Browsing by Author "Bekmez, Aysegül"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article Kırşehir Melik Gazi Türbesi Üzerinden Yeni Bir Değerlendirme(2020) Bekmez, AysegülKırşehir merkezde bir park içinde bulunan Melik Gazi Türbesi, Anadolu Selçuklu mimarisindecephe düzenlemesi ve süslemesi ile özel bir yere sahiptir. Anadolu Selçuklu siyasetinin en karmaşıkolduğu süreçte inşa edilen eser, kitâbesi, mimari ve süsleme özellikleriyle dönem hakkında ipuçlarıvermektedir. Türbe bugüne kadar birçok yayında cephe düzeni ve süslemeleri açısındanincelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, yapının dikkat çeken mimari özelliklerinin yanında kitâbesi vesüsleme özellikleri üzerinde yoğunlaşarak yeni değerlendirmeler de bulunmaktadır. Türbeninkitâbesi bugüne kadarki yayınlarda ikinci planda kalmış ve yeterince ele alınmamıştır. İnceleme ikifarklı başlıkla türbeyi değerlendirmektedir. İlk başlıkta türbe inşa kitâbesi incelenmektedir. Yapılançalışma ile kîtâbe içeriği daha ayrıntılı olarak ele alınırken; yapı ile ilgili yeni değerlendirmeler içinde kapı aralanmaktadır. İkinci başlıkta ise türbe ile bağlantılı olduğu düşünülen türbenin 50 m.kuzeyindeki Lale Cami ve bir zamanlar türbenin yanında bulunan Melik Gazi Medresesi ile türbebirlikte değerlendirilmektedir. Bu üç yapının birlikte ele alınması ile bir yapı topluluğunun parçalarıolabileceklerine dair sorulara cevap aranmaya çalışılmaktadır. Araştırmanın sonucunda Melik GaziTürbesi’nin inşa tarihi ve bânîsi ile ilgili yeni bulgular ve çevresindeki Lale Cami ve Melik GaziMedresesi arasındaki bağlantılar hakkında yeni değerlendirmelerde bulunulmaktadır. AyrıcaKırşehir’de Türk döneminin en önemli imar faaliyetlerine imza atan Melik Muzafferüddin’in şehreyaptığı katkılar da irdelenmektedir.Article Anadolu Mimarisinde İlhanlı Hükümdarlarının İzleri(2023) Bekmez, AysegülAnadolu’da 1243 Kösedağ Savaşı yenilgisiyle başlayan Moğol hâkimiyeti, 1256’dan sonra yerini İlhanlılara bırakmıştır. Anadolu’da İlhanlı Devleti’nin siyasi egemenliği yaklaşık seksen yıl sürmüş ancak bu dönemde siyasi, ekonomik istikrar bir türlü sağlanamamıştır. İlhanlı Devleti’nin Anadolu için genel politikası vergi toplamak üzerine kurulu olup, bu nedenle çeşitli dönemlerde komutan ve devlet adamları görevlendirilmiştir. Ancak Anadolu halkı vergiler yüzünden sıkıntı yaşamış bu durum isyanlara neden olmuştur. Bu karmaşık siyasi duruma rağmen imar faaliyetleri hız kesmeden devam ettirilmiştir. Bir devletin hâkimiyetinin en belirgin nişanesi yaptırdığı mimari yapılardır. Ancak İlhanlılar İran’da görülen imar faaliyetlerini Anadolu’ya taşımamışlardır. Özellikle İlhanlı hükümdarları Anadolu’da günümüze ulaşabilen herhangi bir yapının banisi olmamıştır. Anadolu’da İlhanlı’nın atadığı valiler gittikleri şehirlerde mimari etkinliklerde bulunmuştur. Sultanların bu tutumu Anadolu için kalıcı olmak gibi bir düşüncelerinin olmadığına işaret etmektedir. Bu çalışma, İlhanlı Hanedanlığının Anadolu’daki izlerini kitabeler, kaynaklar ve mimari veriler üzerinden değerlendirirken, Anadolu Türk Mimari etkinliği açısından farklı bir dönemine ışık tutmayı hedeflemektedir. Kaotik olarak nitelendirilebilecek bu dönem İlhanlı’nın 1335’te son bulmasıyla daha da karmaşık hale gelmiş, Anadolu’nun çeşitli yerlerine İlhanlılar tarafından atanan valiler bağımsız beylikler kurmuşlardır. Bu beylikler İlhanlı’dan farklı olarak imar faaliyetlerine hız vermiş ve Anadolu’da kalıcı olduklarını bu şekilde kanıtlamak istemiş olmalıdırlar. Diğer taraftan Anadolu’da İlhanlı izlerini taşıyan yapılar İran’da aynı dönemde İlhanlı sultanları tarafından yaptırılan yapılarla karşılaştırılıp dönem sanatçı göçü üzerine değerlendirmelerde bulunulmaktadır.Article Van Gölü Çevresindeki Kadın Türbeleri(2023) Bekmez, AysegülVan Gölü Havzası Türk İslam dönemi mimarisi için önemli bir bölgeyi teşkil etmektedir. Van Gölü etrafında şekillenen şehircilik, ticari yollar üzerinde olması sebebiyle oldukça yoğundur. Göl kıyısında bulunan Erçiş, Van, Gevaş, Tatvan, Ahlat, Adilcevaz Urartu döneminden günümüze kadar büyük şehir merkezleri olmuştur. Bu şehirler pek çok devlete ev sahipliği yapmış ve bu devletlerin kültür ve sanatından izler almışlardır. Van Gölü çevresinin Türk akınlarının ilk gerçekleştiği yerlerden biri olması bölgenin batıya doğru ilerleyişin hareket noktasını oluşturmasına sağlamıştır. Bu sebeple bölge Ortaçağ Türk İslam devletleri için önemli bir konumda bulunmaktadır. Göl çevresindeki mimari oluşumun önemli bir kısmı Ortaçağ’da gerçekleşmiştir. Eyyubi, Ahlatşah, İlhanlı, Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri göl kıyısındaki şehirlerde imar faaliyetlerinde bulunmuştur. Tarihi kaynaklar bölgenin yoğun bir nüfusa ve şehirciliğe sahip olduğunu belirtmesine rağmen yaşanan büyük depremler bu dönemden çok az eserin günümüze ulaşmasına neden olmuştur. Bu eserler arasında altı kadın türbesi süslemeleriyle dikkat çekmektedir. Ahlat’ta Hüseyin Timur Esen Tekin Türbesi, Bugatay Aka Şirin Hatun Türbesi ve Erzen Hatun Türbesi, Erciş’te Kadem Paşa Türbesi ve Gevaş’ta Halime Hatun Türbesi farklı dönemlerde yapılmış olmalarına rağmen bölgenin ortak üslubunu taşıyan eserlerdir. Bu türbelerden farklı olarak bir kadının eşi için yaptırdığı türbede bulunmaktadır. Ahlat Emir Bayındır Türbesi Emir Bayındır’ın eşi Şah Selime Hatun tarafından inşa ettirilmiştir. Bu çalışmanın amacı Van Gölü çevresindeki kadın türbelerinin mimari ve süsleme özelliklerini ortaya koyarak Ortaçağ toplumunda kadın algısı, kadının toplumdaki yeri ve sanata etkisine dair çıkarımlarda bulunmaktır.Article Van Mollakâsım Köyü’nde Bulunan İslami Dönem Mezar Taşları(2020) Yelen, Resul; Bekmez, AysegülVan Gölü Havzası, Türk dönemi mezar taşları açısından Anadolu’daki en zengin eserleri bünyesinde barındırmaktadır.Ahlat, Erciş ve Gevaş gibi merkezlerde yer alan mezar taşları Anadolu’nun diğer bölgelerindeki mezar taşlarındanfarklı özellikler sergilemektedir. Şahidelerin boyutları, sanduka çeşitlilikleri bilhassa mimari, bitkisel, geometriksüslemeler ve kandil gibi simgesel anlamı olan kompozisyonlar havzadaki mezar taşı envanterinde farklı türleriylesürekli kullanılmışlardır. Van Gölü’nün kuzey kıyısında bulunan Mollakâsım Köyü mezar taşları da bu merkezlerinüsluplarını yansıtan örnekler barındırmaktadır. Köydeki mezar taşlarında görülen kemer, mukarnas gibi mimariunsurlar, sembolik anlamları bulunan kandil motifleri, çiçek, kıvrım dal ve üzüm şeklindeki bitkisel bezemeler,yazı türleri ile biçimsel ve yapım teknikleri Van Gölü havzasındaki diğer mezar taşları ortak özellikler taşımaktadır.Mollakâsım Köyü’nde günümüze ulaşabilen iki hazire alanı mevcuttur. Bunlardan ilki köyün içerisinde Kara ŞeyhTürbesi’nin etrafında bulunan hazirede yer almaktadır. Hazirede 6 adet nitelikli tarihi mezar tespit edilmiştir. Alangünümüzde de mezarlık olarak kullanılmaya devam etmektedir. İkinci hazire alanı ise köyün kuzeydoğusundabir bahçe içerisinde yer almaktadır. Şeyh Ali Mezarlığı ismiyle anılan bu alanda 5 şahide 3 sanduka olmak üzeretoplam 8 adet mezar tespit edilip incelenmiştir. Hazire alanında mezar taşlarının bir kısmı muhtemelen toprak altındayer almaktadır. İncelenen mezar taşları ise geçen zamanın verdiği bir tahribata uğramıştır. Her iki hazire alanındaincelenen mezar taşları, bezeme ve biçimsel özellikleriyle Orta Çağ ve Osmanlı dönemi gibi geniş bir tarih aralığınatarihlendirilmektedir. Mollakâsım Köyü mezar taşları Van Gölü havzasında uzun yıllar boyunca devam eden geleneğindaha önce yayınlanmamış parçalarıdır. Bu mezar taşları bölgedeki mezar taşı üslubunun küçük köy hazirelerine kadartaşındığını ve halk tarafından yüzyıllar boyunca benimsenerek kullanıldığı göstermesi bakımından önemlidir.Article Yeni Örnekleriyle Selçuklu Pehlivan Taşları(2025) Bekmez, AysegülAnadolu Selçuklu toplumu, kültür ve sanatı uzun yıllardır her alandan bilimsel çalışmaya konu olmuş ve pek çok yönden ele alınmıştır. Ancak cevaplanması gereken sorular ve aydınlatılması gereken karanlık noktalar hala bulunmaktadır. Ortaya çıkan yeni bilgiler boşlukları doldururken başka soruları da ortaya çıkarmaktadır. İngiltere’de faaliyet gösteren Christie’s Müzayede Evi’nde farklı zamanda satışa çıkarılan dört eser üzerlerindeki yazı ve figürlerle dikkat çekmektedir. Ağırlık olarak nitelendirilen, yekpare kireç taşından yapılmış, “U” veya at nalı şeklinde yaklaşık 40 cm yüksekliğindeki eşyaların iki ucu ortalarında geçen silindir şeklindeki kolla birleştirilmiştir. Bu kulpun eserleri taşımak için yapıldığı anlaşılmaktadır. Müzayede Evi envanter bilgilerinde eserler 13. yüzyıla tarihlenmiş ve muhtemelen Anadolu’da yapıldıkları belirtilmiştir. Konuyla ilgili yapılan araştırma sonucunda eşyanın “Pehlivan Taşı” ya da “İdman Taşı” olarak anıldığı, Ankara Etnografya Müzesinde (günümüzde Konya İnce Minareli Medrese Müzesi) örneğinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Eserler boyutları farklı olsa da aynı biçimde yapılmıştır. Ancak Christie’s Müzayede Evi’ndeki örnekler üzerindeki figürlü süsleme ve isimle Türkiye’deki pehlivan taşından ayrılmaktadır. Türkiye’deki pehlivan taşının Konya menşeili olduğu bilinmektedir. Konya dışında başka örneğine rastlanmayan bu ağırlıkların Türkiye’deki örnekle aynı biçim ve üsluba sahip olması Christie’s Müzayede Evi’ndeki eserlerin de Konya’dan gittiğini düşünülmektedir. Bu çalışma Anadolu Selçuklu toplum, kültür ve sanatı çalışmalarında çok az yer bulmuş bu spor eşyaların niteliği ve sanatsal üslubu üzerinden kullanım amaçları ve Selçuklu toplumundaki yerlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır.

