Browsing by Author "Ülkevan, Tuba"
Now showing 1 - 4 of 4
- Results Per Page
- Sort Options
Article Circadian Preferences and Coping Styles for Stressful Life Events in Major Depressive Disorder(Yuzuncu Yil Universitesi Tip Fakultesi, 2024) Işık, Mesut; Ozdemir, Pinar Guzel; Ülkevan, Tuba; Sütçü, ElifIntroduction: Depressive disorder is a common public health problem that significantly impairs quality of life and has a high risk of mortality and morbidity. The aim of this study was to investigate circadian rhythm differences, stressful life events an d coping styles in patients with depression. Materials and Methods: The study involved 100 participants, including 50 patients with depression and 50 healthy controls, recruited from the psychiatric clinic of one-university hospital. The participants completed a sociodemographic information form, Beck Depression Inventory (BDI), Life Events Checklist (LEC-5), Coping Inventory for Stressful Situations-Short Form (CISS-21) and Morningness- Eveningness Questionnaire (MEQ). Results: The mean age of the patients with depression was 31.88±10.6 years, and the control group was 29.84±8.02 years. Emotional coping was significantly higher in patients with depression compared to the control group, whereas task -oriented coping was significantly lower than the control group. The majority of both depression and the control group consisted of intermediate type. Natural disasters, severe suffering, and other stressful events or experiences were more frequent stressful life events in the depression group. Task-oriented coping scores and emotional coping scores showed significant discrimination with sensitivity and specificity values. Conclusion: Recognizing stressful life events and the coping strategies used to deal with them is important for identifying major depression and developing treatment and follow-up plans. Longitudinal studies are needed to fully understand how coping methods interacts with depression in recovery from traumatic events.Letter Delirium Management and Antipsychotic Use: Explanations and Perspectives(Yuzuncu Yil Universitesi Tip Fakultesi, 2025) Ülkevan, TubaSpecialist Thesis Investigation of the Effect of Obsessive Beliefs on Emotional Regulation in Patients Diagnosed With Panic Disorder(2023) Yiğitoğlu, Doğancan; Ülkevan, TubaAmaç: Panik bozukluk ile ilgili Ģimdiye kadar birçok açıklama yapılmıĢ olup açıklamaların doğası genellikle biliĢsel süreçlerle iliĢkilendirilmiĢtir. Hala tam olarak tedavi edilemeyen dirençli bir grubun ve nükslerin varlığı bu açıklamaların farklı açılardan derinleĢtirilmesi belki de terapi müdahalalerinde bu yönde bazı tekniklerin uygulanması fikrini doğurmaktadır. Bizim amacımız farklı çalıĢmalarda adı geçen obsesif inanıĢlar ve emosyon regülasyonu güçlüğü kavramları arasında bir iliĢkinin varlığını araĢtırmak ve bunu sağlıklı kontrollerde de araĢtırıp bu iliĢkinin panik bozukluğa özgüllüğünü sorgulamaktır. Metod: ÇalıĢmamız; panik bozukluk tanılı bireylerde obsesif inanıĢlar ve emosyon regülasyonu arasında iliĢkiyi incelemeye yönelik Aralık 2021 tarihi ile Mayıs 2023 tarihleri arasında yürütülen bir vaka-kontrol çalıĢmasıdır. ÇalıĢma evreni; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniğine baĢvuran 18-65 yaĢ arası gönüllülerden oluĢan ruhsal muayene ve DSM-5 bozuklukları için yapılandırılmıĢ klinik görüĢmenin klinisyen versiyonuna göre panik bozukluk tanısı almıĢ olan hasta grubu ve sosyodemografik olarak eĢleĢtirilmiĢ herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığı bulunmayan kontrol grubu Ģeklinde oluĢturulmuĢtur. 60 kiĢi vaka, 60 kiĢi kontrol grubu olarak planlanmıĢtır ancak 5 hasta komorbid psikiyatrik yakınmalar ve takiplerde aldıkları eĢ tanılar yüzünden çalıĢma dıĢı bırakılmıĢtır böylece 55 hasta çalıĢmaya dahil edilmiĢtir kontrol grubu da buna dayanarak 55 kiĢi olarak belirlenmiĢtir. Tüm katılımcılara Sosyodemografik Veri Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği(DDGÖ-36) ve Obsesif ĠnanıĢlar Ölçeği(OĠÖ-44) doldurtulmuĢtur. Bulgular: Panik bozukluk hasta grubunda yapılan değerlendirme sonucunda toplam DDGÖ-36 ve OĠÖ-44 ölçekleri sonucu kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak yüksek bulunmuĢtur(p<0,001). Alt ölçeklere bakıldığında DDGÖ-36 farkındalık alt ölçeği dıĢında bu anlamlılık varlığını sürdürmüĢtür. Sosyodemografik pencereden cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum gibi etkenlerin iki grup için de anlamlı farklılık oluĢturmadığı sadece 18-25 yaĢ grubu için bakıldığında toplam DDGÖ-36 puanı(p=0,04) ve amaç alt ölçeği puanı(p=0,017) için istatiksel anlamlı 2 bir yükseklik oluĢturduğu bulunmuĢtur. Ölçekler arası iliĢki için korelasyon analizi ile iliĢki gücü değerlendirildiğinde; DDGÖ-36 ölçeği toplam puanı ile OĠÖ-44 toplam puanı ve alt ölçek puanları arasında mükemmeliyetçilik ve belirsizliğe tahammülsüzlük alt ölçeği hariç orta düzeyde pozitif yönlü bir iliĢki, mükemmeliyetçilik ve belirsizliğe tahammülsüzlük alt ölçeği ile toplam DDGÖ-36 alt ölçeği arasında(r=0,44) zayıf düzeyde pozitif yönlü bir iliĢki saptanmıĢtır. OĠÖ-44 toplam puanı ile DDGÖ-36 toplam puanı ve alt ölçek puanları için korelasyon analizi yapıldığında; DDGÖ-36 toplam puanı(r=0,55), kabul etmeme alt ölçek puanı(r=0,60), strateji alt ölçek puanı(r=0,56) ve dürtü alt ölçek puanı(r=0,54) arasında orta düzeyde, amaç alt ölçek puanı(r=0,36) ile zayıf düzeyde, farkındalık ve açıklık alt ölçekleri düzeyinde ise iliĢki olmadığı görülmüĢtür. Kontrol grubunda korelasyon değerlendirmesi yapıldığında toplam OĠÖ-44 puanı ile farkındalık ve açıklık arasındaki iliĢkinin yokluğu aynen devam etti farklı olarak kontrol grubunda amaç alt ölçeği de anlamlılığını yitirdi. Toplam OĠÖ-44 ile DDGÖ-36 toplam puan ve kabul etmeme, strateji, dürtü alt ölçekleri arasındaki iliĢki düzeyi ise ortadan zayıfa geriledi. Toplam DDGÖ-36 ile OĠÖ-44 alt ölçekleri arası iliĢkiye bakıldığında ise mükemmeliyetçilik ve belirsizliğe tahammülsüzlük alt ölçeği ve abartılmıĢ sorumluluk ve tehlike algısı alt ölçeğinin DDGÖ-36 toplam puanı ile aralarındaki iliĢki anlamlılığını yitirdi, diğer orta düzeyde iliĢkiler ise zayıf düzeye indi. Daha sonra etki düzeyinde inceleme yapmak için emosyon regülasyon güçlüğü bağımlı değiĢken kabul edilerek OĠÖ-44 toplam puanı ve alt ölçekleri hem hasta hem kontrol grubunda değerlendirildi. Değerlendirme neticesinde etki açısından istatiksel anlamlı sonuçlar elde edildi ve beta katsayıları kontrol grubunda aynı ölçekler için kıyaslandığında daha düĢük değerler elde edildiği görüldü. Sonuç: Bulgularımıza göre değerlendirme yapıldığında obsesif inanıĢlar ve emosyon regülasyonu güçlüğü panik bozukluk hastalarında anlamlı daha yüksek olmakla beraber, obsesif inanıĢların emosyon regülasyonu üzerine etkisinin varlığı hem korelasyon hem de regresyon analizleri ile gösterilmiĢtir. Bu iliĢkilerin kontrol grubunda daha zayıf olması panik bozukluk doğasında bu iliĢkiye sebep olan etyopatogenetik bir etkinin varlığını düĢündürmektedir. Bu sonuçlar baĢlangıç niteliğinde olup mevcut sonuçların geçerliliğini denetlemek, panik bozukluk Ģiddet ve semptomatolojisine göre değiĢkenliğini değerlendirmek için daha kapsamlı çalıĢmalar yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Panik bozukluk, obsesif, emosyon, emosyon regülasyon, obsesif inanıĢ, mükemmeliyetçilik, farkındalık, amaç, strateji, korelasyonspecialization-in-medicine.listelement.badge Şizofreni Hastalarına Bakım Verenlerin Mükemmeliyetçilik ve Sıkıntıya Dayanma Düzeylerinin, Hastaların Tedavi Uyumu ve İşlevsellikleri Üzerine Etkisi(2025) Taş, Zeynep Şahin; Ülkevan, TubaGiriş ve Amaç: Şizofreni; duygu, düşünce, davranış ve bilişsel işlevleri etkileyen, kronik ve ciddi bir ruhsal hastalıktır. Hastalık sürecinde, tedavi uyumu ve işlevsellik düzeyi bireyin yaşam kalitesi ve klinik seyri açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda hastalara bakım verenler bireylerin rolü belirleyici bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, bakım verenlerin sıkıntıya dayanma kapasiteleri ve mükemmeliyetçilik düzeylerinin hastaların tedavi uyumu ve işlevsellikleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'ne ayaktan başvuran 80 şizofreni hastası ve 80 bakım veren ile yürütüldü. Veriler 01.10.2024-30.05.2025 tarihleri arasında yüz yüze görüşmelerle toplandı. Hasta grubuna Sosyodemografik Veri Formu, Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS), Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği (MMTUÖ-6) ve Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği (KİDÖ) uygulandı. Bakım verenlere Sosyodemografik Veri Formu, Sıkıntıya Dayanma Ölçeği (SDÖ) ve Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (FÇBMÖ) uygulandı. (Etik Kurul Karar No:2024/10-37) Bulgular: Çalışmada, hastaların tedavi uyumu değerlendirmesinde %65,5'inin tedavi motivasyonu ve %71,25'inin bilgi düzeyi yüksek bulunmuştur. Çok değişkenli analizlerde, bakım verenin sıkıntıya dayanma kapasitesinin artmasının, hastaların tedavi motivasyonunu anlamlı şekilde arttırdığı saptanmıştır (p=0,013). Sıkıntıya dayanma düzeyinin hastaların işlevsellik düzeyi üzerinde ise anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Mükemmeliyetçilik düzeyinin tedavi uyumu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmazken, mükemmeliyetçilik düzeyi yüksek olan bakım verenlerin hastalarında işlevselliğin özerklik alt boyutu anlamlı düzeyde daha düşük saptanmıştır (p<0,001). Sonuç: Bu bulgular, şizofreni tedavisinde yalnızca hastaya değil, bakım verenin psikolojik özelliklerine de odaklanılması gerektiğini ortaya koymakta ve bakım verenlere yönelik destekleyici müdahalelerin tedavi sürecine dahil edilmesini önermektedir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, Tedavi uyumu, İşlevsellik, Bakım veren, Mükemmeliyetçilik, Sıkıntıya dayanma
