1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Demir, Canser Yılmaz"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 2 of 2
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Specialist Thesis
    Bisfenol A ile Jinekomasti Hastalığı Arasında Olası İlişki
    (2025) Şahin, Tuğçe Nur; Demir, Canser Yılmaz
    SAHİN, T.N. Bisfenol A ile Jinekomasti Hastalığı Arasında Olası İlişki, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Tezi, Van, 2025. Jinekomasti erkeklerde en yaygın görülen iyi huylu meme hastalığıdır ve glandüler doku büyümesi ile kendini gösterir. Bazı vakalarda spontan gerilese de birçok hastada medikal veya cerrahi tedavilere gereksinim duyulabilir. Bisfenol A ise küresel üretimi çok yüksek olan ve endokrin sistem üzerinde etkiler gösteren östrojenik bir kimyasaldır. Bu çalışmada jinekomasti hastalığı ile bisfenol A arasındaki olası ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Prospektif olarak Nisan 2024 – Haziran 2025 tarihleri arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı'nda yapılmıştır. Çalışmamızda 34 jinekomasti hastası ile 31 sağlıklı gönüllü olmak üzere toplamda 65 olgunun serumlarında bisfenol A düzeyleri incelendi. Jinekomasti hastalarındaki incelemede serum bisfenol A düzeyi en az olan hastada 240,25 ng/L ve en yüksek 276,21 ng/L olarak bulunmuştur. Kontrol grubunda ise serum bisfenol A düzeyi en az olan hastada 122,28 ng/L ve en yüksek 141,28 ng/L olarak bulunmuştur. Jinekomasti hastalarında ortalama bisfenol A düzeyi 258,7791 ± 10,46876 ng/L ve kontrol grubunda ortalama bisfenol A düzeyi 131,4668 ± 5,65178 ng/L olarak bulunmuştur (p=0,001). Çalışmamızın sonuçlarına göre jinekomasti hastalarının serumundaki bisfenol A düzeyleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur. Bisfenol A maruziyetinden korunmak jinekomasti hastalığında gerileme ve ortaya çıkışında azalma sağlayabilir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Specialist Thesis
    Comparison of Angiotensin Converting Enzyme Inhibitor, Angiotensin Receptor Blocker and Steroid Activity in Rabbit Ear Experimental Hypertrophic Scar Model
    (2017) Ersöz, Muhammet Eren; Demir, Canser Yılmaz
    Yara iyileşmesi sürecindeki sapmalar aşırı skar oluşumu ile karakterize hipertrofik skar ile sonuçlanır. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi'nin uğraştığı temel konular arasında yer alan hipertrofik skar ciddi kozmetik ve semptomatik problemlere yol açar. Hipertrofik skara yol açan olaylar kapsamlı bir şekilde incelenmesine rağmen etyopatogenezi hâlâ net olarak anlaşılamamıştır. Etyopatogenezi hakkında az şey bilinmesi tedavide genel olarak tatminkâr olmayan sonuçlara ve yeni arayışlara yol açmıştır. Bunun için çok sayıda deneysel ve klinik çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada kortikosteroid ile renin anjiyotensin sistemini bloke edici farmakolojik ajanlar olan anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (ADEi) ve anjiyotensin II reseptör blokörlerinin (ARB) hayvan modelinde oluşturulan hipertrofik skar üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 20 adet Yeni Zelanda cinsi tavşan beş gruba (A: Sham grubu, B: Kontrol grubu, C: ADEi grubu, D: ARB grubu, E: İntralezyonel kortikosteroid grubu) ayrıldı. Her bir tavşanın her iki kulağının ventral kısmında cilt, cilt altı doku ve perikondriyum çıkarılıp zeminde kıkırdak bırakıldı ve 4 adet 6 mm çaplı sirküler defektler oluşturularak hipertrofik skar modeli tasarlandı. 40'ıncı günde çalışma sonlandırılıp histopatolojik inceleme için örnek alındı. Alınan her örnek için skar elevasyon indeksi (SEİ), fibroblast sayısı, total kollajen yoğunluğu, tip 1 ve tip 3 kollajen yoğunluğu, epitelizasyon, vaskülarizasyon, inflamasyon ve fibrozis değerlendirilerek karşılaştırıldı. Çalışmamızda SEİ, total kollajen ve tip 3 kollajen değerinin düşüklüğü ve tip 1 kollajen değerinin yüksekliği açısından en üstün grup kortikosteroid grubudur. Sadece fibroblast sayısının ADEİ grubunda steroid grubuna göre daha düşük olduğu saptanmıştır ancak anlamlı bir farklılık yoktur. Tip 1 ve tip 3 kollajen yoğunluğu, epitelizasyon, vaskülarizasyon, inflamasyon ve fibrozis açısından ADEİ ve ARB grubu karşılaştırıldığında aralarında fark izlenmedi. ADEi grubu SEİ, fibroblast sayısı ve total kollajen değerlerinin düşüklüğü açısından ARB grubundan daha üstün bulunmuştur. Sonuç olarak ADEi ve ARB grubu ilaçların hipertrofik skar tedavisinde olumlu etkisinin olduğunu tespit ettik. Özellikle hipertrofik skarı olan hipertansiyon hastalarında ADEi ve ARB grubu ilaçların tercih sebebi olabileceklerini düşünmekteyiz. Ancak çelişkili sonuçlar elde ettiğimiz konularda daha fazla deneysel çalışmaya ihtiyaç vardır.