Akademik Çıktılar (WoS, Scopus, TR Dizin, PubMed)
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14720/2
Browse
Browsing Akademik Çıktılar (WoS, Scopus, TR Dizin, PubMed) by Institution Author "Adıgüzel, Leyla"
Now showing 1 - 4 of 4
- Results Per Page
- Sort Options
Article İnsanı Yeniden Tanımlamak: Ishiguro’nun Klara ile Güneş’i ve Keyes'in Algernon’a Çiçekler’indeki Eleştirel Posthümanist Bakış Açıları(2024) Adıgüzel, Leylaİnsanın, varlıklar hiyerarşisinde en üstün yeri işgal ettiği bir dünyada, giderek melez bir yapıya bürünmesi, bilim ve teknolojinin uygulanmasına dair karmaşık etik ve ahlaki soruları gündeme getirmektedir. Bu durum edebiyatta transhümanizm ve posthümanizmin daha yaygın kullanılmasına yol açmaktadır. Bu doğrultuda Kazuo Ishiguro, Klara ve Güneş’te (2021) insan merkezli transhümanist girişimler aracılığıyla yapay zekânın etik dışı kullanımına ve daha avantajlı bir nesil için insanları genetik olarak değiştirmenin potansiyel risklerine dikkat çeker. Yazar, yapay zekânın ilerlemesiyle değişen toplumsal dinamiklere dair derin kaygılarını dile getirirken, okuru insan ve yapay zekâya dair epistemik, ontolojik ve etik açıdan önemli sorularla yüzleştirir. Öte yandan, eserlerinde psikolojik ve etik temalar ile insanlık durumu ve insan potansiyelinin sınırlarını inceleyen Daniel Keyes, bilimkurgu romanı Algernon’a Çiçekler'de (1966) Ishiguro’ya benzer konulara dikkat çeker. Posthümanist felsefenin temelini oluşturan teknoloji ve insanlığın kesişimine dair soruları incelikle irdeleyen yazar, zihinsel engelli kahramanı üzerinden transhümanizmin ıskaladığı ahlaki ve etik ilkeleri ön plana çıkarır. Romanları eleştirel posthümanist bir perspektiften okuyan bu makale, yazarların insanın bilim ve teknolojiyle olan ilişkisi, diğer yaşam formlarıyla olan bağları ve insanı insan yapan özellikler hakkında farkındalık yaratma çabalarına odaklanmayı amaçlamaktadır. Çalışma, teknolojik ilerleme ve insan özünün potansiyel kaybıyla ilişkili etik ve ahlaki ikilemlere odaklanarak eleştirel bir post-hümanist bakış açısıyla iki romanın ortak yönlerine dikkat çekmektedir. Romanlar arasında yaklaşık altmış yıllık önemli zaman farkına rağmen çalışma, romanların bu temaları ele almadaki benzerlikleri tespit etmeyi amaçlamaktadır.Article Kesişimsel Ötekileştirme: Sebbar‘ın Şehrazat‘ı ve Adıchıe'nin Americanah‘ındaki Kesişimsel Kimliklerin Analizi(2025) Adıgüzel, LeylaBu makale, Leila Sebbar’ın Şehrazat ve Chimamanda Ngozi Adichie’nin Americanah’ındaki kesişimsel ötekileştirmeyi analiz ederek, ırk, cinsiyet, kültür ve sınıfın kahramanların baskı ve direniş deneyimlerini nasıl etkilediğini incelemektedir. Sebbar’ın Şehrazat’ı, Fransa’daki kültürel yabancılaşmanın ve Oryantalist geleneklerin postkolonyal karmaşıklıklarını ele alır ve itaatkâr tasvirleri reddederken hikâye anlatıcılığını bir özgürlük aracı olarak kullanır. Adichie’nin Ifemelu’su, kurumsal ırkçılığa, kültürel yerinden edilmeye ve Amerika’da Nijeryalı göçmen bir kadın olarak Avrupa merkezci güzellik standartlarına dikkat çeker; asimilasyonu sorgular ve Nijeryalı kimliğini yeniden onaylar. Her iki romanda da melezlik ve dışlanma fikirleri ele alınır ve sömürgeci mirasların ve sistemsel farklılıkların günümüzdeki kültürlerarası durumları nasıl etkilediği gösterilir. Bu bağlamda, makale, bu eserleri yan yana getirerek marjinalleştirilmiş kadınların kimliklerini geri kazanma, sistematik marjinalleşmeye karşı çıkma ve seslerini yükseltme konusundaki azmini vurgulamaktadır. Sebbar ve Adichie, kesişimsellik, kimlik ve güçlendirme üzerine dünya çapındaki diyaloğu geliştirerek, birbiriyle ilişkili baskılara yönelik etkili bir eleştiri sunar.Article Oedipus Mitinin Metaleptik Yeniden Anlatımı Olarak Vickers’ın Üç Yol Ağzı(2023) Adıgüzel, LeylaPost modern edebiyatın, okurun metni sürekli yeniden yorumladığı metinlerarası bir alan olduğu düşünüldüğünde, çeşitli yazma stratejileriyle geçmişe, özellikle de antik mitlere atıfta bulunmanın oldukça popüler hale geldiği açıktır. Bu anlayış çerçevesinde Salley Vickers, 2007 yılında Canongate Yayınevi tarafından yayımlanan Oedipus mitini yeniden anlattığı Where Three Roads Meet ile dikkat çeker. Yazar, antik miti Freud’un psikanalize kazandırdığı Oedipus kompleksiyle harmanlayarak, mitin fantezi dünyası ile Freud’un dönemi arasında gidip gelen, ustalıkla kurgulanmış çağdaş bir mite dönüştürür. Bu çalışmanın temel amacı, Vickers’ın başta metalepsis olmak üzere antik miti yeniden yazarken kullandığı çeşitli anlatı tekniklerini incelemektir. Bu doğrultuda çalışma, yazarın post modern eserini inşa ederken kullandığı varoluşsal, psikolojik, felsefi ve fantastik yorumlama yaklaşımlarına da odaklanmaktadır. Son olarak, Freud ve anlatıcı arasındaki birebir diyaloğa dayanan metaleptik versiyonunda, Vickers’ın mit geleneğini yapı bozuma uğrattığı ve anlatıcının merkezinde ve anlatının genelinde oluşturduğu belirsizlik ve çok katmanlılık sayesinde okuyucu askıya alan bir illüzyon etkisi yarattığı sonucuna varılmıştır.Article Post-Patriarkal Bir Vizyon: The Perfect Nine'daki Birlik, Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilirlik Üzerine Transmodern Temalar(2024) Adıgüzel, LeylaBu makale, Nobel Edebiyat Ödülüne güçlü bir aday olarak değerlendirilen Kenyalı romancı akademisyen ve yazar Ngũgĩ wa Thiong’o’nun destansı şiiri The Perfect Nine’ın transmodern bir analizini, yazarın özellikle feminizme, birliğe ve emperyalizm ile Avrupamerkezcilik eleştirisine odaklanarak sunmayı amaçlamaktadır. Bu çaba kapsamında çalışma, yazarın transmodern felsefe açısından doğayla bütünleşmenin, küreselleşmenin, sürdürülebilirliğin ve aile değerlerinin önemine yaptığı vurgunun altını çizmektedir. Bilim, etik ve toplum arasındaki ilişkide önemli paradigma değişimi yaşanırken, bazı çağdaş yazarlar ve teorisyenler hem modernizm hem de postmodernizm unsurlarını aşmayı ve entegre etmeyi amaçlayan yeni bir felsefi ve kültürel terim olan “transmodernite”yi kullanmaktadırlar. Transmodernizm, insanların inançlarına, kültürlerine, ekonomilerine ve politikalarına ilişkin karmaşık ve çağdaş temel bakış açılarını yeniden tanımlar ve bunlara çözümler sunar. Bu bilgiler ışığında, bu çalışma, The Perfect Nine eserini her biri ayrı ayrı incelenmeye değer olsa da yukarıda belirtilen tüm konuları kapsayan transmodernist bir bakış açısıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, The Perfect Nine, çağdaş edebiya]a transmodern yazımı örnekleyerek, insanlık ve çevre arasındaki barışçıl ve erdemli etkileşimlere dayanan eşit ve zengin medeniyetler yaratmayı amaçlayan temel ilkeler sunmaktadır. Folklor, mitoloji, macera ve alegoriyi harmanlayan kitap, Gĩkũyũ halkının mitini anlatırken Tanrı’nın ve insan varoluşunun özünü araştırır.

