TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14720/5
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Institution Author "Akdeniz, Emrah"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Article Heidegger’de Dış Dünyanın Varlığı Sorununun Çözümlemesi(2023) Akdeniz, EmrahFelsefe tarihi, Heidegger’e göre, varlık sorusu etrafında inşa edilmiştir. Büyük filozofların neredeyse tamamı yüzeydeki tümfarklılıklara rağmen esasında bu ontolojik soruyla ilgilenmişlerdir. Bununla birlikte özellikle özgün düşünce geleneğinde bir kırılmanın yaşandığı Platon’la birlikte “varlık sorusu”, gitgide sahihliğinden uzaklaşmış ve Descartes’ın modern felsefenin de başlangıcı olmak bakımından tepe noktasını oluşturduğu bir çizgide, özne ile nesnenin karşılıklı konumlandırılarak yorumlandığı bir epistemolojik soru haline dönüşmüştür. Epistemolojik yaklaşımın öne çıkan özelliği, özne-nesne ilişkisinde bilginin koşullarını belirleyerek öznenin bilme sınırlarını saptamaya çalışmaktır. Bu yaklaşımda nesne özneye aşkındır; dolayısıyla öznenin nesneyi bilmesi ancak kendinden yola çıkmasıyla olanaklıdır; çünkü öznenin kendisine ilişkin bilgisi doğrudan gerçekleşen, içkin bir bilgidir. Dolayısıyla bu yaklaşımdaki temel varsayım, özne ile nesnenin birbirini dışladığı, nesnenin özneye tâbi kılındığı ikili bir dünya varsayımıdır ve bu varsayımda ortaya çıkan karakteristik sorun, dış dünyanın varlığının kanıtlanması/bilinmesi sorunudur. Sonuç olarak bu makalede Heidegger’in bu problemi “varlık sorusu” bağlamında nasıl bir çözüme kavuşturduğu gösterilmeye çalışılacaktır.Article Heidegger'in Düşüncesinde Farklılaşan Kavramlar Bağlamında Varlığı Düşünmenin Sürekliliği Üzerine(2023) Akdeniz, EmrahHeidegger, felsefî düşüncenin, tarihi boyunca Varlık Sorusu etrafında inşa edildiğini iddia eder; dolayısıyla felsefe, ilkin Sokrates-öncesi dönem ile ortaya çıkan ve zamanla bir çeşit bozulma olarak düşünülebilecek bir dönüşümle sonlanan bir süreç şeklinde düşünülür. Bu haliyle felsefe tarihi, aynı zamanda metafizik tarihidir ve metafizik tarihini Heidegger, düşüncenin kökenine işaret etmesi nedeniyle ilk başlangıç olarak adlandırır. Bununla birlikte ilk başlangıç, Heidegger için akıp gitmiş ölü bir geçmiş değildir; tam tersine tekrar düşünülmesi ve yeniden yorumlanması gereken, şimdiye ve geleceğe ilişkin bir evredir; çünkü düşüncenin, varlıkla ilgili sahih bir açılımı, ancak geriye dönük alışılmadık bir yorumlama etkinliği aracılığıyla gerçekleştirmesi söz konusudur. Böylece Heidegger, sahih düşünmenin olanağı olarak yorumladığı öteki başlangıç kavramına ulaşır. Bu aşamada düşünür için takınılması gereken tutum, bu iki başlangıç arasında sürekli bir gidip gelme hâlidir; çünkü Heidegger’in özellikle ikinci büyük yapıtı olarak görülen Felsefeye Katkılar’da merkeze aldığı Varlığın Hakikati ya da Olagelme gibi terimler, bizzat başlangıçlar arasındaki bu hareketlilik bağlamında kavranabilecek olan temel bir oluşa işaret etmektedir. Bu nedenle Heidegger’in düşüncesini anlamada kilit rol oynadığı düşünülen, fakat Varlık ve Zaman’a göre daha arka planda kalmış olan bu metne bakmak ve oradaki yaklaşımı görmek, böylece ortaya çıkan yeni kavramları ele almak önem arz etmektedir. Sonuç olarak bu makalenin amacını, Heidegger’deki temel sorunun, onun erken dönemi olarak düşünülen Varlık ve Zaman döneminde de, sonrasında da değişmediğini göstermeye çalışmak oluşturmaktadır. Bu bağlamda Heidegger’in anlaşılmaz görünen ve yorumlanması zor olan ve mistik tınısı bulunan kimi terimleri açıklanmaya çalışılacak, böylece Heidegger’in değişen terminolojisine rağmen düşüncesindeki devamlılığın varlığı gösterilmiş olacaktır.

