Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Evsel, Gülsevim"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 15 of 15
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Cumhuriyetten Günümüze Samsun'da Tütüncülük ve Kadın İşçiliği
    (2023) Evsel, Gülsevim
    Anadolu’da Cumhuriyet’in ilanını izleyen yıllarda yerli üretimin ve köylüyü destekleyen politikaların hem bölgesel hem de ulusal kalkınma üzerindeki olumlu etkisi açıktır. Bu makale, Cumhuriyet’ten günümüze kadar Samsun kentindeki ekonomik ve toplumsal yapıyı kent ekonomisinde önemli bir yere sahip olan tütüncülük faaliyetlerinin dönüşümü üzerinden okuma ve ortaya koyma amacı taşımaktadır. Çalışmada nitel yöntem kullanılmış ve bu yöntem altında sözlü tarih tekniği ve ayrıca doküman incelemesi ve ikincil veri analizi teknikleri kullanılmıştır. Zaman içinde uygulanan farklı politika ve uygulamalar, köylüyü ve kadın emeğini tütüncülükten uzaklaştırmıştır. Bu nedenle bu çalışma, Samsun’da tütüncülük deneyimleri ile ilgili öznel bazı bilgilere ve deneyimlere de yer vererek ilgili literatüre katkı sunmayı da hedeflemektedir. Çalışmanın sonuçlarına göre, tütüncülük sektörünün Samsun'un ekonomik ve toplumsal hayatına önemli katkıları olduğu söylenebilir. Diğer bir deyişle, Samsun ili ekonomisinde tütün yetiştiriciliği ve fabrikaları önemli bir yere sahip olmuş ve bu sektörlerde kadınların yoğun olarak istihdam edilmesi durumu ise kent açısından önemli bir nitelik oluşturmuştur. Sonuç olarak bu çalışma Samsun kentinin ekonomisinde önemli bir yeri olan tütün sektörünün tarihsel süreç içerisinde geçirdiği dönüşümü ve bu alandaki yaşanan gerileme süreçlerini ortaya koyarak, kent ekonomisinin gelişiminde ortaya konulacak yeni politikalar ve toplumsal kalkınma süreçlerine katkı sunma amacı taşımaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Emzirmek ve Soybağı İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme
    (2024) Evsel, Gülsevim
    Soybağı konusu yüzyıllardır önemini koruyan sosyo-politik bir olgudur. İslamiyet'e göre, kadın ve çocuğu arasında doğum ve emzirme yoluyla kurulabilir. Bu çalışmada doğurma edimi dışında, emzirme yoluyla kurulacak bir nesep ilişkisinin üremeye yardımcı teknolojiler (ÜYTE) ve taşıyıcı anneler/yumurta-kurul sperm donasyonu açısından da olanaklılığını tartışmak hedeflenmiştir. Çalışmada ikincil verilerden yararlanılmış; doğum ve emzirmeye farklı açılardan yaklaşımlar incelenmiştir. Bu yaklaşımlar üzerinden ÜYTE üzerinden çocuk sahibi olan ebeveynlerin çocukları ile soybağı ilişkisi kurmasının olanaklılığı araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türk Medeni Hukuku’nda doğuran kadın anne olarak kabul edilmektedir; bu ilkeden hareketle taşıyıcı annelerin doğurdukları çocukla olan mahremiyet ilişkisi bulunmaktadır. Bu ilişkinin yanı sıra taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olan kadının çocukla kuracağı ilişkinin meşruiyeti de hukuki ve dini açılardan sorun teşkil etmektedir. Oysa, emzirmek, farklı bir soybağının kurulmasına vesile olacağı için, bu edimin ÜYTE yoluyla çocuk sahibi olan ve meşruiyet sorunu yaşayan ebeveynlere bir alternatif olarak sunulabileceği sonucuna varılmıştır. İslami çevreler süt anneliği ve taşıyıcı anneliği her ne kadar farklı yerlere koymakta iseler de emzirmenin toplumda gerekli meşruiyeti sağlayabileceği düşünülmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Deq and Tattoo as Body Signs in Old and Young Generation Women: the Example of Diyarbakır and Van Provinces
    (2022) Yel, Esra; Evsel, Gülsevim
    Sosyal bilimlere göre beden bütünlüklü olarak bir biyolojik etmen değildir. Çünkü bedenin sosyolojik olarak etkilendiği ve etkilediği faktörler bulunmaktadır. Bu faktörlerin; kültürel, toplumsal, siyasal, dinsel, sanatsal ve kimliksel gibi birçok etmeni bulunmaktadır. Sosyal bilimler, bunlar arasındaki bağları çözümleyip bedenin çok boyutlu olduğunu ortaya koymuştur. Bedene yönelik bu yaklaşımlar. Özellikle tıbbi olarak bedenin daha geniş alanda incelenmeye başlanması ve sonrasında kadın ve erkek bedenlerinin toplumsal olarak ürettiği anlamlar üzerinden tartışmaların artması sonucunda beden çalışmaları artmıştır. Toplumsal olarak beden üzerinden üretilen anlamların ben ve öteki üzerinden biçimlenişi kültürden kültüre veya toplumdan topluma farklılık arz etmektedir. Bu da bedenin üzerindeki hâkimiyetine, idrakine veya yorumlanışına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bugünkü toplumlarda bu değişkenlikler bedene yapılan müdahalelerle daha çok ön plandadır. Bu müdahalelerin yoğun olarak görünür olanı dövmedir. Dövme bedene belli maddelerle vücudun derisine işlenen işaretler, simgeler veya sembollerdir. Dövmelerin yapılış tarzları veya yapılma amacı bölgeden bölgeye farklılık gösterse de ortak noktaları bedende buluşmalarıdır. Dövmeler bölgelere göre farklı adlandırılmaktadır. Türkiye'nin Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgesi ve buraya sınırı olan İran, Irak ve Suriye'de dövme deq, daq olarak adlandırılmaktadır. Bu noktada bu çalışma yaşlı ve genç kuşak kadınlarda Beden işaretleri olarak Deq ve Dövmeyi konu edinmiştir. Geleneksel olarak yapılan deq ve modern olarak yapılan dövmenin, iki farklı kuşaktaki kadınların toplumsal algının değişimi ve dönüşümü üzerindeki etkileri, yaptırdığı dövmeler üzerinden üretilen anlamları ve bunların sosyolojik bir analizini yapmayı amaçlamaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Being Single in Public Space: Van Case
    (2022) Aşkan, Zafer; Evsel, Gülsevim
    Alanyazın incelendiğinde bekârlık olgusu ile ilgili yürütülen çalışmaların sayısı ve çeşitliliği oldukça sınırlıdır. Bekârlık konusu, Türkiye'de sosyal bilimler alanında henüz yeni çalışılmaya başlanan bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Uluslararası literatürde ise bu alanda nispeten daha fazla çalışmanın olduğu görülmüştür. Alanyazında bekâr bireyler üzerine yapılan çalışmaların çoğunlukla kadınlar hak kında olduğu ve Van'da yaşayan bekâr erkekleri kapsayan çalışmaların ise oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu araştırmanın amacı bekârlık olgusunun, Van'da yaşayan farklı özelliklere sahip, hiç evlenmemiş veya evlenip boşanmış, bekâr kadın ve erkeklerin gündelik yaşamlarına olan etkisini ortaya koymaktır. Bireylerin bekarlık deneyimlerinin ayrıntılı bir biçimde anlaşılması amacıyla araştırmanın zemininin oluşturulmasında nitel araştırma desenleri arasından fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, Van'da yaşayan 30 yaş ve üstü 12 bekar bireyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde cinsiyet, sosyo-ekonomik koşullar gibi değişkenlere bağlı olarak bireylerin bekarlık deneyimlerinin birbirinden farklı olduğu tespit edilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Üremeye Yardımcı Teknoloji Yasaklarına Karşılık Pratik-rasyonel Davranış
    (2021) Evsel, Gülsevim
    Türkiye’de üremeye yardımcı teknolojiler (ÜYT) alanında, evli çiftlerin üreme süreçlerinde üçüncü kişilerin bedenleri ve üreme hücrelerinin kullanılması yasaktır ve bu yasağa uymayanlar birtakım yaptırımlarla cezalandırılmaktadır. Bu nedenle bu makale, Türkiye vatandaşlarının bu yasal yaptırımlardan ve toplumsal dışlanmalardan; yani her türlü cezadan kaçınmak için yasadışı yollara başvurmak ve Weber’in ifadesiyle pratik rasyonel davranış sergilemek durumunda kaldığını iddia etmekte ve bu iddiayı saha bulguları ile desteklemektedir. Bu çalışma, araştırmacının 2018 yılında taşıyıcı anneler, yumurta donörleri ve bu yollarla çocuk sahibi olan aileler ve embriyologlarla yüz yüze gerçekleştirdiği nitel görüşmelerden yola çıkarak, bireylerin çocuk sahibi olamamak veya çocuk sahibi olmak için başka bedenlere ihtiyaç duymaları konusunda yaşadıkları toplumsal baskıya ve/veya çevreleri tarafından küçük düşürülmeye karşı geliştirdikleri pratik-rasyonel yönelimlere odaklanmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Counter-Memory Production in Turkish Cinema in 2000's
    (2021) Duman, Fatih; Evsel, Gülsevim
    Bu tez çalışması, bellek ve sinema arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Filmlerin içerdiği hatırlama, unutma, hatırlatma, unutturma, travma, yüzleşme ve örtbas etme, unutturmaya karşı direnme, geçmişle hesaplaşmayı engelleme gibi tematikler, bellek ve sinema ilişkisine dair temel noktaları belirtir. Bu tez çalışması; 2000'li yıllarda Türkiye sinemasının toplumsal bellek üzerinden geçmiş imgelerinin nasıl temsil edildiği ve neden bu şekilde temsil edildiğini incelemektedir. Bu amaca ulaşmak için; hatırlama, unutma edimlerini merkezine alan ve bu anlamda resmi tarih kurgusunu karşı-bellek üzerinden sorgulayan Orhan Eskiköy, Zeynel Doğan, Babamın Sesi (2012) ve Erol Mintaş, Annemin Şarkısı (2014) filmleri seçilmiştir. Bu filmler, zorunlu göç, anadil problemi, faili meçhul cinayetler gibi tematikler etrafında örülmüş hikâyelerden yola çıkan, bireysel hatırlama/unutma edimlerinin kolektif temsilleri olarak karşımıza çıkarlar. Türkiye'nin tarihsel olarak hesaplaşılması gereken önemli dönemeçlerine dair ulusal kimliğin dışında kalan kimliklerin temsil rejimine dair ne ve nasıl içeriklere sahip olduğu ve bugünle ilişkili olarak belleğin şimdiyi nasıl yeniden ürettiği araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır. Türkiye'nin kuruluşundan bu yana çeşitli travmatik olay ve süreçleri kurcalayan, hatırlanması ve yüzleşilmesi istenen olayların sinema üzerinden temsilini sunan bu filmler; karşı-bellek üretiminin tezahürleridir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Loss of Status in the Iranian High Skilled Refugees: the Van Case
    (2020) Çiftçi, Mariye; Evsel, Gülsevim
    Bu çalışmada göç ettikten sonra mesleğini yapamayan yüksek vasıflı mültecilerin yaşadığı statü kaybının incelenmesi amaçlanmıştır. Statü kişinin toplumdaki konumudur. Bu konum verilmiş statü ve kazanılmış statü olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre, verilmiş statü kişinin doğuştan sahip olduğu cinsiyet, yaş, etnisite, din iken kazanılmış statü eğitim, meslek ve unvanları içermektedir. Çalışmada nitel yöntem kullanılmıştır. Kartopu örneklem yoluyla 5'i kadın 7'si erkek olmak üzere 12 İranlı yüksek vasıflı mülteci ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşmeler Mayıs 2019 ve Eylül 2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Alan araştırmasına katılan bu mültecilerin Van'a geldikten sonra meslek kaybı ile beraber nasıl bir statü kaybı yaşadıkları tezin temel problemi olmuştur. İranlı yüksek vasıflı mülteciler, zorunlu göç kapsamında siyasi, dini, etnisite ve şiddet gibi nedenlerden dolayı Türkiye'ye göç etmiş eğitimli kişilerdir. Yüksek vasıflı mülteciler ile yapılan görüşmeler göstermiştir ki, İran'da iyi bir ekonomik gelire ve iyi bir yaşam tarzına sahip mülteciler göç ettikten sonra meslek kaybı ile beraber, sınıfsal bir düşüş yaşamışlardır. Bu durum statüyü doğrudan etkilemiş ve mültecilerin sağlık, barınma, tüketim, gündelik hayat deneyimlerine yansımıştır. İranlı yüksek vasıflı mültecilerin gündelik hayat pratikleri ve çalışma deneyimlerinin birbirinden farklı gerçekleştiği görülmüştür. Bu bağlamda Türkiye iş gücü piyasasına girme süreçleri üzerinde durulmuştur. İş gücü piyasasına farklı vasıflarla girmelerinde cinsiyet, meslek, din, dil bilme durumları ve etnisitelerinin belirleyici birer etken olduğu anlaşılmıştır. Bu mültecilerin Van'da birbirinden farklı nitelikte işlerde, kötü çalışma koşullarında düşük ücretlerde çalışması Türkiye iş gücü piyasasının mülteciler için şu an için uygun olmadığını ya da bu piyasada hayatta kalma durumunun mültecilerin kişisel çabasına bırakılmış olduğunu göstermiştir. Bu noktada en çok yüksek vasıflı göçmen barındıran ülkelerden Kanada ve Almanya'nın yüksek vasıflı göçmen politikaları incelenmiş olup, Türkiye'ye gelen yüksek vasıflı mültecileri istihdam etmesi açısından çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Göç, İş gücü, Statü, Yüksek vasıflı göçmen
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Inequality as the Precursor To Covid-19 in Risk Society
    (2021) Süslü, Pamela Lesley; Evsel, Gülsevim
    Bu Yüksek Lisans tezi, günümüzdeki risk toplumu ile salgın hastalıklar ve eşitsizlik arasındaki ilişkiyi tartışmaktadır. Bu tezin amacı, Covid-19 ve diğer pandemilerin moderniteden kaynaklanan hesaplanabilir bir risk olduğunu ve eşitsizliğin bu hesaplamada önemli bir olumsuz faktör olarak görülmesi gerektiğini göstermektir: eşitsizlik, salgın hastalıkların daha hızlı ve daha zararlı yayılmasının habercisidir. Modern dünya, bulaşıcılığı çok fazla olan bir salgının olumsuz etkilerini yaşamış ve hala da yaşamaktadır. Karantina sırasında artan aile içi istismar oranlarından, pandeminin en düşük gelir basamaklarına sahip olanlar üzerinde yarattığı yıkıcı etkilere, dünyadaki yoğun nüfuslu, az sayıda ayrıcalıklı bölgede olanlar için daha temiz hava ve su kaynaklarına kadar; Covid-19'un (ve diğer salgın hastalıkların) sayısız etkisi olmuştur. Bu tez, pandemilerle ilgili eşitsizliği araştırmakta ve analiz etmekte, dünyadaki savunmasız grupların durumunu anlamakta ve koşullarındaki iyileştirmelerin genel olarak dünya sağlığını nasıl iyileştirebileceğini tartışmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    The Problems Faced by Iranian Women Refugees in Daily Life and Their Coping Strategies: The Case of Van
    (2021) Kiye, Ayşe; Evsel, Gülsevim
    Bu tez çalışması, İranlı mülteci kadınların kendi ülkelerinden göç etmelerine sebep olan nedenlerle beraber göç esnasında ve sınırda yaşadıkları zorluklara ve transit ülke olan Türkiye'nin Van kentinde yaşadıkları sorunlara ve bunlarla baş etme pratiklerine odaklanmaktadır. Çalışmada İranlı kadın mültecilerin deneyimleri, temel olarak toplumsal cinsiyet perspektifi ile birlikte Bourdieu'nün alan, sermaye, habitus, eril tahakküm ve simgesel şiddet gibi bazı kavramları da kullanılarak anlaşılmaya çalışılmıştır. İranlı mülteci kadınların Van'da kadın ve mülteci olarak karşılaştıkları sorunlar, bu sorunlarla baş etme pratikleri kendi deneyim ve anlamlandırmaları üzerinden nitel araştırma yöntemleri ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında Van'da ikamet eden; farklı yaş, eğitim durumu, medeni durum ve meslek gruplarına mensup 13 İranlı kadın mülteci ile Mayıs-Aralık 2019 arasında derinlemesine mülakat ile saha araştırması yapılmıştır. Alan araştırmasında ulaşılan veriler Van'da bulunan İranlı kadın mültecilerin birçok alanda sorun yaşamalarını etkileyen dil sermayelerinin yetersizliği ile beraber; barınma, iş bulma süreçleri, iş piyasasından dışlanmaları, kimlik ve aidiyet olarak kendilerini yabancı hissetmeleri gibi sorunların arkasında toplumsal cinsiyet olgusunun varlığı olduğunu göstermiştir. Araştırmanın sonucunda Van'da yaşayan İranlı kadın mültecilerin mülteci ve kadın olmalarından kaynaklı çeşitli problemlerle karşı karşıya geldikleri görülmüştür. Bu problemleri aşabilmek için kadınların bilinçli ya da bilinçsiz şekilde stratejiler geliştirdiği anlaşılmıştır. Kadınların geliştirdiği bu stratejiler toplumsal cinsiyet yaklaşımının yanında Bourdieu'nün alan, sermaye, habitus, eril tahakküm ve simgesel şiddet gibi kavramlarıyla da analiz edilmiştir. Bu tartışmalar sonucunda kadınların göç etme kararlarının ve Van'da gündelik yaşamlarında karşılaştıkları sorunların arkasındaki temel nedenlerden birinin eril tahakküm olduğu görülmüştür.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Cumhuriyet'in Kuruluşundan Bugüne Türkiye’de Sosyoloji Geleneğindeki Değişimler: Bibliyografya İncelemesi
    (2023) Evsel, Gülsevim
    Bu çalışma, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Türkiye’de ortaya çıkmış ve gelişmiş olan sosyoloji geleneklerini bir bibliyografi incelemesi üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyoloji disiplini, özellikle içinde yer aldığı ve geliştiği toplumla iç içe olmayı gerektirdiğinden Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşu itibariyle ülkenin deneyimlediği toplumsal buhranlar, olaylar ve değişimler akademiyi, özellikle sosyoloji disiplininin çalışma konularını da etkisi altına almıştır. Bu nedenle, toplumların tarihini anlayabilmek için içinde gelişen sosyoloji geleneğine kulak vermek yerinde olacaktır. Sosyoloji geleneğinin farklı zamanlar içinde farklı çalışma konularını benimsemesi nedeniyle, sadece bu konulara bakarak dahi toplumların içinden geçtiği değişim ve dönemlerle ilgili fikir sahibi olunabilir. Burada ilgili literatür ve bibliyografyanın incelenmesi ile, okuyucunun toplumla ilgili benzer şekilde fikir sahibi olması beklenmektedir. 1960lı yılların Sosyoloji bilim anlayışı ve ele aldığı konularla; 80li yılların bilim anlayışı ve ele aldığı konular anlaşılacağı üzere birbirinden oldukça uzağa düşmektedir. Bu çalışma, söz konusu bilim anlayışları ve araştırma konularını, ilgili dönem içerisinde sahne olunan toplumsal olaylar ve tarihsel süreçlerle olabildiğince ilişkilendirerek ilgili değişimi gözler önüne sermektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Folk medicine practices: Van case
    (2023) Aşğa, Elif; Evsel, Gülsevim
    Halk hekimliği birçok kültürün katkısıyla gelişerek günümüze kadar ulaşan tedavi uygulamalarıdır. Modern tıp her alanda gelişmesine rağmen Anadolu'da bu uygulamaların hali hazırda tercih edilmeye devam ettiği bilinmektedir. Bu çalışma, Van'da tercih edilen halk hekimliği uygulamalarının sağlık sosyolojisi bağlamında değerlendirilmesini içermektedir. Bu amaçla 7 kadın ve 3 erkek halk hekimi ile nitel araştırma yöntemi kapsamında derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde Van'da halk hekimlerinin toplumla kurduğu ilişkiler, modern tıbba dair görüş ve tutumları ve bu süreçte karşılaştıkları problemlerin sağlık sosyolojisi dahilinde araştırılması amaçlanmıştır. Bu anlamda çalışmada, halk hekimlerinin ne tür hastalıklarla ilgilendikleri, hangi yöntemleri kullandıkları, mesleki açıdan karşılaştıkları zorluklar, bölgede halk hekimliğinin tercih edilme nedenleri, hasta-hastalığa olan bakış açıları ve tedavilerinde nasıl bir süreç izlediklerine değinilmiştir. Saha araştırmasında ilgili katılımcılara kartopu tekniği ile ulaşılması hedeflenmişti. Fakat bölgede yaşayan halk hekimlerinin birbirleriyle iletişim halinde olmamalarından dolayı referans kişiler aracılığıyla ulaşılmıştır. Saha araştırmasından elde edilen veriler gizlilik ilkesi gözetilerek güvenli bir ortamda muhafaza edilmiştir. Çalışma Van kent merkezinde ikamet eden halk hekimleri ile yürütülmüştür. Bu da halk hekimliğinin kırsal alanla sınırlı kalmayıp aynı zamanda kent merkezlerinde de tercih edildiğinin göstergesidir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre halk hekimlerinin bilgi ve deneyimlerini bir sonraki kuşağa aktaramadıkları anlaşılmıştır. Bu anlamda yürütülen çalışmada köklü bir geçmişe sahip olan halk hekimliğine dair bilgilerin derlenmesi önem arz etmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    The Relationship Between Organizational Silence and Organizational Cinism Among Teachers: The Case of Van
    (2019) Erdoğan, Tülin; Evsel, Gülsevim
    Çalışmanın amacı, örgütsel sessizliğin örgütsel sinizm üzerinde olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Örgütsel sessizlik; kabullenici sessizlik, savunmacı sessizlik ve örgüt yararına sessizlik olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Örgütsel sinizm; bilişsel sinizm, duyuşsal sinizm ve davranışsal sinizm olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Van ilindeki devlet okullarında çalışan 314 öğretmenden, kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, kabullenici sessizliğin örgütsel sinizmin üç boyutu olan bilişsel sinizm, duyuşsal sinizm ve davranışsal sinizmi arttırdığı tespit edilmiştir. Savunmacı sessizlik çalışanlar arasında duyuşsal sinizmi arttırırken, bilişsel ve davranışsal sinizm üzerinde bir etkiye sahip değildir. Örgüt yararına sessizlik, duyuşsal sinizm üzerinde anlamlı bir etkiye sahip iken, bilişsel sinizm ve davranışsal sinizm üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değildir. Bu sonuçların yanı sıra yaş ve cinsiyet değişkenlerinin de örgütsel sinizm üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışanların yaşının örgütsel sinizm tutumları üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Kadın çalışanların erkek çalışanlara nazaran davranışsal sinizm boyutunda daha fazla sinist davranışlar sergilediği tespit edilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Sociological Perspective on Child Labor: the Case of Siirt
    (2023) Tarhan, Ergül; Evsel, Gülsevim
    Bu araştırmanın amacı, erken yaşlarda çalışmaya başlayan çocukların, aile bireylerinin ve işverenlerinin çocuk işçiliği dolayısıyla ortaya çıkan sorunlara yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji (olgubilim) deseni ile tasarlanan araştırmaya 15 işçi çocuk, her bir çocuğun aile bireylerinden biri ve işverenleri olmak üzere toplam 45 kişi katılmıştır. Araştırmanın verileri, çocuklara, ebeveynlere ve işverenlere yönelik ayrı ayrı olmak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmıştır. Araştırma, Siirt İlinin Merkezinde bulunan mahalleler ve buralardaki sanayi sitelerinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler kayıt altına alınarak yazıya geçirilmiş; ardından veriler içerik analizi ile değerlendirilerek kategori, tema ve katılımcılar tablolaştırılarak sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre çocukların çalıştırılmasında aileler en etkili rolü oynamakta, temel çalışma nedeni içinde yoksulluk nedeniyle aileye katkı sağlamak ve meslek edinmek yer almaktadır. Ebeveynlerin, işverenlerin ve çocukların görüşleri çocuk işçiliğinin kayıt dışı ve yasal olarak uygun olmayan koşullarda devam etmesine toplumsal düzeyde kanıksandığını ve normal bir durum olarak kabul edildiğini göstermektedir. Çocukların çalışma nedenleri arasında en fazla meslek edinme, yoksulluk, okul başarısızlığının ifade edildiği belirlenmiştir. Ayrıca çalışma hayatının çocukların eğitimle ilgili sürekliliğini ve başarı düzeyini olumsuz etkilediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Siirt, Çocuk İşçiliği, Nitel Araştırma, Sosyolojik Bakış.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Disaster Experiences of Disabled Individuals: Van Case
    (2024) Kaçar, Serhat; Evsel, Gülsevim
    Fiziksel, sosyal, politik, ekonomik ve kültürel engeller, engelli bireylerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürme olanaklarını kısıtlayan önemli etkenlerdir. Deprem zamanlarında afetlerden en çok etkilenen grupların başında gelen engelli bireyleri kısıtlayan ve engelleyen bu faktörler daha çok belirginleşmektedir. Engelli bireylerin afetle mücadelede yer almamaları, afetler meydana geldiklerinde temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmeleri, erişilebilir eğitim, sağlık, ulaşım, tahliye, barınma, erişilebilir destek alma ve kamusal hizmetlere ulaşmakta zorluk yaşamaları afetlerle baş etme dirençlerini zayıflatmakta ve kırılganlıklarını arttırmaktadır. Bu çalışma, Van kent merkezinde ikamet eden ve 2011 yılında meydana gelen Van depremlerinin ortopedik engelli, görme engelli ve işitme engelli bireylerin zarar görebilirlikleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmada engelli bireylerin 2011 Van depremlerinde yaşadıkları sorunların temel sebeplerinin neler olduğu ve depreme hazırlık süreçlerinin nasıl şekillendiği, tahliye sürecinde karşılaştıkları problemler, barınma sorunları, erişilebilir destek sorunları, afet zamanlarında toplumsal cinsiyet rollerinin nasıl şekillendiği, deprem sürecinde AFAD ve Kızılay ile olan deneyimleri ve ayrımcılık, göç, yoksulluk gibi sosyoekonomik durumların engelli bireylerin zarar görebilirlikleri üzerindeki etkisi betimsel yöntemle analiz edilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Teknolojik Gelişmelerin Modern Aileye Etkilerine İslami Bakışın Sosyolojik Açıdan Değerlendirilmesi
    (2025) Karabıyık, Ferdi; Evsel, Gülsevim
    Uygarlık tarihi boyunca teknoloji, insanın doğa karşısındaki varoluş mücadelesinin temel araçlarından biri olmuş; tarım devrimi, sanayi devrimi ve dijitalleşme süreçleriyle toplumsal yapıları köklü biçimde dönüştürmüştür. Toplumların teknoloji ile ilişkisi hem felsefi hem de sosyolojik anlamda tarihsel süreç içerisinde değişmiş ve pek çok kez tartışılmıştır. Toplumlardaki bu dönüşüm yalnızca maddi anlamda değil toplumların ahlaki, etik, kültürel pek çok yönünü yeniden inşa etmiş ve farklı anlamlar kazandırmıştır. Aile kurumu da bu dönüşümlerden doğrudan etkilenmiştir. Üretim biçimleri, toplumsal roller ve üreme pratikleri yeniden biçimlenmiştir. Aile kurumu teknolojik gelişmelerle birlikte dönemsel olarak farklı değerler ve biçimler kazanarak günümüze değin varlığını sürdürmüştür. Toplumsal yapının işlevsel kurumlarından olan aile biyoteknolojik gelişmelerle yeni bir dönüm noktasıyla karşı karşıya gelmektedir. Günümüzde yardımcı üreme teknikleri, biyoteknolojik gelişmelerin aile yapısı üzerindeki en belirgin etkilerden birisini oluşturmaktadır. Bu durum hem toplumsal normların hem de dini ve etik düzenlemelerin sınırlarını yeniden tartışmaya açmıştır. Araştırma, iki farklı fıkıh ekolünün seçilen 14 temsilcisinin yardımcı üremeye ilişkin görüşleri incelenerek ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yapılan analizlerde, fıkhi yaklaşımların büyük ölçüde geleneksel aile yapısına dayandığı, ancak teknolojik gelişmelerin bu yapıyı esneterek yeni tartışma alanları yarattığı tespit edilmiştir. Bulgular klasik fıkhi yorumların teknolojinin hızla değişen doğasına yanıt vermede yetersiz kalabileceğini ve bu nedenle fıkıh alanında yeni bir arayışın ortaya konulmasının gerekliliği ifade edilmektedir. İki ekol arasındaki en belirgin farkın; tarihselci ekol özelinde teknolojik gelişmeler ışığında dini bilgilerin yeniden yoruma daha açık olmasıdır. Sonuç olarak bu çalışma, teknolojinin aile kurumu üzerindeki dönüştürücü etkilerini, fıkhi söylemlerin sınırlarını ve bu sınırların gelecekti muhtemel esneme biçimlerini tartışmaya açmaktadır. Bu bakımdan modern biyoteknolojik gelişmelerin dini normlarla ilişkisini yeniden düşünmenin ve hem fıkıh disiplini hem de toplumsal yapı açısından zorunlu hale geldiği vurgulanmaktadır.
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback