Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Kalkan, Hatice"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 8 of 8
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Tradition of Hypostyle Structures and Its Relation To Apadana
    (2012) Değirmencioğlu, Hatice; Kalkan, Hatice
    Sütun kullanımı, insanlık tarihi boyunca başlangıcı çok eski dönemlere dayanan ve yüzyıllar boyunca süregelen bir mimari unsurdur. Mimari öğe olarak kimi zaman taşıyıcı işlevi olan, kimi zaman ise estetik kaygıyla kullanımı tercih edilen sütunların kullanımından önce ayak ve dayaklar tercih edilmiştir. Zaman içerisinde sütunlar ve dikmeler bu mimari öğelerin yerini almıştır.Hypostyl salonlar; diğer bir deyişle sütunlu salon yapıları Demir Çağ II-III döneminde Kuzeybatı İran'da Urmiye Gölü ve Orta Zagroslar'da ortaya çıkmış bir mimari gelenektir. Demir Çağ'da iskan gören bahsi geçen bölgelerde kurulan lokal beylikler tarafından inşa edilmiş krali kabul salonlarıdır. Ayrıca salon yapıları önemli Urartu yerleşimlerinde saptanmıştır. Bu salonların gelişmiş örnekleri daha büyük boyutları ve görkemleriyle Akhaemenid dönemi yerleşimlerinde saray kompleksleri içerisinde karşımıza çıkmaktadır. Anadolu'da ise benzerleri Hitit başkenti Boğazköy, Urartu döneminde yerleşim gören Altıntepe, bir Frig kenti olduğu düşünülen Kerkenes ve Akhaemenid dönem yerleşimi Kadirak'ta belirlenmiştir.Sütunlu salonlar erken dönemlerde meskun alan, ahır, arşiv ve depolama yeri olarak işlev görürken zaman içerisinde artan anıtsallık, simetri hassasiyeti, zenginlik yansıması gibi kaygılarla törensel bir kullanıma doğru gelişme kaydetmiştir.Sütun kullanımı Geç Bronz Çağ döneminde spesifik bir yayılım göstermiş, Orta Demir Çağ'da yoğun olarak kullanılmış ve Akhaemenid İmparatorluğu döneminde apadanada doruk noktasına ulaşmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Doğu Anadolu'da Geç Demir Çağ: Sorunlar ve Gözlemler
    (2011) Kalkan, Hatice
    Bu çalışmada Urartu Devleti’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde idari açıdan son bulmasından sonraki değişim ele alınmış, bu bağlamda “Post-Urartu” ve “ Med” evreleri ile farklılaşan siyasal sürecin kültürel etkileri ve bunun Akhaimenid dönemdeki uzantısının ulaştığı görünüm incelenmiştir. Bölgede Post-Urartu döneminden başlayan ve kültürel olarak saptanabilen bir değişim söz konusudur. Bu değişim ağırlıklı olarak seramik formlarında kendini göstermektedir. Akhaimenid Dönemin ilerleyen safhaları ise kültürel açıdan zenginleşmiş bir seramik yoğunluğu ile belirginleşmektedir. Sivil mimarinin yeterli verilerle tespit edilemediği süreç içinde Post-Urartu ve Geç Akhaimenid evre arasındaki hiatus kültürel ve tarihsel nedenleri ile araştırıldığında buradaki insan popülasyonunun yerleşim geleneğindeki ya olası bir değişiklikten, ya da daha güçlü kanıtların henüz ele geçmemiş oluşundan söz etmek gerekmektedir. Bu anlamda ulaşılan sonuçlar mevcut kültürel veriler ve bunların ele geçtiği az sayıdaki tabakalı kazı merkezlerinde ortaya çıkan durumun incelenmesi ile sağlanmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Late Iron Age in Eastern Anatolia: Problems and Assessments
    (Mersin Univ Publ Res Center Cilician Archaeology, 2011) Kalkan, Hatice
    This study deals with the transformations in Eastern Anatolia that took place after the Urartian State came to a political end. Thus, cultural reflections of the variations in the political process in the Post-Urartian phases and in the period of the Medes as well as the continuation thereafter in the Achaemenid Period are investigated. A cultural change is evident in the region since the Post-Urartian Period. This alteration shows itself mainly in the ceramic forms. Later phases of the Achaemenid Period are characterized by the rich categories of intensive pottery finds. In the course that the civilian architecture cannot be defined due to the lack of data and that the cultural and historical reasons of the hiatus between the Post-Urartian and the Achaemenid Periods are investigated, it should be noted that there could have been a change in the settlement tradition of the population or the sound evidences are not discovered yet. Accordingly, the conclusions depend on the examination of the present cultural data from the few excavated sites with stratification.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Achaemenid Period in Anatolia: in the Light of Urban Researches
    (2014) Özkan, Kazım; Kalkan, Hatice
    M.Ö. 6-4. yüzyıllarda Anadolu coğrafyasının tamamında etkili olan Akhaimenid Kültür, tabakalı temsilci merkezlerle birlikte bazı bağımsız kültürel bulgularla da tespit edilmektedir. Bu çalışmamızda 'Key site' olarak belirlenen merkezlerimizden Daskyleion, Sardes, Oluz Höyük ve Karagündüz Höyüğü'nde yapılan kazı ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılan buluntular dışında Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde bulunan Anadolu-Pers etkili anıt, lahit, kabartma ve steller gibi eserler de değerlendirmeye alınmıştır. Anadolu'nun batı kesimindeki anıtsal mezar ve yontu örnekleri, Akhaimenid kültürün nispeten seçkin ve ayrıcalıklı nüfusunun ağırlıklı olarak buralardaki etkisine de işaret eden kanıtları oluşturmaktadır. Bu örnekler aynı zamanda Pers etkilerini taşıyan ve Anadolulu ustaların (özellikle İonia'lı mimar ve heykeltraşların) sanatsal sentezlerini temsil eden Anadolu-Pers üslubundaki üretimlerdir. Söz konusu dönemin yontu, anıt vb. kalıntılarının ağırlıklı olarak Anadolu'nun batı kesiminde görülmesinin yanı sıra, batıdan doğuya doğru bir sıralama içinde dört merkez kapsamında yaptığımız çalışmamız, tabakalı kazı merkezlerinde bu kültürün etkilerinin güçlü şekilde izlenemediğini ortaya koymaktadır. Mevcut yerleşim merkezlerini iskan alanları olarak benimseyen Akhaimenidler buralardaki kültürel geleneğe kendi izlerini katmadan daha çok yerel unsurlardan yararlanmış görünmektedirler. Diğer bir deyimle, Akhaimenid siyasal süreci tabakalı merkezlerde tarihsel ihtişamının gerisinde bir etki göstermiş, önemli idari merkezlerde de görünüm çok fazla değişmemiştir. Bu noktada, Anadolu'nun Akhaimenid Döneminden söz edildiğinde kazılardan ele geçen buluntuların Akhaimenid kültüre aidiyetinden çok kast edilen tanımlamanın siyasal sürece işaret etmesi gerekliliği vurgulanmalıdır. Çünkü bu kültür Anadolu'da Hellen ve Roma Dönemlerinde olduğu gibi bir yerleşik iskanlaşma geleneğine sahip olmayarak, sadece genişleme arzusunda olan ve geçici iskan ettikleri kurulu yerleşimlerde bir 'misafir' kültür olmanın ötesine geçememiş görünmektedir. Akhaimenid kültürel etki ise daha çok Anadolu'da mezar anıtları, steller, lahitler ve üzerlerindeki ikonografik sentezlerle aristokratik bir yansıma ile sınırlı kalmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    The Preliminary Archaeological Field Survey in Hypaipa
    (Univ Agean, dept Mediterranean Stud, 2014) Kalkan, Hatice; Yaldir, Aylin Kocak
    This study presents the preliminary description and evaluation of the architectural remains (namely, the city walls surrounding the acropolis and the lower city; the theater on the western skirts of the acropolis, the three bridges spanning the Uludere stream, the rock-cut tombs located on the northwestern and northeastern peripheries of the city) identified in the ancient city of Hypaipa during the field survey in the summer of 2012. Hypaipa, on which we do not have any detailed knowledge except for a few references in ancient sources and in some traveller records, is regarded as one of the cities in the Lydian region. The city whose foundation is presumed to date back to the Lydian period (the last quarter of the 7th century B.C. to the first half of the 6th century B.C.) had a distinct status because of its Persian temple dedicated to the Persian goddess Anahita. With particular reference to this temple, Hypaipa was mentioned in a number of ancient sources along with Hierocaesareia. In addition to its temple, Hypaipa was also famous for Arakhne, one of the well known mythological figures in the antiquity. Hypaipa appears to be a rather developed settlement, particularly in the Roman period. Moreover, the rock-cut tombs that we discovered to the north of the acropolis dating back to the 6th century BC constitute the earliest findings of the 2012 field survey in Hypaipa carried out by our team, providing further evidence for the significance of the site in connection with the Lydian and Persian archaeologies.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    The Figure of Serpens (snake) in the Aegean World at Classical Period
    (2018) Deniz, Özkan; Kalkan, Hatice
    Bu çalışmada serpens/yılan arkeolojik bir figür ve bir kült öznesi olarak tarihsel akış içinde sembolik ve kavramsal açılardan ele alınmıştır. Öncelikle Mezopotamya ve Hitit gibi medeniyetlerindeki mitoslara ve arkeolojik bulgulara değinilmiş daha sonra, klasik dönemde özellikle Ege dünyasına ait kült geleneğinde serpens olgusu arkeolojik veriler, mitoslar ve yazılı kaynaklar doğrultusunda incelenmiştir. Yılan, bazı toplumlarda kötülüğün simgesi, bazı toplumlarda ise şifa olabilen özellikleriyle tanrısal bir hayvan olarak belirmiştir. Yılan, Sümerlerden Hititlere; çeşitli öykülere konu olmuş, ayrıca Anadolu, Yunan ve Roma gibi birçok farklı antik toplumda mitolojinin önde gelen figürleri arasında yerini almıştır. Neolitik dönemden itibaren en çok kullanılan sembollerden biri olan yılan, Önasya kültürlerinde tanrı, tanrıça ve hükümdarlarla ilişkilendirilmiş, Antik Yunan'da ise sağlıkla özdeşleştirilmiş, başta Asklepios olmak üzere Olympos tanrılarının da içinde olduğu, Zeus gibi, çok sayıda tanrı ve kahramanın atribütü şeklinde betimlemelerde kullanılmıştır. Yılan figürünün anlamı ve niteliği ilişkili olduğu ilah ya da kahramanın özelliğine göre farklılık yansıtır. Bu anlamda temsil ettiği figüre bağlı olarak ölüm, güç, şiddet, bolluk bereket ya da sağaltıcı (iyileştirici) nitelikleri ile karşımıza çıkar. Yılanın, antik dönemde farklı inanışlar çerçevesinde değişen anlamları ve sembolleri arkeolojik ikonografide zenginleşen bir malzeme ve çözümleme alanına olanak sağlamıştır. Bu bağlamda ölümsüzlük, şifa, koruyuculuk, korkutuculuk, iyilik-kötülük ve öteki dünya kavramları ile sembolik bir ilişki içinde algılanan serpens'in en az insanlık tarihi kadar eski olan varoluş sürecinde, her çeşit arkeolojik malzemedeki betimlemeleri bu çalışmada ele alınmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Yılan Figürü ve Sembolizm
    (2021) Kalkan, Hatice; Deniz, Özkan
    İnsanoğlunun kültür ve inanç tarihçesinde ortak bir hafıza aktarımıylagünümüze dek ulaşan sembol grubu içinde hayvanlar önemli bir yertutmaktadır. Yılan bu açıdan belki de en fazla ve aynı zamanda karşıtlıklariçinde algılanan bir sembolizm öznesi olarak ortaya çıkmaktadır. Farklıdönem ve kültürlerin efsane, masal ve mitoslarında kendine yer bulan yılankavramsal açıdan iyi ve kötünün sıklıkla yer değiştirdiği bir niteliğesahiptir. Sözel ve yazılı gelenekteki bu karşıtlık, görsel aktarımlarda nasıl biryansımaya dönüşmektedir? Bu açıdan, antik materyal kültür kaynaklarıdayanağında yılanın ikonografik bir değerlendirmesinin yapılabilmesi,toplumsal algı değişkenlerine görsel kanıtlarla da bakılmasını sağlayacaktır.Yazılı kaynakların da referans oluşturduğu Yunan-Roma dönemine aitgörsel veriler değerlendirilirken, bu bağlamda, avcı-toplayıcı bir evreye aitolan Göbeklitepe insanlarının kabartmalarında öne çıkan en erken yılanfigürlerine de değinilmiştir. Şüphesiz yılan figürünün günümüzden on ikibin yıl önceye ait kabartmalarda dönemin insanı için ne anlama geldiği,varsayımlara dayalı olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte gizem,korkutuculuk, deri değiştirme gibi özellikleri, yılanın çağlar boyuncaneden bu denli sıklıkla görsel aktarımlarda yer bulduğu konusuna yanıtolabilir.Diğer yandan yazılı kaynakların devreye girmesiyle birlikte Sümer, Hitit veKlasik Hellen-Roma mitolojisinde yer bulan serpens-yılan, çok yönlü birmetafor ve sembolizm içeriğinde ve daha da zenginleşmiş görsel yorumlarlakarşılaşılan bir figüre dönüşür. Burada söz konusu bu sürecin yazılı vegörsel verilerle ortaya konulduğu bir çalışmanın sonuçları paylaşılmıştır.Ayrıca burada yılan figürünün ölü kültü ve yeraltı dünyası ile olan yakınilişkisi nedeniyle yeni bir öneri olarak tümülüs üzerlerinde dikilen ve fallostaşları olarak adlandırılan buluntuların yılan olabilme olasılığı içinde elealınması tartışmaya açılmıştır. Nitekim bu konudaki görüşler arasındabolluk ve bereket sembolleri olarak görülen fallos sembollerinin gömü veyamezar ikonografisinde başka örneklerle görünmüyor olması bu konuda birdayanak oluşturabilir. Diğer bir görüşe göre ise bu örnekler Anadolu anatanrıça idollerinden etkilenerek kullanıma girmiş olan mezar cippuslarıdır.Yeterli ve tutarlı olasılıklarla ele alınmamış olduğu anlaşılan konunun ölükültü ve gömü gelenekleri açısından yeniden ele alınmasına ihtiyaç vardır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    The Historical Geography and Archaeology on the Return Route of the Ten Thousand
    (2014) Polat, Erdal; Kalkan, Hatice
    Bu çalışmada, M.Ö. 5. yüzyılın sonlarında Doğu Anadolu Coğrafyasından kuzeye ilerleyerek Karadeniz'e doğru yürüyüşlerini devam ettiren ve 'Onbinlerin Dönüşü' ne (Anabasis) tanıklık etmiş olan Ksenophon'un kayıtları yeniden değerlendirilmektedir. Söz konusu bu kayıtlar ordunun geri dönüş sürecinde birer günlük niteliği taşımakla birlikte, kapsadıkları çevresel gözlem, izlenim ve tariflerle bölgenin M.Ö. 401 yılındaki durumu ile ilgili çok önemli bilgilere de kaynaklık etmektedir. Özellikle dönemin coğrafi tanım ve adlandırmaları, yürüyüş hattı üzerindeki iskân ve topografyaya ait betimlemeler bu bilgilerin günümüz araştırmacıları tarafından da makaleler kapsamında ele alınmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda Doğu Anadolu Coğrafyası üzerine yapılan modern araştırmalara da yer verilmiş ve Ksenophon'un antik kayıtlarındaki coğrafya ile karşılaştırmalarda bulunulmuştur. Ayrıca bölgedeki Pers (Akhaimenid) idari sistemi, satraplık yayılım alanı, kültürel bulguları, arkeolojik kanıt ve kalıntılarına da bakılması ve Anabasis'teki kayıtlar ile paralelliklerinin gözden geçirilmesi çalışmamızın diğer kapsamını oluşturmaktadır. Coğrafi açıdan yapılan değerlendirmelerde modern araştırmacıların yürüyüş güzergahı üzerine önerileri farklı görüş, güzergâh ve haritalarla desteklenmektedir. Bu çalışmalar incelendiğinde belirtilen güzergâhlarla ilgili isabetli önerilere burada yer verilmiş olmakla birlikte özellikle google görüntüleri ile izlenen rota üzerindeki farklı olasılıkların da göz önünde bulundurulması gerekliliğinden söz edilebilir. Bu bağlamda; Anabasis'te belirtilen ve yürüyüş esnasında kat edilen yol üzerindeki bazı detayların tekrar değerlendirilerek, topografik uygunlukla yeniden ele alınması sonucunda güzergâh üzerinde farklı olasılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu olasılıklar ile ilgili veriler, bölgenin tarihsel coğrafyası kapsamındaki yer adları, güzergâh üzerindeki iskan tipleri, buralarda yaşayan insan grupları ve onların gelenek-göreneklerinin birinci elden antik bir kaynaktaki tarifleri, çalışmamızda temel bir dayanak oluşturmuş bölge üzerine coğrafi ve arkeolojik açıdan yeni değerlendirme olanağı sağlamıştır.
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback