Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Elhachasan, Abdurrahman"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 1 of 1
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Rhetorical miraculousness in the verses that containedthe words fear and sadness el-iʻcâzu'l-beyânî fi'l-âyâti'lleti veradet fihâkelimetâ el-havfi ve'l-hüzni (Havf ve hüzn kelimelerinin geçtiği âyetlerdeki beyânî iʻcâz)
    (2021) Elhachasan, Abdurrahman; Güneş, Abdulbaki
    Beyânî i'caz daha çok Kur'ân'ın dil ve üslup inceliklerini inceleyen, onun Allah tarafından olduğunu ispatlayan ve bir insan tarafından yazılmasının imkânsızlığını ortaya kaymaya çalışan bir ilimdir. İʻcâzu'l-Kur'ân hakkında ilk olarak hicri ikinci asrın sonu ve üçüncü asrın başında konuşulmaya başlanmıştır. Bu olgunun gündeme gelmesi de Arap olmayan toplulukların İslâm'a girmesi, Araplar nezdinde Arapçanın canlılığının zayıflaması, Kur'ân-ı Kerim'e dil uzatan bozuk fikirlerin İslâm dünyasına girip yaygınlık kazanması gibi sebeplerden dolayı olduğu söylenebilir. Böyle olunca birtakım iddialara cevap vermek için âlimler, Kur'ân'ın belagatle ilgili yönlerini ortaya çıkarma ihtiyacı duymuşlardır. Kur'ân sonsuz mucizedir. Zira Kur'ân, fesahat ve beyân ustaları olan Araplara onun benzeri bir sure getirmeleri yönünde meydan okumuş; onlar ise bunu yapamamışlardır. Daha sonra da küfür ve inatları sebebiyle Kur'ân'ı yalanlamışlar ve ona savaş açmışlardır. Ancak Kur'ân, peygamberimiz Hz. Muhammed (sas)'in nübüvvetine dair en güvenilir şahit olarak kıyamete dek varlığını sürdürecektir. Kur'ân'ın mucizeliği, peygamberlerin diğer mucizelerinin aksine herhangi bir asra has olmayıp bütün asırlar için kiyamete kadar devam edecek geçerli bir mucizedir. Her peygamberin mucizesi sadece kendi hayatıyla sınırlı iken Kur'ân'ın mucizeliği ise, tüm zamanlarda bütün insanlık için geçerlidir. Beyânî i'caz, Kur'ân-ı Kerim'in güzelliğini açık bir şekilde ortaya koymakta ve insanlığın onun bir sûresinin veya âyetinin benzerini getirmekten aciz kaldığını somut delillerle ispat etmektedir. İnkârcılar her ne zaman Kur'ân'ın bir kelimesine itiraz etmeye, bir âyetine dil uzatmaya kalkışsa âlimler derhal Kur'ân'ın beyânını ve belagatini müdafaa için harekete geçmişlerdir. Bunu da söz konusu kelimenin geçtiği bağlamda taşıdığı hususiyetleri ve kelimenin söz dizimine göre bulunduğu yerdeki eşsizliğini ortaya koyarak yapmışlardır. Böylece Kur'ân'a dil uzatıp itiraz eden kimselerin cehaleti ortaya çıkmış, hedeflerine ulaşamayıp başarısızlığa uğramışlardır. Bunda garip karşılanacak bir durum yoktur. Zira o, hiçbir şekilde kendisine batılın ilişemeyeceği aziz olan Allah Teâlâ'nın kelamıdır. İşte bu, beyânî tefsiri diğerlerinden ayıran husustur. Zira beyânî tefsir, bütün Arapça sözlükleri karıştırsak bile bir kelimenin başka bir kelimeyle değiştirilemeyeceğini delillerle ve örneklerle ispat etmektedir. Ortaya koymaya çalıştığımız beyânî i'caz örneklerinden biri de, korku ve üzüntünün olmadığının geçtiği âyetlerde Allah'ın bu müjdeye mazhar olan müminlerin özelliklerini zikretmesidir. Bu özelliklerin tamamının genel çerçevesi Allah'a iman etme, onun emirlerine uyup yasaklarından kaçınmadır. Zira iman, güven anlamındaki e-m-n kökünden türetilmiştir. Güven de korkunun zıddıdır. Kimin kalbinde iman yerleşmişse o kimse hakikatte güven dairesi içerisindedir. Bu âyetlerdeki beyânî i'caz, korku ve hüznün olumsuzlanmasıyla da irtibatlıdır. Korku, birçok sebepleri ve çeşitleri olan psikolojik bir durumdur. Asıl itibariyle korku, tehlikelerden kaçınması için Allah'ın insanda yarattığı bir içgüdüdür. Fakat o, zaman zaman artıp, kişi için tehlikeli sıkıntılara yol açabilmektedir. Korku, yararlı ve zararlı korku olmak üzere iki kısımdır. Yararlı olan korku, kişiyi Allah'ın emirlerine sarılıp haramlarından kaçınmaya teşvik etmesi dolayısıyla yararlıdır. Zararlı olan korku ise iki çeşittir. Birincisi yeis ve vesvese gibi psikolojik veya sararıp solma ve zayıflık gibi fizyolojik rahatsızlıklar şeklinde normalin üstünde tezahür eder. İkincisi de normal sınırın altında olup bundan dolayı kişinin yaptığı eylemlerin neticesinden korkmamaktan ötürü haramlara düşme halidir. Korku, inançla irtibatlıdır. Bunun için korku, kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Korku, genel olarak gelecekte nahoş bir şeyin gerçekleşme ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Müminlerin korkusu ahiret ve Allah'ın azabından dolayı olurken, kâfirlerin korkusu ise, dünyaya ait bir nimetin yok olması ya da başlarına kötü bir şeyin gelme beklentisinden dolayıdır. Onların korkuları dünyevî meselelerle sınırlıdır. Bundan dolayı mümin olanla olmayanlardaki korku sebebi, inançlarındaki farklılıktan dolayı değişiklik göstermektedir. Şeytan, dostlarını rızık kazanmak için haram yollara girsinler diye onları fakirlikle korkutmaktadır. Allah'ın kullarını azapla korkutması ise, yalnızca onları kendisine itaat etmeye ve salih amel işlemeye yöneliktir. Üzüntü, hoş olmayan bir şeyin vuku bulması ya da sevilen bir şeyin elden çıkması dolayısıyla kişide meydana gelen sıkıntıdır. Üzüntü üç kısımdır. Bu, bazen övgüye layık olur ki, Allah'ın hakkı olan bir hususta gösterilen eksiklikten dolayı duyulan üzüntüdür. Bu övgü, üzüntünün bizatihi kendisinden dolayı değil; yalnızca Allah'a itaat ve O'nun emrine yapışmaya götürmesinden dolayıdır. Bazen de üzüntü yergiye neden olur ki bu da, elden çıkan bir dünyalık ya da arzu edilen bir dünyalığı elde edememekten kaynaklanan üzüntüdür. Üzüntü bazen de sevdiklerini vesaireyi kaybetmeye üzülmek gibi doğal da olabilir. Korku ve üzüntü, düşünmekten kaynaklanan bir sıkıntı olmak konusunda birleşir. Her ikisinin de sebebi, zihni bu tür şeylerle meşgul etmektir. Ancak bu ikisi zaman yönünden birbirinden ayrılmaktadır. Çünkü korku, geleceği düşünmekten kaynaklanırken; üzüntü ise, şu anı ve geçmişi düşünmekten dolayı meydana gelmektidir. Netice itibariyle korku ve üzüntü, bütün zamanları kapsadığından insanın tüm zorluk, meşakkat ve psikolojik sıkıntıları anlamına gelmektedir. İşte Allah, müminlerden bu iki sıkıntıyı kaldırmıştır ki bu, en büyük ilâhî nimetlerdendir. Müminler için hiçbir korku ve üzüntünün olmadığını beyân eden ifâdelerde pek çok belagat sırları ve beyânla ilgili incelikler vardır. Korku ve üzüntü on sekiz yerde birlikte geçmiştir. Kur'ân-ı Kerim, aziz olan Allah'ın önünden ve arkasından hiçbir batılın kendisine ilişemediği kelamı olduğuna göre, onun akılların bilemeyeceği nice sırları, kalplerin hayrete düştüğü nice hikmetleri olmalıdır. Bütün bu sırlar ve hikmetler, ancak uzun uzun tefekkür ve bu âyetlerin belagatle ilgili anlamlarını iyice düşünmekle idrak edilebilir. Korku ve üzüntünün bir arada geçtiği âyetler üzerindeki tefekkürün ardından bu iki kelimenin üç şekilde geldiklerini gördük. Bunlar: olumlu, olumsuz ve nehiy şeklindedir. Olumlu şekil sadece bir âyette, nehiy şekli üç âyette, olumsuz şekli ise on dört yerde geçmiştir. Korku ve üzüntünün olumlu bir şekilde kullanıldığı yer, Yakup (as)'un Yusuf (as)'tan ayrılma korkusunu ifâde ettiği sözünde geçmiştir. Nehiy şekli ise, ya melekler ya da ilham yoluyla Allah'ın korku anında müminleri güçlendirmek için onların kalplerine yerleştirdiği bir duygudur. Nefiy şekli ise, Allah'ın müminlerin birtakım özelliklerini zikretmesinin akabinde gelmiştir. Orada Allah, kendisinde söz konusu sıfatlar bulunan kimseye hiçbir korku ve üzüntünün ilişmeyeceğini haber vermiştir. Bunda da her mümini bu sıfatlarla bezenmeye teşvik vardır. Ele aldığımız âyetlerde; korkunun üzüntüden önce ifâde edilmesi, korkunun isim formunda, üzüntünün ise fiil formunda gelmesi, fiilden önce zamirin gelmesi ve bunların dışında daha birçok inanılmaz incelikler ve beyânî sırlar, âyetlerdeki dizilişin belagatle ilgili i'cazın zirvesinde olduğunu, bu dizilişteki en ufak bir değişikliğin onun beyân gücünü azaltacağı gerçeğini müşahede ettik. İşte bu, bizim bu çalışmada eriştiğimiz buzdağının görünen yüzüdür. Sonuç itibarıyla araştırmacıların, Kur'ân'ın beyânî i'cazı konusunda daha derin çalışma yapmalarının gerekli olduğu kanaatine vardık.
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback