Mecûsî Din Adamlarından İran İslamlaşmasına Karşı Sivil Bir Duruş: Kitap Telifi ve Ahir Zaman Edebiyatına Sarılma
Abstract
Sâsânîlerin resmî din ilan ettiği Mecûsîlik, devlet erkiyle geliştirdiği iş birliği sayesinde Sâsânî Dönemi boyunca devletin resmi, İranlıların da milli dini hüviyetini kazanmıştır. Bu dönemde polisiye tedbirlere başvuran Mobedân sınıfı, farklı din ve mezheplerle mücadele ederek onların İran’daki yayılmasını önlemeye çalışmıştır. Ancak İslamî fetihlerle beraber devletin siyasî-askerî desteğini kaybeden Mecûsîlik, İslamlaşma karşısında zemin kaybederek hicrî üç ve dördüncü asırdan itibaren bir azınlık dini haline gelmiştir. Bunun üzerine nüfuz alanı daralan Mobedân, siyasi/askerî tedbirler dışında “sivil tedbirler” olarak nitelendirilebilecek yeni önlemlere başvurmuştur. Bu amaçla 3.-4./9.-10. asırlarda bir yandan fıkhî-kelâmî eserler telif edilirken diğer taraftan geleceğe dair kehanetlerde bulunmuşlardır. Bu yönteme başvurmalarının temel gerekçesi; Mecûsî müntesiplerinin İslamlaşmasının önüne geçmek, şifahi gelenekle gelen dini müktesebatı yazıya geçirerek onu yok olmaktan kurtarmak ve fikrî-dini alanda müntesiplerinin düşüncesinde oluşan soru işaretlerini gidermekti. Öte taraftan Müslümanların muzaffer, Mecûsîlerin ise mağlup olması; Mecûsî toplumda İslamiyet’in hak, Zerdüştîliğin ise batıl din olduğu kanaatini pekiştiriyordu. İşte bu düşünceyi izale etmek isteyen Mobedân, Avestâ ve Zendlerden yararlanarak eserler yazmış, kurtarıcı ve ahir zamana dair kehanetlerde (pîşgûyî) bulunmuşlardır. Ahura Mazda, Zerdüşt ve bazı dini liderleri konuşturarak geleceğe dair verilen haberler ile Mecûsîler açısından yaşanılan zorlu koşullar normal gösterilmeye çalışılarak mevcut durum rasyonel temellere oturtulmaya çalışılmıştır. Başka bir ifadeyle İran’ın fethi, İslamiyet’in Mecûsîler arasında yayılması ve Mecûsîlerin sosyo-ekonomik çeşitli zorluklarla yüzleşmesi gibi durumların Ahura Mazda’nın ezelden tayin ettiği kader çerçevesinde geliştiği düşüncesi işlenmiştir. Mecûsî bireye düşen ise bu zorlu şartlarda bile dinine sıkı sıkıya bağlanıp kurtarıcının gelmesini beklemektir. Esasen Sâsânîler Dönemi’nde Zurvanizm’in etkisine giren Mecûsîliğin “kaderci” bir din anlayışına bürünmesi, mobedâna mevcut durumu Ahura Mazda’nın tayin ettiği kaderin bir tecellisi olarak gösterme fırsatı sunmaktaydı. Ayrıca MÖ 330 yılında Pers/Ehameniş İmparatorluğu’nun yıkılması ve İran’ın Yunan işgaline uğraması üzerine Mecûsîlik zorlu bir sürece girmişti. İşte ahir zaman edebiyatının temelleri bu dönemde atılmıştı. Sâsânîler döneminde güçlü bir devlete sahip olması üzerine Mobedân –Mecûsîliğin tekrar sıkıntılı dönemlere girmeyeceğinden hareketle- önceki dönemde kurtarıcı, ahir zaman ve eskatoloji alanında üretilen edebiyatı bilinçli bir şekilde unutturmaya çalışmıştı. Fakat bu edebiyatın sözlü gelenek yolu ile İslamî döneme kadar gelmeyi başarması, din adamlarına fütuhattan sonra onu yeniden canlandırma imkânı sunmuştur. Makale, Pehlevî Metinler üzerinden Mobedânın İran’ın fethi ve İslamlaşmasına karşı geliştirdiği iki stratejiyi ele almaktadır. Bunlardan birincisi dini metinleri telif etmek, ikincisi ise ahir zamana dair kehanetlerde bulunarak Mecûsîler açısından yaşanılan zorlukların kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden kitap ve belge analizi yöntemiyle hazırlanan bu çalışma, Mobedânın dindaşlarının İslamlaşma sürecine karşı aldığı önlemleri incelemektedir. Araştırmada özellikle Mecûsî kaynaklar üzerinden mobedânın tutumları ele alınmıştır. Ayrıca, İran coğrafyasının İslamlaşması konusundaki çalışmaların sınırlı olması, bu çalışmanın literatüre katkı sağlamasını mümkün kılmaktadır.
Description
Keywords
Tarih, Din Bilimi
WoS Q
N/A
Scopus Q
N/A
Source
Yakın Doğu Üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisi (Online)
Volume
11
Issue
2
Start Page
619
End Page
646

