Browsing by Author "Keskin, Sıddık"
Now showing 1 - 20 of 55
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Multiple Factor Analysis and Application(2022) Genel, İsmail; Keskin, SıddıkÇoklu Faktör Analizi ve Uygulaması. Çoklu faktör analizi, sürekli (nitel) veya kategorik (nicel) değişken içeren tabloların birleştirilerek, eşzamanlı analiz edilmesini sağlayan ve değişkenler arasındaki ilişkiler için rakamsal sonuçların yanı sıra, iki boyutlu uzayda görsel sonuçlar da sunan çok değişkenli analiz yöntemlerinden birisidir. Bu çalışmada, Çoklu faktör analizi tanıtılarak, konu ile ilgili uygulama yapılmıştır. Uygulamada, serbest erişimli siteden sağlanan ve 10 değişken içeren veri seti kullanılmıştır. Veri seti, içermiş olduğu değişkenlere göre üç ve iki tablo şeklinde analiz edilmiştir. Analizlerde XLSTAT istatistik paket programı kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı tipteki (kategorik ve sürekli) değişkenleri içeren tabloların birleştirilerek, birlikte analiz edilmesine imkân sağlayan ve rakamsal sonuçların yanı sıra, iki boyutlu uzayda görsel sonuçlar da sunarak yorumlama kolaylığı sağlayan Çoklu faktör analizinin uygulamalarda tercih edilebileceği vurgulanmıştır.Article Penn State Endişe Ölçeği Türkçe Formunun Hiyerarşik Faktör Yapısı, Geçerlik ve Güvenilirliği(2008) Keskin, Sıddık; Beşiroğlu, Lütfullah; Boysan, MuratAmaç: Aşırı, sürekli ve kontrol edilemeyen endişe yaygın anksiyete bozukluğu için tanı ölçütleri arasında yer almaktadır. Patolojik endişenin anksiyeteyle ilişkili bilişsel unsuru oluşturduğu ve uyumu bozucu bir savunma olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, sürekli ve kontrol edilemeyen endişenin olumsuz sonuçları sadece anksiyete bozukluklarıyla sınırlı kalmamaktadır. Son zamanlarda patolojik endişenin panik bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, uyku bozukluğu ve psikotik bozukluklarla ilişkisini gösteren çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Yine sürekli ve kontrol edilemeyen endişenin kalp hastalıkları, diyabet ve kanser gibi tıbbi problemlerle ilişkisini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Endişe düzeylerini değerlendirebilmek için Endişe Alanları Ölçeği (Tallis ve ark. 1992), Endişeli Düşünceler Envanteri (Wells 1994), Meta-Endişe Ölçeği (Wells 1995), Üst Biliş Ölçeği-30 (Wells ve Cartwright-Hatton, 2004) gibi pek çok ölçek geliştirilmiştir. Ancak Penn State Endişe Ölçeği (PSEÖ) patolojik endişeyi ölçmekte en yaygın kullanıma sahip tek ölçme aracıdır. Bu öz bildirim ölçeğinin pek çok farklı dillere çevirisi yapılmıştır. Uluslar arası örneklemde yapılan pek çok çalışmada klinik ve klinik olmayan grupta ölçeğin psikometrik özelliklerinin mükemmel olduğu görülmüştür. Bu çalışmayla ölçme aracının Türkçe’ye uyarlanması ve faktör yapısının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemini Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde lisans eğitimi almakta olan 651 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara Penn State Endişe Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Genel Öz Yeterlilik Ölçeği uygulanmıştır. Faktör yapıları ana bileşenler analiziyle elde edilmiştir. Faktör yapılarının model uyumu yapısal eşitlik yöntemiyle değerlendirilmiştir. Schmid-Leiman dönüşümü yapılarak genel faktöre ait faktör yükleri hesaplanmıştır. Ölçme aracının ölçüt-bağıntı geçerliliğini belirleyebilmek için ölçek toplam ve alt ölçek puanlarıyla depresyon, anksiyete benlik saygısı ve öz yeterlilik algısıyla aralarındaki korelasyonlara bakılmıştır. Korelasyon katsayıları arasındaki farkların önemi Z testiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: PSEÖ toplam puanlarının depresyon, anksiyete ve benlik saygısıyla korelasyonu önceki çalışmalarda bildirilen düzeylere yakındır. PSEÖ toplam puanlarının Beck Depresyon Envanteri puanlarıyla korelasyonu r=0.45, Beck Anksiyete Envateri puanlarıyla korelasyonu r=0.46 ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği’yle korelasyonu r=-0.36 olarak bulunmuştur. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0.88’dir. PSEÖ Genel Endişe Faktörü, Aşırı/Kontrol Edilemeyen Endişe ve Endişesizlik olmak üzere 3 faktörlü hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Tartışma ve Sonuç: PSEÖ Türk örnekleminde patolojik endişe düzeylerini ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Elde edilen bulgular ölçeğin Türk örnekleminde uluslararası örneklemlerle benzer bir faktör yapısı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ölçeğin Türkçe çevirisinin yapılması psikopatolojinin ortaya çıkmasında önemli rol oynadığı düşünülen patolojik endişenin Türk toplumundaki sonuçlarının değerlendirildiği pek çok çalışmanın yapılmasına olanak sağlayacaktır.Master Thesis Investigation of Usage Satisfaction of Van Yüzüncü Yil University Electronic Document Management System (ebys) With Cart Decision Tree(2020) Saraç, Murat; Keskin, SıddıkElektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS), kısaca bir kurumdaki belge ve bilgi alış verişinin elektronik ortamda anlık olarak yönetilmesini sağlayan sistem olarak ifade edilebilir. Kurumun en önemli varlığı belge olduğundan, EBYS kurumlar için oldukça önemlidir. Bu nedenle çalışmada, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, EBYS kullanıcılarının memnuniyet düzeyleri ve bunun ilişkili olabileceği düşünülen bazı kişisel değişkenler arası ilişkinin Sınıflandırma ve regresyon ağacı (CART) yöntemi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde çalışan 200 akademik ve idari personele uygulanan anketten elde edilmiştir. Ankette 7 kişisel değişken ile memnuniyeti belirlemeye yönelik, 5'li likert olarak düzenlenmiş 11 ifade yer almıştır. Memnuniyet ifadeleri ile kişisel değişkenler arası ilişki için CART analizi yapılmıştır. CART analizi için belirlenen işlem seçenekleri kullanılarak elde edilen sonuçlara göre; EBYS kullanım memnuniyetine en fazla etki eden değişkenlerin sırasıyla; 'EBYS kullanım amacı, EBYS kullanım sıklığı, Meslek, Yaş ve Cinsiyet' değişkenleri olduğu tespit edilmiştir. Hesaplanan algoritmada genel doğruluk oranı %84.5 olarak bulunmuştur. Çapraz geçerlik risk/tahmin değerinin ise %15.5 olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmanın, EBYS kullanım memnuniyeti üzerinde etkili olabilecek değişkenleri belirleme, sistemin eksikliklerini giderme ve sistemin etkin çalışmasını sağlama yönünde, düzeltici tedbirlerin alınması bakımından literatüre katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.Doctoral Thesis Approach Artificial Neural Network for Nonlinear Principal Components Analysis(2019) Demir, Canan; Keskin, SıddıkDoğrusal Olmayan Temel Bileşenler Analizi (DOTBA), aralarında doğrusal veya doğrusal olmayan ilişki bulunan veri kümeleri için rakamsal ve görsel sonuçlar veren açıklayıcı bir boyut indirgeme yöntemidir. DOTBA'da, sürekli değişkenlerin yanı sıra, kategorik ve sıralı değişkenler de aynı anda analize dâhil edilebilir. Analizde gözlenen değişkenler arasındaki ilişkilerin doğrusal olduğu varsayımına gerek yoktur. Bu çalışmada DOTBA için yapay sinir ağları yaklaşımı açıklanarak uygulama yapılmıştır. Uygulamada veri seti olarak 422 hastaya ait 19 değişkenli hipotiroidi verisi kullanılmıştır. Yapay sinir ağlarında temel bileşenler analizi ile birlikte yapay sinir ağlarında doğrusal olmayan temel bileşenler analizi kullanılarak elde edilen sonuçlar, tablo ve grafikler halinde sunularak yorumlanmıştır. İlk iki temel bileşen, DOTBA' da toplam varyansın %95.65'ini açıklarken, TBA'da %90.08'ini açıklamıştır. Sonuç olarak, DOTBA'nın TBA'ya göre yüksek bir varyans açıklama oranı ile başarılı sonuçlar verdiği ve böylece ileriye dönük yapılacak tahminlerde kullanılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğrusal Olmayan Temel BileĢenler Analizi, Hipotiroidi, Temel BileĢenler AnaliziMaster Thesis Two-Stage Least Squares Methods(2019) Demir, Fırat; Keskin, Sıddıkİki aşamalı en küçük kareler yöntemi aracı değişken kullanarak, açıklayıcı içsel değişkenler ile yapılan özel bir regresyon analizi yöntemi olup, analiz sonucu elde edilen tahminlerin, sapmasız ve tutarlı olabilmesini sağlamaya yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada iki aşamalı en küçük kareler yöntemi incelenerek bir veri seti ile uygulama yapılmıştır. Uygulamada, örneklem genişliği 300 alınarak, 18 değişken içeren serbest erişimli veri seti kullanılmıştır. Verilere ilk önce adımsal regresyon analizi uygulanarak, modele girecek değişkenler belirlemiştir.Sonraki aşamada bu değişkenler ile standart regresyon analizi ve İki aşamalı en küçük kareler regresyon analizi yapılmıştır.Sonuç olarak, veri setinde içsellik problemi, bağımsız değişkenlerin hatalı olarak ölçülmüş olması ve modelde feed-back halkasının olması durumunda İki aşamalı en küçük kareler regresyon yönteminin, standart regresyon analizi yöntemine alternatif olarak kullanılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler:İçsellik problemi, sapmasız tahmin, ölçüm hatasıArticle Sınırlılık Algısının Depresyonla İlişkisi: Psikometrik Bir Analiz(2008) Kayrı, Murat; Beşiroğlu, Lütfullah; Kara, Hayrettin; Boysan, Murat; Keskin, SıddıkAmaç: Sınırlılık algısı, gelişim ve motivasyon kaynağı olarak kişiler arası ilişkileri ve yaşam olanaklarını sınırlı, sabit ve birbiriyle bağımlı biçimde değerlendirmeleri ifade eden bilişsel bir yönelimdir. Sınırlılık algısı depresyonun ortaya çıkışında bir risk faktörü olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada sınırlılık algısı, depresyon ve depresyonla ilişkili diğer risk faktörleri arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bilişsel düşünme biçiminde sınırlılık yöneliminin düzeyini belirleyebilmek için Sınırlılık Şemaları Ölçeği geliştirildi. Yedi yüz atmış yedi üniversite öğrencisi ve 142 yetişkine Sınırlılık Şemaları Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği uygulandı. Şınırlılık Şemaları Ölçeği’nin alt faktörleri temel bileşenler analizi kullanılarak bulundu. Birlikte geçerlik düzeyleri için psikolojik değişkenlerin sınırlılık algısı düzeyleriyle korelasyonları hesaplandı. Bulgular: Sınırlılık Şemaları Ölçeği’nin iç tutarlılığı 0.89 bulunmuştur. Sınırlılık Şemaları Ölçeği’ne ilişkin dört faktörlü bir yapı elde edilmiştir. SŞÖ toplam puanları ve alt ölçekleriyle depresyon, anksiyete, benlik saygısı ve öğrenilmiş çaresizlik arasında istatistiksel olarak önemli korelasyon değerleri elde edilmiştir. Tartışma: Elde edilen bulgular Sınırlılık Şemaları Ölçeğinin güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur. Sınırlılık algısıyla ilişkili bu çalışmanın sonuçları, sınırlılık algısının depresyon için önemli bir bilişsel yatkınlık faktörü olabileceğini göstermektedir. Sınırlılık algısı, diğer psikopatoloji çeşitleri için de bilişsel bir risk etkeni olabilir.Article Van'da Çalışan Ebe ve Hemşirelerin İş Memnuniyet Düzeylerinin Araştırılması(2016) Keskin, Sıddık; Şahin, Hanım Güler; Bezgin, Selver; Günbatar, Nizamettin; Akyiğit, ElifAmaç: Bu araştırma, Van merkezdeki hastaneler ve aile sağlığı merkezlerinde çalışan ebe ve hemşirelerin iş memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Van'daki hastaneler ve aile sağlığı merkezlerinde çalışan toplam 596 ebe ve hemşire üzerinde yürütüldü. Araştırmada yüz yüze görüşme yöntemi ile sosyo-demografik özellikleri ile iş memnuniyet düzeylerini tanımlamak için 27 soruluk anket formu uygulandı. Veriler SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılarak istatistiksel analizlerde oran testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada, 596 ebe ve hemşireden 278'inin (%46.6) işinden memnun, 161'inin (%27) kısmen memnun ve 157'sinin (%26.3) ise işinden memnun olmadığı saptanmıştır. Sonuç: Ebe ve hemşirelerin büyük bir çoğunluğunun işinden memnun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu verilere dayanarak iş ortamında çalışanların iş yükünün fazla olmasının stres kaynağı oluşturacağı, yaşam kalitesini ve iş verimini olumsuz etkileyeceği, bu nedenle çalışma saatlerinin azaltılması ve her birimde yeterli sayıda ebe ve hemşire çalıştırılması gerektiği kanaatine varıldı.Article Sex Estimation From Mandible by Computerized Tomography Images and Discriminant Function Analysis in an Eastern Turkish Population(Yuzuncu Yil Universitesi Tip Fakultesi, 2025) Göya, Cemil; Keskin, Sıddık; Etli, Yasin; Asirdizer, Mahmut; Tilki, İsmail; Kartal, Erhan; Mutlu, Gizem DemetThe mandible is one of the best alternatives for sex estimation owing to its significant sexual dimorphism. The current study, which included a large case series and was conducted in an Eastern Turkish adult populatio n, sought to assess the ability of mandibular measurements to estimate sexual dimorphism and investigate correlations between mandibular measurements and age and sides. On mandibular CT scans, 24 parameters for 240 cases were measured twice by two research ers. The mean values were compared based on sex, mandibular side, and age. Sex estimation rates were determined using univariate, linear, and stepwise discriminant analysis. Male mandibles had higher linear measures. The maximum accurate sex estimation rat e from the mandible was obtained in the multivariate DFA at 97.5% in males and 96.7% in females. Males and females had higher rates on the left and right sides, respectively. The data obtained with this study on this Eastern Turkish population, which both confirms previous research and suggests new ideas, and the high sex estimation rates obtained from these data, are thought to be an extremely useful database for future studies in the fields of forensic anthropology and archaeology for sex estimation.Article Kategorik Temel Bileşenler Analizi ve Depresyon Veri Seti ile Uygulama(2022) Demir, Yıldırım; Demir, Canan; Mirtagioğlu, Hamit; Keskin, SıddıkAmaç: Kategorik Temel Bileşenler Analizi (KTBA), boyut indirgeme ve görselleştirmenin yanında bağımlı değişken üzerinde etkili olan bağımsız değişkenler arasındaki korelasyonları ortaya çıkarmak için kullanılan çok değişkenli bir istatistik analiz yöntemidir. Yapılan literatür incelenmesinde, konu ile ilgili Türkçe literatürün yok denecek kadar az olması nedeniyle bu çalışmada; depresyon veri seti ile yöntemin açıklanması ve bu tür veri setlerinde kullanılabilirliğinin bir uygulama ile gösterilmesi amaçlanmıştır\rYöntem: Yöntemde çoklu nominal ve çoklu nominal olmayan değişkenlerde her boyut için bileşen yükleri belirlendikten sonra, özdeğerler ve toplam açıklanan varyans hesaplanır. Çalışmada 664 öğrenciden anket yolu ile elde edilen veriler kullanılmıştır.\rBulgular: Depresyonla ilişkili olabileceği düşünülen değişkenlerin; boyut indirgeme ile iki boyuta indirgenmesi sonucunda; birinci boyuta ait varyans açıklama oranı %18,08 ve ikinci boyuta ait varyans açıklama oranı ise %16,58 olarak bulunmuştur.\rSonuç: Kategorik Temel Bileşenler Analizinde kategorik değişkenler çeşitli dönüşümlerle sayısallaştırılmakta ve kayıp fonksiyonu ile çok değişkenli analiz yöntemlerinin uygulanmasına imkân sağlanmaktadır. Böylece minimum kayıpla gerçek uzaydaki ilişkiler daha düşük boyutlu bir uzayda gösterilebilmektedir. Bu çalışmada değişkenler arasındaki doğrusal ve doğrusal olmayan ilişkiler modellenebilmiştir. Buna göre depresyon ile cinsiyet, yaş, gelir ve bölüm değişkenleri arasında bir ilişki olduğu bulunmuştur.Article Van ve Yöresinde Yaşayan Koroner Arter Hastalarında Aspirin Direnci(2015) Keskin, Sıddık; Akdag, Serkan; Akyol, Aytaç; Aşker, Müntecep; Babat, NaciBölgemizde yaşayan, aterosklerotik kalp hastalığı olan hastalarda aspirin direnci sıklığını ve buna neden olabilecek klinik ve biyokimyasal faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya anjiyografik olarak koroner arter hastalığı tanısı konmuş, en az bir aydır ve en az 100 mg/gün aspirin kullanan 89 (57 erkek, 32 kadın) hasta dahil edildi. Hastalardan alınan kan örneklerinden PFA-100 sistemi kullanılarak aspirin direnci araştırıldı. Bulgular: Onsekiz hastada aspirin direnci saptandı (%20.2). Aspirin direnci diyabetik ve sigara içen hastalarda belirgin olarak yüksekti (sırasıyla p=0.009 ve p=0.018). Aspirine direnç, kadınlarda oransal olarak yüksek olmasına karşın istatistiksel açıdan anlamlı çıkmamıştır (dirençli hastaların %44.4'ü erkek; %55.6'sı kadın p=0.052). Laboratuar parametreleri, aspirine dirençli ve hassas hastalar arasında istatistiksel açıdan farklı değildi. Sonuç: Aspirin, kardiyovasküler hastalıklarda antitrombosit tedavinin temelini oluşturur. Çalışmalar, hastalar arasında aspirine yanıtın değişken olduğunu göstermiştir. Aspirine dirençli hastalarda tromboembolik vasküler olayların oluşması veya tekrarlaması riski oldukça yüksektir. Bu nedenle koroner arter hastalığı olan ve düzenli aspirin kullanan hastalarda aspirin etkinliğinin ölçülmesi kardiyovasküler olayların önlenmesi açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Bu amaçla PFA-100 sisteminin koroner arter hastalarında aspirin etkinliğinin araştırılması için güvenli bir test olabileceğini düşünmekteyizArticle Farklı Ölçek Seviyelerindeki Değişkenlerin Analizinde Kısıtlı Ordinasyon Yöntemlerinin Başarısı(2021) Keskin, Sıddık; Huyut, Mehmet TahirDoğadaki olaylar, birbiriyle ilişkili birçok değişkenin ayrı ayrı veya birlikte etkisiyle meydana gelir. Değişkenler arası doğrusal ve doğrusal olmayan ilişki yapısı ile farklı ölçek düzeylerindeki veri setlerinin analizi için kullanılan yöntemlerin tanıtılması ve kullanılması önemlidir. Bu tür verilerin analizinde kullanılan yöntemler arasında Gereksizlik Analizi ve Kanonik Uyum Analizi yer almaktadır. Yukarıda belirtilen tekniklerle ilgili çalışmaların genellikle ekolojistler tarafından yapıldığı ve sağlık alanında sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Bu nedenle çalışmada, belirtilen yöntemlerin uygulamaları farklı ölçek düzeylerindeki değişkenleri içeren bir Kardiyoloji veri seti üzerinde gerçekleştirilmiş ve performansları karşılaştırılmıştır. Performans kriteri olarak Belirleme Katsayısı (R2 ) ve MAPE (Ortalama Mutlak Yüzde Hata) değeri hesaplandı. Elde edilen sonuçlara göre, farklı ölçek türlerindeki (kardiyolojik veri seti) değişkenler arasındaki ilişki yapılarını inceleyen CCA ve RDA'nın, varyasyonu yeterince açıkladığı görülmüştür. Ayrıca her iki yöntemin de düşük MAPE değeri (% 10'dan az) ile iyi sınıflandırıldığı ve koordinasyon diyagramı gerçekleştirdiği vurgulanmıştır. Ayrıca, kısıtlı koordinasyon diyagram modellerinin koroner kalp hastalığı verileri arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde tatmin edici sonuçlar verdiği ve benzeri sağlık alanlarında da kullanılabilirliği görülmüştür.Master Thesis Examination of Effected Risk Factors on Birth Weight of Child?s by Using Logistic Regression(2010) Erener, Mehmet; Keskin, SıddıkErener, M, Çocuklarda düşük doğum ağırlığını etkileyen risk faktörlerinin logistik regresyon ile incelenmesi, Y.Y.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Biyoistatistik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2010. Logistic regresyon analizi sağlık alanındaki çalışmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu analiz yöntemi, cevap değişkeni ikili yada dikotom, açıklayıcı değişkenler ise nümerik yada nominal olduğu durumlarda modeldeki değişkenlere ait parametre tahmini yapmaktadır. Regresyon analizine benzerlik göstermekle birlikte, cevap değişkeni bakımından farklıdır. Modelde yer alan her bir bağımsız değişken için odds oranı, logistik regresyon analizi katsayılarından hesaplanabilir. Bu çalışmada, logistik regresyon analizi, genel olarak tanıtılmış, teorik alt yapısı açıklanmıştır. Bunun yanı sıra; bebeklerde düşük doğum ağırlığına etkili olabilecek risk faktörleri incelenmiştir. Risk faktörü olarak; 12 değişken alınmış ve çalışma 301 kadın üzerinde yapılmıştır. Çalışma sonucunda; gebelik haftası, annenin gebelikteki beslenme durumu, gravida ve parite değişkenlerinin düşük doğum ağırlığı için istatistik olarak önemli bir risk faktörü oldukları belirlenmiştir.Anahtar sözcükler: Odds oranı, logit, Wald tesi AIC, Nagelkerke indeksiDoctoral Thesis Comparison of Canonical Correspondence Analysis and Redundant Analysis Based on Constrained Ordination Methods: an Application on a Cardiological Data Set(2019) Huyut, Mehmet Tahir; Keskin, SıddıkDoğadaki olaylar, birbirleri ile ilişkili olan çok sayıdaki değişkenin veya faktörün ayrı ayrı ya da birlikte etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Gereksizilik Analizi (Redundacy Analysis, RDA) ve Kanonik Uyum Analizi (Canonical Correspondence Analysis, KUA) bu ilişkileri belirlemede kullanılan analiz yöntemlerindendir. Doğrudan Gradient Analizleri (DGA) olarak da bilinen kısıtlı kanonik analiz yöntemleri ile ilgili yapılan çalışmaların, genellikle çevrebilimciler tarafından yapıldığı ve sağlık alanında sınırlı sayıda çalışmanın olduğu görülmüştür. Bu nedenle tez çalışmasında, KUA ve RDA'nın incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, farklı ölçek seviyelerindeki değişkenlere ait verileri içeren Kardiyoloji alanındaki bir veri seti ile yöntemlerin uygulaması yapılarak performansları karşılaştırılmıştır. Performans ölçütleri olarak Belirleme Katsayısı (R2) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error) değeri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre farklı ölçek türlerinde olan değişkenler arasındaki ilişki yapılarını analiz eden kısıtlı ordinasyon yöntemleri olan KUA ve RDA'nın varyasyonu yeterli düzeyde açıkladığı görülmüştür. Ayrıca, her iki yöntemin düşük MAPE değeri ile (% 10'dan düşük) iyi sınıflama yaptığı ve ordinasyon diyagramı gerçekleştirdiği böylece sağlık alanında da kullanılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Kanonik form, ölçekleme, biplot, boyut indirgeme, MAPE, anginaArticle Type and Fusion Identification by Age and Sex in Human Hyoid Bone Using 3D CT Images in a Turkish Sample(Yuzuncu Yil Universitesi Tip Fakultesi, 2024) Göya, Cemil; Keskin, Sıddık; Asirdizer, Mahmut; Tilki, İsmail; Kartal, Erhan; Mutlu, Gizem DemetThe morphometric measurement of the hyoid bone has been extensively studied in the literature, although morphological evaluations are covered in a limited number of studies. The aim of this study was to ascertain the fusion status and hyoid bone type and their relationships with age groups and sex. An examination was made of computed tomography scans of 320 patients. The types and degrees of fusion of the hyoid bone were determined. Hyoid type-U was most frequently observed in males (25.6%), type-D in females (31.9%) and the overall population (30.8%). There was no statistically significant difference in fusion formation on the right and left sides. The number of bones with fusion increased in both sexes with age (p=0.001). The earliest fusion observed was in a case aged 16 years, and 50% of the cases did not have fusion at age 61 years or older. Unlike previous studies, hyoid type and fusion status were evaluated using discriminant function analysis. Hyoid type and fusion cannot be indicative criteria for sex and age determination, but it might be feasible to accurately identify a person younger than twenty years old. The data obtained in the current study can be considered to make an important contribution to future studies.Article Jinjival Biyotipin Belirlenmesinde Kullanılan İki Farklı Ölçüm Tekniğinin Güvenirliliklerinin Karşılaştırılması(2016) Keskin, Sıddık; Kaya, Yeşim; Alkan, Özer; Alkan, Eylem AyhanAmaç: Bu araştırmanın amacı, jinjival biyotipin belirlenmesinde sık kullanılan periodontalsondlama (PS) ve transjinjival sondlama (TGS) tekniklerinin güvenirliklerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç veYöntemler: Araştırmaya periodontal olarak sağlıklı 182 bireye ait 2.184 maksiller ve mandibuler anterior dişdâhil edilmiştir. PS tekniğinde jinjival sulkusa yerleştirilen periodontal sondun görünürlüğüne göre jinjivalbiyotip ince veya kalın olarak belirlenmiştir. Endodontik \"spreader\" ve dijital kumpas kullanılarak yapılan TGStekniğinde ise diş eti kalınlığı 1 mm ve daha az ise ince, 1 mm'den fazla ise kalın biyotip olarak sınıflandırılmıştır.İki tekniğin sınıflandırma performanslarını değerlendirmede kullanılan ki-kare testini takiben geneldoğruluk oranı hesaplanmıştır. Bulgular: TGS tekniğinde kalın biyotipe sahip dişlerin %96,9'unun PS tekni-ğinde de kalın biyotipe sahip olduğu, TGS tekniğinde ince biyotipe sahip dişlerin ise %77,4'ünün PS tekni-ğinde de ince biyotipe sahip olduğu görülmüştür. İnce biyotipe sahip ancak diş eti kalınlığı 0,8 mm'den az olandişlerin %94,9'unun; 0,8-1,0 mm arasında olan dişlerin ise %42,5'inin jinjival biyotipi PS tekniğiyle de inceolarak sınıflandırılmıştır. Diş eti kalınlığı 0,8 mm'den az olanlardaki ve 0,8-1,0 mm arasında olanlardaki doğrusınıflandırma oranı birbirinden istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (p<0,01). Alt-üst çene için değerlendirildiğindeTGS tekniğinde ince biyotipe sahip maksiller anterior dişlerin %62,6'sının, mandibuler anterior dişlerin ise %83,8'inin PS tekniğinde de ince biyotipe sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç: İki tekniktesınıflandırmalar için genel doğruluk oranı %84,6 olarak belirlenmiştir. Kalın biyotipe sahip dişlerle, dişetikalınlığı 0,8 mm'den az olan dişlerde TGS ve PS teknikleriyle benzer sonuçlar elde edildiği, 0,8-1,0 mm arasındaolan dişlerde ise iki teknik arasındaki uyumun daha az olduğu görülmüştür.Master Thesis Fault Tree Analysis and Using in the Field of Health(2022) Tunçay, Kübranur; Keskin, SıddıkHata Ağacı Analizi ve Sağlık Alanında Kullanımı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Biyoistatistik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2022. Bu çalışmanın amacı, Hata Ağacı Analizi (Fault tree analysis, FTA) sürecinin genel özellikleri ile birlikte incelenmesi ve bunların nitel ve nicel birer tahmin aracı olarak kullanılabilirliğinin açıklanmasıdır. Hata Ağacı, (Fault tree) belirli bir sistemin durumunu ve çalışma süreci içerisinde meydana gelebilecek olası hatayı (arızayı, olumsuzluğu veya başarısızlığı) belirler. Olası hataları nedenleri ile birlikte, belirli bir gösterim kuralları çerçevesinde mantıksal olarak ilişkilendirir ve grafiksel olarak sunar. Hata ağacında genel olarak, ilgilenilen durum, tepe olay olarak adlandırılır ve bu tepe olay ile ilişkili olan süreç tanımlanır. Hata Ağacı oluşturma sürecinin birinci adımında sistem (sistemi oluşturan unsurlar, bunların işlevsel ilişkileri ve performans gereksinimleri) tanımlanır. İkinci adımda sonuç veya çıktı, analiz edilerek olayın tanımı ve sınırları belirlenir. Üçüncü adımda, sonuç (çıktı) olayının (arızanın, hatanın veya başarısızlığın) işlevsel düzeyinde, bir veya daha fazla nedene kadar izlenmesiyle hata ağacının oluşturulması tamamlanır. Dördüncü adımda, sonuç (çıktı) olayın olasılığı veya sıklığı hesaplanır ve son olarak sonuçlarının raporlanması yapılır. Çalışmada, COVID-19 hastalığı için bulaş riskini oluşturabilecek hataları belirlemek üzere uygulama yapılmıştır. Sonuç olarak, belirlenen problemlerde hata ağacının uygulama sürecine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.Master Thesis Application of Factor Analysis To Sf-36 Quality of Life Scale(2019) Avcı, Abdulhaşim; Keskin, SıddıkFaktör analizi, sürekli değişkenler arasındaki korelasyon veya kovaryans yapısına etkili olduğu düşünülen ve faktör olarak adlandırılan ortak değişkenleri bulma sürecidir. Amacına göre açıklayıcı (Açımlayıcı, keşfedici, exploratory) faktör analizi ve doğrulayıcı (confirmatory) faktör analizi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Açıklayıcı faktör analizinde, değişkenler arasındaki ilişkilerden hareketle faktörler bulunurken, doğrulayıcı faktör analizinde değişkenler arasındaki ilişkiye dair daha önce saptanan bir hipotezin test edilmesi yapılır. Çalışmada, Faktör analizi hakkında bilgiler verilmiş, eğik ve dik faktör döndürme yöntemleri açıklanmış ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği üzerine uygulama yapılmıştır. 107 birey ile yapılan ankette 8 değişken yer alırken ölçekte 8 alt boyut alınmış ve böylece faktör analizine toplam 16 değişken dahil edilmiştir. Analiz sonucunda 16 değişken 5 faktöre indirgenmiştir. Beş faktöre, eğik döndürme yöntemlerinden; Promax ve Direk oblimin yöntemleri, dik döndürme yöntemlerinden ise Varimax ve Quartimax döndürme yöntemleri uygulanmıştır. 5 Faktöre ait toplam açıklanan varyans oranı %73.40 olarak bulunmuştur. Döndürme yapılmadığı durumda; 8 boyut birinci faktörde yer alırken, döndürme sonrası boyutların faktörlere göre dağılımında değişiklikler olmuştur. Benzer değişiklikler, demografik özelliklerde de gözlenmiştir. Sonuç olarak, demografik özellikler ve 8 alt boyutun faktörlerle olan ilişkilerinin döndürme yöntemleri ile değişiklik gösterdiği gözlenmiştir.Doctoral Thesis Investigation of Different Decision Trees and K-Nearest Neighbor Methods in Data Mining: an Application on Gynecology and Birth Data(2019) Elasan, Sadi; Keskin, SıddıkVeri madenciliğinde, sınıflandırma amacıyla kullanılan algoritmalar genel olarak; 'denetimsiz (unsupervised)' ve 'denetimli (supervised)' olmak üzere iki başlık altında incelenebilir. Denetimli veri madenciliğinde 'karar ağaçları (decision trees)' ve 'k-en yakın komşu (k-nearest neighbor | KNN)' algoritmaları; parametrik olmayan yöntemler arasında olup, tahmin edici özelliğe sahiptir. Sınıflandırma amacıyla uygulanan bu algoritmalarla, çalışmadaki cevap değişkeni (bebeklerin doğum ağırlığı) üzerine etkili olan açıklayıcı değişkenler belirlenmiştir. Karar ağaçlarından; 'CART, CHAID, Ayrıntılı CHAID, QUEST, Rastgele Orman ve C4.5' algoritmaları kullanılmıştır. K-en yakın komşu algoritmasında; 'Öklid' ve 'Manhattan (City block)' uzaklık ölçüleri kullanılarak uygulama yapılmıştır. Sınıflandırma performansları göz önüne alınarak, en iyi tahmin değerini veren algoritmalar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu sonuçlara göre; Duyarlık (Sensitivity) ölçütü bakımından en yüksek tahmin oranı %88.4 ile 'CART' algoritmasında gözlenmiştir. Özgüllük (Specificity) ölçütü bakımından en yüksek tahmin oranı %98.2 ile 'Rasgele Orman' algoritmasında görülmüştür. Genel doğruluk ölçütü bakımından ise en yüksek tahmin oranı %94.5 ile 'C4.5' algoritmasında gözlenmiştir. Risk (hata) tahmin ölçütü bakımından en düşük algoritma, %5.6 ile 'C4.5' algoritması olmuştur. Genel olarak sonuçlar incelendiğinde; tüm algoritmaların 'iyi sınıflandırma, yüksek tahmin ve düşük hata oranı' ile çalıştığı söylenebilir. Ayrıca bu çalışma, yeni doğacak bebeklerin doğum ağırlığının, düşük doğum ağırlığında olup olmayacağına erken karar verme ve böylece koruyucu tedbirlerin alınması açısından araştırmacılara katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Çapraz Geçerlik, Denetimli Yöntemler, Öklid Uzaklığı, Risk Tahmini, SınıflamaArticle Prostat Kanserinden Radyoterapi Alan Hastalarda Prostat Spesifik Antijen Takip Sonuçlarına Göre Tedavinin Değerlendirmesi(2018) Mentes, Selahattin; Karaca, Feryal; Keskin, SıddıkAmaç: Dünyada prostat kanseri insidansı her geçen günhızla artmaktadır. Prostat kanseri tedavisinde primerhedef, prostat kanserinin tanı anındaki prognostiközelliklerinin bilinmesidir. Bunun için de rektal muayenebulguları, total prostat spesifik antijen ve serbest prostatspesifik antijen değerleri ile birlikte, transrektal biyopsi veGleason skoruna bakılması gerekmektedir. Bu nedenleçalışmada, hastaların tanı anındaki kan değerlerinin,radyoterapiden üç ay sonraki değerlerler ilekarşılaştırılarak, tedaviye yanıt ve rme durumlarınındeğerlendirilmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Adana Numune Eğitin veAraştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisine başvuran ve2016 Mart-2017 Mayıs arası radyoterapi gören 27 hastadahil edilmiştir. Hastaların radyoterapiye baş lamadanönce ve radyoterapi bittikten üç ay sonrasındaki; totalprostat spesifik antijen ve serbest prostat spesifik antijendeğerleri ile birlikte, karaciğer transaminazları, albumin,epidermal büyüme faktörü reseptörü, Na, K, üre,kreatinin ve tam kan değerlerine bakılmıştır.Bulgular: Rt öncesi ve sonrasi farklar bakimindanincelendiğinde; t2c grubunda tpsa, alt, lenfosit ve bazofil,t2b grubunda ise; tpsa, spsa, alt, egfr, üre, hb, htc,lenfosit ve nötrofil bakimindan rt öncesi ile sonrasifarklar istatistik olarak anlamli bulunmuştur (p<0.05).tpsa rt sonrasi, alp rt sonrasi, na rt öncesi, htc rt öncesi,lym rt öncesi ve sonrasi ile basofil rt sonrasi özellikleriiçin orta grade ile yüksek grade gruplari arasindaki farkistatistik olarak anlamli bulunmuştur (p<0.05). orta gradegrubunda tpsa, spsa, alt, egfr, hb, htc, lym, nötrofil vebazofil, yüksek grade grubunda ise; tpsa, spsa, alt, lym vebazofil bakimindan rt öncesi ile sonrasi farklarin istatistikolarak anlamli olduğu görülür (p<0.05).Sonuç: Sonuç olarak, ölçümler arasında anlamlı farklarınbulunmuş olması; radyoterapi gören hastalarda, hastanınüç aylık kontrollerinde total prostat spesifik antijen veserbest prostat spesifik antijen değerlerinin, prostatkanserinde tedavinin seçiminde öneml i olduğunugöstermekte ve tedavi planlanırken bu durumun gözönüne alınması önerilmektedir.Article Etlik Piliçlerde Kanonik Korelasyon Analiziyle Bazı Biyokimya ve Oksidatif Stres Parametreleri Arasindaki İlişkinin Tahmini(2018) Keskin, Sıddık; Sarıca, Şenay; Berberoglu, EmineKanonik korelasyon analizi, tüm ölçümlerin aynı etlik piliçlerden elde edildiğinde iki değişken kümesi arasındaki (X ve Y) ilişkiyi inceleyen çok değişkenli bir istatistik yöntemdir. Kanonik korelasyon analizi, her küme için orijinal değişkenlerin doğrusal kombinasyonlarıyla oluşturulan kanonik değişkenler olarak adlandırılan yeni değişkenleri elde etmeyi ve iki küme arasındaki ilişkileri en üst düzeye getirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, etlik piliçlerde 8 biyokimyasal özellik (aspartat aminotransferaz (AST), Albumin, Trigliserid, Toplam Kolesterol, Düşük Yoğunluklu Lipoprotein (LDL) Kolesterol, Glukoz, Toplam Protein ve alanin aminotransferaz (ALT)) ile 4 oksidatif stres özellikleri (toplam antioksidan statüsü, toplam oksidasyon statüsü, oksidatif stress inedeksi, lipid peroksit) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Sonuç olarak, ilk kanonik değişken çift arasındaki korelasyon 0.594 olarak bulunmuştur.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

