Mollavelioğlu, Muhammed ŞükrüDoğan, Muhamed Sabri2026-03-012026-03-012025https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CtwiQkYvArAb95Ufpfs_vk_RMMJQBTu-UaA-lXR_pQC91fdphxmb3Xa9lSFiehOUhttps://hdl.handle.net/20.500.14720/30005Endüstrileşmeyle birlikte meydana gelen üretim artışı ve giderek artan dünya nüfusu beraberinde enerji tüketiminde yükselişe neden olmaktadır. Ortaya çıkan bu enerji talebinin büyük bir kısmı ise fosil yakıtlardan elde edilmekte ve bu durum karbondioksit (CO₂) emisyonlarını yükselterek çevresel kalitede bozulmalara neden olmaktadır. Ekonomik büyüme beraberinde çevresel kirlilik meydana getirmekte ve dolayısıyla ekonomik büyüme ile çevre arasındaki ilişki dengesizleşmekte ve geri dönülmesi imkânsız sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Ekonomik büyüme ve çevresel kirliliğin ayrıştırılması, sürdürülebilir bir gelecek açısından hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar için cevap bulunması gereken önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, ekonomik büyüme ve CO2 emisyonlarının ayrıştırılmasında, Tapio ayrıştırma endeksini kullanarak farklı ayrışma bölgeleri için ayrışmaya neden olabilecek değişkenlerin (ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji tüketimi, insani gelişme endeksi, çevre vergileri ve doğrudan yabancı yatırımların) etki yönlerini belirlemektir. Çalışmada 38 OECD ülkesine ait 1995–2023 dönemini kapsayan veriler kullanılmıştır. Çalışmada panel kantil regresyon yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, OECD ülkelerinde ekonomik büyüme ile CO₂ emisyonları arasındaki ilişkinin ülkeler arasında heterojen bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. İnsani gelişme düzeyinin I. ve IV. bölgelerde ayrışmayı zayıflattığı elde edilirken, yenilenebilir enerji kullanımı ve çevre vergilerinin ise ayrıştırmayı III. (zayıf negatif ayrışma, gerileyen birleşme ve gerileyen ayrışma) ve IV. (güçlü ayrışma) bölgelerde güçlendirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca doğrudan yabancı yatırımların ise tüm bölgelerde ayrışma esnekliği üzerinde negatif olmasına rağmen I. ve IV. bölgelerde ayrışmayı güçlendirmektedir. Bu bulgular, çevresel kirliliğe yol açmadan sürdürülebilir bir büyümenin mümkün olabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımları ile çevre vergilerinin etkin şekilde uygulanmasının ve doğrudan yabancı yatırımların ise çevresel standartları çerçevesinde yönlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca genel bir çözüm yolundan ziyade her bir ülke özelinde bulunduğu ayrışma bölgesi göz önünde bulundurularak ekonomik ve çevresel politikaların uygulanması, büyüme ve emisyon ilişkisinin daha sağlıklı bir hal alacağını göstermektedir.The increase in production associated with industrialization, together with the continuously growing global population, has led to a rise in energy consumption. A large share of this energy demand is met by fossil fuels, which increases carbon dioxide (CO₂) emissions and results in environmental degradation. Economic growth thus tends to generate environmental pollution, disrupting the balance between economic development and the environment and potentially giving rise to irreversible consequences. Accordingly, decoupling economic growth from environmental pollution has emerged as a critical issue requiring careful consideration by both policymakers and researchers in pursuit of a sustainable future. The main objective of this study is to identify the direction of the effects of variables that may drive decoupling, such as namely economic growth, renewable energy consumption, the Human Development Index, environmental taxes, and foreign direct investment, on the decoupling of economic growth and CO₂ emissions across different decoupling regions, using the Tapio decoupling index. The analysis is based on data covering the period 1995–2023 for 38 OECD countries and employs the panel quantile regression method. The findings indicate that the relationship between economic growth and CO₂ emissions in OECD countries exhibits substantial cross-country heterogeneity. While the level of human development is found to weaken decoupling in Regions I and IV, renewable energy use and environmental taxes are shown to strengthen decoupling in Regions III (weak negative decoupling, recessive coupling, and recessive decoupling) and IV (strong decoupling). In addition, although foreign direct investment exerts a negative effect on decoupling elasticity across all regions, it strengthens decoupling in Regions I and IV. These findings suggest that achieving sustainable growth without inducing environmental degradation requires the effective implementation of renewable energy investments and environmental taxes, as well as the alignment of foreign direct investment with environmental standards. Moreover, rather than adopting a one-size-fits-all approach, implementing economic and environmental policies tailored to each country's specific decoupling region would lead to a healthier growth–emissions relationship.trEkonomiEconomicsÇevresel Tahribat Olmaksızın Ekonomik Büyüme Mümkün Mü? Tapio Ayrışma Bölgeleri Çerçevesinde OECD Ülkeleri Üzerine Panel Kantil Regresyon AnaliziIs Economic Growth Possible Without Environmental Degradation? A Panel Quantile Regression Analysis of OECD Countries Within the Framework of Tapio Decoupling RegionsDoctoral Thesis