Browsing by Author "Depci, Aytemis"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Percival Everett'in 'Silinti' ve 'Ben Sidney Poitier Değilim' Romanlarında Irk ve Kimlik(2012) Depci, Aytemis; Tanrıtanır, Bülent CercisBu tez Everett'in iki alaycı romanı Erasure (Silinti) ve I Am Not Sidney Poitier'ı (Ben Sidney Poitier Değilim) inceler. Irkçılık ve kimlik bunalımı sorunlarını özellikle ırksal stereotipçilik ve ırksal beklentiler konularına bakarak ve medya ve yayıncılık sanayinin bireylerin üzerindeki etkilerini göstererek ayrıntılı bir biçimde inceler. Roland Barthes, Michel Foucault, Jacques Derrida, Jacques Lacan ve Ralph Ellison'ın edebi ve teorik çalışmalarının uygulanması bu analizin çerçevesini oluşturur. Erasure'da (Silinti), Monk Native Son, The Color Purple and Amos and Andy gibi standartlaşmış siyahîlik fikirlerinin sunulduğu stereotipik romanları eleştirmek için Wright'ın Native Son romanını silerek Fuck olarak Stagg R. Leigh adı altında yeniden yazar. Monk yayıncılık pazarının beklentileri ile hicvetmek niyetiyle ve siyahîliğe karşı hissettiği farklılık yüzünden kendi benliği ile çelişkiye düşerek ikinci bir kimlik yaratır. Ancak Erasure'daki niyetsel anlam ve dilin kayganlığını gösteren Fuck'taki ironi fark edilemez. Monk dili yapısökümsel hale getirip sözcüklerin öznelliği olduğunu iddia ederek niyetsel anlamı sorgular. Monk'un kitabı parodi olarak anlaşılamamıştır ancak Erasure (Silinti) okuyucuları Everett tarafından yaratılan ironiyi kolaylıkla anlamaktadır. Çünkü Stagg rolü yüzünden Monk iki kişiliği hususunda sıkıntı çekmeye başlar ve maske giyer. Ancak Stagg'ın kontrolünü kaybeder ve bu ikilik onun kimliğini bu süreçte ikiye böler. I am Not Sidney Poitier'da (Ben Sidney Poitier Değilim), başkahramanın sadece başkaları tarafından kendine yüklenen roller dışında hiç kendi farkındalığı yoktur. Bu yüzden gitgide Poitier filmlerindeki karakterleri benimser ve bir kimlik bunalımı yaşar. Roman medyanın gerçek dünyanın algılanışına olumsuz etkilerini ve bireylerin gerçeklikle bağlantılarını koparmasını eleştirir. Bu tez Ellison'ın Invisible Man'i (Görünmez Adam) ile Everett'in her iki romanındaki bazı benzerlikleri inceler. Hem Invisible Man (Görünmez Adam) hem de Not Sidney başkalarının ideolojilerini izler veya başkalarının isteklerini gerçekleştirir ancak sonunda hatalarını fark ederler. Invisible Man (Görünmez Adam), Not Sidney ve Monk siyahîlik tanımlarına uymadıkları için 'yeterince siyah olmama' kavramı ile yargılanırlar. Invisible Man (Görünmez Adam) derisinin rengi ile algılanıp toplum tarafından yadsınırken Monk'un ise romanlarının konusu sözde Afrikalı Amerikalı deneyiminin dışında kaldığından yayıncılık sanayinin gözünde görünmez bir yazar olduğu için hem Invisible Man (Görünmez Adam) hem de Monk görünmezlik dolayısıyla sıkıntı çekerler.

