Browsing by Author "Kubat, Mehmet"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Article The Role of Hypocrites in The Making of Kharijities(Dinbilimleri Akad Arastirma Merkezi, 2006) Kubat, MehmetThe Kharijites, an influential sect in Islamic History, the first Mulism dissidents and rebels, emerged without depending on a Islamic tradition or any references is regarded as a deviation from Islamic thought. It is Kharijites in the Islamic History who took up the first terrorist act, that is, the murder of Caliph Osman which eventually led to the Cemel, Siffin and Nehrevan wars break out. Caliph Ali also was martyred by a member of Kharijite group. They interpreted Quran with a bedoin viewpoint, did not take the holy texts a whole, and read it literally or categorically. Due to their ignorance and misinterpretation of Quran, they misunderstood it and therefore attackted the muslims. Though bedoin viewpoint, misinterpretation of holy texts and tribalism played an important part in the emergence of Kharijites, it were the hypocritical leaders who in fact caused and encouraged the sect to came out.Master Thesis Basic Principles of New Religious Movements and Islam(2011) Sevgi, Abdullah; Kubat, MehmetDin, insanlık tarihi kadar eskidir. Din duygusu fıtri olduğu için geçmişte olduğu gibi günümüzde de insanlar çeşitli dinlere inanmaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalara bakıldığında dünya çapında dinsel bir canlanmanın olduğu görülmektedir. Özellikle sanayileşmiş batılı toplumlarda 1950'li yıllarda başlayan ve 1970'li yıllarda ivme kazanan birçok yeni dini akım ortaya çıkmıştır. Sadece Avrupa'da 20.000'den fazla yeni dini akımdan söz edilmektedir. Hıristiyan dünyasında ve uzak doğuda ortaya çıkan bu eğilimler ülkemizi de etkilemeye başlamıştır. Bu nedenle Küreselleşen dünyada yeni dinî hareketlerin ?küresel bir olgu? olarak anlaşılması ve açıklanması büyük bir önem arz etmektedir.Yeni dini akımlar Yahudilik, Hıristiyanlık, İslâm gibi ilahi dinlerin yanı sıra Hinduizm, Budizm vb. beşeri dinlerden alıntılar yaparak kendi inanç ve ibadet sistemlerini oluşturmuş yapay dini hareketlerdir. Bu hareketlerin kurucuları modern dünyanın yol açtığı bunalımlardan beslenmektedir. Savaş ve çevre kirliliğinin sebep olduğu gelecek endişesi, aradığı huzur ve refahı bulamama; bu sorunlar karşısında dinin, bilimin ve politikaların çözüm üretememesi insanları yeni çıkış yolları aramaya sevk etmiştir.Sekülerleşme, hızlı sosyal değişim, göçler sonucunda dinin ve ailenin etkisinden kopan bireyler bu akımların potansiyel müşterisi olmuşlardır. Yeni dini akımlar insanların açlıklarından faydalanarak, ?Meditasyon, Reenkarnasyon, Yoga, Aydınlanma? gibi metotları kullanmaktadırlar. Ayrıca kişisel ve grup terapi, psikoterapi, uyuşturucu bağımlılığı ve beyin yıkama yoluyla insanları kendilerine bağlamakta ve sömürmektedirler.Ülkemizde de etkileri olduğu görülen ve özellikle gençlerimizi hedef alan bu dini akımların kullandığı belirli argümanlar söz konusudur. Gençlere uzun ömür, mutluluk, sağlıklı hayat, başarı, ölümsüzlük, hatta tanrılık gibi idealleri gerçekleştirmeyi vaat ederek kurtuluş reçetesi sunmaktadırlar.Bu çalışmada dünyada en çok tanınan ve ülkemizde de uzantıları olan ?Satanizm, Moonculuk, New Age, Ananda Marga, Brahma Kumaris, Hare Krişna, Transandantal Meditasyon, Rael, Sahaja Yoga? vb. yeni dini hareketlerin temel görüşleri incelenmiş ve bu konularda İslâm'ın ortaya koymuş olduğu evrensel hakikatlerle değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır.Master Thesis The Prophets of Tawhid Forms of Justification(2011) Aytepe, Nesim; Kubat, MehmetTevhîd, Kur'an'ın en temel mesajı olarak insanlığı muhatap almaktadır. Tarih boyunca gelen peygamberler, Tevhîdi mesajı insanlara ulaştırmak için yoğun bir çaba içine girmişlerdir. Her peygamberin yaşadığı tarih, toplum ve şartlar ne kadar farklı olursa olsun Tevhîd değişmeyen tek hakikat olmuştur.Her peygamber, yaşadığı toplumda Tevhîdi kavrayış konusunda eksik gördüğü hususlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Kimi akli niteliklere vurgu yaparken, kimi de kalbi eğilimlere vurgu yapmıştır. İnsan potansiyel olarak Tevhîdi çağrıyı algılayabilecek ve yaşayabilecek bir donanımla yaratılmıştır. Yani, Allah'ın varlığı ve birliği üzerinde yapılan bütün delillendirmelerin bir karşılığı mutlaka insanda bulunmaktadır.Peygamberlerin dilinden aktarılan Tevhîdi hakikatler har hangi bir kelâmî ve felsefi endişeyle nakledilmese de bunlar daha sonra kelâmcıların ve filozofların delillerine kaynaklık etmiştir. Peygamberler daha açık, anlaşılır, herkese hitap eden ve pratiğe dönük deliller kullanmışlardır. Kelâmcılar ve felsefeciler ise daha kapalı, girift, bir kesime hitap eden ve teori ağırlıklı deliller kullanmışlardır.Master Thesis Al-hayyat's Theological Wiews in the Context of Al-Intisar(2009) Çakar, Sadullah; Kubat, MehmetMu'tezile düşüncesinin temel esprisi, İslâm akâidini, aklî tefekkür zeminine oturtmak ve akıl ile çatıştığı anda nassı, aklın istekleri doğrultusunda te'vil etmektir. Mu'tezile, hicrî birinci asrın sonları ile ikinci asrın başlarında Vasıl b. Ata ve Amr b. Ubeyd'in önderliğinde Basra'da ortaya çıkmıştır. Genelde kabul gören görüşe göre, Mu'tezile akımı, Vasıl b. Ata ile Hasan-ı Basrî arasında geçen büyük günah hakkındaki tartışma neticesinde ortaya çıkmıştır.Mu'tezile; fikirleri, liderleri ve eserleri ile İslâm dünyasına etki etmiştir. el-Hayyât da, bu âlim ve liderlerden bir tanesidir. Hicrî üçüncü asırda yaşamış büyük bir Mu'tezile bilginidir. O, kendi döneminde Bağdat Ekolü'nü temsil etmektedir. O, Hayyâtiyye veya Ma'dûmiyye de denilen mezhebin kurucusudur ve kendi dönemine damgasını vurmuştur. el-Hayyât, Hicrî 300, miladî 912 yılında vefat etmiştir. el-Ka'bî'nin de (ö.319/931) hocası olarak bilinir. Mu'tezile'ye has fikirlerin günümüze kadar ulaşmasında büyük çaba göstermiştir. Kendisi, beş temel esasın günümüze kadar ulaşmasında etkili olan kelâmcıların ilklerinden sayılır. el-İntisâr adlı eseri ile haklı bir üne sahiptir. el-İntisâr, onun günümüze kadar gelebilmiş tek eseridir. O, Kelâm İlmi'nin inceliklerini bu kitabında izah etmiş, Kelâm'ın belli başlı konularını bu eserinde işlemiştir. Ayrıca o bu eserinde, İbnu'r-Râvendî'nin görüşlerine cevaplar vermiştir. Yine bu eserde Mu'tezile'yi de savunmuştur.el-Hayyât, Kelâm ilmi ve kelâmî ekoller hakkındaki derin bilgisinin yanında, fıkıh ve hadiste de seçkin bir âlimdir. O, Allah'ın varlığı hakkında değerlendirmelerde bulunmuş, mevcut manasında Allah'ın 'şey' olduğunu, mahiyetinin ise bilinmediğini söylemiştir. el-Hayyât, ma'dûmun bir şey olduğunun ıspatı hususunda, diğer Mu'tezilî âlimleri ve haliyle de Ehl-i Sünnet'ten daha aşırı bir tavır sergilemiştir. Allah'ın sıfatlarının nefyi, kebire ehli, kader, akıl ve nass, ru'yetullah, halku'l Kur'an vb. gibi konular hakkındaki görüşleri, Mu'tezile'nin diğer âlimleri ile aynıdır. Tabiatıyla onun bu gibi konulardaki görüşleri Sünnî âlimler ile farklılık arz etmektedir. O, peygamberlerin, tebliğlerinde hata yapamayacakları, fakat bunun dışında kalan diğer konularda zelle türünden küçük günahlar işleyebileceklerini kabul etmiştir. el-Hayyât, sahabelerin en faziletlisinin Hz. Ali (r.a.) olduğu inancındadır. O, Hz. Ali'nin (r.a.) sahabeler arasında ilk Müslüman olmasını, sahabenin en âlimi, en zahidi, en mücahidi, kıraati ve tefsiri en iyi bileni ve cömertlikte önde geleni olduğunu söyleyerek bu görüşünü desteklemiştir.Kısacası el-Hayyât, ilmî, kelâmî görüşleri ve şahsiyeti ile kendi dönemine damgasını vurmuş yetkin bir âlimdir. Bu nedenle o, bugün de fikirlerinden istifade edilmesi gereken önder bir şahsiyettir.Master Thesis Religious Pluralism as a Theological Problem(2011) Gündüz, Ömer; Kubat, MehmetGeçmişten günümüze din, insanoğlunun sürekli ilgilendiği temel konulardan birisi olmuştur. Bu olgu günümüzde de farklı şekillerde devam etmektedir.Farklı zamanlarda ortaya çıkan dinler, gerek sosyal gerek siyasi ve gerekse dini kurallarla toplumu yönlendirici bir misyon üstlenmişlerdir. Bununla birlikte her dinin mutlak hakikati kendinde görmesi tarafları arasında büyük sorunların yanı sıra büyük savaşların oluşmasına ve dolayısıyla büyük yıkımlara neden olmuştur.Bu yıkımların sonucunda bir anlamda bozulan toplumu düzeltmek ve insanoğlunu arzuladığı yaşam tarzına ulaştırmak gayesiyle dinlere rakip olarak bazı akımlar ortaya çıkmışlardır. Modernizm, Postmodernizm ve Sekülerizm ile adlandırılan bu akımlar vaat ettikleri yaşam tarzını gerçekleştiremeyerek taraflarını hüsrana uğratmışlardır.Günümüz yüzyılın da tekrar din olgusuna dönüş yapan insanoğlunu yepyeni bir dünya beklemektedir. Nitekim sanayinin gelişmesiyle birlikte ulaşım ve haberleşmede müthiş gelişmeler yaşamıştır. Bir birlerinden haberleri olamayan farklı din mensupları bir birlerine komşu olmuşlar ve aynı işte çalışmaya başlamışlardır. Bunun neticesinde bir kaynaşma bazen de çatışma ortamı oluşmuştur.Tüm bu gelişmelerin ve sonuçta oluşan problemler çözüm için, dinlerin hakikat iddialarını bir tarafa bırakarak, Tanrı'yı merkeze koyan ve dinlerin her birinin Tanrı'ya giden farklı yollar olduğunu savunan bir anlayışın adı olan dinsel çoğulculuk kavramı ortaya çıkmıştır.İslam açısından söz konusu kavramın ne anlama geldiğini, geçerliliğini, özellikle Kur'an-ı Kerim bağlamında kabul edilebilirliğinin mümkün olup olamayacağını bulmaya çalıştık.Bu araştırmamızda dinsel çoğulculuğun Kur'an-ı Kerim ve buna bağlı şekillenen geleneksek İslam anlayışına uymadığı, temelsiz argümanlarla ortaya çıktığı sonucuna vardık.Article Two Epistles on Predestination (Qadar)(Dinbilimleri Akad Arastirma Merkezi, 2008) Kubat, MehmetThe Amavi Caliph Abd al-Malik b. Marwan demanded from al-Hasan al-Basri to report his views related with predestination which were unprecedented in content in a written text. Upon this urge, al-Hasan al-Basri write an epistle containing this views on predestination and sent it to the Caliph. This epistle which al-Hasan sent Amavi's Caliph Abd al-Malik on predestination was evaluated the first written text on Qadar in the Islamic world. The copy which we designed as the reduction of the original copy and which we translated for publication is based on the original manuscript copy of Gstanbul Sophia.

