Browsing by Author "Sancar, Muhammed Mustafa"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Imâm Al Harameyn Ebu Al Meali Juwayni's Changing Concepts of Kalam Utterance(2014) Sancar, Muhammed Mustafa; Erdemci, Cemalettinİmamu'l Haremeyn Cüveynî, Müslüman zihninin inşasında önemli bir yere sahip olan kelâm ilmine, ortaya koyduğu değerli eserlerle çok büyük katkılar sağlamıştır. İmam Cüveynî, ilmi kişiliği, özgün düşünce yapısı ve meselelere farklı perspektiflerden bakabilme yeteneğiyle adından sıkça söz ettirmiştir. Çalışmada ilmi otoritesini kabul ettirmiş ve İmamu'l Haremeyn ünvanına layık görülmüş, büyük İslam âlimi İmamu'l Haremeyn Ebu'l Me'ali Cüveynî'nin değişim geçirdiği kelâmî görüşleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde İmam Cüveynî'nin hayatı, eserleri, kelâm ilmindeki yeri, eserlerinin kronolojik sıralaması ve metodu'nun belli başlı özellikleri izah edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, İmam Cüveynî'nin değişim geçirdiği kelâmî görüşleri olan; akli istidlal yöntemleri, haberî sıfatların te'vili, Ahval teorisi, insan fiilleri, teklif-i ma la yutak, akıl, Kur'an'ın i'cazı, istirsal konuları ve fikirsel dönüşüm yaşamasına sebep olan faktörler ortaya konulmaya çalışılmıştır. İmamu'l Harameyn Cüveynî, ilk görüşlerini serdettiği ''eş-Şâmil'' ve ''el-İrşâd'' adlı eserlerinde ulûhiyet, sıfatlar ve ru'yetullah'ın ispatı gibi konularda akli istidlal yöntemlerini kullanmıştır. Ancak daha sonra yazdığı ''Burhân'' adlı eserinde ise akli istidlal yöntemlerinin sağlıklı olmadığını öne sürerek bu yöntemleri eleştiriye tabi tutmuş ve reddetmiştir. Cüveynî, eş-Şâmil, el-İrşâd ve Luma' adlı eserlerinde haberi sıfatların te'vilinin gerekliliğini savunurken daha sonra kaleme aldığı Akîdetu'n-Nizâmiyye adlı eserinde ateşli savunucusu olduğu haberi sıfatların te'vilinin gerekliliği görüşünden vazgeçerek selef'in metodunu benimsemiştir. Cüveynî, eş-Şâmil ve el-İrşâd adlı eserlerinde zat-sıfat ilişkisinden doğan birtakım problemleri Ahval teorsiyle çözmeye çalışmış, ancak daha sonra kaleme aldığı Burhân adlı eserinde Ahval teorisini üzerine bina ettiği nedensellik ilkesi ve el-istidlal bi'ş-şâhid ale'l ğâib yöntemini reddederek Ahval teorisi görüşünden vazgeçmiştir. İmam Cüveynî, insan fiilleri meselesinde ilk görüşlerinde geleneksel Eş'ârî çizgisinden ayrılmayarak insan iradesinin fiillerine etkide bulunmadığını, insanın etkin bir kudretinin olmadığını savunmuştur. Ancak daha sonra kaleme aldığı eserlerinde İnsan iradesinin fiillerine etkide bulunduğunu ve etkin kudret anlayışını savunarak önceki görüşlerinden vazgeçmiş ve geleneksel Eş'ârî çizgisinden ayrılmıştır. İlk eserlerinde teklifî ma la yutâk'ın caiz olduğunu dile getiren Cüveynî, daha sonra kaleme aldığı Burhân adlı eserinde teklifî ma la yutâk'ın şeriata aykırı düşeceğinden caiz olmadığını ifade etmiştir. el-İrşâd adlı eserinde Bakıllanî'nin akıl tarifini uygun bulan Cüveynî, daha sonra yazdığı Burhan adlı eserinde Bakıllanî'nin akıl tarifini yanlışlayıp Haris el-Muhasibinin akıl tarifinin en uygun akıl tarifi olduğunu vurgulamıştır. Kur'an'ın belagat, nazım ve üslup bakımından mu'ciz olduğunu savunan Cüveynî, daha sonra kaleme aldığı Akidetu'n-Nizamiyye adlı eserinde bu görüşünden vazgeçerek sarfe görüşüne meyletmiştir. Allah'ın ezeli ilminin taalluku ile ilgili görüşler sarfeden Cüveynî, önceki eserlerinde Allahın ezeli ilminin ğayrî mutenahilere tafsili bir şekilde taalluk edeceğini öne sürmüş, ancak daha sonra yazdığı Burhan adlı eserinde Allah'ın ezeli ilminin ğayrî mutenahilere tafsili değil de İstirsalî yani bil-cümle taalluk edeceğini savunarak önceki görüşünü değiştirmiştir. Çalışma neticesinde İmam Cüveynî'nin fikirsel dönüşüm yaşamasının iki temel sebebi olduğu kanaatine varılmıştır. Bunlardan birincisi onun belli bir dönem siyasi ve psikolojik baskı altında kalması sebebiyle muhaliflerinin görüşlerine tepki olarak cebri bir tutum sergilemesi ve daha sonra fikirlerini etkileyen siyasi ve psikolojik baskıların azalması neticesinde fikirlerini rahat bir ortamda tekrar ele almasıdır. İkincisi ise eserlerinde de görüldüğü üzere uzun bir süre Bakıllanî'nin etkisinde kalarak geleneksel Eş'ârî çizgisine bağlı kalması ve daha sonra Bakıllanî'nin etkisinden kurtularak farklı perspektiften meseleleri ele almasıdır.

