Browsing by Author "Karaman, Yasin"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis An Ecocritical Approach To Latife Tekin's Novels(2020) Karaman, Yasin; Baş, SelmaDoğal çevre, bir canlının yaşaması ve neslini devam ettirebilmesi için gerekli olan uygun ortamdır. Bu doğal çevrenin sakinlerinden biri olan insan, içerisinde bulunduğu çevreyi sürekli olarak değiştirme ve dönüştürme çabası içerisindedir. Bu nedenle, doğa ve insan arasındaki zorunlu birliktelik tarihsel süreç içerisinde birçok farklı evreden geçerek yeniden şekillenmektedir. Bu değişim ve dönüşüm sürecinde insanın doğal çevre üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı da açıktır. Geliştirilen insan merkezli düşünce sistemleri neticesinde ekolojik sorunlar, küresel anlamda günden güne etkisini arttıran başat problemlerden biri haline gelmektedir. Bu kötü gidişatın durdurulabilmesi için günümüzde çeşitli girişimler söz konusudur. Neredeyse bütün alanlarda görülebilen bu girişimler, kurgusal düzlemde de çevre hassasiyeti ön planda olan yazarlar tarafından dillendirilmektedir. Ekolojik sorunları kurgusal düzleme taşımayı amaçlayan ekoeleştirel yaklaşım, bu doğrultuda edebi eserlere belli sorumluluklar yüklemektedir. Türk edebiyatında 1980 sonrasında eser vermeye başlayan Latife Tekin, bu minvalde dikkat çeken yazarlardan biridir. Latife Tekin, kaleme aldığı romanlarında insanın doğa karşısındaki benmerkezci tutumunu ifşa etmekte ve doğadan yana tavır koyan düşünce biçimlerinin özünü kurgusal evrene taşımaktadır. Çevre hassasiyetini özellikle feminist ve sosyalist dünya görüşüyle birleştiren Latife Tekin, ekoeleştirel anlamda birer protesto özelliği taşıyan eserleriyle Türk yazın geleneğinde bir dönüm noktasıdır. Latife Tekin'in Türkiye toplumunun folklorik unsurlarıyla harmanladığı romanları, insanoğlunun tarihi süreç içerisinde değişen doğa algısını ortaya koyması açısından önemlidir. Bu çalışmada insanın doğa karşısındaki benmerkezci tutumuna karşı geliştirilen ekoeleştirel düşüncenin kuramsal çerçevesi çizilmiş ve bunun Latife Tekin'in romanlarındaki yansımalarına odaklanılmıştır. Ayrıca ekoeleştirel düşüncenin etkileşimde olduğu temel disiplinler ve ideolojiler olan Derin Ekoloji, Toplumsal Ekoloji, Ekososyalizm, Ekofeminizm, Ekofaşizm ve Ekopsikoloji'nin de yazarın eserlerindeki takibi yapılmıştır.Article Murathan Mungan’ın Geyikler Lanetler Adlı Tiyatro Eserinin Arketipsel Sembolizm Açısından Yorumu(2024) Karaman, YasinÖz Günümüzde her disiplinin kendine özgü bir yöntem kullandığı bilinmektedir. Diğer taraftan disiplinlerarası etkileşimin araştırmacılara daha farklı bakış açıları kazandırdığı düşüncesi de oldukça yaygındır. Genel itibariyle birçok disiplinin temelinde insanı anlama ve anlatma çabasının olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu doğrultuda birçok disiplinin ortak malzemesini oluşturan insan, edebiyat biliminin de merkezinde yer alan temel bir unsur olarak dikkat çekmektedir. Dolayısıyla birer toplum kurgusu özelliği gösteren edebi eserlerin geliştirilen disiplinlerarası yaklaşımlar neticesinde farklı çözümleme yöntemlerine tabii tutularak yapılarındaki derin anlamların gün ışığına çıkarıldığı görülmektedir. Edebi ürünlerin farklı okuma biçimlerine elverişli olduğu gerçeğine görünürlük kazandıran disiplinlerarası analiz yöntemlerinden biri de Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramına dayandırarak temellendirdiği “arketipsel sembolizm”dir. Edebiyat biliminde dikkat çeken bir yaklaşım olarak arketipsel sembolizm; temelde insanoğlunun ortak davranışlarını araştıran, milletlerin benzer düşünce kalıplarını belirleyen, edebiyat ürünlerini arketipsel sembollerin birer ifadesi olarak gören ve onların sembolik yapısını çözümleyen psikoloji kökenli bir metin çözümleme yöntemidir. Arketipsel sembolizme göre eserin bünyesinde örtük halde konumlanan arketipsel yapılar, eserin şifrelerinin çözülmesine ve arka planda kalan derin yapıların gün yüzüne çıkmasına yardımcı olmaktadır. Anlam olarak “ana örnek”, “ilk model”, “prototip” şeklinde ifade edilen arketipler, esas itibariyle insanoğlunun ortak kültürünü oluşturan temel yapı taşlarıdır. Dolayısıyla arketipler, ilkel insan ile modern insan arasında kurulan organik bağın da en somut ifadesidir. Bu nedenle arketiplerin tespit edilerek çözümlenmesi insanlığın ortak düşünce kalıplarının belirlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında da arketipsel sembolizm açısından geniş bir malzeme barındırdığı öngörülen Murathan Mungan’ın Geyikler Lanetler (1992) adlı tiyatro eseri bu bilgiler ışığında incelemeye tabii tutulmuştur.

