunosuppressive treatment regimens and the development of UTIs were analyzed. The presence and types of UTIs, causative microorganisms, and antibiotic resistance profiles were also evaluated.. Results: Urinary tract infection (UTI) developed in 8.4% (n=24) of the 285 patients. Female gender was identified as a significant risk factor for UTI development (p=0.001). Age, primary renal disease, donor type, presence of comorbidities, and immunosuppressive regimens were not significantly associated with UTI. Of all UTI cases, 83.3% were classified as lower urinary tract infections. The most frequently isolated pathogens were Escherichia coli (50%), Klebsiella pneumoniae (25%), and Enterococcus faecalis (20.8%). Extended-spectrum β-lactamase (ESBL) production was common among Gram-negative bacteria. Tacrolimus and cyclosporine levels were significantly higher in patients who developed UTI (p<0.001). No significant early deterioration in serum creatinine levels was observed in patients with UTI. The rate of recurrent UTI was 29.1%, and there was no significant association between recurrent UTI and renal function. A history of pre-transplant UTI was associated with an approximately twofold increased risk of post-transplant UTI (OR: 2.16), though this was not statistically significant (p=0.108). Urinary leukocyte count demonstrated high diagnostic performance for UTI detection (AUC=0.984, p<0.001). Conclusion: The development of urinary tract infections (UTIs) in renal transplant recipients is particularly associated with female gender and immunosuppressive drug levels. Gram-negative bacteria are the most common causative agents, and the presence of ESBL-producing isolates complicates treatment approaches. A history of pre-transplant UTI may increase the risk of post-transplant infection. Although no significant early impairment in renal function was observed following UTI, long-term follow-up remains essential. These findings may contribute to the development of infection control strategies and the establishment of individualized treatment plans in transplant centerstrİç HastalıklarıTransplantasyonÜriner Sistem EnfeksiyonlarıInternal DiseasesTransplantationUrinary Tract InfectionsRenal Transplantasyon Sonrası Üriner Sistem Enfeksiyonları Sıklığı Risk Faktörleri ve Komplikasyonları: Tek Merkez DeneyimiFrequency Risk Factors and Complications of Urinary Tract Infections Following Renal Transplantation: A Single-center ExperienceSpecialization in Medicine58976963