Sevgili Arsız Ölüm Romanında Gerçeklik, Gelenek ve Yenilik
Abstract
Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm romanı ile köy-kent ikilemini yeniden, ama farklı bir bakış açısıyla ele alan, bundan dolayı Türk edebiyatında 1980’li yıllara damgasını vuran bir ilk roman yazmış ve bu sorunu sonraki iki romanında da ele almıştır. Otobiyograşk dürtü ile bezeli olan eser, Aktaş ailesinin köyden göçünü, çarpık kent ilişkileri içinde tepetaklak olmasını ve kent ilişkisizlikleri içinde yabancılaşmasını konu alır. Yazarın ben’ine birçok açıdan denk bir temsil yetisiyle donatılan Dirmit’in büyüme ve yazar olma öyküsü bu süreçte gerçekleşir. Kişilerin her biri kendine özgü olağan dışılıklar barındıran dünyaya sahiptir. Romanda, kökü Orta Asya Türk inanışlarına dayanan halk kültürünün anlatı m olanaklarından yararlanılması, yapı öğesine dönüşen bir dil oluşumuna da kaynaklık eder. Sürekli kayıplara karışan babanın, ‘medenî dünya’nın aygıtları- nı, akıldışı bir yaşam süren köye taşımasının yankıları, ölümün eşiğinde Azrail’le defalarca pazarlık yapan anne, kendine canlı-cansız varlıklardan oluşan bir dünya kuran kız ve ortak bir hissiyatla davranan köy halkı; romanı, gerçeklik açısından Latin Amerika edebiyatına, üçüncü dünyalılık bağıyla bağlar. Eser, şiirsel bir iç sesle örülmüş, zengin bir gözlemden ve halk anlatılarının ritminden güç almıştır. Sevgili Arsız Ölüm’de göç, mekân değiştirmeyle sınırlı değil, ölümyaşam zıtlığı, yoksulluk ve farklı bireysel temalara bağlanan içsel yolculuklar üzerinden de açımlanır. Bu yazıda, anılan eserin, Türk roman geleneğine ve bunun gerçeklik anlayışına getirdiği yenilik ele alınmaktadır.
Description
Keywords
Edebiyat, Edebi Teori Ve Eleştiri
WoS Q
N/A
Scopus Q
Q4
Source
Milli Eğitim
Volume
37
Issue
178
Start Page
166
End Page
176

