Browsing by Author "Hemşinli, Hakan"
Now showing 1 - 14 of 14
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Religion-Science Relationship in Thought of Sayyid Hussein Nasr(2021) Şimşek, Murat; Hemşinli, HakanDinler, tarih boyunca insanın evreni anlama ve açıklamasının birincil dayanağı olmuştur. Düşünce tarihine bakıldığında, doğaya anlam yükleme çabasının, o günün bilimsel gelişmeleri ve hâkim dinî paradigmadan bağımsız olmadığı görülmektedir. Vahiyler doğa hakkında bazı yargılara sahiptir. Rönesans sonrası bilimsel devrimle birlikte, bu yargıların tutarlılığı sorgulanmaya başlanmıştır. Din ve bilim her ikisi de aynı alanda söz söylemektedir. Son söz hakkının kime ait olacağı, din ile bilimin çatışma, uyuşma ve ayrışma şeklinde tezahür eden ilişkisinin nasıl olması gerektiği ise hala cevap bekleyen bir soru olarak ortadadır. Her geleneğin tek aslî gelenekten türediğini iddia eden gelenekselci ekol ve bu ekole mensup Seyyid Hüseyin Nasr soruya farklı perspektifle bakmışlardır. Bu çalışmada din-bilim ilişkisi ele alınırken, bir çatışma zemini olarak tezahür eden modern bilim ve çatışmanın uyuma dönüştüğü bir zemin olarak kutsal bilim ile İslâmî bilimin imkânı ele alınacaktır.Master Thesis Godless Morality and Criticism(2021) Avcı, Hediye; Hemşinli, HakanAhlâk kelimesi arapça 'hulk' kelimesinin çoğulu olup, kelimenin Türkçe karşılığı huy, tabiat, din gibi anlamlara gelmektedir. Ahlâk kavramı geçmişten günümüze kadar birçok alanda incelenmiş ve dinamikliğini korumuştur. Bunun sebebi bu kavramın insanın var oluşundan bu yana insan hayatında önemli ve belirleyici olarak varlığını sürdürmesinden kaynaklanmaktır. Çalışmamızın konusu hasebiyle genelde felsefe, özel de ise ahlâk felsefesi ve din felsefesi gibi alanların da konusu olan ahlâk kavramının, felsefede daha çok mahiyeti, keyfiyeti, gayesi ve ahlâkın bir temele dayandırılması problemlerinden hareketle incelendiği görülmektedir. Ahlâkın bir temele dayandırılması başlığı altında farklı kategorilendirmeler mevcuttur. Fakat biz konumuzun çerçevesi açısından dine dayanan ahlâk yaklaşımları ve dine dayanmayan ahlâk yaklaşımları başlığından hareketle, ahlâkın tanrısız olarak temellendirilmesini incelemeye çalışacağız. Çalışmamızın amacı ve mesajı, ahlâkın tanrısız olarak temellendirilemeyeceğini vurgulamak ve bu konudaki çelişkileri ortaya koymak olacaktır.Master Thesis The Relationship of Mind and Ethics in Abdurrahman Taha(2023) Hırslı, Zafer; Hemşinli, HakanAkıl ve ahlâk ilişkisi hem Batı hem de İslâm düşünce tarihi boyunca sürekli olarak tartışılmıştır. Bu konuyu tartışanlardan biri de çağdaş İslâm düşüncesinin yaşayan önemli isimlerinden Faslı Abdurrahman Taha (d. 1944)'dır. O, aklı, kalbin bir fiili olarak; ahlâkı da insanın fıtratında mevcut ontolojik bir yapı olarak görmektedir. Bu bağlamda, onun düşüncesinde akıl ve ahlâk, birbirlerinden ayrılmayan, çeşitli yönleriyle birbirini besleyen iki gerçekliktir. Akıl ve ahlâk ilişkisine dair tartışmalarda akıl ve ahlâkı birbirinden bağımsız gören anlayışın araçsal akılla çeşitli kriz ve olumsuz sonuçlara neden olduğunu düşünen Taha'ya göre, akıl ve ahlâkı birbiriyle ilişkili gören görüş ise, aklı kalbin eylemi ve ahlâkla (amelle) yol bulan, çeşitli buhranlara çare olarak düşünmektedir. O, aklı sadece bir dereceyle sınırlı tutmayıp çeşitli mertebelere ayırmakta ve aklın şer'i amel tarafından terbiye edileceğini ve yetkinliğe ulaşacağını savunmaktadır. Ahlâka aklın değil, vahyin kaynaklık ettiğini savunan düşünür, dinsiz ve tanrısız bir ahlâkı eleştirmektedir. Tektipçi modernite anlayışının soyut/araçsal akıl (el-aklü'l-mücerred) aracılığıyla hegemonik güce dönüştüğü bir zamanda logos merkezli ve seküler ahlâk anlayışı yerine eylemin (amelin) kaynaklık ettiği kalp merkezli akıl anlayışının insan fıtratına ve vahye dayalı ahlâk anlayışını çözüm olarak görmektedir. Akıl ve ahlâkı bütünlüklü, tutarlı, eleştirel ve günümüz dünyasına çözüm üreten bir çözümle ele almaktadır. Taha'nın düşüncesinde akıl ve ahlâk ilişkisini anlamayı ve tartışmayı amaçlayan bu çalışmada, onun akıl ve ahlâk tasavvurunun ne olduğu, birbirleriyle ne tür bir ilişkiye sahip olduğu tahlil edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede, akıl ve ahlâkın çeşitli yönleri mevcut olmasına rağmen, bunlar din felsefesinin problematiği açısından incelenmeye gayret edilmiştir. Ayrıca, akıl ve ahlâk gibi iki problematik alan, kendi açılarından geniş bir yelpazeye ve derin ayrıntılara sahipken, çalışmamızda bunların mahiyetine, bunlarla alakalı kavramlara ve teşekkül ettikleri kaynaklara yer verilmiştir. Ayrıca akıl ve ahlâkın dinle olan ilişkisini çözümlemeye ve daha belirgin hâle getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din Felsefesi, Ahlak Felsefesi, Abdurrahman Taha, Akıl, AhlâkMaster Thesis The Concept of Albert Einstein on God and Religion(2019) Oruk, Zehra; Hemşinli, HakanXX. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçilerinden Albert Einstein'ın Tanrı ve Din anlayışı üzerine yapılan bu çalışmanın amacı, Einstein'ın düşünce dünyasının kapsamlı bir şekilde incelenerek, Tanrı-âlem ilişkisi çerçevesinde oluşan Tanrı tasavvurlarından hangisine daha yakın olduğunun belirlenmesidir. Bu niyetle Einstein'ın fizik ve ötesine dair düşüncelerinin kaynağında bulunan ve hayata bakışını şekillendiren bilimsel temellere yer verilmiştir. Son olarak Tanrı anlayışı belirlenerek, onun Tanrı düşüncesinden izole edilmiş din yaklaşımı sunulmuştur. Dine dair görüşleri verilirken, din-bilim ilişkisine dair düşüncelerine yer verilmiştir. Bununla birlikte, bir Yahudi olarak Einstein'ın Siyonizm akımına dâhil olmasındaki gerekçeler ve dinî görüşleri ile ilişkili olarak özgür irade, ahlâk, mucize, peygamberlik ve ahiret gibi dinî literatüre ait kavramlar hakkındaki fikirleri ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Çalışma süresince Einstein'ın entelektüel gelişimine katkı sağlayan durumlara kısaca değinilerek, onun bilim ve felsefî görüşlerinden eş zamanlı faydalanılmıştır. Onun kendi çalışmaları, konuşmaları, mektupları esas alınarak, önemli görülen ikincil kaynaklardan da faydalanılmıştır. Çoğunlukla deskriptif bir yöntem izlenmekle birlikte konu ile alakalı muğlak olan noktalar, elde edilen verilerin yorumlanması sonucu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda Einstein'ın Tanrı düşüncesi, Tanrı-âlem ilişkisi açısından bilinen Tanrı tasavvurlarından herhangi birinin altına doğrudan yerleştirilemese de teizm, deizm, panteizm ve panenteizm olmak üzere Tanrı tasavvurlarından hangisine hangi yönler ile yakın olduğu saptanmaya çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Tanrı, Din, Evren, Özgür İrade, Ahlâk, Einstein, Tanrı TasavvurlarıMaster Thesis Divine Justice in the View of Murtaza Mutahhari(2019) Karaç, Tahir; Hemşinli, HakanTeodise (adlî ilâhî), en genel anlamda her şeye rağmen Tanrı'nın adaletini sürdürülebilir olduğuna işaret eden Yunanca bir kavramdır. Hem İslâm dünyasında hem de Batı'da hakkında çok şey yazılıp çizilen bu problem din, felsefe, sanat, mitoloji, siyaset gibi eşitli alanlara konu olmuştur. Adlî ilâhî meselesinin elbette birçok bileşeni vardır. İrade, ihtiyar, cebr, ayrımlar ve imtiyaz, kaza ve kader, kötülük vs. bunlardan en önemlileridir. Bu başlıklardan en önemli olanı şüphesiz kötülüktür. Bu mevzu teodisenin en zor imtihan noktalarından birini oluşturmaktadır. Klasik İslam düşünce geleneğinde felsefi teodise tecrübesi Antik Yunan Felsefesi'nin de katkısını ihmal etmeden İbn Sînâ ve Fârâbî üzerinden tartışılmıştır. Gazzâlî'den Leibniz'e geçen bu mesele Batı'da yoğun tartışmalara sahne olmuştur. Yirminciyüzyıla gelindiğinde konu her zamanki varlığını sürdürüp müstakil eserlerin meydana gelmesine sebebiyet vermiştir.Bu eserlerden biri de Mutahharî'nin Adlî İlâhî eseridir. Bu eserde kilit bir yer işgal eden şer problemi adl ilkesi çerçevesinde, burhan (felsefî) yöntemiyle soruşturulmaktadır.Master Thesis Fundamentals of God-Beauty Relationship(2025) Çevik, Nuray Atalay; Hemşinli, HakanTanrı, hem varlığı hem de varlıkla ilişkisi bakımından, düşünce tarihinin en merak edilen ve her zaman canlılığını koruyan konularından biri olmuştur. Tanrı'nın nasıl bir varlık olduğu ve onun varlığının yansımalarının aklî ve duygusal zeminde bir karşılığının olup olmadığı Tanrı konusunun üzerinde önemle durulan taraflarından biridir. Tanrı'nın varlıkla ilişkisinde düşünür ve teologların soruşturdukları şeylerden biri güzelliktir. Güzelin hem bir fenomen olarak varlığı hem de insanın duygu dünyasında karşıladığı anlamlar, onun Tanrı ile ilişkili olup olmadığının sorgulanmasına sebep olmuştur. Özellikle güzelin ulvî ve yüce olana işaret eden anlamları, güzelliğin hem Tanrı'nın güzelliğinin bir yansıması hem de insanlığa bir lütfu olarak kabul edilmiştir. Bu noktada güzele metafiziksel bir değer atfedilerek hem Mutlak Güzel olarak nitelendirilen Tanrı'nın bir yansıması olarak kabul edilmiş, hem de bu kabulün insan tecrübesi açısından pratik yansımaları üzerinde durulmuştur. Çalışmamızda, Tanrı-güzel ilişkisinin temelleri irdelenmiş ve bazı temel sorular üzerinden düşünce tarihindeki konumuzla ilgili olan olumlu cevaplar ile bazı çıkarımlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Hem aklî hem de de duygusal zeminde Tanrı- güzel ilişkisinin ne türden bir ilişki olduğunun tespiti amaçlanmıştır.Master Thesis Religion and Tolerance: Possibility and Limits – the Case of Islam –(2007) Hemşinli, Hakan; Baykan, Erdalnsan toplumla birlikte yasayan bir varlıktır. Toplum ise, tek tip bireylerden degil, farklı din, dil, ırk, cins vb. unsurlardan olusmaktadır. nsanın toplum içindeki bu farklılıklarla birlikte barıs, huzur ve güven içerisinde yasayabilmesi için hosgörülü, çogulcu ve diyalog içinde olmasına ihtiyacı vardır. Bu hosgörülü ve çogulcu ortamın sürdürülmesinde dinlerin önemli bir etkisi bulunmaktadır. Zira toplumdaki insanların hemen hepsi farklı da olsa bir dini inanca mensupturlar. Dolayısıyla, belirli bir dine inanan insanlar, bireyler ve toplumlar arası münasebetlerini kendi dini ilkelerini göz önünde bulundurarak yürütürler. Türkiye'nin Müslüman kimligi ile Avrupa Birligi'ne girme sürecinde bu farklılıklar iyice tartısılmaya baslanmıstır. slam, Müslüman bir kisinin kendinden dini, etnik, kültürel vb. bakımdan farklı olan insanlarla barıs içinde nasıl birlikte yasayacagını ortaya koymustur. Kur'an bu konuda çok net bir prensip getirmis ve ?Dinde zorlama yoktur? ilkesiyle din, inanç ve diger konularda zorlama ve baskının yasak oldugunu bildirmistir. Kur'an'a göre bir Müslüman, farklı din, dil, ırk, mezhep vb. unsurlarla aynı toplumda barıs içinde beraber yasayabilmelidir. Hz. Peygamber, bunun en güzel örnegini ?Medine Vesikası'nda sunmustur. Hz. Peygamberi örnek alan Müslüman devlet yöneticileri de aynı hosgörülü ortamı günümüze kadar sürdürmüslerdir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Felsefesi, Hosgörü, Kur'an, PeygamberMaster Thesis Compariosan Between Love Morality of Hilmi Ziya Ülken and Rebellion Morality of Nurettin Topçu(2021) Keskin, Evin; Hemşinli, Hakanİnsanın olduğu her yerde varlığını koruyan ahlâk, geçmişten beri tartışmalara konu olmuş ve gerek filozoflar, düşünürler gerekse de din adamları, neden ahlâklı olunması gerektiği ile ilgili fikirlerini paylaşmış ve bazı ahlâkî sistemler geliştirmişlerdir. Bu çalışma ise benzer bir kaygıyla aynı dönemde yaşamış olan Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Topçu'nun ahlâk görüşlerini incelemektedir. Ülken ve Topçu, kendilerinden önceki ahlâkî sistemlere eleştiri getirerek kendi ahlâkî sistemlerini kurmuşlardır. Ahlâkı mertebelere ayıran Ülken, dört mertebeden oluşan bu sistemde kişinin mertebeleri aşarak Aşk Ahlâkına ulaşılabileceğini savunurken, Topçu da insanın kendisini esir eden haz, dayanışma ve hâkimiyet güçlerine karşı gelerek İsyan Ahlâkına ulaşılabileceğini savunmaktadır. Ülken'in kaleme almış olduğu Aşk Ahlâkı ile Topçu'nun doktora tezi olarak sunmuş olduğu İsyan Ahlâkı eserleri ana kaynak olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Aşk Ahlâkı ve İsyan Ahlâkı'nın temel hatlarını çizdikten ve sistemleri genel olarak tanıttıktan sonra karşılaştırmasını yapmaktır.Master Thesis Religion-Science Relationship in Bertrand Russell(2023) Arslan, Muharrem; Hemşinli, HakanDin-bilim ilişkisi, bilimsel faaliyetlerin artmasıyla beraber din felsefesinin önemli alt başlıklarından birisi haline gelmiştir. Reform ve Rönesans hareketleriyle başlayan ve sonraki dönemlerde daha çok ilerleyen Orta Çağ'ın zihniyetine yönelik karşıtlık, zamanla dine karşı bir tavra dönüşmüştür. Bu durum, zamanla klasik dönem filozoflar arasında sıkça tartışılan din-felsefe ilişkisinin yönünü daha çok din-bilim ilişkisine yönlendirerek tartışmanın muhataplarını değiştirmiştir. Modern Dönem düşünürleri arasında din-bilim ilişkisine en fazla yer veren filozoflardan birisi İngiliz filozof Bertrand Russell olmuştur. Din ve bilim ile ilgili düşüncelerini genellikle tarihsel verilere dayandırarak temellendiren filozofa göre iki disiplin, benzer meselelerde sordukları sorulara aldıkları farklı cevaplarla özellikle Modern Dönemle beraber gün yüzüne çıkan ve sonucunda bilimin kazanmış olduğu bir çatışma içerisine girmişlerdir. Dinin varlığının temelinde korku duygusu olduğunu belirten Russell'a göre, başta Orta Çağ olmak üzere, İlk Çağ'ın ve Modern Dönem'in tarihsel sürecine bakıldığında, dinin insanlığa vermiş olduğu zarar yarardan çok daha fazla olmuştur. Dinler, ortaya çıktıkları ilk dönemlerde kişisel alanda kalmış olsalar da zamanla kurumsallaşıp toplumsal hayatın her alanına yerleşerek varlığını devam ettirmişlerdir. Modern Dönem'de bilim, din ile girmiş olduğu çatışmada bütün engellere rağmen, başta astronomi olmak üzere evrim, tıp, eğitim, siyaset gibi alanlarda ortaya çıkan bilimsel faaliyetlerde kazançlı çıkmış ve insanlığın önünü açmıştır.Master Thesis Religion, Morals and Art From the Perspective of Alija Izzetbegović's(2021) Günerigök, Mehmet Akif; Hemşinli, Hakan20. yüzyıl Avrupasında yaşamış Müslüman bir düşünür ve entelektüel olan Aliya İzzetbegoviç, düşünce sahasında ortaya koyduğu fikirleri ve eserleri aracılığıyla güncelliğini korumaktadır. Onun İslâm'ın modern çağda karşılaştığı sorunları anlamanın da ötesinde İslâm'a biçtiği önem ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri önemli görünmektedir. İzzetbegoviç, Dünya'yı ve dünyanın içindekilerini tıpkı insanın fıtrî yaratılışındaki birliği merkeze alarak düalist ya da düalist düşüncenin tek yönüne vurgu yapan düşünceleri tartışma konusu eder. İzzetbegoviç'in bu tür bir düalizm okuması onun düşüncesinin temelini oluşturur. Bundan dolayıdır ki o, madde ve mana birliğini, disipline edilmiş bilgilerin karşısına dinsel kuşatıcılığı, bilimin karşısına varoluşsal cevaplar taşıyan dinî ve sanatı koyarak tartışır. Ele aldığı bu yargıları, temellerine inerek çözümlemeye çalışır. Bu çalışma, Aliya İzzetbegoviç'in söz konusu sorunlara ilişkin olarak ahlâk ve sanat alanındaki görüşlerini daha sistematik bir şekilde ortaya koymayı ve bu görüşlerin din ile ne gibi bir ilişki içinde olduklarını göstermeyi, ayrıca bu düalizm okumasında İzzetbegoviç'in nereye karşılık geldiğini tespit etmeyi amaçlamaktadır.Master Thesis Wisdom as a Moral Virtue in İbn Miskawayh Example(2020) Kara, Fatma Sena; Hemşinli, HakanHikmet, düşünce tarihinde sıkça rastlanılan ve hemen hemen her filozof tarafından kullanılmış bir kavramdır. Bu kavramın ahlâk felsefesinde de kullanıldığı görülmektedir. Araştırmamızın ilk amacı hikmet kavramının tanımı, mahiyeti, kısımları ve İbn Miskeveyh öncesi dönemde nefis ve hikmetin nasıl ele alındığını belirlemek olacaktır. Çalışmamızın ikinci amacı, özellikle İslam ahlâk felsefesi tarihinde, Muâllim-i Sâlis ünvanına sahip olan, ahlâk felsefesine özellikle Tehzîbü'l-ahlâk, Tertîbü's-saâdât ve Fevzü'l-asgar ile büyük katkı yapan İbn Miskeveyh'in nefis anlayışını ele almak olacaktır. Çalışmanın sonunda ise ahlâkî bir erdem olan hikmetin kaynağı, hikmet olarak görülen erdemler ve hikmet ile mutluluk ilişkisi İbn Miskeveyh'in görüşleri doğrultusunda ortaya konulmaya çalışılacaktır. Hikmet kavramı, felsefenin teorik kısmını teşkil etmesiyle beraber bu ilmin uygulanması açısından pratik yönünü ortaya koymuştur. Bu çalışmada hikmetin bir erdem olarak nerede olduğu, neyi kapsadığı ve İbn Miskeveyh'in pratik hikmet düşüncesi, onun nefis teorisi üzerinden aydınlatılmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İbn Miskeveyh, Felsefe, Hikmet, Nefis, Ruh, Ahlâk, Erdem.Master Thesis The Possibility of Talking About God in İbn Hazm(2024) Kızıl, Bahar; Hemşinli, HakanDin felsefesinin tartışmalı konularında yer alan din dili, Tanrı hakkında konuşmak diye de adlandırılabilmektedir. Din dili konusunda Tanrı başta olmak üzere O'nun varlığı, sıfatları insan ile olan ilişkisi ve mahiyeti yer almaktadır. Bunun yanı sıra Tanrı'ya atfedilen dinî söylem ve ifadeler ve bunların anlamlılığı bakımından yapılan değerlendirmeler din dilinde önemli bir konuma sahip olmaktadır. Tanrı hakkında konuşmanın imkanı üzerine Batı düşünce dünyasında hararetli tartışmalar yapıldığı gibi İslâm düşünce dünyasında bilhassa kelâm alanında da aynı duruma şahit olmaktayız. Mu'tezile, Mücessime, Dehriyye, Müşebbihe gibi itikâdi mezhepler başta olmak üzere diğer mezhepler tarafından konuyla ilgili ortaya koyulan görüşler din dili tartışmalarını ortaya koymaktadır. Tanrı hakkında konuşmanın imkanı üzerine Zâhirîlik düşüncesiyle hareket ederek görüşlerini öne süren İbn Hazm, ilâhî sıfatlar ve Tanrı'nın varlığı meselelerinde din dili tartışmalarına dolaylı olarak dahil olmaktadır. O, itikâdi mezheplerin görüşlerine dair tenkitlerini aklî ve naklî delillerle dile getirirken Tanrı hakkında konuşmanın tenzih edici şekilde imkanı olabileceği üzerinde durmaktadır. Savunduğu bu görüşün temeline ise nassları ve mantıkî ilkeleri koymaktadır. Bu çalışmamızda İbn Hazm'ın, din dili tartışmalarındaki yaklaşımını değerlendirip Tanrı hakkında konuşmanın ancak tenzihî dil ile olabileceği görüşünü günümüz din dili tartışmaları üzerinden karşılaştıracağız. İbn Hazm'ın, tenzihî dil anlayışına dair farklı yaklaşımı ve kendine has yöntemi üzerinde durmayı din dili tartışmalarına yeni bir bakış açısı oluşturacağını düşündüğümüz için bu hususu geniş tutmaya çalışacağız. Konuya ilişkin önemli hususları öne sürmeden önce onun İslâm kelâmındaki İlahi sıfatlar ve Tanrı'nın varlığı konularına dair görüşlerini ele alıp dinî metinleri anlama ve yorumlamada benimsediği Zâhirî yöntemini değerlendireceğiz. Çalışmamız, din dili tartışmalarına dair öne sürülen Batı düşünce dünyasının ve İslâm kelâmının görüşleriyle sınırlı olmakta ve İbn Hazm'ın ilgili konuya dair tavrını ortaya koymaktadır.Master Thesis The Problem of Evil and Theodicy in Ahmed Midhat Efendi(2023) Kuş, Mustafa; Hemşinli, HakanKötülük sorunu, ancak bir Tanrı'nın varlığı kabul edildiğinde bir 'sorun' haline gelmektedir. Çünkü buradaki 'sorun' Tanrı ile kötülüğü bağdaştıramama sorunudur. Tanrı'dan geldiği iddia edilen dinlerin kutsal kitaplarına bakıldığında, muhakkak her dinde ve kitapta, insanın ilk yaratılışıyla beraber kötülük, kendisine değinilen bir konu olmaktadır. Dolayısıyla kötülük sorununun, düşünenlerin yahut inananların hepsi için, bizzat dinlerde, muhakkak kafa yorulması gereken bir mesele olarak sunulduğu söylenebilir. Bunlara binaen, birçok düşünür, çok eskilerden beri, bu meseleye kafa yormuş, çeşitli çözüm yolları bulmaya çalışmıştır. İlâhî kitaplardan, Eski Yunan'a, Ortaçağ'a, Aydınlanma'ya hatta Tanzimat'a kadar kötülük sorunu ve çözümleri hakkında konuşulmuştur. Ahmed Midhat Efendi de bu soruna ve çözümlerine, Tanzimat'tan bakan, orijinal yönleri bulunan bir düşünür olarak çalışmaya değer görülmüştür. Bu çalışmanın içerisinde, Ahmed Midhat Efendi'nin yaşamına değinilmiş, felsefî görüşleri ve onun görüşlerinin etkilendiği mecralar hakkında yorumlar yapılmıştır. Daha sonra felsefî ve tarihsel olarak kötülük problemine değinilmiş, Ahmed Midhat Efendi'nin kötülük sorununa dair fikirleri derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır. Hemen ardından, kötülük sorununa çözüm önerileri olarak teodise kavramından ve kavramın tarihinden bahsedilmiş, Ahmed Midhat Efendi'nin teodiseye dair genel görüşleri ifade edilmiştir. Son olarak da onun savunduğu bazı özel teodiseler incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise Ahmed Midhat Efendi'nin, kötülük sorunu ve teodise bağlamındaki tavrı, sistemli bir şekilde aktarılmış, bu tavrın açıklaması ve anlamlandırılması yapılmaya çalışılmıştır.Master Thesis Evaluation of Claims Regarding Artificial Intelligence From the Perspective of Conceptions of God(2024) Erbek, Hurşit; Hemşinli, HakanYapay zekâ teknolojilerindeki gelişim hızla devam etmektedir. Bu gelişim hem niceliksel hem de niteliksel boyutlarda kendini göstermektedir. Bu durum, geçmişten günümüze yapay zekâ ile ilgili pek çok iddianın tekrar gündeme gelmesine ve yeni iddia ve teorilerin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Din felsefesinin en önemli konularından biri olan Tanrı tasavvurları, âlemdeki olaylar ve olguların etkisiyle şekillenmektedir. Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişim, âlemde gözlemlediğimiz yeni bir olgudur ve bu yeni olgu teolojik açıdan incelenmelidir. Bu bağlamda, teolojik iddialar Tanrı tasavvurları açısından değerlendirilmelidir. Konumuzla ilgili iddialar şunlardır: Yapay zekânın bilinç ve irade sahibi bir varlığa dönüşeceği, yapay zekânın insandan üstün bir konuma ulaşacağı, yapay zekânın kendisinden daha zeki yapay zekâlar üreteceği ve transhümanizmin iddialarıdır. Bu iddialar her ne kadar teknoloji ile ilgili görünse de aslında ontolojik iddialardır, çünkü insanın yeryüzündeki istisnai konumunu sorgulatan ve klasik Tanrı anlayışlarını etkileyen bir mahiyet taşımaktadırlar. Bu iddialar, Tanrı'nın âleme nasıl müdahil olduğu ile ilgili düşüncemizi ve dolayısıyla Tanrı tasavvurumuzu etkileyecek gibi görünmektedir. Yapay zekâ, insanın varlık âlemine, kendisine ve Tanrı'ya dair birçok sorunun cevabını bulabileceği ve belki de yeni soruların üretileceği bir alandır. Bu çalışmada, yapay zekâya kaynaklık eden bilgisayar teknolojisi ve yapay zekâ programlarının tarihsel süreci kısaca anlatılmıştır. Daha sonra, yapay zekâ ile ilgili gelecekte gerçekleşmesi beklenen iddialar ortaya konmuş ve bu iddialara yönelik eleştiriler ele alınarak, iddiaların gerçekçiliği değerlendirilmiştir. Başlıca Tanrı tasavvurlarından teizm, deizm, panteizm ve panenteizmin, varlıkların ortaya çıkmasında, varlıklarını devam ettirmesinde, gelişmesinde, kısaca yeryüzündeki bütün olaylarda Tanrı'ya atfettikleri roller kısmen betimlenmiştir. Ardından, yapay zekâ ile ilgili iddialar bu Tanrı tasavvurları açısından değerlendirilmiş ve yapay zekâ ile ilgili iddiaların bu Tanrı tasavvurları ile uyumlu veya çelişkili yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır.

