Browsing by Author "Keske, Mehmet"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Syrians in Mardin: Mobility and Its Causes(2010) Keske, Mehmet; Ünal, Ahmet ZekiSüryaniler, bin yıllardır, ataları kabul ettikleri Aramiler aracılığıyla Ortadoğu coğrafyasında boy göstermişlerdir. Süryaniler, Hıristiyanlığı, ilk ortaya çıktığı dönemlerde kabul etmiş bir millettir. Daha sonraki tarihsel süreçleri Hıristiyanlık inancı çerçevesinde gelişmiştir. Bundan sonra uzun yıllar yaşadıkları ve anavatanları olan Mezopotamya coğrafyasında kalıcı izler bırakmışlardır. Milattan önceki dönemlerden günümüze gelene kadar Süryanilerin tarihini, dinsel gelişimlerini, dillerinin mahiyetini, sosyo-ekonomik durumlarını, başta göç olgusu olmak üzere nüfus hareketliklileri ve nedenlerini ve günümüzde bu cemaatin nasıl bir olguyla yüz yüze olduğunu Mardin ve çevre Süryanileri örneğinde ele almaya çalıştık.Süryanilerin tarihinin, Aramilerden Bugüne kadar bir göçler tarihi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun da birçok defa gönüllü bir şekilde olmayıp dışsal zorlamalar sonucu olduğunu görmekteyiz. Hiçbir dönemde büyük bir siyasal hâkimiyet kuramamış olan Süryaniler, dil ve kültür alanında ise geniş bir coğrafyada etkili olmuşlardır. Bu anlamda Süryanilerin birer kültür taşıyıcıları olduklarını söyleyebiliriz. Süryaniler bu görevi İslam hâkimiyeti altında da sürdürmüşlerdir.Mardin Süryanilerinin 20. yüzyılın sonlarına kadar isimleri pek gündemde olmayan, halen de bilim adamları ve aydınlar dâhil, birçok insanın haberdar olmadığı bir cemaat olduklarını söyleyebiliriz. Süryanilerin, Mardin'e uzun yıllar zanaat, ticaret ve kültürel alanda önemli katkıları olmuştur. Yaşadıkları zorluklar sonucu nüfusları hızla azalan Süryaniler, Mardin ve çevresinde farklılıkların birlikte yaşamasının, kültürel zenginliğin bir öğesi olmaktan hızla çıkmaktadır. Biz Süryanilerin geçmişten günümüze geçirdikleri evreleri, yarattıkları kültürleri ele almaya çalışarak, yitirilen değerin içeriğini ve bunun nedenlerini anlamaya çalıştık.Birbirine coğrafi olarak çok yakın olmalarına rağmen, birbirini anlamaktan çok uzak toplumların olabileceğini dünya üzerindeki örnekler bize göstermektedir. Bunun, insanlar arasında sevgi ve saygının oluşmasında en büyük engel olduğu görülebilir. Bir insanı ya da topluluğu yeterince ötekileştirmeden onlara zarar verme duygusu oluşamaz. Biz bu uzaklığın doğurduğu olumsuzlukların, birbirini anlama yollarının açık tutulmasıyla azaltılabileceğine olan inançla bu çaba içine girdik.

