Browsing by Author "Sönmez, Faruk"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Article Hayriyye ve Lutfiyye Tesirinde Yazılmış Bir Mesnevi: Kilisli Hâmî’nin Nasihat-nâme’si(2021) Sönmez, Farukİnsanları doğruya ve iyiliğe yöneltmek, topluma faydalı, ahlaklı fertler yetiştirmekmaksadıyla yazılan eserlere nasihat-nâme denir. Arapça “nasaha” kökünden türemiş “pend,öğüt ve mev’iza manalarına gelen “nasihat” kelimesi ile Farsça, “kitap, mektup, ferman”manalarına gelen “nâme” kelimesinin birleşmesiyle oluşan “nasihat-nâme”, dinî ahlakieserlerin genel adıdır. Tarih boyunca, yapılmasında yanlışlık olduğu düşünülen hâl vedavranışlardan insanları alıkoymak maksadıyla çeşitli faaliyetlerde bulunulmuştur.Kuşkusuz bu faaliyetlerden en yaygın olanlarının başında, öğüt verme ve nasihatte bulunmaanlayışı gelmektedir. Bundan dolayı nasihatler, toplum düzeninin temini için geçmişteolduğu gibi bugün de bir zaruret teşkil etmektedir. Bu sebeple toplum liderleri, din adamlarıve âlimler, nüfuzları altındaki toplumlara sık sık nasihatlerde bulunmuşlardır. İnsanları kötüyollardan sakındırmak, onları iyiye ve helal yola sevk etmek amacıyla yazılan bu eserler,geniş bir konu yelpazesine sahiptir. Pend-nâme ve enderz-nâme gibi isimlerle de anılannasihat-nâmeler, genelde mesnevi nazım şekli ile kaleme alınmıştır. İslam edebiyatlarında butürün manzum ve mensur birçok örnekleri mevcuttur. Edebiyatımızda ise bu türde eserler,Türklerin İslamiyet’i kabulüyle beraber ortaya çıkmıştır. Bu süreçten sonra nasihatnâme/pend-nâme türü eserler Cumhuriyet dönemine kadar farklı örneklerle varlığınısürdürmüştür. Yûsuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig ile Edib Ahmed Yüknekî’nin Atebetü’lHakâyık’ı Türk-İslam Edebiyatımızdaki ilk örneklerdir. Anadolu sahasında nasihat-nâmetüründeki ilk örnekler ise 13. yüzyılda verilmeye başlanmıştır. Ahmed Fakih’in Çarh-nâme’si,Âşık Paşa’nın Garib-nâme’si ile Yûnus Emre’nin Risâletü’n-nushiyye’si bunların başlıcalarıdır.Son dönemde kaleme alınmış nasihat-nâmelerden biri de 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın ilkyarısında yaşamış Kilisli Hâmî’ye aittir. Kilis’te dünyaya gelmiş şairin Babası Abdü’n-nâfiEfendi’dir. Kilisli Hâmî, Kilis’te medrese eğitimine başlamış, daha sonra eğitimi için bir süreHalep’e gitmiştir. Geçimini çiftçilik yaparak sağlayan Hâmî, 1957 yılında vefat etmiştir.Sağırzâde ailesine mensup olan şairin abisi Kilisli Lütfullah Hâzım da kendisi gibi şairdir.Güneydoğu Anadolu’daki Divan Edebiyatı şairlerinden etkilenen şairin şiirlerinde daha çokNâbî ve Sünbülzâde Vehbî’nin etkisi görülmektedir. Divan Edebiyatı çizgisinde şiirler kalemealmış şairin bir de divançesi vardır. Bu eseri dışında müstakil olarak tespit ettiğimiz“Nasihat-nâme”si altı varaktan oluşmaktadır. Mesnevi biçiminde yazılan eser, 82 beyittenmeydana gelmektedir. Eser, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu’nda 06 Mil Yz A7729 arşiv numarasıyla kayıtlıdır. İstinsah kaydında 1347/1931 tarihi bulunmaktadır.Nasihat-nâmelerin temel gayeleri nasihat ve öğüt olmakla birlikte, kendi içinde bazı konuçeşitliliği de göstermektedirler. Bu konulardan biri de babaların evlatlarına söylediklerinasihatlerdir. Bu konuda yazılmış en tanınmış eserler, 17. yüzyıl Divan şairi Nâbî’ninHayriyye’si ile 18. yüzyıl Divan şairi Sünbülzâde Vehbî’nin Lutfiyye adlı eserleridir. Mesnevibiçiminde kaleme alınmış bu iki eserin ortak özelliği, şair olan iki babanın evlatlarına olannasihatlerini ihtiva etmesidir. Babaların çocuklarına yazdığı nasihat-nâmelerden bir diğeride 20. yüzyılın başlarında yazılmış Kilisli Hâmî’nin Nasihat-nâme’sidir. Kilisli Hâmî de bu ikişair gibi gençler için söylenecek bazı nasihatleri oğlu vasıtasıyla vermiştir. Bu çalışmada teknüshası tespit edilen Kilisli Hâmî’nin Nasihat-nâme’si üzerinde durulacaktır. Evvela müellifinhayatı hakkında bilgi verilecek akabinde ise eserinin şekil ve muhteva özelliklerinedeğinilecektir. Müellifin nasihat-nâmesini bir taraftan oğluna yazması diğer taraftan ise Nâbîve Sünbülzâde’nin nasihat anlayışından etkilenmesi sebebiyle eser, Hayriyye ve Lutfiyyemesnevileri ile mukayese edilecektir. Son bölümde ise nasihat-nâmenin transkript edilmişmetni verilecektir.Article Mustafa Bin Muhammed Ankaravî’nin İki Münâcâtı(2022) Sönmez, FarukTürklerin İslamiyet’i kabulünden sonra, Türk edebiyatına yeni türler girmeye başlamıştır. Türk şairleri, Cenâb-ı Allah, Hz. Muhammed ve başta Kur’ân-ı Kerîm olmak üzere İslam kültürü ile ilgili çok sayıda eser meydana getirmişlerdir. Bu eserler içerisinde yekûnu Yüce Allah’ın konu edildiği birçok tür meydana getirilmiştir. Bu türlerin başında; kulun acizliğini, günâhkarlığını bilip Allah’tan af ve inayet dilemesini konu edinen münâcâtlar gelir. Çoğu divan ve mesnevilerin başında birer şiir olarak bulunan bu türün, az da olsa müstakil halde yazılmış olanları da mevcuttur. Çalışmaya konu edinen iki münâcât, şairin Hulvü’n- Nâsıhîn adlı mensur eserinin başında ve sonunda bulunmaktadır. Çalışmada, Mustafa bin Muhammed Ankaravî’nin hayatı, şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Konunun esasını oluşturan; Ankara Millî Kütüphane 06 Mil Yz A 8091 numaralı yazmada kayıtlı eserin 3b ile 101b102a varakları arasında yer alan iki münâcât, çeşitli hususiyetler bakımından incelenmiştir.Article Bursalı Hâşimî Divanı'nda Bulunan Tarih Manzumeleri Üzerine Bir İnceleme(2021) Sönmez, FarukTarih düşürme, Klasik edebiyatımızda yaygın kullanılan bir edebî sanattır. Harflere ve sayılara manalar yüklemek yazının icadı kadar eskiye dayanmaktadır. Her millet kendi alfabe ve rakamlarına göre formüller oluşturmuştur. Tam olarak nerede ve ne zaman çıktığı belli olmayan bu sistemin edebiyatımızdaki menşei İranlılara dayanmaktadır. XV. yüzyıldan itibaren Klasik edebiyatımızda örneklerini vermeye başlayan tarih düşürme sanatı, Cumhuriyet döneminde de varlığını sürdürmüştür. Divan edebiyatındaki pek çok şair tarih düşürmüştür. Bu şairler içerisinde Kandî, Emrî, Sürûrî ve Antepli Aynî gibi şairler tarih düşürme ustaları olarak bilinirler. XVI. yüzyılın sonları ile XVII. yüzyılın başlarında yaşamış olan Bursalı Hâşimî de bu müverrihlerle beraber ismi zikredilen bir şairdir. Hâşimî’den bahseden edebiyat tarihi kaynakları, genelde onun tarih düşürmedeki ustalığına değinirler. Divan’ında 131 tarih manzumesi bulunan şairin, bu manzumelerin toplamında 700’ün üzerinde tarih düşürmüştür. Bu çalışmada, Bursalı Hâşimî’nin divanında bulunan tarih manzumeleri tür, tarih, ölçü ve konu gibi farklı açılardan tasnif edilmiştir. Bu tasnif çerçevesinde bazı sayısal değerler de kullanılarak tarih manzumelerinin örneklerle beraber değerlendirilmesi yapılmaya çalışılacaktır.Article Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın Manzum Halvetî Uşşâkî Silsile-nâme’si(2022) Sönmez, FarukBirbirine icazet veren şeyhlerin, bir meslek gurubunda peşi sıra işi devam ettiren ustaların, aynı soydan gelen kişilerin ve art arda tahta çıkan padişahların sıralı listesini veren eserlere silsile-nâme denir. Yazma eser kütüphanelerimizde manzum veya mensur çok sayıda silsile-nâme mevcuttur. Bu eserlerin ekseriyetini tarikat postnişinlerinin sıralı listelerini oluşturan silsile-nâmeler oluşturmaktadır. Tarikat şeyhlerinin silsilesini veren eserlerden biri de Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın Silsile-nâme adlı manzumesidir. Kuloğlu, 17. yüzyılda Gelibolu ve civarında yaşadığı tahmin edilen mutasavvıf bir şairdir. Altı eseri bulunan şairin akademik çalışmalar ile 27500’ün üzerinde beyiti ortaya konulmuştur. Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas, Silsile-nâme’sinde 34 Halvetî Uşşâkî şeyhinin ismini zikretmiştir. Manevi tarikat lideri kabul ettiği Hasan Basrî’den başlayarak kendi devrine kadar gelen 34 şeyhin silsilesini manzum olarak sıralamıştır. Çalışmamızda, Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın hayatı, şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Esas konuyu oluşturan Silsile-nâme adlı manzumenin transkripsiyonlu metni ortaya konularak; eserin dil, şekil ve muhteva bakımından incelemesi yapılmıştır.Article Abdülhâlîm Efendi'nin Tercümesinden Hareketle Mollâ Câmî’nin Şevâhidü’n-nübüvve Adlı Eserinin Kaynakları(2020) Sönmez, FarukŞevâhidü’n-nübüvve, Molla Câmî’nin tefsir, hadis, siyer ve daha pek çok İslamî kaynaklardan istifade ederek, Hz. Peygamber’in nübüvvetini delillerle anlattığı eseridir. Eser Alî Şîr Nevâyî’nin isteği üzerine h. 885 (m. 1480) yılında kaleme alınmıştır. Arapça ve Farsça yazılmış başka Şevâhidü’n-nübüvve, eserleri olmakla birlikte bu eserler içerisinde en meşhuru Câmî’nin eseridir. Mollâ Câmî’nin Şevâhidü’n-nübüvve’sinin Türkçeye dört tercümesi yapılmıştır. Bu tercümeler içerisinde Kâtip Çelebi’nin de Keşfü’z-zünün’da belirttiği gibi dil ve üslup bakımından en başarılısı Abdülhâlîm Efendi’nin eseridir. Ahîzâde Abdülhâlím Efendi'nin en önemli eserlerinden biri de Mollâ Câmî'den çevirdiği Şevâhidü'n-nübüvve'sinden tercümesidir. Ahîzâde, Mollâ Câmî'nin eserine sadık kalarak eseri aslına uygun bir şekilde tercüme etmiştir. Bu çalışmada Mollâ Câmî’nin Şevâhidü'n-nübüvve'si ve Türkçeye yapılmış tercümelerden olan, Ahîzâde Abdülhâlîm Efendi'nin Şevâhidü'n-nübüvve'sinden bahsedilecektir. Bu çerçevede Mollâ Câmî'nin Farsça kaleme aldığı Şevâhidü'n-nübüvve adlı eseri temel alınarak; Türkçe bir tercümesi olan Ahîzâde Abdülhâlîm Efendi'nin Şevâhidü'n-nübüvve Tercümesi üzerinden eserin kaynakları incelenecektir.Article Abdülmecîd Sîvâsî’nin İmâm Ebû Hanîfe’ye İsnad Edilen Nasihat-nâme Tercümesi(2022) Sönmez, FarukÇalışmanın konusu, 16. yüzyılın sonlarıyla 17. yüzyılın başlarında yaşamış Halvetî tarikatının Şemsiyye kolunun Sîvâsîyye şubesinin kurucusu Abdülmecîd Sîvâsî’nin, Ebû Hanîfe’ye isnad edilen Nasihat-nâme isimli eserinin tercümesini ihtiva etmektedir. Abdülmecîd Sîvâsî, bir pend-nâme yazmak istediğini, bu eseri gördükten sonra buna gerek kalmadığını, eseri tercüme ederek amacının hasıl olacağını belirtmiştir. Mensur olarak kaleme alınan eser Arapçadan Türkçeye tercüme edilmiştir. Eserde, Ebû Hanîfe’nin talebesi Ebû Yûsuf’a söylediği nasihatler sıralanmıştır. Ebû Hanîfe, talebesi Ebû Yûsuf’a hayatın pek çok alanıyla ilgili yapması ve yapmaması gereken davranışları söylemiştir. Abdülmecîd Sîvâsî’nin yorum ve ilavel-eriyle eser telif/tercüme hüviyetini kazanmıştır. Elimizde tek nüshası bulunan yazma yedi sayfadan müteşekkildir.\rMakalede önce Abdülmecid Sîvâsî’nin hayatı, ilmî, tasavvufî kişiliği ve eserleri ile ilgili ana hatlarıyla bilgi verilmiş, eserin asıl müellifi Ebû Hanîfe hakkında kısa malumatlar verilmiş, ardından Nasihat-nâme adlı eserin transkripsiyonlu metni verilerek çeşitli hususiyetler bakımından incelemesi yapılmıştır.

