1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Toprak, Nurşen"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 10 of 10
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Analysis of Developmental Dysplasia of the Hip Using Deep Learning Techniques
    (Springer Nature, 2025) Çelik, Ramazan; Yokuş, Adem; Gündüz, Ali Mahir; Canayaz, Murat; Toprak, Nurşen; Türkoǧlu, Saim
    Purpose: Developmental dysplasia of the hip (DDH) is a relatively common musculoskeletal condition in neonates. Early detection with ultrasound (US) is crucial for effective treatment. This study aimed to evaluate images obtained from hip ultrasonography with deep learning methods. Material and Method: Patients who underwent hip ultrasonography between January 2018 and September 2021 and were found to have normal hips and hip dysplasia were retrospectively screened. A total of 947 patient images, 450 girls and 497 boys, were examined. According to the Graf method, images were classified without any marking. In the first stage, two groups were created: those with Type 1 mature hips and those with dysplastic hips (other types). In the second stage of the study, four groups were created using only the α angle: 451 were classified as Type 1, 326 as Type 2a and 2b, 137 as Type 2c and D, and 33 as Type 3 and Type 4. During the classification, three versions of the EfficientNet model, one of the current deep learning models, were used. Classifiers were included in the study to improve the accuracy values of the models. In our study, two classifiers named support vector machine and K-nearest neighbors were used. Results: In the classification phase with deep learning models, the highest accuracy value of 0.9577 was obtained with the EfficientNetB1 model for 2 classes in the first group, while the highest accuracy value of 0.8571 was obtained with the EfficientNetB0 model for 4 classes in the second group. By including the classifiers in the evaluation, the highest accuracy rate was found to be 0.99 with EfficientNetB1 and 1(100%) with EfficientNetB2 in the first group, while it was 0.97 with EfficientNetB0 in the second group. Conclusion: In the diagnosis of developmental hip dysplasia, high accuracy rates were obtained in deep learning methods using US images. Accuracy rates increased with the addition of classifiers to the models. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Bilgisayarlı Tomografi Tetkikleri Gerekenden Fazla Mı İsteniyor
    (2020) Gündüz, Ali Mahir; Toprak, Nurşen
    Amaç: Bilgisayarlı tomografi (BT), tüm hastane başvurularında en sık kullanılan tanısal görüntüleme yöntemlerinden biridir. BT kullanım sıklığı ilk kullanılmaya başlandığı yıllardan beri hızla artmaktadır. Artan BT incelemeleri X ışınından dolayı, öncelikle hastalar, sonrasında bu hizmeti sunan sağlık personelleri için endişe oluşturmaktadır. Bu çalışmada hastanemizde yapılan tüm BT incelemelerinin sayısını ve dağılımını belirleyerek klinik gereklilik dışındaki BT istemlerini önlemeyi ve toplumun maruz kaldığı X-ışını dozunu azaltmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: 1 Ocak 2013 ve 31 Aralık 2019 tarihleri arasında hastanemizde yapılan BT incelemelerinin sayısı belirlenerek bölümlere göre dağılımı yapılmış ve hasta sayılarıyla karşılaştırılmıştır. Bulgular: Acil servise başvuran hasta sayısı hastaneye başvuran toplam hasta sayısının %30,90’ı iken, acil servis kaynaklı BT sayısı, toplam BT sayısının %35,92’sidir. Hastaneye başvuran toplam hasta sayısının %5,05’ine BT çekilirken, acil servise gelen hastaların % 5.88’ine BT çekilmiştir. BT sayılarındaki değişiklikler istatiksel olarak anlamlıdır (p<0,005). Tartışma: BT sayılarındaki değişiklikler istatiksel olarak anlamlı olsada oransal olarak yıllara göre devamlı bir artış olmadığından klinik olarak anlamlı bulunmadı. Bu olumlu sonucu almış olduğumuz tedbirlere bağlamaktayız.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Castleman Hastalığı
    (2020) Toprak, Nurşen; Yokuş, Adem; Arslan, Harun; Akdenız, Hüseyın; Gündüz, Ali Mahir
    Castleman hastalığı ender görülen ve etiyolojisi tamolarak bilinmeyen benign bir lenfoprolifetif hastalıktır.En sık mediastinal lenf nodu tutulumu görülmekleberaber servikal, retroperitoneal, aksiller ve diğerbölgelerdeki lenf nodları da tutulabilir. Histopatolojikolarak hyalin vasküler, plazma hücreli ve miks tip olmaküzere üç tipi bulunmaktadır. Kliniğine göre de lokalizeve sistemik (multisentrik) formları bulunmaktadır.Lokalize tip genellikle asemptomatiktir ve kitle veyaşişlik ile kendini gösterir. Sistemik (multisentrik) tipteise ateş, anemi, yaygın lenfadenopati vehepatosplenomegali gibi nonspesifik semptomlargörülür. Lokalize tipin tedavisi kitlenin cerrahieksizyonudur. Sistemik tip tedavisinde genelliklesteroid, kemoterapi ve radyoterapi kullanılmasınarağmen kesin tedavisi yoktur. Bu çalışmada ses kısıklığışikâyeti ile gelen ve hyalin vasküler tip Castlemanhastalığı tanısı konulan bir olgu sunuldu.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Duodenal Lipom: Bilgisayarlı Tomografi Bulguları
    (2019) Akdemir, Zülküf; Arslan, Harun; Toprak, Nurşen; Akdenız, Hüseyın
    Duodenal lipomlar, gastrointestinal sistemin iyi huylutümörleri olup, literatürde sınırlı vaka bildirileri vardır.En sık yerleşim yeri kolondur (% 64), bunu incebağırsak (% 26), duodenum (% 4), mide (% 3) ve yemekborusu (% 2) izlemektedir. Duodenumda, lipomlarçoğunlukla ikinci kısımda görülme eğilimindedir ve ensık submukozal düzlemde bulunur, fakat aynı zamandasubserozal olabilir ve sapsız veya pedinküllü olabilir.Çoğunlukla asemptomatiktirler ancak daha büyükolanlar karın ağrısı, bağırsak tıkanması veya kanamayaneden olabilir. Endoskopi ve modern görüntülemetekniklerindeki son gelişmeler nedeniyle, daha fazlavaka teşhis ve tedavi edilmektedir. BilgisayarlıTomografi (BT) tanı için ilk tercihtir. Tedavi hastanındurumuna, tümörün büyüklüğüne ve lokalizasyonunabağlıdır. Bu çalışmada, son altı aydır yemek sonrasıdevam eden üst karın dolgunluğu ve mide ekşimesi ilebaşvuran ve duodenal lipom tanısı alan bir hastanın BTbulguları sunulmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Evaluation of Giant Galactocele With Ultrasound and Shearwave Elastography Findings
    (2018) Toprak, Nurşen; Gündüz, Ali Mahir; Çelik, Sebahattin
    Giant galactocele is a rare bening cystic form of milk products of the breast. Giant galactocele’s sonographic features are described inmany reports, but shear wave elastography (SWE) findings are not fully known. Galactocele ultrasound findings have been described,but some lesions are confusing. SWE may show a hard tissue-like finding in the galactocele and may be confused with malignancyespecially in the chronic lesions. In the present case report, we aimed to present routine sonographic and SWE findings of a giantgalactocele in a 29 year old woman.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Other
    Medüller Sünger Böbrek Görüntülemesinde Manyetik Rezonans Urografi
    (2010) Avcu, Serhat; Çetin, Feray Altun; Toprak, Nurşen
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Specialist Thesis
    Neoadjuvan Kemoterapi Tedavisi Alan Lokal İleri Meme Kanserlerinde Tedavi Yanıtını Değerlendirmede Difüzyon Ağırlıklı Manyetik Rezonans Görüntüleme ve ADC Değeri
    (2025) Çoban, Leyla Turgut; Toprak, Nurşen
    TURGUT ÇOBAN, L. (2023). Neoadjuvan Kemoterapi Tedavisi Alan Lokal İleri Meme Kanserlerinde Tedavi Yanıtını Değerlendirmede Difüzyon Ağırlıklı Manyetik Rezonans Görüntüleme ve ADC Değeri. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı. Uzmanlık Tezi. Van. Giriş -Amaç: Meme kanseri kadınlar arasında en sık karşılaşılan kanser türü olup yaklaşık her 8 kadından biri meme kanserine yakalanmaktadır. Meme kanserinin erken tanısında tarama programları sayesinde, meme kanserine bağlı görülen ölüm oranı son yıllarda azalma eğilimindedir. Lokal ileri meme kanseri hastalarında neoadjuvan kemoterapi standart bir tedavi yöntemi haline gelmiştir. Hastalığın evresinin düşürülmesi ve meme koruyucu cerrahiye olanak sağlaması NAK tedavisinin en önemli faydalarındandır. Manyetik Rezonans Görüntüleme meme kanserli hastalarda tanı ve tedavi sürecinde gittikçe yaygınlaşan vazgeçilmez bir görüntüleme yöntemi haline gelmiştir. Difüzyon Ağırlıklı Görüntüleme sekansı doku selülaritesine yönelik incelemedir ve DAG nin tümör hücrelerinde NAK yanıtın değerlendirilmesinde erken dönemde yüksek duyarlılık gösterdiğini ortaya koyan çalışmalar vardır. LİMK de DAG'nin NAK yanıtının değerlendirilmesinde rutin meme MRG incelemeye dahil edilmesini önermektedir. Bu çalışmanın amacı LİMK de tedavi öncesi ve tedavi sonrası DAG ve ADC değerleri kulanılarak NAK değerlendirmek ve patolojik yanıtlarla korelasyonunu göstermektir. Gereç ve Yöntem: Mayıs 2019 – Aralık 2022 tarihleri arasında hastanemiz genel cerrahi kliniğinde meme hastalıkları polikliniğine başvurup klinik, radyolojik ve histopatolojik bulgular doğrultusunda hastanemiz tümör konseyinde değerlendirilip LİMK tanısı alan ve NAK tedavisi başlanacak 78 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar östrojen ve progesteron reseptör varlığı, HER2 durumu, Ki-67 proliferasyon değeri, tümör grade'ine göre moleküler subtiplerine ayrıldı. NAK öncesi memedeki kitlenin ADC (Apperent Diffusion Coefficient) haritasında en çok difüzyon kısıtlılığına karşılık gelen bölgeye kullanıcı bağımlı ROI yerleştirildi. Tedavi sonrası difüzyon ağırlıklı görüntüler üzerinden elde olunan ADC haritalarından yapılan ölçümler, tedavi öncesi yapılan ölçümler ile karşılaştırıldı ve histopatolojik sonuçlar ile korele edildi. Bulgular: NAK öncesi ve sonrası lezyon DAG-ADC değerleri sırasıyla ortalama 0,82±0,12x10-3 ve 1,22±0,27x10-3 olarak ölçüldü. NAK öncesine göre NAK sonrası lezyon ADC değerinde istatistiksel olarak anlamlı derecede ortalama 0,40 (%95 GA:0,32;0,49) puanlık bir artış olduğu saptandı (t=9,720; p<0,001). Patolojik tümör yanıtına göre NAK öncesi lezyon DAG-ADC değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). Patolojik olarak tam, kısmi yanıt alınan ve yanıtsız tümörlerin NAK sonrası yapılan radyolojik değerlendirmesinde, DAG-ADC değerlerinin sırasıyla ortalama 1,48±0,19 x10-3 1,20±0,21 x10-3 ve 1,00±0,24 x10-3 olduğu saptanırken; patolojik tümör yanıtına göre NAK sonrası lezyon DAG-ADC değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptandı. (F=15,795; p<0,001). Moleküler alt gruplara göre NAK öncesi ve sonrası lezyon DAG-ADC değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). NAK öncesine göre NAK sonrası lüminal-B grup DAG-ADC değerlerinde 0,39 (0,30±0,48), HER2-pozitif grupta 0,34 (0,10;0,57) ve triple negatif grupta ise 0,61 (0,11;1,11) puanlık istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu saptandı (p<0,001 ve p<0,05). Sonuç: Görüntüleme yöntemlerinden DAG görüntüleme ve ADC haritalama, lokal ileri meme kanserlerinin NAK'a cevabını tahmin etmede yeni bir prognostik parametre olup gelecekte umud vaad etmektedir. DAG meme hastalıklarında kullanımı yaygınlaştıkça literatürdeki yeni çalışmalarda bu modalitenin LİMK kanserlerinde tedavi yanıtını değerlendirmede çok önemli bir yere sahip olacağını düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Manyetik rezonans görüntüleme, Difüzyon ağırlıklı görüntüleme, Lokal ileri meme kanseri, Neoadjuvan kemoterapi.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Nötropenik Enterokolitin Bilgisayarlı Tomografi Bulguları ve Prognozla İlişkisi
    (2021) Gündüz, Ali Mahir; Toprak, Nurşen
    Amaç: Nötropenik enterokolit (NE), başta çekum olmak üzere kalın ve ince bağırsakların transmural inflamasyonu ile karakterize ciddi bir komplikasyondur. NE tanısı genellikle klinik ve radyolojik bulguların bir kombinasyonuna dayanmakta olup tanıda en güvenilir yöntem bilgisayarlı tomografi (BT)’dir. Bu çalışmada BT ile NE tanısı koyduğumuz 15 hastada hangi bağırsak segmentlerinin etkilendiğini ve bağırsak tutulumu ile prognoz arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmak istedik. Gereçler ve Yöntem: Tüm hastaların BT'leri detaylı bir şekilde incelendikten sonra tutulan bağırsak segmentlerine göre gruplara ayrıldı. Daha sonra en kalın olduğu yerdeki bağırsak duvarının boyutu ölçülerek bağırsak tutulumu ile prognoz arasında bir ilişki olup olmadığı araştırıldı. Bulgular: Başta çekum ve çıkan kolon olmak üzere terminal ileum ve diğer bağırsak segmentlerinde en az 11 mm olan cidar kalınlaşmaları ve mukozal kontrastlanmada artış saptadık. Kalınlaşmış bağırsak segmentlerine komşu mezenterde enflamatuvar kirlenme-heterojenite ve buna sekonder mezenterik stranding, yer yer LAP’lar ve serbest sıvı görünümleri mevcuttu. Tartışma: Sonuç olarak kontrastlı abdomen BT ile bağırsak tutulumunu saptamada, yaygınlığını belirlenmede ve mezenterik tutulumda detaylı bilgiler elde ettik. Çekum ve sağ kolonun hemen hemen tüm durumlarda etkilendiğini varsayarsak ilave sol kolon tutulumundansa ilave terminal ileum tutulumunun prognozu etkileme ihtimalini daha yüksek bulduk.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Specialist Thesis
    The Efficiency of 1 Molar Contrast Agent on Evaluation of Breast Lesions With Mri
    (2010) Toprak, Nurşen; Ünal, Özkan
    Gelişmiş ülkelerde meme kanseri kadınlarda görülen en sık kanser tipi olup mortalitesi akciğer kanserinden sonra 2. sıradadır. Saptanan tümöre ait bazı morfolojik bulgular (sayı, yerleşim, iki taraflı lezyon) tedavi şeklinin belirlenmesinde önemlidir. Bu çalışmada meme MRG'de 1 mol/ml gadobutrol içeren kontrast madde kullanarak lezyonların morfolojilerini, sinyal özelliklerini ve kontrastlanma dinamiklerini inceleyerek lezyonların malign, benign ayrımındaki kontrast madde etkinliğini araştırmayı amaçladık.Çalışmaya yaşları 23-77 arasında (ortalama: 43,77 ± 2.16) 37 bayan hasta dahil edildi. Hastaların toplam 76 lezyonu vardı. Meme MRG'de, yağ baskılı TSE-T2-aksiyel görüntüler ve 0.2 ml/kg gadobutrol (Gadovist) İ.V olarak enjekte edilerek kontrastlı dinamik Flash 3D T1A görüntüler alındı. Dinamik kesitler birbirinden çıkarılarak substraksiyon görüntüler elde edildi. Kontrastlanan lezyonların tümü morfolojik analiz ve kontrast-zaman eğrilerine göre değerlendirildi. Morfolojik analizde lezyonların CNR değerleri, kontrast tutuş şekilleri (halkasal, heterojen, homojen), lezyon çevresindeki vaskülarite artımı incelenirken, lezyonların kontrast zaman eğrileri Tip I, Tip II, Tip III olarak sınıflandırıldı. Lezyonların malign-benign oluşuna histopatolojiye ve takip görüntülemelere göre karar verildi.Histopatolojik olarak 56 lezyon benign, 20 lezyon malign olarak saptandı. Kontrastlanma eğrisinde malign lezyonlarda %5 Tip I, %50 Tip II, %45 Tip III, benign lezyonlarda % 56 Tip I, % 34 Tip II, % 10 Tip III eğri paterni izlendi. Malign olgularda en fazla heterojen kontrastlanma ve periferal kontrastlanma, benign olgularda en fazla homojen kontrastlanma saptandı. CNR oranları malign lezyonlarda % 450, benign lezyonlarda % 60 olup malign lezyonlarda fazla iken vaskülarite artımı da malign lezyon olan taraf memede daha fazla olarak bulundu. Çalışmamızda MRG'nin malign, benign lezyon ayrımında sensitivitesi % 95, spesifisitesi % 55.4 ve tanısal dogruluk oranı % 78 olarak bulundu.Gadovist yüksek doz gadolinyum içeriği ile meme MRG'de güvenle kullanılabilecek bir MRG kontrast maddesidir. Tip II/III eğri, halkasal/heterojen kontrastlanma, CNR'nin belirgin artması, perilezyonel vaskülarite artışı maligniteyi, Tip I eğri, homojen kontrastlanma, CNR'nin fazla artmaması, perilezyonel vaskülarite artımının olmaması benigniteyi gösteren önemli bulgulardır. Gadovist CNR'yi belirgin arttırarak ve perilezyonel vaskülarite artımını göstererek malign lezyonların tespit edilmesini kolaylaştırır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Unilateral Moyamoya Hastalığı
    (2020) Gündüz, Ali Mahir; Toprak, Nurşen; Arslan, Harun; Akdenız, Hüseyın
    Moyamoya hastalığı, internal karotid arterin distali ile önve orta serebral arterlerin proksimalinde stenoz veyaoklüzyonlarla seyreden nadir kronik bir serebrovaskülerhastalıktır. Erişkinlerde hemoraji, çocuklarda iskemisıklıkla başlangıç semptomlarıdır. Bu yazımızda başağrısı şikayeti ile hastanemize başvuran 5 yaşında erkekhastada teşhis edilen bir unilateral moyamoya hastalığıvakası sunuyoruz.