1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Sari, Elif Töre"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 3 of 3
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    Evaluation of Subepithelial Connective Tissue Graft and De-Epithelialized Free Gingival Graft Practices in the Treatment of Gingival Recessions in Terms of Clinical Efficacy
    (2022) Sari, Elif Töre; Yaylı, Nazlı Zeynep Alpaslan
    Çalışmamızın amacı çoklu dişeti çekilmelerinin tedavisinde tünel tekniği ile kombine olarak uygulanan subepitelyal bağ dokusu grefti(SBDG-Grubu), bistüri ile de-epitelize edilmiş serbest dişeti grefti(Bistüri-Grubu) ve Erbiyum, Krom: İtriyum-Skandiyum-Galyum-Garnet lazer ile de-epitelize edilmiş serbest dişeti grefti(Lazer-Grubu) tekniklerinin klinik etkinlik açısından değerlendirilmesidir. Araştırmamıza yaş ortalaması 36,02 olan 60 birey dahil edilmiştir. Bireylere ait demografik bilgiler toplanmıştır. Operasyonlardan önce ve 6 ay sonra dişeti çekilmesi görülen alanlarda plak indeksi(Pİ), gingival indeks(Gİ), sondlama derinliği(SD), çekilme derinliği(ÇD), klinik ataşman seviyesi(KAS), kök yüzeyi kapanma(KYK) oranı, yapışık dişeti miktarı(YDM), dişeti kalınlığı, dişeti fenotipi, provakatif hassasiyet(PH), yaşam kalitesi(OHİP-14) verileri toplanmış; ameliyat sırasında ise operasyon süresi kayıt altına alınmıştır. Operasyonu takiben ilk 3 gün palatinal bölgeye ait ağrı(Vizüel Analog Skala-VAS) değerlendirilmiştir. Katılımcıların tüm ağıza ait Gİ, Pİ ve SD skorları hem operasyon öncesinde hem de operasyonu takiben 6.ayda değerlendirilmiştir. Grupların tümünde tedavi sonrasında tüm ağız Gİ, Pİ ve SD skorları ve çekilme bölgesine ait PI, GI, SD, KAS, ÇD, ve PH değerleri azalmıştır(p<0,05). Tüm gruplarda tedavi sonrası DK değeri artmıştır(p<0,05). KYK oranı Lazer grubunda(%63,56±21,01); SBDG(%83,27±13,3) ve Bistüri(%80,63±15,4) gruplarına göre düşüktür(p<0,05). YDM, SBDG ve Bistüri grubunda tedavi sonrası artmıştır (p<0,05). Lazer grubunda ise tedavi öncesine göre benzer seyretmiştir(p>0,05). Grupların her birinde tedavi sonrası OHİP-14 değeri azalmış(p<0,05) ve dişeti fenotipi kalınlaşmıştır(p<0,05). Operasyon süresi lazer grubunda daha uzundur(p<0,05). Bu çalışmanın sınırları dahilinde tüm gruplarda klinik iyileşmeler gözlense de, SBDG ve bistüri gruplarında elde edilen başarı benzer olup, lazer grubundan daha yüksektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Evaluation of the Reliability of Color-Based Phenotype Probes in the Determination of Gingival Phenotype
    (Marmara Univ, Inst Health Sciences, 2024) Alpaslan, Nazli Zeynep; Sari, Elif Töre
    Objective: This study aimed to determine gingival thickness with newly developed color-based phenotype probes and to compare the results with the traditional method (transgingival probing). Methods: 100 individuals with a mean age of 38.37 ± 11.03 years who had Miller I class gingival recession in the anterior region were included in the study. In measurements performed with color-based phenotype probes, white (thin), green (medium), and blue (thick) colored tips were used. In the transgingival probing method, a digital caliper with a penetration depth of 0.01 mm sensitivity was used. Results: Of the teeth included in the analysis, 45% were in the maxillary anterior region, and 55% were in the mandibular anterior region. The mean tissue thickness was 0.76 ± 0.17 mm in the mandibular jaw and 1.22 ± 0.36 mm in the maxillary jaw (p= .001). A statistically significant relationship was found between the values determined with the transgingival method and the observed probe color (p= .001). The tissue thickness values of the cases whose observed probe color was white were significantly lower compared to those with green, blue, and no color (p< .05). When the mean tissue thicknesses were compared according to colors, tissue thickness significantly increased toward the blue color (p= .001). There was a statistically significant relationship with the gingival thickness measurement values (p= .001), and a low level of agreement was determined (Kappa=0.159). In addition, it was determined that different colors were observed with the color-based phenotype probes in the same quantitative ranges. Conclusion: Based on the assumption that color-based phenotype probes yield more subjective results, we believe that they can be used in clinical practice to determine gingival phenotype, but when quantitative data are required, prefering to use the transgingival method woud give more accurate results.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Periodontal Sağlık ve Özgüven İlişkisinin Araştırılması
    (2020) Sari, Elif Töre; Alpaslan, Nazli Zeynep
    Amaç: Periodontal hastalıklar birçok kolaylaştırıcıfaktöre bağlı olarak gelişebilmektedir. En önemlisi isebireylerin oral hijyenlerindeki yetersizliktir. Periodontalhastalıkların yalnızca ağız boşluğu ile değil, sistemikdurumlar ve psikososyal özellikler ile de ilişkili olabileceğibelirtilmektedir. Bu çalışmada bireylerin periodontalsağlığı ile özgüven düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitliklinik parametreler açısından araştırılması amaçlanmıştır.Ayrıca bireylerin gülüş estetik indeksi (GEİ) skoru dadeğerlendirilmiş ve incelenen parametrelerleilişkilendirilmiştir.Gereç ve Yöntem: Araştırma, Periodontoloji kliniğinerutin dişeti tedavisi için başvuran, gönüllü ve yaşları 18-65 arasında değişen 126 birey üzerinde yürütülmüştür.Katılımcıların her birine, içsel özgüven ve dışsal özgüvenolmak üzere 2 alt kategoriden oluşan 33 maddelik özgüvenölçeği uygulanmıştır. Bireylerin gingival indeks, plakindeksi ve sondlanan cep derinliğini içeren rutinperiodontal parametreleri ve GEİ skoru kayıt altınaalınmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Tek yönlüVaryans analizi ve Ki-kare testi kullanılmıştır.Bulgular: Katılımcıların %60,3’ü 18-30 yaş aralığındaolup, %45,2’si üniversite ve/veya üzeri eğitim seviyesinesahiptir. Periodontal parametre değerleri ve özgüvenskorları arasındaki korelasyonlarda ve GEİ deg eri ileo zgu ven skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farktespit edilmemiştir (P > 0,05). GEİ skoru gingivitis teşhisedilenlerde, periodontitis’e oranla istatistiksel olarakanlamlı şekilde yüksektir (P = 0,005). Erkek katılımcılarındışsal özgüven skorunun kadın katılımcılara göreistatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespitedilmiştir (P < 0,05).Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları periodontal sağlığıgösteren parametreler ile özgüven skorları arasında olasıbir pozitif ilişkiyi doğrulamamıştır. Bu durumunkatılımcıların çoğunluğunun genç ve eğitim düzeyi yüksekbireylerden oluşmasına bağlı geliştiği düşünülmektedir.Örneklem büyüklüğünün artırıldığı daha kapsamlıçalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.