Browsing by Author "Ürün, Muslih"
Now showing 1 - 4 of 4
- Results Per Page
- Sort Options
Article Adjuvant Platin Bazlı Tedavi Verilen Evre Iıb-ıııa Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Hastalarında Adjuvant Tedaviye Kadar Geçen Sürenin Hastalıksız Sağkalıma Etkisi(2023) Ürün, Muslih; Uysal, Emre; Sezgin, YasinAmaç: Küratif cerrahi rezeksiyon geçiren ve adjuvan tedavi verilen küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında adjuvan tedaviye kadar geçen sürenin hastalıksız sağ kalımla ilişkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda 2010-2020 yılları arasında küratif cerrahi rezeksiyon geçirmiş ve adjuvan tedavi alan evre IIB-IIIA hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Tedaviye 6 haftadan önce ve sonra başlayanlar olarak kategorize edilip radyolojik nükse kadar geçen zaman hesaplandı. Bulgular: Toplam 89 hasta değerlendirildi. Hastaların 52’sinde adjuvan tedavi ameliyattan sonra 6 içinde başlamışken 37’sinde ise 6 haftadan sonra başladı. Tedaviye 6 haftadan sonra başlanan hastalarda hastalıksız sağkalım istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük bulundu (p=0,014). Ayrıca çok değişkenli analizde ECOG performans skorunun 0 olması ve adjuvan tedaviye 6 haftadan önce başlanması bağımsız prognostik faktörler olarak bulundu (p=0,001, p=0,045) Sonuçlar: Küratif rezeksiyon uygulanan ve adjuvan tedavi planlanan küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında tedaviye 6 haftadan sonra başlamak hastalıksız sağkalımı kısaltmıştır. Bulgularımıza göre tedaviye 6 haftadan önce başlanması önerilmektedir.Specialist Thesis Factors That Predict Neoadjuvant Chemotherapy Response in Patients With Non-Metastatic Gastric Cancer(2024) Karaoğlu, Şeyda Nur; Ürün, MuslihLokal ileri evre gastrik tümörlerde standart tedavi yaklaşımı neoadjuvan kemoterapi sonrası cerrahidir. Çalışmamızda neoadjuvan kemoterapi alan lokal ileri evre gastrik kanser hastalarında tedavi yanıtını ve prognozunu predikte eden faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu çalışmaya 01 Ocak 2010-01 Eylül 2023 tarihleri arasında Yüzüncüyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tıbbi Onkoloji polikliniğe başvuran non metastatik gastrik adenokanser tanısı olup neoadjuvan kemoterapi alan toplam 106 hasta dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, klinikopatolojik özellikleri ve çeşitli laboratuar parametreleri hastane kayıtlarındaki bilgiler doğrultusunda incelenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda toplam 106 hastanın demografik ve klinikopatolojik özelliklerine göre neoadjuvan kemoterapiye verdikleri yanıtlar değerlendirildiğinde; patolojik yanıt olan grupta klinik T evresi patolojik yanıt olmayan gruptan anlamlı olarak daha düşük (p<0,05), küratif cerrahi oranı anlamlı olarak daha yüksek (p<0,05), palyatif cerrahi oranı anlamlı olarak daha yüksek (p<0,05) , cerrahi sınır oranı, nöral ve vasküler invazyon anlamlı olarak daha düşük (p<0,05), intestinal lauren oranı anlamlı olarak daha yüksek (p<0,05), iyi ve orta derece diferansiyasyon oranı anlamlı olarak daha yüksek (p<0,05), tutulan lenf nodu anlamlı olarak daha düşük(p<0,05) , yüksek TNM evresi anlamlı daha düşük (p<0,05), ECOG skoru anlamlı olarak daha düşük (p<0,05), nöropati ve stomatit oranı anlamlı olarak düşük (p<0,05), CA19,9 ve PDW anlamlı yüksek (p<0,05) , tam ve parsiyel radyolojik yanıt oranı anlamlı yüksk (p<0,05), TRG skoru anlamlı olarak düşük (p<0,05) , adjuvan tedavi kür sayısı anlamlı düşük (p<0,05) , yaşam oranı anlamlı yüksek (p<0,05) , hastalıksız sağ kalım süresi patolojik yanıt olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. Sonuç: Sonuç olarak neoadjuvan verilen hastalarda hastanın yüksek klinik T evresi, kötü diferansiye histolojisi, yüksek grade, yüksek ECOG performans skoru, serum CA 19-9 düşüklüğü, yan etki olarak nöropati ve stomatit gelişmesi hastanın tedaviye yanıt verme durumunun daha düşük olduğunu saptadık. Neoadjuvan tedaviye yanıtı verenlerde beklenen sağ kalım daha yüksekti.specialization-in-medicine.listelement.badge Metastatik Mide Kanseri Hastalarında Uygulanan Birinci Basamak Tedavi Rejimlerinin Etkinlik ve Tolerabilitesi(2025) Taş, Zeki Murat; Ürün, MuslihMide kanseri, dünya genelinde en sık görülen malignitelerden biri olup prognozu genellikle kötüdür. Metastatik mide kanseri tedavisinde kemoterapi birinci basamak standart yaklaşım olsa da rejimlerin etkinlik ve toksisite profilleri farklıdır. Bu çalışmanın amacı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde metastatik mide kanseri tanısı alan hastalarda uygulanan birinci basamak tedavi rejimlerinin etkinlik ve yan etkilerini, yanıtı predikte eden faktörleri ve sağkalım için bağımsız prognostik faktörleri saptamaktır. 1 Ocak 2015 – 1 Mayıs 2025 tarihleri arasında merkezimiz de takip edilen 92 metastatik mide kanseri hastası retrospektif olarak incelendi. Demografik özellikler, vücut kitle indeksi, komorbiditeler, sigara/alkol öyküsü, laboratuvar parametreleri, HER2 durumu, klinik ve patolojik evre, ECOG performans skoru, kullanılan tedavi rejimleri ve tedaviye bağlı yan etkiler kaydedildi. Sağkalımı etkileyen faktörler univaryant ve multivaryant analizlerle değerlendirildi. Hastaların ortalama yaşı 61±10 olup %62'si erkekti. En sık uygulanan kemoterapi rejimleri FOLFOX ve CAPOX idi. Genel yanıt oranı %38 bulundu. Medyan progresyonsuz sağkalım 6,8 ay, medyan genel sağkalım 11, 2 ay olarak hesaplandı. Multivaryant analizde düşük performans skoru, tedaviye yanıtsızlık ve düşük albümin düzeyleri bağımsız kötü prognostik faktörler iken, bulantı kusma yan etki gelişimi,2.ve 3. Basamak tedavi alımı uzun PFS olumlu prognostik faktörler olarak saptandı (p<0,05). Toksisite açısından en sık görülenler hematolojik yan etkiler (%42) ve gastrointestinal şikâyetler (%31) idi. Metastatik mide kanseri tedavisinde floropirimidin ve platin bazlı kombinasyonlar halen etkinliğini korumaktadır. Ancak sağkalımı belirleyen temel faktörler yalnızca tedavi rejimleri değil, aynı zamanda hastanın performans durumu, biyokimyasal parametreleri ve tümör biyolojisidir. Bu nedenle tedavi seçiminde bireyselleştirilmiş yaklaşım önemlidir. Çalışmamız, gerçek yaşam verileriyle ülkemizdeki klinik pratiğe katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Metastatik mide kanseri; kemoterapi; FOLFOX; CAPOX; sağkalım; prognostik faktörler; tedavi yanıtı; toksisite; gerçek yaşam verileriArticle Yumuşak Doku Sarkomunda Pazopanıb Kullanımına İlişkin Gerçek Hayat Verileri(2023) İleri, Serdar; Yerlikaya, Halis; Ürün, Muslih; Sezgin, Yasin; Karhan, OğurÖzet Amaç: Yumuşak doku sarkomu 50 den fazla alt sınıftan oluşan heterojen bir malignite grubudur. Nadir görülmekle birlikte genellikle kemoterapiye dirençli olup, prognozu kötüdür. Çalışmamızda metastatik yumuşak doku sarkomlarında pazopanib kullanımının etkinliği, tolerabilitesi ve yan etki profilini araştırmayı planladık. Yöntem: Çalışmamız tek merkezli retrospektif bir çalışma olup, metastatik olan ve pazopanib alan 18 yaş üstü hastalar dahil edildi. Geriye yönelik dosya taramasında toplam 37 hastanın verisine ulaşıldı. Pazopanib kullanan hastalarda; tümörün yerleşim yeri, histolojik alt tipi, tümör derecesi, hastalığın evresi, pazopanibin hangi basamakta başlandığı, pazopanibin etkinliği, tolerabilitesi, ve yan etki profili incelendi. Bulgular: Hastaların tanı sırasında ortalama yaş 49. Pleomorfik sarkom en sık görülen alt tip idi. Birinci basamak tedavi sonrası hastaların progresyonsuz sağ kalımı (PFS) 18 hafta idi. Hastaların genel sağ kalım (OS) ortanca sağ kalım 20 ay bulundu. Pazopanib ile ortanca PFS 18 hafta olarak saptandı. Sonuç: Etkinlik ve yan etki yönünden araştırma yaptığımız çalışmada; yumuşak doku sarkomunda pazopanib kullanımı hem PFS hem OS açısından etkin bulundu. Yan etkiler tolere edilebilir ve tedavi edilebilir yan etkilerdi. Çalışmamızda hipotiroidi gelişen hastalarda 32 hafta, gelişmeyelerde ise 16 haftalık bir PFS elde edildi. Bu açıdan hipotiroidi gelişim yanıt için bir prediktif parametre olabilir.
