Browsing by Author "Tepe, Işık"
Now showing 1 - 20 of 35
- Results Per Page
- Sort Options
Article Düzce’de Fındık Üreticilerinin Yabancı Otlar Konusunda Karşılaştıkları Sorunlar(2024) Tepe, Işık; Arslan, Zübeyde; Sizer, VedatBu çalışma, Türkiye’nin önemli bir fındık bölgesi olan Düzce ilinde yabancı ot sorunu ve mücadelesinde üreticinin bilgi, deneyim ve sorunları çözmedeki yetkinliğini tespit etmek amacıyla planlanmıştır. Çalışma kapsamında, Düzce’de 2021-2022 yıllarında toplam 100 fındık üreticisine 30 soru yöneltilmiştir. Anket sonuçlarına göre; üreticilerin %53’ünün eğitim seviyesinin lise ve üzeri olduğu, %52’sinin fındık yetiştiriciliğini aile varlığı olduğu için ve %34’ünün ise geçimlerini sağlamak amacıyla yaptığı anlaşılmıştır. Üreticilerin %84’ünün yabancı otları önemli derecede sorun gördüğü; mücadele için %80’inin biçme, %9’unun ise kimyasal mücadele uyguladığı tespit edilmiştir. Üreticilerin %40’ı fındık yetiştiriciliği dışında sanayi ve ticaret alanında, %17’si kamu kurumlarında çalışarak ek gelir elde ettiklerini; yine %65 gibi büyük bir çoğunluğu ise fındık dışında herhangi bir ürün yetiştirmediklerini beyan etmişlerdir. Üreticiler fındık bahçelerinde sorun olan 45 farklı yabancı ot türü bildirmişlerdir. Bu yabancı ot türlerinden; dam bromu (Bromus tectorum L.), tek yıllık salkımotu (Poa annua L.), yara otu (Prunella vulgaris L.), yonca (Medicago sativa L.), şebrek (Lapsana communis L.), bataklık sinirotu (Plantago lanceolata L.), kuzukulağı (Rumex acetosella L.), ak üçgül (Trifolium repens L.), böğürtlen (Rubus sanctus Schreb), tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.), yabani çilek (Fragaria vesca L.) ve kadife otu ( Holcus lanatus L.) türlerinin yaygın olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, üreticiler mevcut yabancı otlara karşı uyguladıkları kimyasal mücadele ile yabancı ot sorununu belli bir ölçüde çözdüklerini ancak böğürtlen, eğrelti otu, tarla sarmaşığı, ısırgan otu ve köpek dişi ayrığı ile mücadelede yeterli başarı elde edemediklerini belirtmişlerdir.Article Geniş Yapraklı Pıtrak (Turgenia Latifolia (L.) Hoffm.) Tohumlarının Çimlenme Fizyolojisi ve Bazı Çıkış Özelliklerinin Belirlenmesi(2007) Tepe, Işık; Özkan, Reyyan YerginBu çalışmada, geniş yapraklı pıtrak {Turgenia latifolia (L.) Hoffm.) tohumlarının çimlenme fizyolojisi ve bazı çıkış özellikleri araştırılmıştır. Çalışmada kullanılacak olan geniş yapraklı pıtrak tohumlan, Van merkezinden tarım alanlarından rasgele seçilen bölgelerden 2003-2004 yıllarında toplanmıştır. Geniş yapraklı pıtrak tohumlarının %98 oranmda canlı olduğu, maksimum çimlenme sıcaklığı 2003 yılı için 25°C, 2004 yılı için 20°C, minimum çimlenme sıcaklığı ise her iki yıl için 5°C olarak tespit edilmiştir. Optimum çimlenme sıcaklığı ise 15°C olarak belirlenmiştir. pH'nın uygulamasının çimlenme üzerinde etkili olmadığı, tuzluluğun ise hem canlılık, hem de çimlenme üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. GA3 uygulamasında en yüksek çimlenme oranı 2003 yılı için 150 ppm'de %9.0, 2004 yılı için 100 ppm'de %4.5 olarak tespit edilmiştir. 5°C sıcaklıkta bekletildikten sonra farklı ortamlarda çimlendirilen tohumların toprak derinliğinde en iyi 0-2 cm derinlikte çıkış yapabildiği, soğukta bekletme süresi arttıkça çimlenme oranının arttığı ve bu bekletilme süresinden sonra en yüksek çimlenmenin 5°C'de olduğu tespit edilmiştir. Çok güçlü dormansiye sahip olan bu tohumlarda dormansinin kırılmasında meyve kabuğu ve soğukta bekletmenin önemli etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır.Article Farklı Oranlarda Mavi Çiçekli Canavar Otu (Phelipanche Ramosa (L.) Pomel) Tohumlarının Bazı Kültür Bitkileri Üzerindeki Etkileri(2024) Fidan, Enes; Ozkan, Reyyan Yergın; Tepe, IşıkMavi çiçekli canavar otu olarak da bilinen Phelipanche ramosa (L.) Pomel (Syn: Orobanche ramosa L.), Orobanchaceae familyasına ait bir holoparazit bir bitkidir. Canavar otu patlıcangiller familyasından domates, patlıcan ve patatesi; baklagillerden ise mercimek, ayçiçeği ve baklayı konukçu olarak tercih eder. Bu çalışmada, farklı oranlarda canavar otu tohumlarının bazı bitki büyüme parametreleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2022 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü iklim odası ve laboratuvarlarında yürütülmüştür. Çalışmada canavar otu domates, patlıcan ve biber bitkileri kullanılmıştır. Bu bitkilerin tohumları ekilmeden önce her saksıya 250, 500, 1000, 2000 ve 4000 adet canavar otu tohumu 8 cm toprak derinliğine homojen bir şekilde karıştırılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre dört tekerrürlü; her saksıda iki domates, iki biber ve bir patlıcan bitkisi olacak şekilde planlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, canavar otunun sadece domates ve patlıcan köklerine tutunduğu, biberde ise tutunmadığı gözlenmiştir. Canavar otu tohumu miktarındaki artış tüberkül sayısını artırmıştır. Canavar otu bulaşıklığı arttıkça domateste yaprak sayısı, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu, sürgün çapı, klorofil içeriği, toplam yaş ve kuru ağırlığı, patlıcanda ise yaprak sayısı ve sürgün boyunun azaldığı tespit edilmiştir. Artan tohum sayısının tür içi rekabet açısından olumsuz bir etkiye sahip olmadığı da söylenebilir.Master Thesis Weed Problem in Carrot, Spinach and Lettuce Areas in Beypazarı (ankara), Turkey(2023) Bozoğlu, Merve; Tepe, IşıkÇalışmada Türkiye'nin havuç, ıspanak ve marul yetiştiriciliğinde önemli bir bölgesi olan Ankara'nın Beypazarı ilçesinde yabancı ot sorunu, yabancı otlarla mücadelede üreticinin bilgi, donanım, deneyim ve sorunlarını çözmedeki yetkinliğini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışma, Beypazarı ilçesinde 2022 yılının Nisan-Ağustos ayları arasında 11 köyde yürütülmüştür. Toplam 155 yetiştirici ile görüşülmüş, her üreticiye 30 soru yöneltilmiştir. Anket soruları; çiftçiyi tanıma, sebze yetiştiriciliği ile ilgili bilgiyi ölçme ve yetiştiricilerin yabancı ot sorununu belirleme olmak üzere üç başlık altında hazırlanmıştır. Anket sorularının on tanesi beşli Likert ölçeğiyle, diğerleri uygun istatistik ve grafiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda üreticilerin eğitim düzeylerinin iyi olduğu; bu ürünleri yetiştirme imkânlarının, iklim ve toprak koşullarının uygun olması sebebiyle tercih ettikleri anlaşılmıştır. Havucu yılda iki ürün, ıspanak ve marulu ise üç ürün olarak yetiştirdikleri; çeşit tercihinde hastalık, zararlı ve yabancı otlara karşı avantajlı ve yüksek verimli olmalarına dikkat ettikleri anlaşılmıştır. Başta suni gübre olmak üzere mutlaka gübre kullandıkları, elde ettikleri verimden memnun ancak pazar ve zirai mücadele sorunlarından şikâyetçi oldukları görülmüştür. Yabancı ot yoğunluğunun yüksek olduğu, mücadele edilmemesi durumunda önemli ölçüde zarar verdiği tespit edilmiştir. Çiftçilerin beyanlarından 26 adet yabancı otun sorun olduğu, özellikle horozibikleri (Amaranthus spp.), sirken (Chenopodium album L.), semizotu (Portulaca oleracea L.), tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.) ve topalak (Cyperus rotundus L.),'ın yoğun olarak bulunduğu anlaşılmıştır. Yabancı otlarla mücadelede kimyasal yöntemler başta olmak üzere elle yolma, çapa ve münavebeyi tercih ederek entegre mücadeleye baş vurdukları görülmüştür.Article Gaziantep'te Nar Bahçelerinde Bulunan Yabancı Otlar(2016) Tepe, Işık; Muslu, TülayÇalışma Gaziantep'te nar (Punica granatum L.) bahçelerinde bulunan yabancı otların belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler nar dikili alanlar dikkate alınmak suretiyle Gaziantep'in ilçelerinden (Nizip, Oğuzeli, İslahiye, Karkamış, Şahinbey ve Nurdağı) ve bitkilerin vejetasyon dönemlerine göre 2012 yılı içinde iki ayrı dönemde yapılmıştır. Yabancı otların birim alandaki yoğunlukları, biyokütleleri ve rastlanma sıklıkları hesaplanmıştır. Yürütülen çalışma sonucunda nar bahçelerinde 22 bitki ailesine ait toplam 35 yabancı ot türü belirlenmiştir. Gaziantep genelinde birinci örnekleme döneminde 34, ikinci örnekleme döneminde 31 adet yabancı ot türüne rastlanmıştır. Birinci örnekleme döneminde metrekarede ortalama 31 adet yabancı ota rastlanmış, biyokütleleri ortalama 8.6 gram bulunmuş, ikinci örnekleme döneminde ise metrekarede ortalama 33 adet yabancı ota rastlanmış ve biyokütleleri ortalama 11.6 gramolarak bulunmuştur. Birinci dönemde yabancı ot yoğunluğunun en yüksek olduğu ilçe Nizip (33.6 bitki/m2) iken ikinci dönemde Oğuzeli (38.9 bitki/m2) olmuştur. Birim alandaki ortalama yoğunluk ve yaygınlık bakımından en önemli türlerin sırasıyla horozibikleri (Amaranthus spp.), semizotu (Portulaca oleracea L.), kanyaş (Sorghum halapense (L.) Pers.), yeşil kirpidarı (Setaria viridis (L.) P. Beauv.), tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.), domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.), sirken (Chenopodium album L.), yabani havuç (Daucus carota L.) ve kahkaha çiçeği (Ipomoea purpurea L. Roth.) olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, Gaziantep'te nar bahçelerinde yabancı ot yoğunluğunun yüksek olduğu ve söz konusu yabancı otlarla mücadelenin gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.Master Thesis Determination of the Issue Van Alfalfa Fields Dodder (Cuscuta Spp.)(2011) Anaç, Enver; Tepe, Işık; Kaya, İlhanÇalışmanın amacı Van ve çevresinde yonca alanlarında Cuscuta approximata Bab.'nın zararını belirlemek ve bölgedeki yonca üreticilerine en etkili kontrol metotlarını önermektir. Van ve İlçelerinde (Erciş, Gürpınar, Muradiye, Gevaş, Çaldıran, Özalp, Saray ve Edremit) yonca üretim alanlarında 2010 yılında 120 üretici ile kişisel görüşmeler yapılmıştır. C. approximata'nın zarar düzeyini, üründeki tohumların, sulama suyunun kaynağını, gübreleme şeklini ve küskütle kontrol yöntemlerini belirlemek için anket çalışması hedeflenmiştir. Anket sonuçlarına göre; i) üreticilerin her yıl düzenli olarak küsküt sorunu ile karşı karşıya kaldıkları, ii) küskütsüz tohumluk kullanımına ve tarım aletlerinin temizliğine önem vermedikleri, iii) bazen iyi kurutulmamış hayvan gübresi kullandıkları, iv) genellikle küskütle bulaşık yemleri hayvanlarına yedirdikleri, v) küskütle mücadelede yeterli bilgiye sahip olmadıkları, vi) küsküte karşı kültürel ve kimyasal mücadele tedbirlerini almadıkları belirlenmiştir. Mevcut bulgular üreticilerin bitki sağlığı konusundaki bilgi eksikliğinden dolayı yonca üretim alanlarında küsküt zararının belirlenmesi ile ilgili önemli bilgiler içermektedir.Master Thesis Distribution and Density of Alfalfa Dodder (Cuscuta Approximata Bab.) in Alfalfa Fields in Van(2011) Yıldırım, Sevilay; Tepe, IşıkYonca ekiliş alanlarında sorun olan küçük tohumlu yonca küskütü (Cuscutaapproximata Bab)'nün yoğunluğunu saptamak amacıyla yapılan bu çalışma2009 ve 2010 yıllarında, iklim özelliklerine göre Merkez-Edremit-Gevaş,Gürpınar, Muradiye-Çaldıran, Özalp-Saray ve Erciş olmak üzere ayrılanbeş bölgede her iki yılda da yoncadan toplam 500'er örnek alınarakyürütülmüştür. Çalışmanın yürütüldüğü ilk yılda birinci biçimiöncesinde yapılan ölçümlerde, küskütle bulaşık yoncanın ortalamayoğunluğu 37.8 sürgün/m², küsküte rastlanma sıklığı %48 olarak; ikincibiçim öncesinde yapılan sayımda ise ortalama yoğunluk 16.4 sürgün/m² verastlanma sıklığı %32 olarak bulunmuştur. İkinci yıl birinci biçimiöncesinde yapılan sayımda küskütle bulaşık yonca yoğunluğu ortalama14.5 bitki/m², rastlanma sıklığı %18; ikinci biçim öncesinde yapılansayımda ise ortalama yoğunluk 3.2 bitki/m², rastlanma sıklığı %8 olaraktespit edilmiştir. Küskütle bulaşık yonca sayısı üzerinden yapılandeğerlendirmeler sonucunda, 2009 yılında ilk biçimden önce en yoğunolarak Merkez-Edremit-Gevaş (51.3 sürgün/m²), ikinci biçim öncesindeMuradiye-Çaldıran (28.4 sürgün/m²) bölgeleri; 2010 yılında ise ilk veikinci biçiminden önce en yoğun olarak Gürpınar (28.7 ve 5.2 sürgün/m²)bölgesi belirlenmiştir. Sonuç olarak, bölgede küskütün yaygınlığınınyüksek olduğu ve mücadelesinin yapılmasının gerektiği söylenebilir.Master Thesis A Study on the Weed Control in Lentil (Lens Culinaris) in Van(2000) Kuddusi, İpek; Tepe, IşıkVan ekolojik koşullarında mercimekte önemli ölçüde zararlı olduğu bilinen yabancı otlarla en iyi mücadele yöntemini belirlemek amacıyla 1998- 99 yıllarında iki yıllık olarak yürütülmüştür. Denemede yöreye iyi adapte olduğu bilinen Sazak 91 çeşidi kullanılmıştır. Mücadele yöntemleri olarak çapalama, Trifluralin, Linuron, Prometryn, Phenmedhiphame+desmedhiphame, Trifluralin+çapa ve Linuron+çapa uygulamaları denenmiş, bunlardan elde edilen sonuçlar otlu ve otsuz kontrollerle kıyaslanmıştır. Sonuçta, en yüksek verim otsuz kontrolde (elle mücadele) elde edilmiştir. Yöntemler içinde en etkili yabancı ot kontrolü ve bununla birlikte en yüksek verim Prometryn, Linuron+çapa ve Tifluralin+çapa uygulamalarından elde edilmiştir. Bunun yanmda, tek basma Trifluralin ve phenmedhiphame+desmedhiphame uygulamalarından başarılı sonuçlar alınamamıştır. Anahtar kelimeler : Yabancı otlar, mercimek, Lens culinaris, yabancı ot kontrolü, herbisitlerMaster Thesis Determination of Some Emergence Characteristics and Germination Physiolgy of Great Bur Parsley (Turgenia latifolia (l.) Hoffm.)(2007) Yergin, Reyyan; Tepe, IşıkBu çalışmada, başta tahıllar olmak üzere birçok tarım alanında sorun oluşturan geniş yapraklı pıtrak (Turgenia latifolia (L.) Hoffm.) tohumlarının çimlenme sıcaklığının belirlenmesi, canlılık oranı, dormansiyi kırma çalışmalarının yanı sıra çimlenme üzerine tuzluluk ve pH gibi faktörlerin etkileri araştırılmıştır. Çalışmada kullanılacak olan geniş yapraklı pıtrak tohumları, Van merkezinden tarım alanlarından rasgele seçilen bölgelerden 2003-2004 yıllarında toplanmıştır. T. latifolia tohumlarının %98 oranında canlı olduğu, maksimum çimlenme sıcaklığı 2003 yılı için 25ºC, 2004 yılı için 20ºC, minimum çimlenme sıcaklığı ise her iki yıl için 5ºC olarak tespit edilmiştir. Optimum çimlenme sıcaklığı ise 15ºC olarak belirlenmiştir. pH'ın ve sülfürik asit uygulamasının çimlenme üzerine etkili olmadığı, tuzluluğun ise hem canlılık hem de çimlenme üzerine olumsuz etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. HPLC yöntemi kullanılarak yapılan hormon analizi sonucu dışardan uygulanan GA3'in tohumlar tarafından alındığı ancak çimlenmeyen tohumlarda bazı metabolik faaliyetler gerçekleşmediği için birikmenin olduğu tahmin edilirken, GA3 uygulamasında en yüksek çimlenme oranı 2003 yılı için 150 ppm'de %9, 2004 yılı için 100 ppm'de %4.5 olarak tespit edilmiştir. 5ºC sıcaklıkta bekletildikten sonra farklı ortamlarda çimlendirilen tohumların toprak derinliğinde en iyi 0-2 cm derinlikte çıkış yapabildiği, soğukta bekletme süresi arttıkça çimlenme oranın arttığı ve bu bekletilme süresinden sonra en yüksek çimlenmenin 5ºC'de olduğu tespit edilmiştir. Çok güçlü dormansiye sahip olan tohumların bir kısmının dormansisinin kırılmasında meyve kabuğu ve soğukta bekletmenin önemli etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Yabancı ot, Turgenia latifolia, Tohum, Çimlenme fizyolojisi, Dormansi.Article Physiological Effects of Arbuscular Mycorrhizal Fungi (AMF), Plant Growth Promoting Rhizobacteria (PGPRs), and Trichoderma Harzianum on Tomato (Solanum Lycopersicum L.) Infected With Branched Broomrape(Ankara Univ, Fac Agriculture, 2025) Tepe, Işık; Fidan, EnesTomato (Solanum lycopersicum L.), one of the most produced and consumed vegetables in the world, belongs to Family Solanaceae. Branched broomrape [Phelipanche ramosa (L.) Pomel; Syn: Orobanche ramosa L.] parasitizes many cultivated plants, especially tomatoes. The parasitic weeds, for which there is no effective control method, cause serious yield and quality losses in their host crops. In this study, two different mycorrhizal (AMF) species, Funneliformis mosseae, and a commercial product, Endo Roots Soluble (ERS), along with Trichoderma harzianum T22, two different plant growth-promoting rhizobacteria (PGPR) isolates (Pseudomonas caspiana V30G2 and Bacillus velezensis V40K2), were applied to tomatoes. Additionally, a commercial product, Plant Success Great White Premium Mycorrhiza, and their combinations were used to determine the changes occurring in both the plants and the broomrape. This study investigated the number of tubercles, the levels of several oxidative stress enzymes (catalase, CAT; superoxide dismutase, SOD; and ascorbate peroxidase, APX), the level of lipid peroxidation (malondialdehyde, MDA), and the total phenolic and antioxidant contents of tomato plants infected and not infected with broomrape. Compared to the control group, the treatments were found to prevent tubercule formation at rates ranging from 60 to 72.7%. Broomrape infection caused oxidative stress in the tomatoes; the CAT and MDA contents in the broomrape-contaminated plants were higher than those in the noncontaminated plants. The results revealed that the bioproducts including some microorganisms and biological preparations applied to tomatoes responded differently to broomrape stress through enzymatic and nonenzymatic antioxidant activities.Master Thesis Effect of Common Cocklebur (xanthium Strumarium L.) Extracts To Some Fungal and Bacterial Plant Pathogens(2018) Fındık, Leyla; Tepe, IşıkDomuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.) kültür bitkilerine verdiği zarar ve yapısındaki zehirli bazı bileşenler nedeniyle Dünya'daki önemli yabancı otlardan biridir. Çalışmada domuz pıtrağının yapısında bulunan zehirli maddelerin bitki patojeni olan iki fungus ve iki bakteri üzerine etkisi araştırılıp kimyasal ilaçlara alternatif olan biyopestisit çalışmalarına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bitkinin tohumları 2016 yılının Temmuz – Eylül aylarında Van'da doğadan toplanılmış, laboratuvar çalışmaları 2017 yılı içerisinde yürütülmüştür. Tohumların bir kısmı yeşil aksam elde etmek için saksılara ekilmiş, diğer yeşil aksam ise bitki fide dönemindeyken doğadan toplanmıştır. Toplanan bitki materyalleri yıkanıp kurutulduktan sonra ekstrakt yapımında kullanılmak üzere öğütülmüştür. Domuz pıtrağının toz haline getirilen tohum ve yeşil aksamından elde edilen su ve metanol ekstraktlarının % 0, 10, 20 ve 40'lık konsantrasyonları hazırlanmış, bitkilerde solgunluk etmeni Fusarium oxysporum f.sp. melonis ve kök çürüklüğü etmeni Rhizoctonia solani AG-3 fungusları ile yumuşak çekirdekli meyvelerde ateş yanıklığı etmeni Erwinia amylovora ve sert çekirdekli meyvelerde dal kanseri etmeni Pseudomonas syringae pv. siyringae bakterilerine karşı etkisi araştırılmıştır. Çalışmada domuz pıtrağının hiçbir ekstraktı söz konusu iki bakteri üzerinde de etkili olmamıştır. Su ekstraktları funguslara etki etmezken metanol ekstraktları ise etki göstermiştir. Tohumdan elde edilen metanol ekstraktları R. solani AG-3'e etki göstermezken yeşil aksamdan elde edilen metanol ekstraktı fungusun gelişimini % 52 oranında engellemiştir. Yeşil aksamdan elde edilen metanol ekstraktları F. oxysporum f.sp. melonis'e etki göstermezken tohumdan elde edilen metanol ekstraktları ise fungusun gelişimini % 29 oranında engellemiştir. Bu veriler ışığında, domuz pıtrağından elde edilen metanol ekstraklarının bazı fungal etmenler üzerinde etkili olabildiği, ancak bakteriyel etmenler üzerinde etkili olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Bitki ekstraktı, domuz pıtrağı, Erwinia amylovora, Fusarium oxysporum f.sp. melonis, Pseudomonas syringae pv. siyringae, Rhizoctonia solani, Xanthium strumarium.Other Van Yöresinde Kışlık Buğdayda Sorun Olan Kekre ( Acroptilon Repens (L.) Dc ) ve Düğün Çiçeğinin (Ranunculus Damascenus Boiss And Gaill) Verime Etkileri ve Ekonomik Zarar Eşiklerinin Saptanması Üzerinde Araştırmalar(1999) Kaya, İlhan; Tepe, IşıkBu çalışmada, Van'da kışlık buğday alanlarında bulunan kekre ( Acroptilon repens (L.) DC) ve düğün çiçeği ( Ranunculus damascenus Boiss and Gaill)'nin farklı yoğunluklarının, buğdayın verim ve verim kriterlerine olan etkileri araştırılmıştır. A. repens'in artan yoğunluklarının buğdayın başak sayısı, dane, sap-saman ve toplam verimlerini azalttığı saptanmıştır. R. damascenus'un ise verim kriterleri üzerinde fazla etkili olmadığı tesbit edilmiştir. Bunun, R. damascenus'un küçük yapılı olması ve vejetasyonu erken dönemde terk etmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. A. repens'in m2de 10 adet dahi olmasının dane veriminde % 24.3, sapsaman veriminde ise %19'luk bir kayba neden olduğu, ekonomik zarar eşiğinin aşıldığı ve dolayısıyla mücadele yapılmasının zorunlu olduğu belirlenmiştir. Yoğunluk 60 bitki/m2ye ulaştığında, dane verim kaybı %50'lere, saman verim kaybı ise %40'lara varmıştır.Master Thesis Weed Problem in Vegetable Cultivation in Van(2019) Bingölbali, Dilber; Tepe, IşıkBu çalışmada, Van'da sebze yetiştiriciliğinde yabancı ot sorunun ne boyutta olduğu, yabancı otlarla mücadelede bölge çiftçisinin bilgi, deneyim ve sorunları çözmedeki düzeyini anlamak amaçlanmıştır. Bu amaçla veriler Van'da 200 sebze yetiştiricisiyle yüz yüze görüşülerek yapılan anketlerden elde edilmiştir. Anketlerin sonucunda üreticilerin sebze yetiştiriciliğini geçimlerini sağlamak için yaptıkları, genel olarak eğitim düzeylerinin düşük olduğu, tarımla ilgili aktivitelere katılmadıkları ve tarım teşkilatlarıyla yeterince görüşemedikleri anlaşılmıştır. Üreticiler sebzelerden en çok domates, hıyar ve biber yetiştirmekte; bunun haricinde aynı arazilerde buğday, şeker pancarı, arpa, yonca ve patates de ekmektedirler. Sebze tarımında en önemli sorunlarının pazar sorunu olduğunu, bunu yetiştiricilik ve bitki koruma sorunlarının takip ettiğini ifade etmişlerdir. Bitki koruma sorunları içerisinde ise en fazla böcek zararından ve yabancı otlardan şikâyetçi olduklarını belirtmişlerdir. Genel olarak sebze bahçelerinde yabancı ot yoğunluğunun yüksek olduğu ve bunlardan tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.), sirken (Chenopodium album L.) ve semizotunun (Portulaca oleraceae L.) en çok rastlananlar olduğu görülmüştür. Anket sonuçlarında üreticilerin herbisit kullanmadıkları, mücadelede daha çok elle yolma ve çapalama gibi yöntemleri tercih ettikleri, mücadele ile ilgili kararları herhangi bir yere danışmadan kendilerinin verdikleri anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Anket Mücadele, Sebze, Van, Yabancı ot, Yetiştiricilik.Master Thesis Effect of Jimsonweed (datura Stramonium L.) Extracts on Root Rot Disease (rhizoctonia Solani Ag-4) in Tomato(2022) Özmen, Yekbun; Tepe, Işık; Durak, Emre DemirerBu tez çalışmasında, canlılar üzerinde zehirli etkisi olan bazı alkaloitler içeren şeytan elması (Datura stramonium L.)'nın domateste kök çürüklüğü (çökerten) etmeni Rhizoctonia solani AG-4 üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Böylece söz konusu patojenlerin oluşturdukları bitki hastalıklarıyla mücadelede, pestisitlere alternatif olabilecek biyokimyasal preparatların kullanılmasına, insan sağlığına ve çevreye duyarlı yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Şeytan elmasının toz haline getirilen yeşil aksamlarından elde edilen su özütünün %5, %10, %20 ve %40'lık konsantrasyonları içirme, daldırma ve tohum kaplama olmak üzere üç farklı yöntem ile Rhizoctonia solani AG-4 fungal etmenine karşı uygulanmıştır. Hastalık bulaştırılmış domateslerde özüt uygulama yöntemleri arasında en etkili tohum kaplama yöntemi bulunmuş, buna kıyasla içirme ve daldırma yöntemlerinin daha az etkili olduğu görülmüştür. Özütlerin antifungal etkilerinin kontrol (%0) uygulamasına göre tüm dozlarda farklılık gösterdiği, tohum kaplama yönteminde en etkili dozun %10 ve %20'lik doz aralığı olduğu anlaşılmıştır. Bu durum içirme ve daldırma yöntemleri için ise anlamlı bulunmamıştır. Sonuç olarak bitkilerden elde edilen özütlerin doğal olması, insan sağlığını ve doğayı tehdit etme olasılıklarının düşük olması pestisitlere alternatif olabilecekleri açısından ümit vermektedir.Master Thesis Determination of Some Germination Characteristics of Jimsonweed (datura Stramonium L.) and Common Cocklebur (xanthium Strumarium L.) Seeds(2023) Gürbüz, Havva; Tepe, IşıkBu çalışmada farklı sıcaklık derecelerinin şeytan elması (Datura stramonium L.) ve domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.) tohumlarının çimlenmesi üzerine etkisi araştırılarak en iyi çimlenme sıcaklığını belirlemek böylece adı geçen yabancı otlarla mücadeleye katkı sağlamak amaçlanmıştır. Canlılık durumlarını tespit edebilmek için tohumlara önce triphenil tetrazolium chloride (TTC) testi uygulanmıştır. Sonra dormansinin yüksek olduğu belirlenen şeytan elması tohumunda dormansi kırma çalışmaları yürütülmüştür. Çimlenme üzerinde sıcaklığın etkisini belirlemek amacıyla 10, 15, 20, 25, 30 ve 35°C sıcaklıkları test edilmiştir. Çalışma sonucunda şeytan elması tohumunda canlılık oranı %95, domuz pıtrağında ise %96 olarak bulunmuştur. Çıtlatma + GA3 uygulaması, şeytan elması tohumlarındaki dormansiyi başarılı bir şekilde kırmış ve çimlenme oranı %82 değerine ulaşmıştır. Şeytan elması tohumunda 10℃'de %1 çimlenme olmuş, 28.8℃ sıcaklığa kadar düzenli olarak artarak %84'e ulaşmış, daha sonrasında hızlı bir düşüş göstererek 35℃'de tamamen durmuştur. Domuz pıtrağında 10℃'de büyük tohumda %11.2, küçük tohumda ise %2 çimlenme gerçekleşmiş; tüm tohumlarda çimlenme 28.8℃'ye kadar artış göstermiştir. Büyük tohum söz konusu sıcaklıkta %75 oranında çimlenme eğilimi gösterirken küçük tohumda bu oran %40 olmuştur. Sıcaklığın artmasıyla çimlenmede hızlı bir düşüş olmuş; 35℃'de çimlenme büyük tohumda %6, küçük tohumda ise %2 oranında gerçekleşmiştir. Büyük tohumların çimlenmesinin küçük tohumlara kıyasla daha yüksek oranda olmasının dormansi farklılığından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Canlılık oranının ve en uygun çimlenme aralığının bilinmesi söz konusu yabancı otlarla yapılacak mücadele noktasında doğru zamanlı ve faydalı bir yöntem izlenebilmesi açısından yarar sağlayacaktır.Article Domuz Pıtrağı (Xanthium Strumarium L.) Ekstraktlarının Bazı Bitki Patojeni Bakteri ve Funguslar Üzerine Etkisi(2020) Bayram, Leyla; Tepe, IşıkÇalışmada, canlılar üzerinde zehirli etkisi olduğu bilinen domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.) ekstraktlarının iki bitki patojeni bakteri (Erwinia amylovora ve Pseudomonas syringae pv. syringae) ve iki toprak kökenli bitki patojeni fungusun (Rhizoctonia solani AG-3 ve Fusarium oxysporum f.sp. melonis) gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Böylece bitki hastalıklarıyla mücadelede, pestisitlere alternatif olabilecek bazı biyokimyasal bileşiklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Önce 2016 yılı Temmuz-Ağustos aylarında Van’dan toplanan, kurutulup toz haline getirilen domuz pıtrağının tohum ve yapraklarından su ve metanol ekstraktları elde edilmiş, sonra bu ekstrakların %0, %10, %20 ve %40’lık konsantrasyonları Petri kaplarında söz konusu patojenlere uygulanmıştır. Domuz pıtrağının hem tohumu hem de yeşil aksamından elde edilen su ve metanol ekstraktlarının hiçbir konsantrasyonu bitki patojeni iki bakterinin gelişimini engellememiştir. Tohum ve yeşil aksamdan elde edilen su ekstrakları her iki fungusun gelişimi üzerinde etki göstermemiştir. Yeşil aksamdan elde edilen %40’lık metanol ekstraktı R. solani AG-3’ün gelişimini %52 oranında ve tohumdan elde edilen %40’lık metanol eksraktı F. oxysporum f.sp. melonis’in gelişimini %29 oranında engellemiştir. Sonuç olarak, domuz pıtrağından elde edilen metanol ekstraktlarının toprak kökenli bazı fungal bitki patojenlerinin gelişimini belli düzeylerde engelleyebildiği anlaşılmıştır.Master Thesis Determination of Weed Species in Second-Crop Maize (Zea Mays L.) and the Effects of Different Sowing Methods on Weed Density in Diyarbakir, Turkey(2010) Büyükkarakuş, Levent; Tepe, IşıkBu çalışmada, Diyarbakır İli ikinci ürün mısır ekim alanlarında sorun olan yabancı ot türleri, yoğunlukları ve yayılış alanları tespit edilmiş, bu doğrultuda ekim yöntemlerinin yabancı otlanmaya etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Diyarbakır İli ikinci ürün mısır alanlarında sürvey çalışmaları yapılmıştır. Ekim yöntemlerinin yabancı otlanmaya etkilerini araştırmak amacı ile de yine aynı ilde deneme kurulmuştur. Burada ana parseller, ekim işlemlerinde sulamanın ekimden önce ve ekimden sonra olması şeklinde, alt parseller ise Klasik Ekim Yöntemi, Doğrudan Anıza Ekim Yöntemi ve Azaltılmış Toprak İşlemeli Yöntem şeklinde oluşturulmuştur.Yapılan sürvey çalışmaları sonucunda 2'si tek çenekli (Liliopsida) ve 12'si çift çenekli (Magnoliopsida) olmak üzere 14 familyaya ait toplam 20 yabancı ot türü saptanmıştır. Deneme alanında yapılan çalışmalar sonucunda ise yörede yaygın uygulanan klasik ekim yönteminin verim artışı ve yabancı otlanmanın az olması açılarından uygun bir ekim yöntemi olduğu; zaman, işgücü, yakıt vb. kazançlarından dolayı ekonomik olarak görülen doğrudan anıza ekim yönteminin ise bölgeye uygun bir ekim yöntemi olmadığı sonucuna varılmıştır.Master Thesis Deternination of Infestation Mechanisms of Alfalfa Dodder (Cuscuta Approximata Bab.) in Van(2011) Kurt, Günnur; Tepe, IşıkSon yıllarda küsküt Van'da yonca (Medicago sativa L.) tarımında önemli ölçüde sorun olmaktadır. Son yıllardaki bu bulaşıklığın sebeplerini anlayabilmek ve küskütle mücadelede başarılı olabilmek için bulaşma yollarının tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma ile Van'da yonca ekiliş alanlarında sorun olduğu belirlenen küçük tohumlu yonca küskütü (Cusucta approximata Bab.)'nün bulaşma yolları ve ne oranda bulaştığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Van genelinden 26 tarla toprağı, 100 sulama suyu, 25 çiftlik gübresi ve 94 yonca tohumluğu örneği alınmış, bu örnekler içinde küçük tohumlu yonca küskütü tohumu aranmıştır. Örneklerde bulunan küçük tohumlu yonca küskütü tohumlarının il ortalamaları; yonca tohumluğunda 6664, toprak örneklerinde 21, hayvan gübresinde 524 adet olarak tespit edilmiştir, sulama suyunda ise küsküt tohumuna rastlanmamıştır. Elde edilen verilerde en fazla bulaşma çiftlik gübresiyle Muradiye-Çaldıran, yonca tohumluğuyla Erciş ve toprakla Gürpınar bölgesinde olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, Van'da küçük tohumlu yonca küskütü tohumunun en fazla yonca tohumluğuyla bulaştığı, ikinci önemli bulaşma yolunun ise çiftlik gübresi olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yonca, küsküt (Cuscuta approximata), tohum, bulaşma yollarıOther Van' Da Yetiştirilen Mercimekte Sorun Olan Yabancı Otlar ve Yoğunlukları(2002) Yazlık, Ayse; Levent, Remzi; İpek, Kuddusi; Tepe, Işık; Erman, MuratMercimek ekili alanlarda 45 yabancı ot türüne rastlanmış, yoğunlukları metrekarede ortalama 28,12 bitki ve ekili araziyi kaplama oranlan ise toplam %13,89 olarak tespit edilmiştir. Bu yabancı otlardan en yoğun olarak, sırasıyla Hordeum vulgäre L., Heliotropium europaeum L., Cynodon dactylon (L.) Pers., Convolvulus arvensis L., Centaurea depressa Bieb., Adonis aestivalis L., Acroptilon repens (L.) DC. ve Euphorbia heteradena Jaub et Spacfa. 'ya rastlanmıştır. Sırasıyla Hordeum vulgäre L., Centaurea depressa Bieb., Convolvulus arvensis L., Heliotropium europaeum L. ve Acroptilon repens (L.) DC. ise en fazla alan kaplayan yabancı otlar olarak belirlenmiştir.Bunun yanında, mercimek projesi çerçevesinde, kışlık ve yazlık mercimekte denemelerin yürütüldüğü alanlardaki yabancı otlar, yoğunlukları ve kaplama alanları iki yıl süreyle incelenmiştir.Kışlık mercimek (Sazak 91)'te toplam 38 yabancı ot türüne rastlanmış; iki yıl ortalaması olarak yabancı otların yoğunluğu, metrekareye 120,25 bitki olarak bulunmuştur. Ekili araziyi kaplama oranlan iki yılda ortalama %50,4 olarak tespit edilmiştir. Denemenin yürütüldüğü ikinci yıl, yabancı ot tür sayısı fazla olmakla beraber, iki yıl arasında yabancı ot yoğunluğu ve kaplama alanı açısından önemli bir fark bulunmamış, rastlanan yabancı ot türlerinin de büyük oranda değişmediği gözlenmiştir.Yazlık mercimek (Malazgirt 89) deneme alanlarında ise toplam 30 yabancı ot türüne rastlanmış; iki yıl ortalaması olarak yabancı otların yoğunluğu metrekareye 27,16 bitki olarak bulunmuştur. Ekili araziyi kaplama oranlan iki yılda ortalama %15,96 olarak tespit edilmiştir. Denemenin yürütüldüğü her iki yılda da yabancı otlar; tür sayısı, yoğunluk ve kaplama alanları açısından fazla değişiklik göstermemiştir.Yazlık ve kışlık yetiştirilen mercimekler arasında, yabancı otlar açısından önemli farklılıklar olduğu görülmektedir. Kışlık çeşitlerde yabancı ot sayısı, yoğunluğu ve kaplama alanları yazlık mercimektekilere oranla daha yüksek bulunmuştur.Research Project Van' Da Mercimek (Lens Culinaris Medik.)' Te Sorun Olan Yabancı Otlar ve Mücadeleleri Üzerinde Araştırmalar(2001) Erman, Murat; Levent, Remzi; İpek, Kuddusi; Yazlık, Ayşe; Tepe, IşıkBu çalışmada, Van'da mercimek ekimi yapılan alanlarda yabancı ot sorununun tespit edilmesi; bu otlarla en uygun mücadele yönteminin, zamanının ve yabancı otlarla en iyi rekabet edebilen çeşitlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın survey bölümü Van'da mercimek ekili alanlarda sürdürülmüştür. Mücadele yöntemi ve kritik periyot üzerinde yürütülen çalışmalar kışlık (Sazak 91) ve yazlık (Malazgirt 89) çeşitlerde paralel olarak yürütülmüştür. Çeşit çalışmasında altısı kışlık ve altısı yazlık olmak üzere 12 çeşit kullanılmıştır. Kışlık çalışmalar 1998-1999; yazlık çalışmalar ise 1999-2000 yıllarında yürütülmüştür. Yapılan sürveylerde Van'da metrekarede yaklaşık 28 bitki ve %14 kaplama alanı ile toplam 45 yabancı ot türüne rastlanmıştır. Yazlık mercimek çalışmalarının yürütüldüğü deneme alanlarında, yaklaşık 27 bitki ve %16 kaplama alanı ile toplam 30 yabancı ot türüne; kışlık mercimek çalışmalarının yürütüldüğü deneme alanlarında ise, yaklaşık 120 bitki ve %50 kaplama alanı ile toplam 38 yabancı ot türüne rastlanmıştır. Yabancı otlarla mücadelede kışlık mercimekte prometryn, çapalama, linuron ve linuron+çapa kombinasyonu en iyi ot kontrolü ve mercimekte en yüksek verimleri sağlamışlardır. Yazlık mercimek yetiştiriciliğinde ise, en etkili sonuçlar linuron+çapa, linuron ve çapalama uygulamalarından alınmıştır. Bu çalışmalarda, trifluralin ve imazethaphyr'in mercimeğe fitotoksik etkilerinin olduğu gözlenmiştir. Bununla beraber, kullanılan herbisitlerin ve yöntemlerin nodülasyon üzerine herhangi bir olumsuz etkilerinin olmadığı da tespit edilmiştir. Aynca, Rhizobium bakterisi aşılamanın, mercimekte yabancı ot rekabeti üzerine bir etkisi bulunmamıştır. Hem yazlık, hem de kışlık çeşitler arasında yabancı otlara üstünlük sağlayacak bir çeşidin bulunmadığı görülmüştür. Ancak, çeşitlerin yabancı otlardan etkilenmeleri farklı oranlarda olmuştur. Bu bakımdan kışlık çeşitlerden Pul l Tin, yazlık çeşitlerden ise Sultan I, Malazgirt 89 ve Fırat 87'nin en az etkilendikleri sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, kışlık olarak Yerli Kırmızı ve yazlık olarak Yerli Alaköy çeşitlerinin, yabancı otlardan en fazla zarar gördükleri tespit edilmiştir. Ayrıca, kışlık mercimekte kritik periyodun, kar örtüsünün kalkmasından veya mercimekte yeniden büyümenin başlamasından sonraki 4-5. haftalar olduğu; yazlık mercimekte ise bu dönemin çıkıştan sonraki 1. hafta olduğu belirlenmiştir.

