YYÜ GCRIS Basic Database

YYÜ GCRIS Basic Database, which is a part of Van Yüzüncü Yıl University (YYÜ) Research Ecosystem, is an Institutional repository at international standards that allows searching and discovering all research outputs.

Recent Submitted Publications

Doctoral Thesis
Elektrodöndürme Yöntemiyle Elde Edilen Zein Tabanlı Biyoaktif Madde Yüklü Nanomateryallerin Karakterizasyonu ve Tavuk Köftenin Bazı Kalite Parametreleri Üzerine Etkisi
(2025) Kutlu, Nazan; Meral, Raciye
Bu çalışmada, antimikrobiyal ve antioksidan özelliklere sahip keten tohumu yağı, kurkumin ve gallik asit yüklü zein tabanlı nanolifler üretilip karakterize edilmiş ve bu nanoliflerin tavuk köftenin depolanması ile kızartılması sürecindeki kalite özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında; zein tabanlı nanolif (ZN), kurkumin yüklü (ZNC), keten tohumu yağı yüklü (ZNF), gallik asit yüklü (ZNG), keten tohumu yağı ve kurkumin yüklü (ZNFC), keten tohumu yağı ve gallik asit yüklü (ZNFG) ile keten tohumu yağı, gallik asit ve kurkuminin birlikte yüklendiği (ZNFCG) olmak üzere yedi farklı zein tabanlı nanolif türü üretilmiştir. Elektrodöndürme cihazı çalışma koşulları tüm nanolifler için 27 kV voltaj, 0.065 mL/dk çözelti akış hızı ve iğne ucuyla plaka arasındaki mesafe 12 cm olarak belirlenmiştir. Elde edilen nanoliflerin çaplarının 170.79±61.47-318.55±37.90 nm arasında değişim gösterdiği, nanoliflerin enkapsülasyon etkinliğinin (EE) ise oldukça yüksek olduğu (%97.13 ile %98.03) belirlenmiştir. Biyoaktif maddelerin nanolif içine başarılı bir şekilde en kapsüle edildiği ATR-FTIR analizinden elde edilen spektrumlarla kanıtlanmıştır. Nanoliflerin çeşitli patojen mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiş ve nanoliflerin 16, 15.5, 15 ve 14 mm inhibisyon çapı oluşturarak bu patojenlere karşı oldukça yüksek antimikrobiyal etki gösterdiği belirlenmiştir. Nanoliflerin mikroorganizmaları inhibe eden en düşük konsantrasyonlarının 0.05 mg/mL gibi düşük miktarlar olduğu görülmüştür. Ayrıca, nanoliflere yönelik in vitro kontrollü salınım testleri gerçekleştirilmiş, nanoliflerin toplam fenolik madde miktarı (TFM), antioksidan kapasitesi (DPPH) ve termal özellikleri belirlenmiştir. Karakterizasyon analizleri gerçekleştirildikten sonra tavuk köfteler nanolifle kaplanmış ve toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) yükü 6 log kob/g değerine ulaşana kadar örnekler 4±2°C'de muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince nanoliflerin tavuk köftenin kalite parametreleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla; TMAB sayımı, toplam psikrofilik bakteri (TPB) sayımı, toplam maya-küf (TMK) sayımı, pH, tiyobarbitürik asit sayısı (TBA), renk ve karbonil madde miktarı analizleri gerçekleştirilmiştir. Muhafazanın 3.gününde nanolifle kaplı olmayan grupta (K-TK) TMAB sayısı 6.11 log kob/g, ZNFCG-TK grubunda ise 3.40 log kob/g olarak bulunmuştur. Ayrıca muhafazanın 14. gününde ZNFCG-TK grubunda TMAB sayısı 7.89 log kob/g değerine ulaşmıştır. Nanoliflerin tavuk köfte örneğinde mikroorganizma gelişimini sınırlayıcı etkileri olduğu belirlenirken bu anlamda en etkili nanolifin ZNFCG nanolifi olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın diğer kısmında ise, tavuk köfte örnekleri nanolifle kaplanmış ve biyoaktif maddelerin salınım gerçekleştirmesi için 24 saat boyunca 4±2°C'de bekletilmiştir. Daha sonra derin yağda 180ºC'de, 9 dk kızartılmıştır. Kızartma işlemi sonrası; köftelerde kızartma verimi, çap azalması, nem tutma kapasitesi, yağ emilimi, sertlik, renk parametreleri (L*, a*, b*), TBA ve protein oksidasyonu (karbonil içeriği) gibi kalite kriterleri incelenmiştir. Analizler sonucunda, nanolif kaplamanın tüm parametreler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar meydana getirdiği belirlenmiştir (p<0.05). En yüksek kızartma verimi ZNFCG-K (%79.36) grubunda gözlemlenmiş olup en düşük yağ emilimi de ZNFC-K (%1.21) grubunda tespit edilmiştir. Bu örnek gruplarının aynı zamanda en yüksek nem tutma kapasitesine (%65.57 ve %63.09) sahip olduğu belirlenmiştir. Renk parametreleri açısından, nanolif kaplamanın özellikle ürünün açıklığı (L*) ve sarılığı (b*) üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. ZNF-K grubunda en yüksek b* değeri (31.43) tespit edilmiştir. Oksidatif stabilite bakımından değerlendirildiğinde, en düşük TBA değeri ZNFCG-K (0.24 mg MDA/kg) ve ZNFG-K (0.28 mg MDA/kg) gruplarında bulunmuştur. Sertlik analizi sonucuna göre ise ZNFC-K grubunun diğer örnek gruplarına göre en yumuşak tekstüre sahip olduğu (5.08 N) belirlenmiştir. Bu çalışmada; zein tabanlı biyoaktif madde yüklü nanoliflerin tavuk köftenin hem depolama süresince mikrobiyal kalitesi hem de kızartma sonrası kalite özellikleri üzerinde olumlu etkiler sağladığı belirlenmiştir.
Master Thesis
Ezop Masalları'nın Eğitsel İletiler Metin-Görsel Uyumu Ve Söz Varlığı Yönünden İncelenmesi
(2025) Akgül, Miray; Kardaş, Mehmet Nuri
Bu araştırmada Ezop Masalları'nın eğitsel iletiler, metin-görsel uyumu ve kalıplaşmış söz varlığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır Çalışma nitel araştırma yöntemine uygun olarak yapılandırılmıştır. Araştırma doküman incelemesi (belgesel tarama) modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Çalışmada masalların resim-metin uyumunu incelemek için Cımbız (2017) tarafından geliştirilmiş olan 'Resim–Metin İlişkisi Kategori Listesi' kullanılmıştır. Masallarda yer alan eğitsel iletilerin incelenmesinde 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde yer alan 20 eğitsel ileti esas alınmıştır Çalışmanın söz varlığı unsurları boyutunda masallarda yer alan deyimler, atasözleri, ikilemeler ve argo ifadeler incelenmiştir. Veri toplama sürecinde metinler; eğitsel iletiler, görsel destek unsurları ve kalıplaşmış söz varlığı unsurları açısından kodlanarak temalara ayrılmıştır. Elde edilen bulgular frekanslarla desteklenmiş ve nitel yorumlarla açıklanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, masallarda yer alan söz varlığı unsurlarının daha çok deyimler ve ikilemelerden oluştuğu, atasözlerine sınırlı oranda yer verildiği, argo sözcüklere ise yer verilmediği görülmüştür. Bazı masallarda birkaç eğitsel iletiye yer verildiği, bazı masallarda ise hiç yer verilmediği görülmüştür. Ayrıca metinlerde içerik-görsel uyumuna yeterince dikkat edilmediği tespit edilmiştir
Master Thesis
İlk Haçlı Seferlerinin Bazı Batılı Yazarların Eserlerindeki Yansımaları
(2025) Medineli, Yusuf; Arı, Mehmet Salih
Haçlı seferlerinin sebepleri ile ilk Haçlı seferlerinin batılı kaynaklarda nasıl aktarıldığı konusu bu çalışmanın ana fikrini oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Haçlı seferlerinin sebepleri ele alınarak, konuya her boyutu ile değinilmeye özen gösterilmiştir. Özellikle dini, siyasi ve ekonomik sebeplerin yanı sıra o dönemde Müslümanların Hristiyanlara karşı tutumlarının nasıl olduğu ve Haçlı seferlerinin başladığı dönemde İslâm dünyasının genel durumunun bu seferlere etki edip etmediği gibi hususlar üzerinde durularak, bu sebepler mümkün mertebe açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde I. Haçlı Seferi'nin genel seyri üzerinde durulmuş, Haçlı seferleri için yapılan çağrı sonrası Hristiyan orduların ilerleyişleri ve icraatları, batılı tarihçilerin kronikleri temel alınarak özetlenmiştir. Haçlıların Anadolu'ya girdikten sonra başta İznik olmak üzere ele geçirdikleri yerler ve bunların önemi üzerinde durularak, Antakya ve Kudüs'ün nasıl ele geçirildiğine ışık tutulmaya çalışılmıştır. İlk Haçlı seferlerine müteakip meydana gelen Haçlı hareketleri açıklanarak bu seferlerden sonra Doğu'da kurulan Haçlı devletlerinin hangileri olduğu belirtilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde; II. Haçlı Seferi'nin nedenleri ele alınırken özellikle Urfa şehrinin Zengî Hanedanlığı tarafından Haçlılardan geri alınmasının bu sefere olan etkisini açıklamaya özen gösterilmiştir. II. Haçlı Seferi'nin genel seyri ve sonuçları ile Kudüs'ün Selâhaddîn-i Eyyûbî tarafından geri alınması ve bu durumun III. Haçlı Seferi'ne olan etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise III. Haçlı Seferi değerlendirilerek bu sefer boyunca mücadele halinde olan İngiltere Kralı Richard ile Selâhaddîn-i Eyyûbî arasındaki çekişme üzerinde durulmaya gayret edilmiştir. İlk üç Haçlı seferi 1095 yılı ile 1192 yılları arasındaki yaklaşık yüz yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Dolayısıyla çalışma sürecinde mümkün olduğu kadar bu döneme genel bir bakış açısıyla ışık tutulmaya çalışılmış, bununla birlikte önemli olan bir takım olaylar üzerine detaylı açıklamalar yapmaktan kaçınılmamıştır. İlk Haçlı seferleri ele alınırken çalışmanın amacı gereği batılı kaynaklar esas alınmıştır.
Master Thesis
Karşılıklı Öğretim Tekniğinin 7. Sınıf Öğrencilerinin Okuma Motivasyonu, Okur Öz Algısı, Okuduğunu Anlama Başarısına Etkisi Ve Uygulamalara İlişkin Öğrenci Görüşleri
(2025) Can, Ece; Kaya, Mustafa
Bu çalışmanın amacı, karşılıklı öğretim tekniğinin ortaokul öğrencilerinin okuma motivasyonu, okur öz algısı, okuduğunu anlama başarısı üzerindeki etkilerini tespit etmek ve yapılan uygulamaya ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada karma araştırma yöntemlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunu gerçek deneysel desenlerden ön test son test kontrol gruplu seçkisiz desen kullanılırken araştırmanın nitel boyutunda ise nitel araştrıma tekniklerinden görüşme kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Van'ın Tuşba ilçesine bağlı İskele Ortaokulunda 7. sınıfta öğrenim gören 26'sı deney, 26'sı ise kontrol grubunda olmak üzere 52 oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; 'Okuma Motivasyonu ve Okumaya Adanmışlık Ölçeği', 'Okur Öz Algısı Ölçeği', 'Okuduğunu Anlama Başarı Testi' ve 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler JAMOVİ 2.3.28 programı ile, nitel verilerin analizi ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Çalışmadaki sonuçlara göre deney grubu ile kontrol grubu arasında okuduğunu anlama başarısına ilişkin deney grubunun lehine anlamlı farklılığın olduğu bulgulanmıştır. Bu bulgulardan hareketle karşılıklı öğretim tekniğinin mevcut müfredata göre okuduğunu anlama başarısında daha etkili sonuçlar sunduğu tespit edilmiştir. Araştırmada karşılıklı öğretim tekniğinin okuma motivasyonuna etkisi de incelenmiştir. Çalışmadaki son test sonuçlarına göre deney grubu ile kontrol grubu arasında deney grubunun lehine anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Çalışmada kullanılan tekniğin okur öz algısı üzerine etkisi de değerlendirilmiştir. Bu sonuçlara göre deney grubu ile kontrol grubu arasında deney grubunun lehine anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışmada ulaşılan son sonuçlar ise deney grubunda yer alan öğrencilerin karşılıklı öğretim tekniği ile ilgili görüşlerine ilişkin bulgulardır. Bu sonuçlara göre katılımcılar, karşılıklı öğretim tekniğinin öğrencilerin kelime dağarcığını geliştirdiğini, okuduğunu anlama becerilerini artırdığını ve farklı bakış açıları kazanmalarına katkı sağladığını belirtmiştir. Öğrenciler, bu tekniğin sadece Türkçe değil, diğer derslerdeki başarılarını da olumlu yönde etkilediğini ifade etmişlerdir. Çalışmada ulaşılan sonuçlar doğrultusunda çeşitli önerilere yer verilmiştir.
Master Thesis
2023 Ölçme Değerlendirme Yönetmeliğinin Türkçe Dersi Sınavlarında Uygulanmasına İlişkin Öğretmen Görüşleri
(2025) Birinci, Hasan; Kardaş, Mehmet Nuri
Bu çalışma, 2023 yılında yürürlüğe giren yeni Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği çerçevesinde, Türkçe öğretmenlerinin dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerine yönelik uyguladıkları sınavlarla ilgili deneyim ve görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımına dayalı olarak yapılan durum çalışması yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, Van ili merkez ilçelerindeki ortaokullarda görev yapan 14 Türkçe öğretmeni çalışma grubuna dâhil edilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF)' ile toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, dinleme ve konuşma becerilerinin sınavla ölçülmesinin güç olduğu ve sürece dayalı değerlendirmenin bu becerilerin daha doğru ve kapsamlı bir şekilde ölçülmesine olanak tanıyacağı bulgulanmıştır. Ayrıca, teknolojik altyapı eksikliklerinin, öğrenci tutumlarının ve bireysel farklılıkların ölçme süreçlerini olumsuz etkilediği; sınavların öğrencilerin gelişim düzeyine uygun olmaması ve değerlendirme süreçlerinin nesnelliği üzerinde çeşitli olumsuz etkiler oluşturduğu vurgulanmıştır. Konuşma becerisi sınavlarında, öğrencilerin sınav kaygısı ve zaman kısıtlamaları nedeniyle gerçek potansiyellerini sergileyemedikleri ifade edilmiştir. Diğer taraftan, sınav senaryolarının planlama kolaylığı sağlama ve öğretmene rehberlik etme gibi avantajlarına rağmen, esneklik eksikliği, kapsam geçerliliği ve sınıf seviyelerinin yeterince dikkate alınmaması gibi dezavantajlar belirtilmiştir. Katılımcılar, Millî Eğitim Bakanlığı'nın sağladığı ölçme araçlarının sınırlamaları karşısında, kendi hazırladıkları araçların öğrenci seviyesine daha uygun olduğunu ayrıca müfredatın dört beceriye dayalı olarak yeniden yapılandırılmasını ve öğretmenlere yönelik sürekli eğitim desteği sağlanmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, sınıf içi ortam koşullarının ve zaman sınırlamalarının ölçme süreçlerinin etkinliğini ciddi biçimde engellediği ifade edilmiştir. Çalışma sonunda elde edilen bulgular doğrultusunda, ölçme ve değerlendirme süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi için çeşitli yapısal ve pedagojik öneriler sunulmuştur.