Browsing by Author "Dede, Mazhar"
Now showing 1 - 8 of 8
- Results Per Page
- Sort Options
Article Subhî Fahmâvî’nin Romanlarında Dil ve Üslûp(2020) Dede, Mazhar; Çıkar, Mehmet ŞirinHer sanatçı, şair ve edebiyatçı hatta her insanın üslûbundan bahsedildiği halde üslûbun, eskilerin deyimiyle efradını cami ağyarını mâni bir tanımı yapılmış değildir. Her tanımın öne çıkan farklı yönleri olmakla beraber Buffon’un, üslûp, kişinin kendisidir tanımı, her bireyin kendisine özgü özelliklere sahip olmasını ifade eden önemli bir tanımdır. Buna göre bir edebiyatçının eserlerindeki üslûbundan bahsedildiğinde, eserin sahip olduğu dilsel, sözel, sözdizimsel ve anlamsal anlamda öne çıkan ve onu diğer eserlerden bu yönüyle farklı kılan tüm özellikler kastediliyor demektir. Kaleme aldığı ondan fazla romanla öne çıkan Filistin asıllı Ürdünlü yazar Subhî Fahmâvî ( يحبص يومحف ,( eserlerinde ele aldığı konular kadar tercih ettiği dil ve üslûp ile de dikkat çekmektedir. Fahmâvî, sahip olduğu “halk için sanat anlayışı” fikri doğrultusunda fikirlerini okuyucuya ulaştırmak için anlatıda yararlanılabilecek her teknik ve malzemeyi kullanmaya gayret gösterir. Lafız ve mana ile ilgili sanatlar başta olmak üzere anlatımda tercih ettiği fıkra, hikâye, atasözü, şiir, şarkı, anı ve diğer anlatı araçları ile metinlerini zenginleştirmiştir. Anlatıcı olarak hem homodiegetik hem de heterodiegetik anlatıcı tipini tercih eden yazar, zaman zaman yazar olarak kendisi olay örgüsüne dahil olarak olay anlatımını sonlandırma veya sonlandırmayı okuyucuya bırakmakla da farklı bir üslûba sahiptir. Hüzünlü konuları espri malzemeleriyle yoğurup trajedya ile komedyayı bir araya getirmesi kahbeke olarak isimlendirilen yazar, bu yönüyle kendisine has bir üslûba sahiptir. Bu makalenin amacı, Fahmâvî’nin Hurmetân ve mahrem, ‘Alâ Babi’l-Hevâ, Kıssatu ‘işki Ken‘âniyye, el-Ermeletu’s-Sevdâ, ‘Azbe, Sirvâlu Belkîs, Sadîkatî elYehudiyye, el-Hubb fî zemeni’l-‘avleme ve el-İskenderiye 2050 adlı romanlarını ele alarak yazarın sahip olduğu dil ve üslûp özelliğini ortaya koymaktır. Üslûp ve üslûpbilimle ilgili kısa bir girişten sonra adı geçen romanlar farklı açılardan ele alınarak yazarın, anlatımda tercih ettiği anlatı malzemeleri ortaya konmak suretiyle sahip olduğu üslûbu belirlenmeye çalışılacaktır.Doctoral Thesis Style in Subhi Fahmawi's Novals(2020) Dede, Mazhar; Çıkar, Mehmet ŞirinÜslûba dair bilgiler, eski Yunan ve Arap edebiyatında hitabet, belâgat, ve edebî eleştiri alanlarına dair eserlerde dağınık bir şekilde yer almıştır. Ancak eleştiri yöntemlerinin gelişmesi sonucunda, edebi metinlerin çeşitli yönlerden incelenebilmesi, bununla beraber belâgat ilminin dil alanında yaşanan gelişmelerden geri kalması, üslûbun müstakil bir bilim olma yolunda ilerlemesine katkı sunmuştur. Her ne kadar terimsel ve teorik alt yapısı oluşmamış ve uygulama yöntemi kesin sınırlarla çizilmemiş olsa da üslûp ve üslûpbilim, dilbilimin bir kolu olarak gelişimini sürdürmeye devam etmiştir. Şahsiyetin kendisi olarak tarif edilen üslûp, bireyin kendisine özgü dil kullanımının yanında edebî metni oluşturan dilsel öğelerin kullanılma biçimlerini, söz dizimsel özelliklerini ve bu özelliklerin anlama katkısını konu edinir. Üslûpbilim ise söyleyişin sahip olduğu ayırıcı özellikleri belirlemeye çalışan ve bu özellikleri belli ölçütlere göre değerlendiren alandır. Hikâye türünde yazdığı pek çok eserinin yanında, kaleme aldığı ondan fazla romanıyla çağdaş Ürdün romancılığının tanınmış simalarından biri olan Filistin asıllı Ürdün vatandaşı Subhî Fahmâvî (صبحي فحماوي), gerek yazdığı konularla gerekse de kullandığı dil ve dilsel öğelerle dikkat çekmektedir. Genellikle Filistin halkının 1948 ve 1967 yıllarında peş peşe yaşadığı felaketler ve sonrasında yaşanan üzücü olaylar, Fahmâvî'nin romanlarında işlenen başlıca konulardır. Bununla beraber Arapların toplumsal hayatlarına dair problem olarak gördüğü birçok konuyu ele alan yazar, anlatımda trajedi ile mizahı yoğurarak kendisine özgü 'kahbuka' olarak nitelendirilen bir tarz benimsemektedir. Fahmâvî, anlatımını Kur'an-ı Kerim başta olmak üzere diğer kutsal kitapların metinleri, hadis-i şerifler, şiir, şarkı, atasözü, deyim, fıkra ve hikayelerle zenginleştirip sunmaktadır. Temel amacı düşüncelerini muhataba en doğru ve anlaşılır bir şekilde aktarmak olan Fahmâvî'nin eserleri sözel ve söz dizimsel açıdan da son derece özgündür. Genel olarak kolay, anlaşılır bir seviyede fasih Arapçayı tercih eden yazar, ihtiyaca binaen gerekli gördüğü yerlerde Mısır ve Filistin mahalli dilinden de istifade etmektedir. Sahip olduğu kültürel birikimi, romanlarına başarılı bir şekilde yansıtan Fahmâvî, kurduğu metinler arası bağlantılarla okuyucuyu farklı alemlerde dolaştırmaktadır. Özellikle anlatıcıya anlattırdığı fıkra ve hikayeler, genel olarak romanın ana konusuyla üzülen muhataba tebessüm ettirmektedir. Çalışmada, yazarı dil ve anlatım açılarından farklılaştıran bu ve buna benzer özellikleri belirlemeye çalıştık. Yazarın romanlarında kullandığı dili, belağat ilmi ve gramer başta olmak üzere farklı açılardan değerlendirmeye tabi tuttuk. Düşüncelerini okuyucuya aktarırken yazarın yararlandığı dilsel ve anlatımsal her malzemeyi tespit etmeye çalıştık.Article Çağdaş Ürdün Roman Yazarı Subhî Fahmâvî’nin Eserlerinde Bir Anlatım Aracı Olarak İktibas Sanatı(2021) Dede, MazharHer yazar, fikir ve düşüncelerini okuyucuya, dil ve anlatım açısından güçlü, zengin ve etkileyici bir şekilde ulaştırmayı hedefler. Bu amaçla anlatıların değişik metinlerle desteklenip anlamca zenginleştirilmesi, başvurulan yollardan biridir. Arap edebiyatında yazarın metnini daha güçlü kılmak için istifade ettiği kaynakların başında Kur’an âyetleri, hadis metinleri ve şiirler gelmektedir. İktibas ve tazmin sanatı olarak adlandırılan bu yöntem çağdaş yazarlar için de hala anlatıyı güçlü ve etkili kılan en önemli sanatlardan biri olmaya devam etmektedir. Çağdaş Ürdün roman yazarlarından Filistin asıllı Subhî Fahmâvî’nin romanları farklı metinlerden yapılan alıntılar açısından oldukça zengindir. Söz konusu romanların olay örgüsü anlatımında, âyet ve hadislerden yapılan alıntıların önemli bir yeri bulunmaktadır. Yapılan bu alıntılar, olaylar arasında bir bağlantı malzemesi olmaktan ziyade metin inşasının ana unsuru konumundadır. Fahmâvî, âyet ve sahih olup olmadıklarına çok dikkat etmeksizin iktibasta bulunduğu hadisleri, farklı amaçlarla roman anlatısında kullanmaktadır. Kahramanın düşüncesini vurgulayıp desteklemek, bir düşünceyi dinî bir metinle delillendirmek, örtük bir tarzda okuyucuya mesajlar vermek ve az kelimeyle çok anlam ifade etmek bu amaçlardan bir kaçıdır. Bu makalenin amacı Fahmâvî’nin romanlarında birer anlatım aracı olarak istifade edilen âyet ve hadisleri tespit etmek ve bunların, anlatının farklı yönlerine yaptığı katkıyı ortaya koymaktır. Çalışma Fahmâvî’nin, ‘Azbe, el-Hubb fî zemeni’l-‘avleme, Kıssatu ‘işki Ken‘âniyye , Hurmetân ve mahrem, ‘Alâ Babi’l-Hevâ, Sirvâlu Belkîs, el-Ermeletu’ssevdâ, ve Sadîkatî el-Yehudiyye adlı romanlarıyla sınırlı olacaktır.Article Subhî Fahmâvî’nin Romanlarında Mitolojik ve Tarihi Şahsiyetler(2021) Dede, MazharFilistin asıllı Subhî Fahmâvî, romanlarında farklı konuları özgün bir üslûpla ele almaktadır. Ana konu içerisinde ilgili birçok meseleyi iç içe halkalar şeklinde bir anlatım yumağı oluşturarak ele alan Fahmâvî, okuyucuyu adeta diyardan diyara bir gezintiye çıkarmaktadır. Bu anlatım üslûbunun en önemli öğelerinden biri mitolojik ve tarihi şahsiyetlerdir. Genel olarak Ortadoğu özel olarak Ken‘ânî mitosundaki efsanevi şahsiyetler değişik vesilelerle romanlarda sık sık anılmaktadır. Yazara ait Kıssatu ‘işki Ken‘âniyye adlı roman, mitolojinin yoğun işlendiği bir romandır. İl, Ba‘l, İştar (Aştoret), Mot gibi mitoslar olay örgüsünün önemli bir kısmını oluşturmaktadırlar. Bununla birlikte Fahmâvî, roman anlatısında tarihte olumlu veya olumsuz bir şekilde nam salmış birçok şahsiyetten de bahsetmektedir. İster mitolojik olsun ister tarihi ve gerçek şahsiyet olsun, seçilen isimler rastgele seçilmemişlerdir. Bu şahısların her biri romanda anlatılan konunun daha iyi anlaşılması için anlatımın önemli bir yönünü oluştururken okuyucu da söz konusu şahıs hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Bu makalede çağdaş Ürdün roman yazarlarından Subhî Fahmâvî’ye ait romanlarda ismi geçen mitolojik ve tarihî şahsiyetler tespit edilmeye çalışılacaktır. Tespit edilen bu şahsiyetlerin, hangi yönleri ile meşhur oldukları ortaya konulduktan sonra roman kurgusu içerisinde öne çıkarıldıkları tarafları incelenecektir. Ayrıca bağlam açısından bu şahısların tercih edilme sebepleri de irdelenecektir.Article Arap Dilbilimci Munzir ‘atâ El-‘ayyâşî’nin Üslûp ve Üslûpbilim’e Dair Görüşleri(2024) Dede, MazharÜslup, klasik kaynaklarda çokça işlenmiş bir konudur. Günümüzde dilbilim alanında yaşanan gelişmelerle birlikte üslup ve üslupbilim daha da önemli bir alan haline gelmiştir. Dilbilimciler, kişinin kendisine özgü dil kullanımı denilebilecek üslûp ve dil üslûplarını inceleyen üslupbilimle ilgili kayda değer çalışmalar yapmışlardır. Bu konuları müstakil bir eserle ele alıp inceleyen modern Arap dilbilimcilerden biri de Munzir Atâ el-‘Ayyâşî’dir. Bu çalışmanın amacı Munzir Atâ el-‘Ayyâşî’nin çalışmaları genel olarak taranarak üslûp ve üslûpbilimine dair görüşlerini tespit etmektir. Bu amaçla yürütülen çalışma ile el-‘Ayyâşî’nin başta el-Üslūb ve Tahlîlu’l-Hitâb adlı eseri olmak üzere konuyla ilgili tercüme ettiği eserler incelenmiş ve özgün fikirleri örneklerle birlikte ortaya konulmuştur. Bununla birlikte el-‘Ayyâşî’nin, başta üslûpbilim olmak üzere farklı alanlarda tercümeleri de bulunmaktadır. Klasik ve modern Arap dilbilimcilerin üslûp ve üslûpbilim hakkındaki görüşlerin ele alındığı çalışmalardan farklı olarak söz konusu şahsın doğrudan konuyla ilgili eserlerinden hareketle fikirlerini ortaya koymak oldukça önemlidir. Yapılan inceleme sonucunda el-‘Ayyâşî’nin üslûbu daha çok dilsel sapma, söz ve sözdizimi açısından alışık olunandan farklı bir yolu tercih etme olarak ele aldığı sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis The Nature Motif in Nizâr Kabbânî's Poems(2025) Şahin, Kemal; Dede, MazharŞiir, insanlık tarihi boyunca varlığını, gücünü hissettirmiş ve etkisini göstermiştir. İslâm öncesi ve sonrası Arap toplumunda şair çok önemli bir yere sahipti. Nizâr Kabbânî (1923/1998), şair olarak son döneme damga vuran Arap şairlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kadın ve siyaset şairi ismiyle tanımlanması bu şairin doğa motifini işleyen bir tarafı olmadığı gibi bir ima hissettirmektedir. Geçmişte doğayı şiirlerinde kullanan İmruʾu'l-Ḳays (öl. 540) ve Tarafe bin'Abd (öl. 564) ve Züheyr bin Ebü Sülmâ (öl. 609) gibi cahiliye dönemi diye adlandırdığımız cahiliye dönemi şairleri çokça bu temayı işlemişlerdir. Yeni dönemde ise İbnü'r-Rümî (öl. 283/896), İbnü'l-Mu'tez (öl. 296/908) ve Ebû Bekr es-Sanevberî (ö. 334/945) gibi isimleri doğa temasına önem veren şahsiyetler olarak değerlendirmek mümkündür. Ayrıca Halîl Mutrân (1869/1949), Abdurrahman Şükri (1886/1958) ve Ali Mahmut Taha (1901/1949) ile İbrahim Naci (1898/1953 gibi şairleri son dönem doğa temasını işleyen şairler olarak görmekteyiz. Bu araştırmada Kabbânî'nin, genel olarak şiirleri özellikle de doğa teması üzerinden duygularını şiirsel bir dille ifade ettiği şiirleri ele alınmaktadır. Nizâr Kabbânî, şiirlerinde doğa motifini kullanırken, aşık ve sevgilinin durumunu ile kadının hırçınlığını, hüznünü ve mutluluğunu karada, vadiler, dağlar, çiçekler ve bahçelerden oluşan anlatımına, denizde dalgaların hırçınlığına ve rüzgârlarına, oradan da gökteki yıldızlara ve aya uzanan bütün motiflere benzetiyor.Article Subhî Fahmâvî’nin Romanlarında Kur’an Kıssaları(2020) Dede, MazharSubhî Fahmâvî (فحماوي صبحي) (1948-…), Filistin asıllı Ürdün vatandaşı bir yazardır. Peyzaj mühendisi olan Fahmâvi, öykü, kısa hikâye, tiyatro gibi edebî türlerde çeşitli eserler kaleme almıştır. Özellikle yazdığı ondan fazla romanla ismini duyuran yazar, sahip olduğu dil ve üslûbuyla da dikkat çekmektedir. Fahmâvî, romanlarında şiir ve nesir türünün birçok alanından geniş ölçüde yararlanmaktadır. Yazarın yararlandığı bu metinler, olaylar arasında birer bağlantı aracı olmaktan ziyade, olay kurgusunun inşasında temel rol oynayan bir konumdadır. Fahmâvî’nin olay örgüsünü kurgularken çokça istifade ettiği metinlerden biri de Kur’an kıssalarıdır. Yazar, romanlarında özellikle tarihsel ve dramatik kıssaları tercih etmektedir. Hz. Âdem’in yaratılışı, Hz. Âdem ile Havvâ, Hz. Nûh ve tufan, Hz. İbrahim, Hâcer ve Hz. İsmail, Hz. Yusuf ve Züleyha, Hz. Lût ile kavmi ve Ashâb-ı Kehf kıssaları romanlarda yoğun olarak işlenen kıssalardandır. Yazar, bazen kıssaları Kur’an’da geçtiği şekliyle ele alırken bazen de kıssanın bazı yönlerini değiştirdikten sonra metin inşasına dahil etmektedir. Söz konusu bu değişiklik kıssada geçen şahıs ismi veya kıssada geçen bir varlık olabilmektedir. Bu makalenin amacı, Subhî Fahmâvî’nin Hurmetân ve mahrem, ‘Alâ Babi’l-Hevâ, Kıssatu ‘işki Ken‘âniyye ve elErmeletu’s-Sevdâ adlı romanlarında istifade ettiği Kur’an kıssalarını tespit etmek ve bu kıssaların anlatım aracı olarak roman kurgusuna yaptığı katkıyı saptamaktır. Yazarın roman kurgusunda, Kur’an kıssalarının üstlendiği rolü irdelemek ve bunları Kur’an’da anlatılan kıssalarla mukayese etmek yazarın sahip olduğu anlatım üslûbunu ortaya koymak açısından oldukça önemlidir.Master Thesis Use Errors That Students Make in Learning Arabic(2014) Dede, Mazhar; Civelek, YakupArapça, Müslümanların kutsal kitabı olan Kur'ân-ı Kerim'in dili olması, Peygamber (s.a.v)'in hadislerinin, tefsir, fıkıh, kelam gibi temel islam bilimlerinin ana kaynaklarının Arapça olması sebebiyle Müslümanlar için çok önemli bir dildir. Ayrıca, günümüzde geniş bir coğrafyadaki halklar tarafından kullanılıyor olması ve Birleşmiş Milletler Örgütünün de resmi dillerinden biri olması bu önemi daha da arttırmaktadır. Ülkemizde, Arapça eğitiminin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Önceleri daha çok medreselerde öğretilen bu dil, günümüzde İmam-Hâtip liselerinde, İlahiyat Fakültelerinde ve Edebiyat Fakültesi Arap Dili Bölümlerinde de öğretilmektedir. Ancak öğrenciler bu dili öğrenirken, bu dili diğer birçok dilden farklı kılan hareke olgusu, kelimenin müzekker-müennes, marife-nekre olması, şahıs zamirlerinin fazlalığı ve tekil, ikil ve çoğul formatında olması gibi nedenlerden dolayı kullanım hatası yapmaktalar. Biz de bu çalışmamızda, en çok kullanım hatası yapılan bazı konularda sorular hazırladık. Bu soruları, 2011 eğitim-öğretim yılında Van Merkez İmam-Hatip Lisesi son sınıfta ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi birinci sınıfta eğitim gören öğrencilere sorduk. Bu öğrencilerin yaptıkları kullanım hatalarını, konu başlıklarına ayırarak tek tek tespit ettik. Çalışmamızın sonucunda, iki öğrenci grubunun yaptıkları kullanım hatalarının olası sebeplerini ve bu hatalara çözüm önerilerini işledik.

