1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Görgişen, Gökhan"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 8 of 8
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Specialist Thesis
    Association of Fto Gene Polymorphisms With Weight Loss in Bariatric Surgery Patients
    (2024) Şentürk, Enes; Çelik, Sebahattin; Görgişen, Gökhan
    Obezite, insan sağlığını bozabilecek aşırı yağ birikimi olarak tanımlanabilen mutltifaktöriyel bir hastalıktır. Günümüzde obezite tedavisinde bariatrik cerrahi önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, genetik faktörlerin bariatrik cerrahi sonrası erken kilo kaybını etkilediğini göstermektedir. Fat Mass and Obesity-Related (FTO) geni obeziteye yatkınlık ile ilişkilendirilen ilk gen olup, FTO gen varyantlarının bariatrik cerrahi sonrası erken kilo kaybı ile ilişkili olabileceği ileri sürülmektedir. Amaç: Bu çalışma kapsamında bariatrik cerrahi geçirmiş hastalarda FTO geni rs9939609 ve rs9930506 varyantlarının hastaların ameliyat sonrası kilo vermeleriyle olan ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya 104 bariatrik cerrahi geçirmiş obez birey ve 149 kontrol birey dahil edildi. Katılımcılardan ameliyat öncesi alınan örneklerin, periferik kanlarından DNA izolasyonu gerçekleştirildi. Tek nükleotid polimorfizmleri Taqman Assayler aracılığıyla gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile belirlendi. Hastaların hepsine tüp mide ameliyatı yapıldı. Bulgular: FTO geni rs9939609 A alleli taşıyıcılığının, rs9930506 GG genotipinin ve AA+GG genotip kombinasyonunun obezite gelişimine yatkınlık yarattığı saptanmıştır. FTO rs9939609 ve rs9930506 varyantları ile olguların bariatrik cerrahi sonrası kilo verme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmazken, kategorik bileşen analiz sonuçları FTO rs9939609 A alleli taşıyıcıları ile kilo verme arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, olguların bariatrik cerrahi sonrası 6. Ay kontrollerinde belirlenen düşük VKİ değerleri arasında en yaygın olarak AA+GG genotipi saptanmıştır. Kategorik bileşen analizleri sonucunda ise rs9939609 A allel taşıyıcılığı ile rs9930506 G allel taşıyıcılığına ait birleşik genotiplerin olguların cerrahi sonrası ilk ay kilo verme oranları ile ilişki olduğu ortaya konmuştur. Sonuç: Çalışma kapsamında Türkiye populasyonunda FTO geni rs9939609 ve rs9930506 varyantlarının obezite gelişimine yatkınlık yarattığı ve aynı genotiplerin kombine etkilerinin ise bariatrik cerrahi sonrası ilk ay ortalama kilo kaybı ile ilişkili olabileceği ortaya konmuştur.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Association of Irs1 Gly972arg and Irs2 Gly1057asp Polymorphisms With Gastric Cancer Development
    (2020) Karataş, Uğur; Görgişen, Gökhan
    KARATAŞ U, IRS1 Gly972Arg ve IRS2 Gly1057Asp Polimorfizlerinin Gastrik Kanser Gelişimi ile Arasındaki İlişki, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2020. Ġnsülin reseptör substrat (IRS) proteinleri, insülin reseptörü (IR) ve insülin benzeri büyüme faktör-1 (IGF-1) reseptöründen gelen sinyalleri efektör proteinlere ileten sitoplazmik adaptör proteinlerdir. IRS1 ve IRS2 insanda yaygın ekspresyon göstermektedir. IRS proteinlerinin ekspresyon artıĢları birçok kanserin geliĢimi ile iliĢkilendirilmiĢtir. Ekpsresyon çalıĢmalarına ek olarak, çalıĢmalar IRS1 ve IRS2 gen polimorfizmlerinin de bazı kanser türlerinin geliĢimine yatkınlık yarattığını göstermektedir. IRS1 Gly972Arg ve IRS2 Gly1057Asp polimorfizmleri bu genlere ait en yaygın görülen varyantlardır. Bu çalıĢmada IRS1 Gly972Arg ve IRS2 Gly1057Asp polimorfizmlerinin gastrik kanseri geliĢimi ile arasındaki iliĢkinin belirlenmesi amaçlandı. ÇalıĢmaya 100 mide kanseri ve 100 kontrol birey dahil edildi. Örneklerin, periferik kanlarından DNA izolasyonu gerçekleĢtirildi. Tek nükleotid polimorfizmleri Taqman Assayler aracılığıyla gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile belirlendi. Ġstatistiksel analiz sonucunda IRS1 Gly/Gly genotipine göre Gly/Arg genotipinin 7,891 kat (%95 G.A: 3.251-19.154 p<0.001), Arg/Arg genotipinin ise 22.716 (%95 G.A: 6.311-81.761 p<0.001) kat daha fazla gastrik kanseri geliĢimine yatkınlık yarattığı belirlendi. IRS2 Gly1057Asp genotip analizi, Gly/Gly genotipine göre Asp/Asp genotipine sahip bireylerin 2.311 kat (%95 G.A: 0.800-6.678 p=0.122) daha fazla mide kanseri geliĢimi riski olduğunu gösterse de bu değerler istatistiksel açıdan anlamlı bulunamadı. Sonuç olarak, elde ettiğimiz veriler IRS1 Gly972Arg ve IRS2 Gly1057Asp varyantlarının gastrik kanseri geliĢim riskini arttırabileceğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçların doğrulanması ve bu varyantların belirteç olarak kullanılabilmesi için daha büyük popülasyonlarda çalıĢılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: IRS1, IRS2, polimorfizm, mide kanseri, SNP
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    Association of Ucp2 Ala55val Ve -866g>a Polymorphisms With Weight Loss After Bariatric Surgery
    (2023) Öztaş, Sevgi; Kaptanoğlu, Sema; Görgişen, Gökhan
    Dünyada artan prevalansı sonucunda obezite, birçok kronik hastalığı beraberinde getirmekte olup, tedavisinde en etkili yaklaşımın bariatrik cerrahi olduğu belirtilmektedir. Son dönemde yapılan araştırmalar, ameliyatın tipine ek olarak kilo vermeyi etkileyen temel faktörlerden birinin de genetik faktörler olduğunu ortaya koymaktadır. UCP proteinleri, mitokondriyal iç zarda lokalize olan anyon taşıyıcılardır. Bu sayede hücrede enerji homeostazını sağlar ve fazla enerjinin ısı yoluyla atılmasını sağlarlar. Böylece vücut ağırlığında bir azalma gözlenir. Bu bilgiler doğrultusunda çalışma kapsamında obezite cerrahisi geçirmiş hastalarda UCP2 geni Ala55Val, -866G>A varyantlarının postoperatif kilo kaybı ile ilişkisini ortaya koymayı amaçladık. Çalışmamıza 89 obez ve 148 sağlıklı birey dahil edildi. Periferik kan örneklerinden DNA izolasyonu yapıldı. Tek nükleotid polimorfizmleri gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile belirlendi. Çalışma kapsamında elde edilen verilere bakıldığında, UCP2 -866G>A polimorfizminin obez ve kontrol grupları arasındaki dağılımına bakıldığında, AA alelinin obez gruplarda yaygın olduğu belirlendi. Obez bireylerde, UCP2 -866G>A polimorfizminin kilo verme ile ilişkisine bakıldığında, en fazla kilo kaybının 4. ay kontrollerinde GG aleline sahip bireylerde ortalama, 24.17 kg ve UCP2 Ala55Val polimorfizminde ise ortalama, 24.14 kg ile en fazla kilo kaybının CC aleline sahip bireylerde olduğu belirlenirken; homozigot GG-CC genotip kombinasyonunun kilo verme eğiliminin diğerlerine göre en fazla olduğu belirlendi. Genetik faktörlerin çevre ile etkileşimlerinin daha net anlaşılabilmesi için farklı etnik kökenlerde UCP2 polimorfizmleri ve etkilediği fenotipler ile alakalı daha fazla çalışma yapılması tavsiye edilmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Determination of Insulin Receptor Substrate 1 (irs1) Induced Mirna Expression Profile in Breast Cancer Cell Line
    (2021) Ecer, Yılmaz; Görgişen, Gökhan
    Meme kanseri, moleküler seviyede heterojen bir yapı gösteren ve dünya çapında kadınlar arasında en sık görülen kanser türüdür. İnsülin reseptörü substratı (IRS) proteinleri, insülin veya insülin benzeri büyüme faktörü reseptörlerinden aldığı sinyalleri hücre içi ortama ileten sitoplazmik adaptör moleküllerdir. IRS1 ekspresyonundaki artışların, meme kanserinin gelişiminde ve ilerlemesinde rol oynadığı iyi bilinmektedir. IRS1 proteinlerinin ekspresyonlarına ek olarak, meme kanserinin gelişiminde ve ilerlemesinde miRNA'ların da rol aldığı gösterilmiştir. MiRNA'lar, tipik olarak mRNA'ların 3′UTR'si ile eşleşerek hedef genlerini baskılayan endojen küçük (19–25 baz) kodlamayan tek sarmallı RNA nükleotidleridir. Genellikle onkogenik veya tümör baskılayıcı olarak görev yapan miRNA'ların düzensiz ekspresyon profillerinin, meme kanserinde hücre proliferasyonu, tümörigenez ve metastaz gibi çeşitli hücresel süreçlerde yer aldığı gösterilmiştir. Bu çalışmada, meme kanseri hücre hattında insülin reseptörü substratı 1 (IRS1) indüklü miRNA ekspresyon profilinin belirlenmesi amaçlandı. Çalışmamızda, insan IRS1 geni ile transfekte edilmiş CRL4010 hücrelerinde ve insan IRS1 geni transfekte edilmemiş CRL4010 hücrelerinde (kontrol), insan IRS1 geni ile transfekte edilmiş MCF7 hücrelerinde ve insan IRS1 geni transfekte edilmemiş MCF7 hücrelerinde 47 miRNA'nın ekspresyon profilinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ektopik IRS1 ekspresyon seviyeleri, western blot yöntemiyle doğrulandı. Elde ettiğimiz sonuçlara göre MCF7 (kontrol) hücrelerine kıyasla ektopik IRS1 ekspresyonlu MCF7 hücrelerinde miR-181d, miR-210, miR-661, miR-130a, miR-191, miR-212, miR-93, miR-193b, miR-214, miR-21, miR-96, miR-221, miR-222, miR-373 ve miR-155 miRNA'ların ekspresyonlarının anlamlı seviyelerde arttığı belirlendi. Sonuç olarak, ektopik IRS1 ekspresyonunun meme kanseri gelişimi ve ilerlemesinde, 15 miRNA'nın ekspresyon profillerinin düzenlenmesinde rol oynadığını gözlemledik. Bu aday miRNA'ların meme kanseri gelişimindeki fonksiyonel rollerinin açıklanması için ileri çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Meme kanseri, İnsülin sinyal yolağı, IRS1, MikroRNA profilleme
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Diyabetik Kardiyomiyopati ve G Proteini
    (2019) Kandemir, Yasemin Behram; Güntekin, Ünal; Görgişen, Gökhan; Aydin, Cigdem
    Modern toplumda yaygın bir hastalık olarak görülen,koroner kalp hastalığının ve mortalitenin gelişimi içinbelirgin bir risk faktörü oluşturan Diabetes Mellitus(DM), sadece medikal değil aynı zamanda sosyal birproblemi de temsil eder. Tip 1 veya Tip 2 diyabetikhastalarda önde gelen ölüm nedenlerinden birikardiyovasküler hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO,DSÖ) verilerine göre, tip 2 diabetes mellitus olanhastaların %75'inden fazlası, vasküler sorunlar nedeniyleölmektedir. Diyabetik bireyler diyabetik olmayan bireylerekardiyovasküler hastalıkların gelişmesi açısından 2 ile 4kat daha fazlarisk altındadır. DM’li hastalarda,mekanizması henüz açıklığa kavuşmamış olan, hızlailerleyen kardiyomiyopati görülme ihtimali çok yüksektir.Bir takım proteinlerin diyabetik bir ortamdakardiyomiyopati oluşumundan sorumlu olduğudüşünülmektedir. Diyabetik kardiyomiyopati, iskemikkardiyomiyopatiden farklıdır. Normoglisemiye göre,diyabetik kardiyomiyopatinin başlıca nedenlerinden olanvasküler düz kas proliferasyonu ve migrasyonu yüksekoranda glisemik ortamda indüklenir. Hücresel molekülermekanizmalar, diyabetik kalp hastalığının erken evresiolan kardiyomiyopati gelişmesinde önemli bir rolesahiptir. G-alfa sınıfı G proteinleri, kardiyomiyopatidegörülen en önemli sinyal iletim değişiklerinden biridir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    İnsülin Direncinde İnsülin Reseptör Substrat 1 (Irs1) Proteininin Rolü
    (2018) Görgişen, Gökhan
    İnsülin direnci, iskelet kası, yağ ve karaciğer gibi insülinin hedef dokularının hücresel düzeydeinsüline gereken yanıtı verememesi ya da az vermesi durumudur. İnsülin direncinin başta Tip 2 Diyabetolmak üzere birçok hastalığın öncülü olması nedeniyle patogenezinin aydınlatılması oldukçaönem taşımaktadır. İnsülin direncine neden olan moleküler mekanizmalar tam olarak bilinmemektedir.Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, insülin direnci gelişimindeki etkin mekanizmalarınbaşında insülin reseptör substrat (IRS) proteinleri üzerinden gerçekleşen hücre sinyali regülasyonundakibozukluğun olduğunu ortaya koymuştur. Biz bu derlememizde IRS1 proteininin, normalve patolojik durumdaki regülasyonu hakkındaki son gelişmeleri ortaya koyarak, insülin direncioluşum mekanizmalarını aydınlatmaya yönelik yeni çalışmalara öncül olabilmeyi amaçlamaktayız.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Understanding the Role of Insulin Receptor Substrate 1 (irs1) Dependent Signal Transduction Network in Development of Glioblastoma Multiforme in in Vitro.
    (2019) Yaren, Zafer; Görgişen, Gökhan
    Beynin temel enerji kaynağı glukozdur ve beyin, glukozu yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Dolayısıyla beynin fizyolojik rolünü yerine getirmesi, glukoz metabolizmasının sıkı bir şekilde kontrolü ile sağlanmaktadır. İnsülin Reseptör Substrat (IRS) proteinleri, glukoz metabolizmasının regülasyonunda rol alan en önemli adaptör proteinlerdir. IRS1 bu protein ailesinin üzerinde en çok çalışılan elemanıdır. IRS1, kanserle ilgili birçok reseptörle etkileşime geçmektedir ve literatürde IRS1'in meme, akciğer, prostat, böbrek gibi birçok kanser türünde ekspresyon artışı gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda merkezi sinir sistemi tümörlerinden biri olan medulloblastomda da IRS1 ekspresyonunun arttığı gösterilmiştir. Bizde bu bilgiler ışığında, IRS1'in merkezi sinir sisteminin bir diğer önemli tümörü olan glioblastoma multiforme (GBM) gelişiminde de böyle bir ekspresyon artışı olabileceğini düşündük. Buradan yola çıkarak in vitro ortamda IRS1 bağımlı sinyal iletim ağının GBM gelişimindeki rölünü belirlemeyi amaçladık. Çalışmada, U-87 MG hücre hattı kullanıldı. IRS1 proteinin ekspresyonunu U-87 MG hücrelerinde arttırmak amacıyla pcDNA3.1-flag tagged-insan IRS1 ekspresyon vektörü lipofektamin aracılığı ile hücrelere transfekte edildi. Ektopik IRS1 ekspresyon artışının GBM hücrelerinin sağkalımı üzerindeki fonksiyonel etkisi MTT analizi, insülin sinyali üzerindeki moleküler etkisi western blot analizi ile belirlendi. Elde ettiğimiz sonuçlar, ektopik IRS1 ekspresyon artışının GBM hücre sağkalımını arttırdığını göstermektedir. Ayrıca, IRS1 ekspresyon artışının, insülin indüklü Grb2, ERK ve AKT proteinlerinin aktivasyonlarında artış gerçekleştirdiği saptanmıştır. Çalışmamız, GBM hücrelerinde IRS1 ekspresyon ve aktivasyon artışının, hücre sağkalımını AKT aktivasyonu aracılığıyla arttırdığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Beyin Tümörleri, Glioblastoma Multiforme, IRS1, İnsülin Reseptör Substrat Proteinleri (IRS), İnsülin Sinyali.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Understanding the Role of Irs4 Protein in Radiotherapy in Glioblastoma Multiforme
    (2021) Arslan, Aysun; Görgişen, Gökhan
    İnsülin reseptör substrat (IRS) proteinleri, insülin sinyalinde rol alan adaptör moleküllerdir. İnsülin benzeri büyüme faktör reseptörü (IGFR) veya insülin reseptörü (IR) aktivasyonu aracılığı ile etkilerini göstermektedir. IRS proteinlerinin ekspresyon artışları kanser gelişimi ile ilişkilidir. Aynı zamanda kanserde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yaklaşımlarının etkinliği üzerinde de önemli rol oynamaktadırlar. IRS1 ve IRS2 proteinleri insanda yaygın ekspresyon gösterirken IRS4 karaciğer, timus ve beyin gibi dokularda sınırlı ekspresyon gösterir. IRS proteinleri aynı dokuda ifade edilse bile özgün tirozin motifleri sayesinde farklı sinyal yolaklarını uyararak farklı hücresel fonksiyonları düzenleyebilir. Glioblastoma multiforme (GBM) erişkinlerde yaygın görülen en malign beyin tümörüdür. Radyoterapi GBM'de standart tedavi yaklaşımıdır. Bu çalışmada GBM hücrelerinde IRS4'ün radyoterapi üzerindeki rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda LN229 hücrelerine pcDNA3.1-flag-tagged-insan IRS4 ekspresyon vektörü lipofektamin aracılığı ile transfekte edilerek ektopik IRS4 ekspresyonu western blot ile doğrulanmıştır. LN229 hücreleri 5, 8, 10 Gy radyoterapi dozu ile ışınlandıktan sonra IRS4'ün radyoterapi üzerindeki fonksiyonel etkisi MTT ve koloni oluşum testleri ile belirlenmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlara göre artan IRS4 ekspresyonunun GBM hücrelerinde radyoterapi duyarlılığının artmasına yol açtığı belirlenmiştir. GBM hücre hattında artan IRS4 ekspresyonunun hücre sağ kalım oranları ve koloni oluşum oranlarında azalmaya neden olduğu saptanmıştır.