1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Demir, Mehmet Şirin"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 14 of 14
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    Applications of Neuroscientific Research in Education
    (2020) Demir, Mehmet Şirin; Yayla, Ahmet
    21.Yüzyılın pedagojik ve epistemik meydan okumaları ile karakterize edilen bir küresel konjonktürün doğurduğu diyalektiksel ilişkiler ağı içerisinde sinirbilimsel araştırmalar, uygulamalar ve modaliteler düzleminde daha iyi bir beyin inşasının gerçekleştirilmesine, daha sağlıklı bir zihinsel, entelektüel gelişimin sağlanmasına ve daha sürdürülebilir bir bilişsel rezervin ortaya konulmasına yönelik giderek artan bir ihtiyaç ve bu ihtiyacın disiplinlerarası bir kontekst içinde karşılanmasına dönük giderek artan bir eğilim belirginleşmiştir. Eğitimsel sinirbilim söz konusu ihtiyacı karşılamaya dönük olarak ortaya çıkmış disiplinlerarası bir alandır. Bu doktora tezimizde eğitimsel sinirbilimin dayandığı prensip ve paradigmalarına ilişkin hem disiplinlerarası hem de meta disipliner bir bakış açısı benimsenmiş ve bu bakış açısı doğrultusunda sinir bilimlerinin çeşitli modaliteler düzleminde eğitim - öğretim ortamlarına uyarlanması ile alakalı olarak İslami öz referansiyel değerlerimizin yansıtıldığı bir söylem analizi tezimizin dokusunun içerisine serpiştirilmiştir. Bu amaçla sinirbilimsel araştırmaların eğitim-öğretim ortamlarına daha doğru, sağlıklı ve etkin bir biçimde uyarlanması ve daha etkin bir öğrenme eyleminin geliştirilip teşvik edilebilmesi için İslami öz referansiyel değerler ve postulatlar bağlamında geniş bir interdisipliner ve metadisipliner bir araştırma repertuarının baz alındığı yeni ve heyecan verici bir takım çalışmalar tezimizde ortaya koyduğumuz problemin durumuna ışık tutmak için betimsel bir metodoloji bağlamında ve tezimizin kuramsal çerçevesinin içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çoklu okuryazarlıkların ve çoklu zeka biçimlerinin geliştirilmesine büyük bir vurgu yapılmış ve zihinsel ve entelektüel gelişime aracılık edebilecek bir takım davranışsal, bilişsel öz düzenleme becerileri, yüksek düzey düşünme biçimlerinin pedagojik ortamlara uyarlanmasının önemine işaret edilerek bu alanda çeşitli araştırma kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş çalışmaların ortaya koyduğu bilgi, bulgu ve verilere dayalı olarak nöropedagojik etkinliği kanıtlanmış çeşitli modaliteler geliştirilerek daha iyi bir eğitimsel iyi oluş durumunun tesis edilmesi ve daha sağlıklı bir nöro pedagojik, nöro epistemolojik ve nöro fenomenolojik profil ve rezervin geliştirilebilmesi için her türden eğitim – öğretim kurumları düzeyinde program geliştirme alınında benimsenip hayata uyarlanması gereken bir takım öneriler ve postulatlar ortaya konulmuş, uygulama ve modaliteler geliştirilerek tanıtılmıştır. Anahtar sözcükler: sinirbilim, pedagoji, eğitim, program geliştirme, çoklu okuryazarlık, çoklu zeka, interdisipliner çalışmalar
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Beyin Tabanlı Eğitim Modellerinin Önemi: İnterdisipliner Bir Perspektif
    (2025) Çıldır, Nurhan; Demir, Mehmet Şirin
    Beyin tabanlı pedagoji kuramları ya da modellerinin son yıllarda giderek popüler olmasının ve küresel ölçekteki pedagoji otoriteleri tarafından benimsenmesinin rasyonel bir gerekçesinin olabileceği düşüncesinden hareket ederek ve bu konuda ortaya konulmuş nöro-eğitim alanı ile ilintili çalışmaların bilimsel bir nesnel karşılık oluşturduğundan esinlenerek bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Bilişsel sinir bilim, nöro-pedagoji ve nöro-eğitim kavramları çerçevesi içerisinde ortaya konulmuş bulunan ve uzun yılları kapsayan gerek meta- analitik gerekse nitel ve analitik çalışma ya da araştırma repertuarının gün yüzüne çıkardığı bulgular, sonuç ya da öneriler bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde esin kaynağı olmuştur. Çalışmada belgesel tarama yaklaşımının öngörüldüğü nitel bir metodoloji benimsenmiştir. Sonuç olarak beyin- tabanlı eğitim modellerinin eğitim öğretim ortamlarında benimsenerek hayata uyarlanmasının çok ciddi bilişsel entellektüel faydalarının olabileceği kanaatine varılmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Bilgesel Okuryazarlık: Interdisipliner Bir Perspektif
    (2025) Dağgül, Büşra; Demir, Mehmet Şirin
    Nöro-epistimik süreç ve mekanizmaların neticesinde örgülenmiş bir çıktı olarak değerlendirilebilen bilgi kavramı, insanoğlunun medeniyetsel tarihsel arka planı içerisinde önemli bir güç olarak telakki edilegelmiştir. Bilgelik ise bu gücü doğru ve yararlı kullanabilme yeteneğidir. Bilgiyi sevmek, daima onun arayışı içerisinde olmaktır. Sokrates'in deyimiyle bilge insanların en büyük özelliği, bildikleri tek şeyin aslında bir şey bilmediklerinin farkında olmalarıdır. Bilgelik mutlak anlamda nihai bir sonuç ya da noktaya varmak yerine sürekli epistemik bir arayış ve sorgulayıcılık süreci içerisinde olmayı gerektiren ve söz konusu arayış ya da sorgulayıcılığın mütemadi olarak sürebileceği bir serüvendir. Bilgelik mental dinginliktir. Bilge kişi, kendi öz varoluşunun farkında olduğu için içsel bir aydınlanma içerisindedir. Bilgelik, insanoğlunun hayatında önemli bir role sahiptir. Hayatın her alanında kişiye içsel, manevi destek sağlar. Bilgelik, eski çağlardan beri hep önemli bir konu olarak değerlendirilmiş, çeşitli interdisipliner branşlar düzleminde araştırılmış bir konudur. Ama modern zamanlarda gereksiz bilgi yüklenmesi ya da epistemik sıkışıklık paradigmalarının doğurduğu bilgi karmaşası ve karmaşıklıkla tanımlanan yaşamsal konjonktür insanların bilgeliğe artan bir biçimde daha çok ihtiyaç duymalarına yol açmıştır. 21. yüzyılın modern konjonktürü içerisinde hayatın her alanında hızlı bir değişim, dönüşüm yaşanmaktadır. Bu da insanlar üzerinde hem maddi hem de manevi anlamda olumsuz etkiler bırakmaktadır. Bu etkiler çoğu zaman oldukça zararlı ve yıkıcı olabilmektedir. Böylesi bir durumda insanların olaylara karşı daha hikmetli ve sabırlı yaklaşmaları için bilge bir kavrayışa bilgesel okuryazarlığa ihtiyaç duymaları kaçınılmazdır. Bu yüzden bilgesel okuryazarlık eğitimi, özellikle bu çağda ciddi anlamda önem arz etmektedir. Nitel bir metodoloji benimsenerek kavramsal ve karışık bir takım yöntem postülatlarının da ortaya konulduğu bu yüksek lisans seminer çalışması bilgesel okuryazarlığın eğitim-öğretim ortamlarına uyarlanmasının önemine yönelik bir takım interdisipliner bakış açıları ortaya konulmuştur.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Çeşitli Nöro-bilişsel & Nöro-pedagojik Uygulama ve Modalitelerin Bilişsel Becerilerin Gelişimi Üzerindeki Etkisi
    (2016) Alav, Özlem; Taşkın, Nejdet; Usta, Mehmet Emin; Demir, Mehmet Şirin; Yayla, Ahmet; Hastunç, Yunus
    Son yıllarda, küresel pedagojik anlayışlara damgasını vuran eğitimsel sinirbilim (educational neuroscience) gibi disiplinlerarası alanlar düzeyinde gerçekleştirilen birtakım keşif ve araştırmalar 21. yüzyılın pedagojilerini derinden etkileyerek önemli nöro-bilişsel sonuçlar doğurmuştur; eğitim-öğretim süreçlerinde beyin tabanlı anlayışların benimsenmesine yol açan ve paradigma değişimini tetikleyen bu gelişmeler çeşitli nörobilişsel modalitelerin eğitim ortamlarına uygulanmasını gerekli kılmış ve bunun sonucunda farklı boyutlarda olumlu birtakım pedagojik iyileşme ve çıktıların gözlemlenmesinin yanında zihinsel, nöro-bilişsel süreç ve mekanizmaların düzenlenmesine ve iyileşmesine de aracılık etmiştir. Kaynak taraması ve betimsel bir bakış açısı benimsenilerek ve niteliksel metodolojilerden esinlenilerek gerçekleştirilen bu çalışma sinirbilimsel eğitim alanında ortaya konulmuş çeşitli interdisipliner keşif ve araştırmaların değerlendirilmesini ve bilişsel süreçlerin nasıl etkilenebileceği ile ilgili üst-anlatımsal ve üst-yorumsal bir perspektif geliştirilerek literatür taramasına dayalı bir yaklaşımı öngören niteliksel değerlendirmeler ortaya koymayı hedeflemiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Çok Boyutlu Sürdürülebilir Kalkınmışlık Paradigmalarına Doğru: İnterdisipliner Bir Perspektif
    (2025) Çançin, Ayşe; Demir, Mehmet Şirin
    Sürdürülebilir kalkınma kavramı 1972 yılında ilk kez gündeme gelmiş olsa da bu kavramın küresel anlamda bilimsel bir çerçeveye oturtulması 1987 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu'nun yayımladığı 'Ortak Geleceğimiz' (Brundtland Raporu) ile olmuştur. Rapor, sürdürülebilirlik kavramına evrensel bir tanım kazandırmış ve kavramı 'bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama olanaklarından ödün vermeden karşılamak' şeklinde yorumlamıştır. Buna ilişkin olarak bu çalışma, sürdürülebilir kalkınmanın tanımını, sürdürülebilir kalkınmanın hangi paradigmalar çerçevesinde ele alındığını ve sürdürülebilir kalkınmanın amaçları ile boyutlarının neler olduğu sorularına interdisipliner bir araştırma ile detaylı yanıtlar aramayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma olguları incelenmektedir. Ayrıca çalışmada niteliksel araştırma postülatları üzerine temellendirilmiş kavramsal, fenomenolojik birtakım yöntemsel yaklaşımlar benimsenmiş olup gerek dijital ortamda gerekse çeşitli kütüphanelerde söz konusu kavram ya da olgularla ilintili olan önemli bir bilgi repertuarı ve literatür içerisinde ortaya konulmuş argümantasyonlar ayrıca sosyal bilimsel, eğitim bilimsel ve filozofik bir perspektifle ve belgesel tarama düzleminde ele alınarak yorumlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, fakirlik olgusuna ilişkin genel teorik çerçeve ele alınacaktır. İkinci bölümde, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma kavramlarının tanımları yapılıp, kavramların tarihçesi incelenmiştir; ayrıca bu bölümde sürdürülebilir kalkınmanın amaçlarına ve boyutlarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde eğitim ve kalkınma arasındaki ilişki incelenip, sürdürülebilir kalkınmada eğitim, öğretim uygulamalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise sürdürülebilir kalkınmanın genel uygulamalarına değinilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    A Critical Evaluation of Information Technologies; an Interdisciplinary Perspective
    (2024) Ağaoğlu, Zehra; Demir, Mehmet Şirin
    İçinde yaşadığımız modern dünyanın giderek problematik bir durum arz etmeye başlayan bilimsel- teknolojik paradigmaları içerisinde insanoğlunun rolü, etkinliği ve eyleyiciliğinin (human agency) giderek törpülendiği, bireysel ve toplumsal olarak çok boyutlu bir dönüşümün gerçekleştiği sanal bir dünya anlayışını ve konjonktürünü benimsemeye doğru hızlı bir şekilde ilerlemekteyiz. Çeşitli interdisipliner alanlarda gerçekleştirilen araştırmaların sonuçları teknolojinin insanoğlunun bütün bir antolojisi üzerindeki çok boyutlu ve çok katmanlı etkilerinin olduğunu göstermiş ve söz konusu araştırma sonuçları çeşitli bilimsel ve filozofik platformlarda ortaya konulmuştur. Özellikle nöro-bilim, nöro-eğitim ve nöro-pedagoji alanlarında giderek artan bir biçimde gerçekleştirilen interdisipliner araştırmalarla birlikte söz konusu araştırmaların sonuçlarının ortaya koydukları çeşitli bilgi bulgu ya da verilerden esinlenerek genel anlamda her türden teknolojik araç ve gereçleri özel anlamda da sanal ortam teknolojilerini gerek eğitim-öğretim ortamlarında gerekse yaşamımızın diğer alanlarında daha doğru ve sağlıklı bir biçimde ve yenilikçiliğin esas alındığı bir perspektifle, problem çözme ve eleştirel yaklaşımların da göz önünde bulundurularak çeşitli çözüm yollarının aranarak kullanılmasına vurgu yapılmıştır. Çoğunlukla genç kullanıcıların tercih ettiği dijital platformlarda, sanal ortam teknolojilerinin kullanım biçimi maalesef problematik bir durum ile karakterize edilip, kontrol edilemezliğe doğru yol almaktadır; başka bir deyişle 21. yüzyılın sanal ortam teknolojilerinin yol açtığı küresel konjonktür içerisinde başta erişkinler olmak üzere çeşitli kesimlerde ortaya çıkan çeşitli davranış bozuklukları, fiziksel, zihinsel sorunlar ile mücadele edilmesi, teknolojik araç ve gereçlerin daha doğru ve sağlıklı kullanılmasına dönük bir bilincin ya da farkındalığın ortaya konulması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı yukarıda da değinildiği üzere 21. yüzyılın teknolojik paradigmaları içerisinde giderek problematik bir durum arz eden sanal ortam teknolojilerinin daha sağlıklı ve doğru bir biçimde kullanılmasına dönük bir farkındalığın interdisipliner bir perspektifle ortaya konulmasına katkıda bulunmaktır; çalışmanın dayandığı metodoloji, kaynak taraması çerçevesi içerisinde çeşitli kavramsal postulatlardan da yararlanılarak karma bir yöntemin bir takım araç, gereç ve kriterleri ile tanımlanan bir karma metodolojidir .
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Eğitim Öğretim Süreçlerinde Ahlaksal & Manevi Okuryazarlığın Yaygınlaştırılması: Interdisipliner Bir Perspektif
    (2025) Özdemir, Zafer; Demir, Mehmet Şirin
    Bu çalışmanın amacı, eğitim-öğretim süreçlerinde ahlaksal ve manevi okuryazarlığın yaygınlaştırılmasına interdisipliner bir perspektif sunmaktır. Ahlak temel olarak takip edilmesi gereken geniş bir davranış yelpazesine ilişkin değerler dizisidir. Maneviyat ise derin içsel anlayış ve amaç için kişisel bir arayış, daha büyük olanla ve bilgelik ve şefkatle bağlantı kurmak olarak kavramsallaştırılabilir. Ahlaki ve manevi okuryazarlık, bireylerin ahlaksal değerler bağlamında bireylerin iç dünyalarını anlama, değerlendirme ve geliştirme yeteneklerini ifade eder. Bireyler toplumla etkileşime girdikçe kendi kültürel anlayışları, sosyolojik tanımları, ahlaki kriterleri, estetik görüşleri ve mizaçları ortaya çıkar. Bu değerleri doğrudan kültürel aktarım yoluyla veya okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi yoluyla kazanırlar. Kısaca eğitim ve öğretim süreçlerinde ahlaki ve manevi okuryazarlığın önemi büyüktür. Bireylerin etik değerleri anlama, iç dünyalarına uyarlama ve uyarladıkları bu kavramları günlük hayatta kullanmalarını sağlar. Bu çalışmada, ahlaki ve ahlaki değerlerin manevi şartlandırılmasına ilişkin çeşitli hususlar Kur'an ve Sünnet ışığında açıklanmıştır. İslami eğitim, asil karakter ve ahlakın geliştirilmesinde rol oynar. İslami eğitim aynı zamanda İslami ilkelere dayalı etik kararlar alma konusunda rehberlik sağlayarak modern çağda ahlaki zorluklarla yüzleşmelerine de yardımcı olur. İslami eğitim aynı zamanda genç neslin manevi dayanıklılığının inşasında da önemli bir rol oynamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma bir bireyin kişiliğini, ahlaksal toplumsal normlar düzleminde geliştirilebilecek bir okuryazarlığın benimsenmesinin başta eğitim öğretim kurumları olmak üzere bütün kurumlar düzeyinde yaydırılması maksadıyla yapılması gerekenleri, bireyin bilincini belirleyen ne tür faktörlerin devrede rol oynadığını, bireyin mevcut eğitimsel paradigma içerisinde ne tür faktörlerden etkilenip nasıl bir hayat sürdüğünü ve bu hayatın gerek İslami, gerekse evrensel anlamda benimsenebilecek toplumsal, etik ve ahlaki kurallara bağlı kalarak sağlıklı bir bireysel toplumsal ontolojinin tesis edilerek sürdürülebilir bir eğitimsel - pedagojik- konjonktürün benimsenmesi için gerekli olabilecek bir takım fenomenolojik argümantasyonlar ortaya konulmuştur.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    İbn-i Sina'da Varoluşsal İyi-Oluş: İnterdisipliner Bir Perspektif
    (2025) Sarıbaş, İnci Yurtseven; Demir, Mehmet Şirin
    Ontolojik iyi-oluş insanoğlunun yeryüzünde var olduğu günden bu yana bütün bir epistemik ve ontolojik serüveni ve yaşamsal, düşünsel arayışı içerisinde önemli bir hedef ya da ideal olarak hep telakki edilegelmiştir; bu konuyla ilgili tarihsel ve kuramsal arka plana bakıldığında, İbni Sina 1000 yılı aşan bir zamansal döngü içerisinde transandantal ontolojik iyi-oluş ideali bütün bir düşünsel özyaşamsal öyküsüne yoğurarak realite yahut üst-realiteler dünyasının doğasını çok katmanlı ve çok boyutlu bir biçimde ve İslami öz-referansiyel kaynaklar bağlamında ele alıp değerlendirerek, meta filozofik bir epistemik alanın yaygınlaştırılmasına ve sağlam bir meta-bilimsel temele oturtulmasına aracılık etmiştir. İbni Sina, ayrıca başta epistemoloji ve aksiyoloji kavramları olmak üzere meta filozofi bağlamında ele alınabilecek çeşitli kavram ya da akımlardan esinlenerek ve interdisiplinler bir perspektifi benimseyerek ontoloji kavramını çeşitli üst-bilgi bileşenleri bağlamında ele almaya çalışmıştır. O, gerek somut gerekse soyut bağlamda değerlendirilebilecek çeşitli varoluşsal ya da kozmik kavramların, entitelerin ya da olguların ontolojik tabakalarına derin bir meta filozofik içgörü ile ve büyük bir bilgesel cesaretle inerek incelemeye çalışmıştır. Sonuç olarak nitel bir yöntem, belgesel tarama ve karma bir metodoloji ile değerlendirilebilecek ve Yüksek Lisans tez çalışması bağlamında ele alınabilecek 'İbni Sina'da Varoluşsal İyi-Oluş: İnterdisipliner Bir Perspektif' adlı bu tez çalışmasında meta-disipliner bir bakış açısı benimsenerek gerek ulusal, gerekse küresel ölçekte insanoğlunun ebedi mutluluk arayışına bir takım çözüm ya da çareler ortaya koymaya öncülük edilerek çeşitli pedagojik ortamlarda karşılaşılabilecek sorun ya da sıkıntıların çözümlenebilmesine dönük bir takım değerlendirmeler ve postulatlar ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler:İbn-i Sina, İslam, ontoloji, iyi-oluş, pedagoji, eğitim.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Individual and Social Ontologies Within the Context of Ibn Khaldun's Cyclic Version of History: an Interdisciplinary Perspective
    (2023) Akyüz, Nurullah; Demir, Mehmet Şirin
    Bir ülkenin gelişmişlik ya da refah düzeylerine bakıldığında dikkate alınarak değerlendirilen en önemli ölçütlerden biri de o ülkenin vatandaşlarının eğitim düzeyidir. Eğitim, bir kişinin genel yaşam kalitesini artırabilen önemli bir faktördür ve onu daha sağlıklı bir ontolojiye, yani varlık seviyesine yükseltir. Eğitim, bireyin bilgi ve becerilerini artırmasına, daha fazla fırsat ve seçenek sunmasına yardımcı olur. İnsanlığın var olduğu günden bu yana eğitimin önemi artarak devam etmiştir. İnsanların aldıkları eğitimin kalitesi ile orantılı olarak topluma katkı sağlamıştır. Bu bağlamda İslam âlimlerinden İbn-i Haldun'un görüşleri, eğitime katkıları dikkate değer görülen sosyal bilimlerin temellerini oluşturmasıyla öne çıkmaktadır. İslam dünyasının bilimsel geleneğiyle uyumlu olarak, İbn-i Haldun bilimi destekleyen bir epistemolojiyi benimsemiş ve sosyal bilimlerde de bu yaklaşımı benimsemiştir. İbn-i Haldun'un eğitim felsefesine ilişkin görüşleri, toplum ve tarih anlayışıyla yakından bağlantılıdır. İbn-i Haldun'a göre eğitim, bireylerin gelişmesinde ve toplumun ilerlemesinde önemli bir yere sahiptir. Ancak eğitim sadece bilgi ve beceri kazandırmak değildir. İbn-i Haldun, eğitimin bireyin karakterinin oluşumunda ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle birlikte önemli bir rol oynadığını savunur. Öğretmenin öğrencilerin karakter ve davranışlarını şekillendirmesi gerektiğini ve disiplinli bir eğitim ortamının sağlanması gerektiğini vurgular. Bu nedenle bu çalışma, İbn-i Haldun'un eğitim geçmişi ve eğitime bakış açısını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu bağlamda bu çalışmada, İbn-i Haldun'un ortaya koyduğu tarihsel ve medeniyetsel döngü kuramından hareketle ontik bağlamda insanoğlunun nasıl bir bireysel ve toplumsal ontoloji üzere inşa edilmesi gerektiği ile ilgili çeşitli argümanlar geliştirilmiştir. İnsan ve toplumların eğitiminde izlenebilecek çeşitli yol ve yordamlar ele alınarak değerlendirilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    İngilizce Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Uygulama Sürecine İlişkin Düşünceleri
    (2022) Kasap, Suleyman; Ünsal, Fırat; Demir, Mehmet Şirin
    Bu araştırmanın amacı, İngilizce öğretmeni adaylarının öğretmenlik uygulamasına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu çalışmanın verileri nitel veri toplama araçları ile 20 İngilizce öğretmeninden odak grup görüşmesi ile toplanmış ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen bulgular ışığında öğretmenlik uygulamasına ilişkin görüşler öğretmenlik uygulaması öğretim elemanı, üniversitenin akademisyeni, öğretmenlik uygulaması yapılan okul ile ilgili görüşler ve öneriler şeklinde kategorilere ayrılmıştır. Katılımcılar, üniversitedeki akademisyenler ile uygulamalı okullardaki öğretmenlerin gerekli düzeyde işbirliği yapmadıklarını ve uygulamalı okulların öğretmenlerinin kendilerine örnek olabilecek niteliklere sahip olmadıklarını belirtmişlerdir. Öte yandan öğretmen adayları, mevcut eğitim sistemini ve öğrencileri tanımada öğretmenlik uygulamasının çok önemli olduğunu vurgulamışlardır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    An Integrative and Interdisciplinary Assessment of Environmental, Ecological and Eco-Literacy
    (2023) Kerçin, Dündar; Demir, Mehmet Şirin
    Çevresel okuryazarlık, ekolojik okuryazarlık ve eko-okuryazarlığını bütünleyici-interdisipliner bir yaklaşım ile ele almayı hedefleyen bu çalışma, söz konusu okuryazarlıkların eğitim-öğretim ortamlarında yeterince benimsenmediği ile ilgili bir problem durumunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde benimsenen amaç ve çalışmanın dokusuna uyarlanan metodoloji, eğitim-öğretim ortamları içerisinde yukarıda ifade edilen okuryazarlıkların geliştirilmesine yönelik karma, kuramsal, kavramsal, belgesel ve nitel bir düzlemde tamamlayıcı ve disiplinlerarası bir değerlendirmeye dayalı birtakım yöntemsel postulatlar oluşturularak, söz konusu postulatlar bağlamında öngörülebilecek bir takım kapsayıcı yaklaşımlar ile bu anlamda ele alınabilecek söz konusu okuryazarlıkların geliştirilmesine katkıda bulunmaya dönük çeşitli kuramsal ve kavramsal önerme ve yaklaşımların ortaya konulmasıdır. Aynı şekilde, bu kuramsal çerçeve içerisinde ileri sürülen önerme ve yaklaşımlarla uyumlu bir biçimde çalışmanın gerek yöntemi gerekse amacı, literatürde ilgili konulardaki bilgi, bulgu ve belgelerden elde edilen sistemik verilere dayalı yapılan değerlendirmelerden esinlenerek sürdürülebilir bir toplumun inşa edilmesine katkıda bulunmak ve fenomenolojik metodolojiye ilişkin bir eleştirel söylem analizini (critical discourse analysis) ortaya koyabilmeyi de hedefleyerek sürdürülebilir bir kalkınmaya aracılık edebilmek maksadıyla mevcut ve gelecek nesiller için bu konuda sağlam bir teorik çerçeveyi oluşturmanın yanı sıra, yukarıda belirtilen okuryazarlıkların eğitim ortamlarında geliştirilerek yaygınlaştırılması düzleminde toplumsal bir farkındalık oluşturmaya dönük kavramsal ve kuramsal bir metodoloji bağlamında çeşitli postulat ve değerlendirmeler ortaya koymaktır. Araştırma metodolojisinin bir parçası olarak literatürdeki karmaşık, ayırıcı ve hatalı kavramsallaştırmaların aksine çevresel okuryazarlık, ekolojik okuryazarlık ve eko-okuryazarlığı kavramları arasında zoraki ve belirgin ayrımlar yapmadan başka bir deyişle, söz konusu kavramları ayrı çerçeveler içerisinde ele almadan onları daha çok ortak bir bağlam içerisinde değerlendirmeye dönük entegre bir yaklaşım ya da metodolojiyi çalışmanın seyri içerisinde benimsenmesiyle çeşitli durumlara uyarlanabileceği düşünülmüştür. Bu temel argümanlarla yürütülen çalışma ile; öğrencilerin doğal ortamlarda, pedagojik anlamda olgunlaşıp gelişmelerinin yanı sıra bu ortamların, öğrencilerin başta işbirlikçi öğrenme becerileri de dahil olmak üzere, duygusal okuryazarlık ve empati kurma becerileri, ödev ve sorumluluk duyguları, ahlaksal ve manevi okuryazarlık becerilerinin de gelişmesine yardımcı olabileceği ayrıca, söz konusu pedagojik postulatlar içerisinde olgunlaşıp gelişen bireylerin sadece yukarıda sözü edilen alanlar düzleminde değil, aynı zamanda doğal bilimler, matematik, güzel sanatlar, dil ve edebiyat gibi farklı alanlarda da gelişim gösterebilecekleri sonuçlarına varılmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    A neuroscientific perspective on distance education processes
    (2023) Yılmaz, Ayşegül; Demir, Mehmet Şirin
    Uzaktan eğitim, sanal ortam teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte son yıllarda giderek yaygınlaşan bir öğrenme-öğretme yöntemi haline gelmiştir. Özellikle Covid-19 pandemisinin doğurduğu birtakım gereksinimin de yol açtığı bir küresel eğitimsel konjonktür nedeniyle birçok ülke uzaktan eğitime geçerek sanal ortam teknolojilerini benimsemek zorunda kalmıştır. Sanal ortam teknolojilerinin hızla gelişmesi ve tüm dünyayı etkileyen pandemi süreciyle birlikte eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanılmaya başlanması sanal eğitim teknolojileri bağlamında ele alınan uzaktan eğitim yönteminin olumlu ya da olumsuz yönlerinin detaylı bir şekilde incelenmesini gerekli kılmıştır. Bu çalışmada uzaktan eğitim ortamları sinirbilimsel bir perspektifle ele alınmış olup belgesel tarama yöntemiyle incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı kavramsal bir bakış açısı ve literatür taramasına dayalı bir metodolojiyle örgülenmiş, nöro-biyolojik bir perspektif benimsenerek uzaktan eğitimin olumlu ve olumsuz yönlerininin derinlemesine ele alınmasını öngören bir argümantasyon ortaya koymaktır.Bu çalışma sanal eğitimin problemli durumları ve öğrencilerin nöro-bilişsel gelişimi ve nöro-pedagojik durumları üzerindeki olumsuz ve sınırlı da olsa birtakım olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Sokratik Metot Bağlamında Eğitimsel İyi-Oluş
    (2025) Bor, Sidar; Demir, Mehmet Şirin
    Bu çalışma, Sokratik metodun temel niteliklerine ve eğitimdeki yansımalarına değinmektedir. Doküman analizi yöntemi ile yapılan bu çalışmada özellikle metodun öncüsü Sokrates'in temel görüşleri ışığında ve eğitimin genel amaçlarına uygun Sokratik sorgulamaya dayalı bir eğitimin, bireye kazandırabileceği temel niteliklerin neler olabileceği irdelenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte araştırmanın asıl amacı, Sokratik metodun eğitimde çok önemli bir öğretim aracı olabileceğine dair bir farkındalık oluşturmak ve bu alandaki gelişmelere katkıda bulunmaktır. Bu kapsamda Sokratik metodun sınıfta uygulanabilirliği, sınırlılığı, öğretmen ve öğrenci üzerindeki etkisine değinilmiştir. Elde edilen bulgular, Sokratik metodun öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirdiğini ve akademik başarılarını arttırdığını; öğretmenin aktarmak istediği bilgilere yönelik, iyi bir öğretim aracı olduğunu ve uygulanan sınıflarda etkili bir ders ortamının gerçekleştirebildiğine yönelik sonuçlardan oluşmaktadır. Son olarak bu metodun iyi bir sorgulama becerisine sahip bir öğretmen tarafından uygulanması halinde, sınıfta oluşacak fazla zaman alması, konunun dışına çıkılması, öğrencinin verebileceği yanlış cevaplara karşılık kendini kötü hissetmesi gibi birtakım olumsuzlukların da önüne geçilebileceği kanaatine varılmıştır. Çalışmanın sonucunda Sokratik metodun, çağdaş eğitimin önemli bir öğretim tekniği olabileceği ve Sokratik metot bağlamında eğitimsel iyi-oluş hedefini gerçekleştirebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Transandantal Deneyim ve Duyulanımlar: İnterdisipliner Bir Perspektif
    (2025) Erzen, Fatime; Demir, Mehmet Şirin
    21. yüzyılda bilimsel ve kültürel alanda meydana gelen gelişmeler küresel pedagojilerde çok boyutlu, çok katmanlı paradigma değişimlerini beraberinde doğurmuştur. Bu yaklaşım ya da yönelimlerin başlıcaları arasında üst-bilişsel (meta-cognitive) postülatlarla tanımlanan pedagojik paradigmalar gelmektedir. Son yıllarda, eğitimciler beynin yapısı ve işleyişine odaklanarak hızlı ve etkili öğrenmenin nasıl gerçekleşebileceği ile ilgili çeşitli araştırmalar ortaya koymuşlardır. Özellikle eğitimsel-sinirbilimin verileri, eğitim-öğretim ortamlarında bireysel veya toplumsal anlamda bilişsel ve entelektüel becerilerin ortaya konulamadığını göstermektedir. Bu problematik durum karşısında, her türden toplumsal kesimler tarafından transandantal duyulanım ya da deneyimlerin benimsenerek hayata uyarlanmasına dönük giderek artan bir ihtiyaç haline gelmesiyle İslam'ın öğretilerine ve uygulamalarına karşı güçlü bir eğilim ortaya çıkmıştır. Bu çalışma ile ortaya konulan postülatlardan esinlenerek problematik pedagojik paradigmaların olumsuz etkilerinden bireylerin kurtulmalarına dönük İslamî bir perspektifle birtakım çözümler ortaya koymak ve ileride yapılacak çalışmalara ilham kaynağı olmak maksadıyla derin öğrenme, derin dinleme, derin konuşma, derin okuma gibi psikomotor becerilerin transandantal deneyimlerle yoğurularak interdisipliner bir bakışın olumlu etkisi ve ehemmiyetine vurgu yapılmış; ortaya konulan argüman ve postülatlar Çoklu Zekâ Kuramı çerçevesinde de incelenmiş ve nitel bir çalışma metodolojisi benimsenmiştir. Sonuç olarak öğrenme-öğretme ortamları içerisinde transandantal deneyimleri benimseyip özümsemenin yüksek düzeyde bir zihinsel, entelektüel ve ahlaksal iyi-oluş durumunun ortaya konulmasına katkıda bulunabileceği düşünülmüştür.