Browsing by Author "Sancak, Selma"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis A Bioarcheological Evaluation on Iron Age Urartian Grave Goods: Are They Grave Gifts or Personal Belongings?(2021) Sancak, Selma; Yılmaz, HakanÖlü gömme uygulamalarının en erken örneklerine Orta Paleolitik dönemde rastlamaktayız. Ölüler için yapılan bu uygulamalar zaman geçtikçe toplumların kültür ve geleneklerine göre değiştiğini ve bu geleneklerin tamamı olmasa bile bazı geleneklerin günümüzde de hala devam ettiğini görmekteyiz. Ölüm kavramı insanoğlunun hayatında oldukça önemli bir rol oynamaktadır. İnsanın elbet bir gün öleceğinin bilincinde olması ve bu durumu engelleyememesi ölüme yüklediği önemin en temel nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla yok oluşu tamamen kabul etmeyen insan, bir kurtuluş olarak kendi zihninde ölüm sonrası için çeşitli tasavvurlar geliştirmiştir. Ayrıca ölüm karşısında hissedilen korku, geride kalanlar tarafından birtakım uygulamaların yapılmasına da neden olmuş olabilir. Yukarıda ifade edildiği gibi bu düşünceler, ölünün bilinçli olarak gömülmesine ve ölü için törenler düzenlenmesine sebebiyet vermiştir. Bu anlamda yaşanılan dünyaya paralel somut bir öteki dünya algısı farklı şekillerde yapılan ölüm uygulamalarının öteki dünyaya geçişi için gerekli unsurlar olarak görülmektedir. Tam da bu noktada öteki dünyaya geçiş esnasında ve varıldığında ölünün birtakım eşyalara (kap-kacak, organik buluntular, silahlar, metal kaplar vb.) ihtiyaç duyabileceği inancı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda ortaya çıkartılan mezarlarda ele geçen buluntuların tamda bu nedenden dolayı mezarlara bırakıldığı anlaşılmaktadır. Geçen süreçle birlikte farklı bölge ve dönemler içerisinde yapılan gömü alanlarında ve biçimlerinde değişiklikler görülse de insanların zihinlerinde oluşturduğu öteki dünya tasvirinin değişmediği görülmektedir. Buna paralel olarak mezarlara bırakılan eşyaların sayısında artışiv görülmekle birlikte, ölen kişinin cinsiyeti, yaşı ve toplumdaki statüsüne bağlı olarak da farklı eşyalarla gömüldüğü anlaşılmaktadır. Urartular da diğer birçok uygarlık gibi ölümden sonraki hayata inandıklarından ölüler için birtakım ritüeller gerçekleştirmişlerdir. Ölüyle birlikte mezara bırakılan eşyalar genel anlamda 'ölü hediyesi' olarak adlandırılmaktadır. Bizce bu düşünce doğru bir ifade değildir. Çünkü mezarlarda bulunan eşyalar içinde ölünün kişisel eşyaları ve ritüel sırasında kullanılan çanak çömlek, testi, kadeh gibi buluntular da vardır. Dolayısıyla bunların tamamına 'hediye' demek doğru değildir. O halde bu ayrım nasıl yapılabilir? Bu sorunun cevabını vermeden önce hediyenin ne olduğuna bakmak gerekir. Hediye, 'Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, diye tanımlanır. Bu yüzden ölen kişinin ruhunun çıkacağı yolculuk sırasında gittiği yerde hediye vermesi gerekecektir. Bu amaçla daha özel ve hediye olabilecek nesneler cesedin yanında, başucunda ya da ayaklarının yanına bırakılır. Bunlar bazen Çavuştepe Nekropolü'nde de görüldüğü gibi bir tepsi içinde sunulabilir. İşte tamda bu nokta da cesedin üzerinde yer alan objeler kişisel eşyalar grubuna dâhil edilmeli, çevresinde duran nesnelerse hediye olarak kabul edilmelidir. Mezarda bulunan seramikler ise ruhun çıkacağı yolculukta ihtiyaç duyulacak yiyecekler konulması amacıyla kullanılmaktadır.

