Teke, CevdetAydın, Nebile Nur2026-04-022026-04-022026https://hdl.handle.net/123456789/30257https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=KOgdn9H3uVnWeb15j2W4h8cX-hcrhxCb5auvZ1b_ukWqgrfccR1gfZj6PWTBy-tPGöç, bireylerin ya da toplulukların çeşitli içsel ve dışsal etkenler doğrultusunda yer değiştirmesiyle ortaya çıkan, çok boyutlu bir toplumsal olgudur. Zorunlu, gönüllü ve mevsimlik göç türlerini kapsayan bu hareketlilik, Türkiye açısından yalnızca demografik bir süreç olarak değil, tarihsel, toplumsal ve siyasal boyutlarıyla da değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıkmaktadır. Anadolu coğrafyası, tarihsel süreç boyunca farklı etnik, dinsel ve kültürel toplulukların kesişim noktası olmuş; bu durum Türkiye'yi göç hareketlerinin yoğun biçimde yaşandığı bir geçiş alanına dönüştürmüştür. Bu tarihsel birikim, göç olgusunun Türkiye'de sosyo-kültürel ve politik bir nitelik kazanmasına zemin hazırlamıştır. Türkiye'de göç politikaları, dönemsel koşulların etkisiyle şekillenmiş ve göç hareketlerini belirli bir düzen içinde yönetmeyi hedeflemiştir. Bu politikalar, göçü yalnızca mekânsal bir hareketlilik olarak ele almamış; entegrasyon, toplumsal uyum ve kimliğin korunması gibi unsurları da kapsayan bir çerçevede değerlendirmiştir. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde artış gösteren göç hareketleri, Cumhuriyet döneminde daha sistematik bir yapıya kavuşmuş ve farklı biçimlerde günümüze kadar devam etmiştir. Göç, bireysel yer değiştirmenin ötesinde, ekonomik yapı, toplumsal ilişkiler ve siyasal düzen üzerinde etkiler yaratan bir olgudur. İnsanlık tarihinin erken dönemlerinden itibaren gözlemlenen bu hareketlilik, nüfusların dünya geneline yayılmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. İlk dönemlerde güvenlik, geçim ve savaş gibi nedenlerle gerçekleşen göçler, günümüzde küreselleşmenin etkisiyle daha karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Nüfus artışı, ekonomik eşitsizlikler, eğitim olanakları ve bölgesel çatışmalar, çağdaş göç hareketlerinin temel dinamikleri arasında yer almaktadır. Bu koşullar altında göç, bireyler açısından yeni bir toplumsal yapıya dâhil olmayı daha zorlayıcı hâle getirse de uluslararası sistem içinde önemini korumaya devam etmektedir. Türkiye de bu süreci yönetebilmek amacıyla farklı dönemlerde çeşitli göç politikaları geliştirmiştir. Bu çalışma, Türkiye'de göç alanında uygulanan politikaları belirli dönemler çerçevesinde ele alarak karşılaştırmalı bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, literatürdeki çalışmaları tekrar etmekten ziyade, 1960 sonrası dönemde uygulanan göç politikalarının ortaya çıktığı koşulları, bu politikaların sonuçlarını ve uzun vadeli etkilerini incelemeye odaklanmaktadır. Bu çerçevede, farklı dönemlerde geliştirilen politikaların toplumsal yapı ve devlet pratiği üzerindeki yansımaları karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, Türkiye'nin 1960 yılından günümüze uzanan süreçte göç politikalarını değişen demografik yapı ve fiziksel koşullara bağlı olarak yeniden şekillendirdiğini göstermektedir. Bu politikaların, sığınmacılar ile yurt dışında yaşayan vatandaşların temel haklarını gözetmeyi amaçladığı, aynı zamanda ülke içindeki toplumsal dengeyi korumaya yönelik bir yaklaşım benimsediği görülmektedir. Bunun yanı sıra, yurt dışındaki vatandaşların kimlik bağlarının korunmasına yönelik uygulamaların da hem demografik hem de sosyo-kültürel düzeyde politika alanına dâhil edildiği tespit edilmiştir.Migration, or the displacement of communities through various internal and external behaviors, is a multifaceted social phenomenon. This mobility, encompassing forced, voluntary, and seasonal migration, stands out in Turkey not only as a demographic process but also as an area that must be evaluated in terms of its historical, social, and political dimensions. Throughout history, the Anatolian geography has been a crossroads for diverse ethnic and cultural communities; this has transformed Turkey into a transit area where migration movements are intensely experienced. This accumulation has laid the groundwork for migration to acquire a socio-cultural and political character in Türkiye. Migration policies in Turkey have been shaped by the influence of historical conditions and have aimed to manage migration movements in an orderly manner. These policies have not only considered migration as a spatial mobility but have also evaluated it within a framework encompassing elements such as integration, social cohesion, and the preservation of identity. Migration movements, which increased during the late Ottoman period, gained a more systematic structure during the Republican era and have continued in various forms to the present day. Migration is more than just individual displacement; it is a phenomenon that impacts economic structures, social relations, and political order. Observed since the earliest periods of human history, this mobility has played a decisive role in the spread of populations across the globe. While migrations in the early periods occurred due to reasons such as security, livelihood, and war, today, under the influence of globalization, they have taken on a more complex structure. Population growth, economic inequalities, educational opportunities, and regional conflicts are among the fundamental dynamics of contemporary migration movements. Under these conditions, although migration makes it more challenging for individuals to integrate into a new social structure, it continues to maintain its importance within the international system. Turkey has also developed various migration policies in different periods to manage this process. This study aims to provide a comparative evaluation of migration policies implemented in Turkey within specific time periods. Rather than simply repeating existing literature, the research focuses on examining the conditions under which migration policies emerged after 1960, their outcomes, and their long-term effects. Within this framework, the reflections of policies developed in different periods on social structure and state practice are discussed comparatively. The findings of this study show that Turkey has reshaped its migration policies from 1960 to the present day in response to changing demographic structures and physical conditions. These policies aim to protect the fundamental rights of refugees and citizens living abroad, while also adopting an approach to maintain social balance within the country. Furthermore, it has been determined that practices aimed at preserving the identity ties of citizens living abroad have been incorporated into the policy sphere at both demographic and socio-cultural levels.trInternational RelationsUluslararası İlişkilerTurkey’s Comparative Migration Policies from 1960 to Today1960 Yılından Günümüze Türkiye’nin Karşılaştırmalı Göç PolitikalarıMaster Thesis