Browsing by Author "Engin, Hatice"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Administrative, Social and Cultural Examination of Ethnographic Museums and Sections of Ethnographic Articles in the Eastern Anatolia Region(2022) Engin, Hatice; Kulaz, MehmetEtnografya müzeleri, geçmiş ve günümüz arasında bir bağ kurarak halka ait maddi ve manevi kültür birikimlerini 'şimdiki zamana' aktarmayı hedefleyen müzelerdir. Bu müzelerin temelde kuruluş amaçlarına baktığımızda, milliyetçilik fikri ile ortaya çıktıklarını söylemek mümkündür. Özellikle Fransız İhtilali ile birlikte Avrupa'da ortaya çıkan ulus devletlerinin milliyetçilik fikri, etnografya alanındaki çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu çalışmalar ile etnografya müzeleri, ulus hakkındaki tüm bilgileri toparlayan bir hafıza mekân olarak işlev gören kuruluşlar olarak açılmışlardır. Etnografyanın Türkiye'de gelişimi ise Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi ile Cumhuriyet'in erken dönemine tekabül etmektedir. Cumhuriyetin kuruluşu ile Türk milliyetçiliğine verilen önem beraberinde etnografya, folklor ve antropoloji çalışmalarını da getirmiştir. Bu anlamda yeni kurulan devlet, Anadolu'nun Türk yurdu olarak kabul edilmesini ve Orta Asya'ya dayanan geniş bir Türk kültür anlayışını benimseyerek kültür çalışmalarını bu yönde geliştirmeyi amaç edinmiştir. Atatürk, Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin temelinin kültür olduğunu ifade ederek, yapılacak çalışmaları da bu anlamda yönlendirmiştir. Bu çalışmada amaç, Türkiye genelinde müzecilik açısından geri planda kalmış olan etnografya müze ve bölümlerinin, özelde Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki durumuna dikkat çekerek, bu müzelerin neden ikinci planda kaldığı sorunsallığı üzerinde durmaktır. Dolayısıyla Türkiye'de zaman içerisinde müzecilik anlayışında meydana gelen değişimlerin, etnografya müzelerine neden tesir etmediği ve halkın kültürünü yansıtan bu müzelerin geri planda kalma sebeplerinin irdelenmesi hedeflenmektedir. Çalışmada, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan sekiz adet müze örneği bu çerçevede ele alınmıştır. Ele alınan müzelerin fiziki yapıları, teşhir tanzim düzeni, yönetim ve personel durumu sosyal ve kültürel faaliyetleri gibi alt başlıklara yer verilerek, konu daha detaylı incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu müzelerde sergilenen sınırlı sayıdaki eserlerden de hareketle yörelerin etnografik ve folklorik malzeme açısından zengin potansiyeli öne çıkarılarak, bunun müzelere ne düzeyde yansıtıldığı konusu da ele alınmıştır.Article Okul Binasından Müzeye: Koruma-Yeniden İşlevlendirme Örneği Olarak Muş Müzesi(2024) Engin, HaticeYeniden işlevlendirme yöntemi, Avrupa’da XVI. ve XVIII. yüzyıllar arasında sarayların müze fonksiyonu kazanması ile yaygın bir hale dönüşmüştür. O dönemlerde yalnızca belli bir kitleye hitap eden müzeler, sarayların dönüşümüyle beraber halkın her kesimine ulaşmaya başlamıştır. Türkiye’de ise müzeciliğin temelleri, tarihi değere sahip olan Aya İrini Kilisesi’nin müze olarak açılması ile atılmıştır. Böylece Türkiye’deki ilk müze örneği, tarihi bir yapının yeniden dönüşümü ile sağlanmıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde ise tarihi yapıların yoğun bir şekilde müze olarak işlev kazanması söz konusuydu. Özellikle tarihi ve mimari dokusuyla ön plana çıkmış olan Ayasofya, Kariye Kilisesi, Topkapı Sarayı, Konya Mevlana Türbesi ve Dergâhı gibi anıtlar müze işlevi kazanmıştır. 2000’li yıllardan günümüze ise Anadolu’da yer alan çok sayıda tarihi yapı, müze olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla tarihi değere sahip binaların hem korunması hem de kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından, müze işlevinin çok fazla tercih edilen bir yöntem olduğunu söylemek mümkündür. Zira yeni bir müze binası inşa etme yerine hem binadan tasarruf etmek hem de kent kültürüne ait maddi- manevi kültürel unsurların, tarihi binalarda yok olmadan koruma altına alma düşüncesi ön plandadır. Söz konusu çalışmada da Muş kentinde yer alan ve Cumhuriyet Dönemi’ne ait tarihi okulun müzeye dönüşüm süreci ele alınmıştır. Dönüşümü sağlanan okulun, tarihi ve mimari dokusunun korunmak istenmesinin yanında Muş yöresine bir müze kazandırma amacı taşıdığı yapılan araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Bu anlamda köklü tarihi bir geçmişe sahip olan Muş’un, somut ve somut olmayan kültürel mirasının, okul binası içerisinde nasıl yer edindiği, yapı-müze ilişkisi üzerinden giderek konunun daha anlaşılır kılınması sağlanmıştır. Ayrıca bölgede yeni açılan bir müze olması hasebiyle Muş tarihine, kültürüne, sosyolojik yapısına sunduğu katkılara yer verilmesi çalışmanın bir diğer amacıdır.
