Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Keleş, Nevzat"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 5 of 5
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    The Construction of Muslim-Turkish in the Middle Ages
    (2008) Keleş, Nevzat; Tufantoz, Abdurrahim
    Ortaçağ'da kurulan Müslüman-Türk devletlerinde devlet teşkilatlanmasının ve siyasî birliğin sembolü sultandı ve örgütlenme onun etrafında şekillenmiştir. Bu bağlamda da ekseriyetle tâbiiyet esasına dayalı olarak bir idare tarzı oluşturmuşlardır. Merkezî teşkilât askerî bir yönetim sistemine dayalı olup memleket birinci derecede hükümdar ve ailesiyle emirlerin ellerinde idi. Eyâlet idaresi ise ya hanedan üyesinden biri veya vali olarak tayin edilen sultanın azatlı kölelerinden olup devlet işlerinde tecrübe kazanmış mutemet kişiler ve emirler tarafından icra olunurdu. Kalem ve dîvan işleri ikinci derecede gelirlerdi. Hükümdardan sonra çoğu zaman askerî işler de dâhil olmak üzere vezir, devlet işlerinden birinci derecede sorumluydu ve hükümdar adına devleti idare ederdi.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Musâfiridis Political History (916-1090)
    (2019) Aybar, Şirin; Keleş, Nevzat
    Abbâsî halifeliğinin siyasî hâkimiyet alanın merkeze doğru daralmasıyla söz konusu bölgelerde yeni bağımsız hanedan ve emîrlikler ortaya çıktı. Bu durum hanedanların faliyetlerini rahat bir şekilde sürdürmelerini sağlamıştı. Azerbaycân, Ermîniyye ve Arrân bölgeleri birçok hanedana ev sahipliği yapmışlardır. Azerbaycan'da Sâcoğullarının çekilmesinden sonra doğan otorite boşluğuyla beraber bölge Musâfirîlerin eline geçti. Musâfirîlerin ilk tahta çıkan üyesi Muhammed b. Musâfir bölgede güçlenip itibar kazandı (316/928-929). Muhammed b. Musâfir'in kendi ailesi tarafından tutsak edilmesinden sonra başa geçen oğlu Merzubân b. Muhammed hanedanın sınırlarını genişletti (330/941). Merzubân hâkimiyeti boyunca sınırları genişletmek için birçok mesele ile uğraştı. Bunlar arasında, Sâcoğulların halefi olarak bağımsız bir yönetim oluşturmaya çalışan Deysem b. İbrahim el-Kurdî ile mücadeleleri (330/941-942-343/954-955) , Rusların saldırılarını püskürtmesi (332/943-944), Rey bölgesini Büveyhîlerden almak istemesi ise onun için hezimete dönüşmüştü (337/948-949). Bunlara rağmen bir iktidar kurduğunu söylemek yerinde olur. Merzubân b. Muhammed'in ölümünden sonra ise, kardeşi Vehsûdân ve oğulları Cestân, İbrahim ve Nâsır arasında taht mücadeleleri başladı. Hâkimiyetini genişletmeye çalışan Revvâdîlerin Azerbaycân'a hâkim olmaları ile beraber Musâfirîler etkinliklerini belli yerlerde gösterebildiler. Gazneliler Musâfirîlere ait yerleri 420/1029'de, Selçuklular ise 454/1062'de ele geçirdiler ve onlara vergi koydular. Musâfirîlerin varlıklarına Alamut İsmailileri son vermiştir (483/1090).
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Ziyârîds (928-1090)
    (2019) Öner, Erbay; Keleş, Nevzat
    Sâmânî kumandanlarından Esfâr b. Şireveyh'in hizmetinde görev yapmakta olan Deylem asıllı Merdâvîc b. Ziyâr, Esfâr'ın halka yaptığı zulümlerden dolayı ona isyan ederek Taberistan ve Deylem bölgelerinde 316/928 yılında bağımsızlığını ilan etti. O saltanatı süresince hanedanının sınırlarını genişletmeye çalıştı. Merdâvîc, Sâmânî ve Büveyhîlere karşı başarılı mücadeleler verdikten sonra 935'te emrinde bu-lunan Türk gulâmlar tarafından öldürüldü. Onun ölümüyle başa geçen kardeşi Veşmgîr b. Ziyâr, Sâmânî yanlısı bir siyaset uygulayıp Büveyhîlere karşı denge poli-tikası izledi. Veşmgîr b. Ziyâr'ın ölümünün ardından oğulları arasında başlayan taht mücadelesinde Bisûtûn b. Veşmgîr, Büveyhîlerin desteğini sağlayarak Ziyârî tahtını ele geçirdi. Onun kısa geçen hükümdarlığı ve ölümü ile birlikte kardeşi Kâbûs b. Veşmgîr, Ziyârî tahtına oturdu. Kâbûs döneminde Ziyârîler, genelikle Büveyhîler ile önemli mücadeleler verdi. Kabûs, Büveyhîler tehlikesine karşı Sâmânîlerin desteğini sağlayıp Ziyârîlerin varlığını sürdürmeye çalıştı. Fakat Kâbûs b. Veşmgîr'in hüküm-darlığından sonra Ziyârî tahtına geçen liyâkatsız hükümdarlar hanedanın güç yitirme-sine sebep oldu. Özellikle bölgede büyük bir güç olarak ortaya çıkan Gazneli ve Sel-çuklu gibi devletler Ziyârîlere üstünlüklerini kabul ettirdiler. Uzun bir müddet Sel-çuklulara bağlı olarak ayakta kalmaya çalışan hanedan 418/1090'da İsmailîler tara-fından son buldu.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Amidulmulk Al-Kundurî and Service To the Great Seljuk State
    (2018) Kızıltaş, Elif; Keleş, Nevzat
    Selçukluların tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte başlayan siyasî yapılanma, yeni fetih¬lerle birlikte devam etmiştir. Yapılan bu fetihler esnasında vezirlik müessesesine gereksinim duyuldu. İlk olarak Nişâbur'un fethiyle (1038) birlikte ihtiyaç duyulan makama Ebü'l-Kasım el-Buzgânî getirildi. Daha sonra bu görev el değiştirdi. Tuğrul Bey'in donanımlı bir kâtip iste¬mesiyle birlikte, sonraki süreçte vezirlik görevine kadar yükselecek olan Amîdülmülk el-Kündürî, Selçukluların hizmetine girdi. Tuğrul Bey'in sağ kolu diyebileceğimiz Amîdülmülk el-Kündürî, gerek yaptığı faaliyetler ve gerek verdiği hizmetlerle birlikte devlet için önemli bir konuma sahip olmuştur. Selçuklu Devleti'ne yapmış olduğu hizmetler sadece devlet içinde değil, aynı zamanda diğer devletlerle ilişkilerde de kendini göstermektedir. Netice itibari ile hem Tuğrul Bey, hem de Selçuklu Devlet'i için yaptığı katkılarla yadsınamayacak bir devlet adamıdır. Anahtar Kelimeler: Büyük Selçuklu Devleti, Tuğrul Bey, Kaim Biemrillâh, Vezirlik Mües¬sesesi, Amîdülmülk el-Kündürî.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Şeddâdîler Devrinde İlim ve Kültür Hayatına Tesir Eden Şair ve Âlimler
    (2015) Keleş, Nevzat
    Kaynaklarda Beni Şeddâd, Âl-i Şeddâd, Şeddâdiyân (Şeddâdîler) ve Şatatikk olarak anılan Şeddâdîler, X. yüzyılın ortalarından XII. yüzyılın sonuna kadar Arrân ile Ermenistan coğrafyasında hüküm süren Kürt kökenli bir devlettir. 951 yılında Muhammed b. Şeddâd'ın Dvin'e yerleşmesiyle tarih sahnesine çıkan Şeddâdîler, Müslüman dünyası ile Gürcü ve Ermenî krallıklarıyla Kur Nehri'nin kuzeyindeki Gayri Müslim halklar arasında tampon bölge oluşturarak bir suğur devleti vazifesi görmüşlerdir. Üç ayrı merkezden varlıklarını sürdüren hanedanın Gence kolu, yayılmacı bir politika yürütürken, onların aksine Dvin (Debîl, Duvîn) ve Ani kolları ise daha çok egemen oldukları toprakları korumak için mücadele etmişlerdir. Buna rağmen uzun süren siyasî hâkimiyetlerine bağlı olarak Şeddâdîler, Gence, Dvin ve Ani şehirleri başta olmak üzere Arrân ve Doğu Ermenistan'ın sosyal ve kültürel hayatında yeni bir canlanma döneminin başlamasına vesile olmuşlardır. Özellikle gerçekleştirdikleri imar faaliyetleriyle söz konusu coğrafyanın maddî medeniyetinin zenginleşmesini temin ettikleri gibi ilmî müesseseler ve kütüphanelerin kurulmasıyla da ilim hayatının canlanmasında önemli rol oynamışlardır. Şeddâdî emîrlerinin şair ve ediplerle ilişkileri ve alîmlerin Şeddâdî ülkesini ziyaretleri bunun bir göstergesidir. Bu anlamda makalemizde mimarî ve kültürel etkinlikleriyle iyi bir şöhret bırakan Şeddâdîler Devri'nde ilim ve kültür hayatına tesir eden şair ve âlimler üzerinde durulacaktır
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback