Browsing by Author "Van, Muhammed Hanifi"
Now showing 1 - 7 of 7
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis The Relationship Between Economic Development and Income Inequality: Panel Data Analysis(2022) Sulaıman, Rebaz Abbas; Van, Muhammed HanifiUzun yıllar boyunca, ekonomistler ve politika yapıcılar, dikkatlerini ekonomik ilerleme ile gelir eşitsizliği arasındaki bağlantıya ve bu ilişkinin özelliklerine odakladılar. Bu araştırmanın temel amacı, gelir eşitsizliği (bağımlı değişken), kişi başına düşen GSYİH (gelir), kişi başına düşen GSYİH karesi (gelir2), enflasyon oranı (inf), toplam yatırımlar (inv), GINI'nin rolünü analiz etmektir. 38 OECD ülkesi için incelenen Kuznets ters-u hipotezi bağlamında ekonomik büyüme ve gelir eşitsizliği arasındaki ilişkide cari işlemler dengesi (cab) ve işsizlik oranı (unep) bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Kuznets hipotezine göre, gelir eşitsizliği ekonomik gelişmenin ilk aşamalarında artar ve belirli bir noktadan sonra azalır. Bu çalışmada panel veri regresyonu kullanılmıştır. Sabit etkiler modeli (FEM), rasal etkiler modeli (REM) ve havuzlanmış regresyon modeli (POLS) araştırmada kullanılan istatistiksel modellerdir. 1995-2019 dönemini kapsayan 38 OECD ülkesinin geniş bir panel veri örneği için 950 gözlem kullanılmıştır. Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Endeksi (WDI), Dünya Gelir Eşitsizliği Veritabanı (WIID) ve Uluslararası Para Fonu'ndan panel verileri elde edilmiştir. Bu çalışmanın bulgularına göre, GSYİH karesi, enflasyon oranı, işsizlik oranı ve cari işlemler dengesi, gelir eşitsizliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif ilişki etkisine sahiptir. GSYİH, negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahiptir. Toplam yatırımın gelir eşitsizliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi yoktur. Ayrıca, Kuznets'in ters U-şekilli hipotezi sonuçlar tarafından desteklenmemiştir.Master Thesis Occupatiomal Health and Safety in Public Administration (van National Education Directorate Example)(2019) Koç, Necmettin; Van, Muhammed HanifiGünümüz dünyasında özellikle Avrupa Birliğinin gelişmiş ülkeleri de dâhil olmak üzere, alınan tüm tedbirlere rağmen iş kazaları ve meslek hastalıklarını minimize etmek yıllar boyunca mümkün olamamıştır. Bu durum İş kazası ve hastalıklarıyla mücadele etmenin kolay olmadığını gözler önüne sermiştir. Son onbeş yıldır, İş Sağlığı ve Güvenliğine (İSG) verilen önem neticesinde, AB ülkelerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarında gözle görünür derecede azalmaların olduğu; alınan önlemlerin, uygulanan sistem ve yöntemlerin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir. Çünkü önemli olan işyeri düzeninde önlem almak, destek olmak, teşvik etmek ve gerekli sistematiği oluşturmaktır. Bu anlamda İSG Kurulları ve İşçi Temsilciliği gibi mevcut kanundaki yeni yapılanmaların etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak ve özellikle toplumsal bilinçlenmeye gidilip, eğitim uygulamalarını ve kapasitelerini elzem bir şekilde arttırmak çok önemlidir. Bu açıdan bakıldığında çalışanlar ve işverenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimine bu disiplinin bilimsel açıdan benimsetilmesi önem arz etmektedir. II Çocukluktan itibaren okullarda İSG eğitiminin sürdürülmesi, İSG bilinci oluşmuş çalışanların yetişmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu konuda sorumluluk başta hükümet olmak üzere, eğitim kurumları, dernekler ve meslek odalarına düşmektedir. İSG'nin öneminin çalışanlarla beraber tüm topluma anlatılması gerekmektedir.Master Thesis Teknolojik Yenilik ve Yenilenebilir Enerjinin Oecd Ülkelerinde Co2 Emisyonlarına Etkisi: Panel Regresyon Kullanımı(2021) Sadraldın, Hogr Fakhraldın Sadraldın; Van, Muhammed HanifiSon yüzyılda nüfus artışı ve teknolojinin yaygınlaşmasına paralel olarak enerji tüketimi de artmıştır. Artan enerji tüketimi, karbondioksit (CO2) emisyonları nedeniyle büyük çevresel sonuçlar doğururken, yenilenebilir enerji arayışlarını da hızlandırmıştır. Bu çalışmada, teknolojik yenilikler ve yenilenebilir enerjinin karbondioksit emisyonu üzerindeki etkisini araştırdık. Bu amaç için, dünyanın en büyük ekonomisini oluşturan 35 OECD ülkesinin 1990 ile 2019 yılları arasındaki patent sayısı ve yenilenebilir enerji kullanımının çevre üzerindeki etkilerini panel eşbütünleşme yöntemi kullanarak inceledik. Ampirik sonuçlar patent sayısındaki artışın C02 emisyonunu önemli derecede etkisi olduğu, Yatırımlar ve GSYH'nin ise göreceli olarak az bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Yenilebilir enerji ile ihracat değişkenlerinin CO2 emisyonu azalttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: CO2 emisyonu ve panel eşbütünleşme, Yenilenebilir enerji, Teknolojik yenilikler.Article The Effect of Technological Innovation on Co2 Emissions in Oecd Countries: Using Panel Regression(int Journal Contemporary Economics & Administrative Sciences, 2021) Van, Muhammed Hanifi; Sadradin, Hogr FakhradinIn the last century, energy consumption has grown in parallel with population growth and the extensive use of technology. While increased energy consumption has major environmental consequences due to carbon dioxide (CO2) emissions, it has also accelerated the search for renewable energy. In this study, we investigated the effect of technological innovations and renewable energy on carbon dioxide emissions. For this purpose, we examined the number of patents and the effects of renewable energy use on the environment of 37 Organization for Economic Co-operation and Development (OECD) countries, which constitute the world's largest economy, between 1990 and 2019, using the panel cointegration method. The empirical results show that the increase in the number of patents has a significant effect on CO2 emissions, while investment and GDP have a relatively small effect. It was concluded that renewable energy and export trade variables reduce CO2 emissions.Master Thesis The Socioeconomic Determinants of Body Mass Index: a Conditional Quantile Regression Analysis(2024) Yaseen, Hemn Husseın; Van, Muhammed HanifiÜlkenin nüfusunun sağlıklı bireylerden oluşması iyi ve sağlıklı beslenme ile ilişkili olmaktadır. Vücut Kitle İndeksi (VKİ) bir kişinin zayıf, aşırı kilolu, obez veya boyuna göre sağlıklı bir kiloda olup olmadığını gösteren sağlıklı beslenme tarama aracı olarak kullanılmaktadır. Ancak, VKİ'nin vücut yağ oranının doğrudan bir ölçüsü olduğu anlamına gelmemektedir. Bir kişinin VKİ'si sağlıklı VKİ aralığının dışındaysa, hastalık veya ölüm riskleri önemli ölçüde artmaktadır. Özellikle kadınlar için VKİ yaşa ve yaşam koşullarına bağlıdır ve genellikle yaşa göre VKİ olarak adlandırılır. Kadınlarda yüksek miktarda vücut yağı kiloya bağlı hastalıklara ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir ve düşük kilolu olmak da kişiyi sağlık sorunları açısından risk altına sokabilir. Bu tezde, Hacettepe Üniversitesi'nin 2019 yılında yayınladığı 2018 TNSA verileri derlenerek 15-49 yaş aralığındaki 6732 kadına ait veri üzerinde çalışmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan kadınların VKİ değerlerini etkileyen faktörleri Kantil regresyon yöntemini kullanarak tespit etmektir. Modelin fonksiyonel yapısının modelin temel varsayımlarını sağlaması istatistik ve ekonometrik çalışmalarda oldukça önemli olmaktadır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyen paramaterik yöntemlerden biri olan En Küçük Kareler (EKK) yöntemi, verinin uç değer taşımaması normallik varsayımı ve eşit varyans varsayımı gibi temel bazı varsayımlara sahiptir. Bu varsayımlar sağlanmadığında bu modelleri kullanmak çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Kantil regresyon yöntemi herhangi bir dağılım varsayımı gerektirmemekte ve parametre katsayılarını çeşitli kantillere göre tahmin ettiği için ekstrem değerlere sahip veri setlerinde geleneksel yöntemlere göre daha iyi tahminler vermektedir. Bu çalışma, Koenker ve Basset (1978) tarafından geliştirilen kantil regresyon (QR) tekniğini kullanarak kadınların BMI'ını etkileyen faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Kantil Regresyon sonuçları, yaş, gelir, televizyon izleme alışkanlığı, çocuk doğurma sayısı ve eğitim düzeyi gibi sosyo-ekonomik değişkenlerin kadınların BKİ'si üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu gösterdi.Master Thesis İklim Değişikliğinin Erbil'de Konut Elektrik Tüketimine Etkisi: Ekonometrik Bir Analiz(2021) Ismael, Zewar Omar Ismael; Van, Muhammed HanifiEnerji tüketimindeki değişikliklerin belirlenmesi iklim değişikliğinden etkilenebilir. Küresel ısınma başta olmak üzere iklim değişikliğinin artan yoğunluğu, enerji tüketicileri ve enerji şirketlerini ekonomik olarak olumsuz etkileyecektir. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak ekonomide, çevrede ve teknolojide meydana gelen değişikliklerin enerji sisteminin geleceğini nasıl etkileyeceğini belirleyecek temel zorlukların belirlenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu tezin amacı, Irak'ın Erbil kentinde elektrik tüketimi ile hava sıcaklığı, nem ve rüzgar hızı gibi iklim faktörleri arasındaki uzun dönemli ilişkiyi 2009-2019 arasındaki aylık verileri kullanarak araştırmaktır. Verileri iki kaynaktan elde edilmiştir. Birincisi, elektrik yükü verileri Erbil elektrik müdürlüğünden elde edilmiştir. İkincisi, rüzgar hızı, sıcaklık ve nem oranı, tarım ve hava durumu genel müdürlüğünden alınmıştır. Bu çalışmada bağımlı değişken elektrik yükü, bağımsız değişkenler ise nem, sıcaklık ve rüzgar hızıdır. Bu amaçla çalışmada ilk olarak serilerin genel seyrini görmek için serilerin grafikleri incelenmiştir. Ardından mevsimselliğin olup olmadığını anlamak için ACF ve PACF grafikleri incelenmiştir. Daha sonra serilerin durağanlıkları geleneksel birim kök testleri ile incelenmiştir. Birinci farkalarında durağan olan electricity load and wind speed serileri arasında eşbütünleşme illişkisi Jonahansen eşbütünleşme medodu ile test edilmiştir. Farklı düzeyde durağan olan elektrik yükü, rüzgar hızı, ve hava sıcaklığı ve nem oranı serileri arasındaki eşbütünleşme ilişki ARDL metodu kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, elektrik yükü ve rüzgar hızı serilerin uzun dönemde birlikte hareket ettiği belirlenmiştir. ARDL modeli tahmin sonuçlarına göre ise elektrik yükü ile nem oranı ve rüzgar hızı Bu sonuçlar ilkim değişikliğini enerji kullanımını artıracağını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Elektrik tüketimi, Eşbütünleşme analizi, İklim değişikliği.Master Thesis Arch ve Garch Modellerini Kullanarak Finansal Zaman Serilerinde Volatilite Analizi(2025) Husseın, Mohammed Taha Husseın; Van, Muhammed HanifiVolatilite, finansal varlıkların fiyatlarının zaman içinde nasıl değiştiğini tanımlayan önemli bir kavramdır. Finansal piyasalarda volatilite, piyasa riskini ve belirsizliğini ölçmede kullanılan temel bir göstergedir. Yatırımcılar, portföy yöneticileri ve politika yapıcılar, volatiliteyi analiz ederek daha bilinçli kararlar alabilir ve riskleri daha etkili bir şekilde yönetebilirler. Piyasaların dinamik yapısı ve dalgalanma eğilimleri, volatilite kümeleşmesi (volatility clustering) adı verilen bir paternde kendini gösterir; bu da, yüksek volatilite dönemlerinin ardından daha sakin zamanların geldiği bir desendir. Bu yüzden volatiliteyi doğru bir şekilde modellemek, yatırım kararlarının ve stratejilerinin oluşturulmasında büyük önem taşır. Türkiye'nin önde gelen finansal göstergelerinden biri olan Borsa İstanbul 100 Endeksi (BIST 100), İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören en yüksek hacimli hisselerin performansını yansıtarak, Türkiye ekonomisinin ve küresel piyasalara entegrasyonunun anlaşılmasına katkı sağlar. BIST 100'ün volatilitesinin incelenmesi, yalnızca Türkiye'deki ekonomik durumun değerlendirilmesinde değil, aynı zamanda küresel finansal bağlamda da önemli bilgiler sunmaktadır. Bu çalışmada, BIST 100 Endeksi'nin volatilitesi ARCH ve GARCH modelleri kullanılarak analiz edilmiştir. Günlük kapanış fiyatları üzerinden yapılan analizlerle, piyasa hareketlerinin zaman içindeki yapısı ve volatilite değişimlerinin nedenleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, GARCH-in-Mean(GARCH-M) ve Threshold GARCH(T-GARCH) gibi ileri düzey modeller de kullanılarak, geçmiş piyasa koşullarının ve olaylarının volatilite üzerindeki etkileri daha ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırma bulguları, volatiliteyi anlamanın yatırımcılar için portföy oluşturma, risk yönetimi ve strateji geliştirme açısından kritik bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Finansal kurumlar, türev ürünlerinin fiyatlandırılmasında, risklerin yönetilmesinde ve kaynakların tahsisinde bu modelleri kullanarak daha bilinçli kararlar alabilmektedir. Çalışmada kullanılan ARCH modeli, simetrik volatiliteyi başarılı bir şekilde modellemekte iken, EGARCH modeli asimetrik volatiliteyi ve kaldıraç etkilerini etkili bir biçimde ele almıştır. Bu özellik, EGARCH modelini piyasa dinamiklerini anlamada daha güçlü bir araç haline getirmektedir. Diğer modeller olan GARCH-M ve T-GARCH, teorik açıdan cazip olsa da, veri ile uyum sağlamada ya da daha anlamlı sonuçlar sunmada sınırlamalar göstermiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, BIST 100 Endeksi'nde görülen volatilitenin, dinamik ve asimetrik doğasını en iyi şekilde yansıtan modellerle analiz edilmesinin önemini vurgulamaktadır. ARCH modeli simetrik volatiliteyi başarılı bir şekilde yakalarken, EGARCH modelinin asimetrik volatiliteyi ve negatif şokların etkilerini modellemesi, bu tür finansal piyasaların daha doğru bir şekilde anlaşılmasına olanak sağlamaktadır. Bu bulgular, yatırımcılar, politika yapıcılar ve risk yöneticileri için değerli bilgiler sunarak, daha etkin karar alma süreçlerine katkı sağlamaktadır.

