Doktora Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14720/12

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 960
  • Doctoral Thesis
    Elektrodöndürme Yöntemiyle Elde Edilen Zein Tabanlı Biyoaktif Madde Yüklü Nanomateryallerin Karakterizasyonu ve Tavuk Köftenin Bazı Kalite Parametreleri Üzerine Etkisi
    (2025) Kutlu, Nazan; Meral, Raciye
    Bu çalışmada, antimikrobiyal ve antioksidan özelliklere sahip keten tohumu yağı, kurkumin ve gallik asit yüklü zein tabanlı nanolifler üretilip karakterize edilmiş ve bu nanoliflerin tavuk köftenin depolanması ile kızartılması sürecindeki kalite özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında; zein tabanlı nanolif (ZN), kurkumin yüklü (ZNC), keten tohumu yağı yüklü (ZNF), gallik asit yüklü (ZNG), keten tohumu yağı ve kurkumin yüklü (ZNFC), keten tohumu yağı ve gallik asit yüklü (ZNFG) ile keten tohumu yağı, gallik asit ve kurkuminin birlikte yüklendiği (ZNFCG) olmak üzere yedi farklı zein tabanlı nanolif türü üretilmiştir. Elektrodöndürme cihazı çalışma koşulları tüm nanolifler için 27 kV voltaj, 0.065 mL/dk çözelti akış hızı ve iğne ucuyla plaka arasındaki mesafe 12 cm olarak belirlenmiştir. Elde edilen nanoliflerin çaplarının 170.79±61.47-318.55±37.90 nm arasında değişim gösterdiği, nanoliflerin enkapsülasyon etkinliğinin (EE) ise oldukça yüksek olduğu (%97.13 ile %98.03) belirlenmiştir. Biyoaktif maddelerin nanolif içine başarılı bir şekilde en kapsüle edildiği ATR-FTIR analizinden elde edilen spektrumlarla kanıtlanmıştır. Nanoliflerin çeşitli patojen mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiş ve nanoliflerin 16, 15.5, 15 ve 14 mm inhibisyon çapı oluşturarak bu patojenlere karşı oldukça yüksek antimikrobiyal etki gösterdiği belirlenmiştir. Nanoliflerin mikroorganizmaları inhibe eden en düşük konsantrasyonlarının 0.05 mg/mL gibi düşük miktarlar olduğu görülmüştür. Ayrıca, nanoliflere yönelik in vitro kontrollü salınım testleri gerçekleştirilmiş, nanoliflerin toplam fenolik madde miktarı (TFM), antioksidan kapasitesi (DPPH) ve termal özellikleri belirlenmiştir. Karakterizasyon analizleri gerçekleştirildikten sonra tavuk köfteler nanolifle kaplanmış ve toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) yükü 6 log kob/g değerine ulaşana kadar örnekler 4±2°C'de muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince nanoliflerin tavuk köftenin kalite parametreleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla; TMAB sayımı, toplam psikrofilik bakteri (TPB) sayımı, toplam maya-küf (TMK) sayımı, pH, tiyobarbitürik asit sayısı (TBA), renk ve karbonil madde miktarı analizleri gerçekleştirilmiştir. Muhafazanın 3.gününde nanolifle kaplı olmayan grupta (K-TK) TMAB sayısı 6.11 log kob/g, ZNFCG-TK grubunda ise 3.40 log kob/g olarak bulunmuştur. Ayrıca muhafazanın 14. gününde ZNFCG-TK grubunda TMAB sayısı 7.89 log kob/g değerine ulaşmıştır. Nanoliflerin tavuk köfte örneğinde mikroorganizma gelişimini sınırlayıcı etkileri olduğu belirlenirken bu anlamda en etkili nanolifin ZNFCG nanolifi olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın diğer kısmında ise, tavuk köfte örnekleri nanolifle kaplanmış ve biyoaktif maddelerin salınım gerçekleştirmesi için 24 saat boyunca 4±2°C'de bekletilmiştir. Daha sonra derin yağda 180ºC'de, 9 dk kızartılmıştır. Kızartma işlemi sonrası; köftelerde kızartma verimi, çap azalması, nem tutma kapasitesi, yağ emilimi, sertlik, renk parametreleri (L*, a*, b*), TBA ve protein oksidasyonu (karbonil içeriği) gibi kalite kriterleri incelenmiştir. Analizler sonucunda, nanolif kaplamanın tüm parametreler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar meydana getirdiği belirlenmiştir (p<0.05). En yüksek kızartma verimi ZNFCG-K (%79.36) grubunda gözlemlenmiş olup en düşük yağ emilimi de ZNFC-K (%1.21) grubunda tespit edilmiştir. Bu örnek gruplarının aynı zamanda en yüksek nem tutma kapasitesine (%65.57 ve %63.09) sahip olduğu belirlenmiştir. Renk parametreleri açısından, nanolif kaplamanın özellikle ürünün açıklığı (L*) ve sarılığı (b*) üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. ZNF-K grubunda en yüksek b* değeri (31.43) tespit edilmiştir. Oksidatif stabilite bakımından değerlendirildiğinde, en düşük TBA değeri ZNFCG-K (0.24 mg MDA/kg) ve ZNFG-K (0.28 mg MDA/kg) gruplarında bulunmuştur. Sertlik analizi sonucuna göre ise ZNFC-K grubunun diğer örnek gruplarına göre en yumuşak tekstüre sahip olduğu (5.08 N) belirlenmiştir. Bu çalışmada; zein tabanlı biyoaktif madde yüklü nanoliflerin tavuk köftenin hem depolama süresince mikrobiyal kalitesi hem de kızartma sonrası kalite özellikleri üzerinde olumlu etkiler sağladığı belirlenmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Güzel Sanatlar Liselerinde Okutulmakta Olan Türk Sanat Müziği Teori ve Uygulaması Dersinin Öğrenci ve Öğretmen Görüşleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi (Van İli Örneği)
    (2025) Atan, Mecnun Dincer; Yükrük, Serap
    Bu çalışmanın amacı güzel sanatlar liselerinin öğretim programında 2016 yılında yapılan değişiklikle programa dâhil edilen Türk Sanat Müziği Teori ve Uygulaması (TSMTU) dersinin kazanımlarına ulaşılabilme durumunu incelemek, dersin eğitim-öğretim süreçlerinde karşılaşılan problemleri belirlemek, bu problemlere yönelik çözüm önerileri geliştirmek ve elde edilen sonuçlara göre yeni yönelim gelişimlerine katkı sunmaktır. Bu amaç için araştırmacı tarafından bu dersi almış öğrencilere uygulanmak üzere bir ölçek geliştirilmiş ve aynı zamanda bu dersi okutan öğretmenlerin görüşlerinin alınabilmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Van ilinde bulunan Van Güzel Sanatlar Lisesi ve Erciş Güzel Sanatlar Lisesinde okumakta olup TSMTU dersini almış 11 ve 12. sınıfta okumakta olan 59 öğrenci ve bu okullarda bu dersi okutmuş/okutmakta olan 5 öğretmen oluşturmuştur. Çalışma, karma modelin açıklayıcı sıralı deseni kullanılarak yürütülmüştür. Ölçek verileri SPSS paket programında analiz edilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme formunun verileri ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin TSMTU dersinin kazanımlarına düşük düzeyde ulaştıkları, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha yüksek puan aldığı, Van Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin Erciş Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinden daha yüksek puan aldığı, öğrencilerin okudukları bölüme göre ise Türk Halk Müziği bölümü öğrencilerinin Müzik bölümü öğrencilerine kıyasla daha yüksek puan aldığı gözlenmiştir. TSMTU dersi okutulurken; ders saatinin yetersizliği, öğrencilerin derse karşı ilgisiz oluşları, öğrencilerin hazır bulunuşluklarının bu dersi almak için yeterli olmaması, dersi okutan öğretmenlerin daha önce kapsamlı bir Türk müziği eğitimi almamış olmaları öğretmenlerin karşılaştıkları başlıca sorunlardır. TSMTU dersinin 9. ve 10. sınıf yerine daha ileri kademelerde verilmesi, dersi veren öğretmenlerin Türk müziği eğitimi almaları ve Türk müziği çalgısı çalmaları başlıca önerilerdendir.
  • Doctoral Thesis
    Covıd-19 Özelinde Bulaşıcı Hastalıkların Matematiksel Modelleri Ve Bu Modellerin Niteliksel Analizi
    (2025) Can, Ceren Gürbüz; Şevgin, Sebaheddin
    Bu tezde, orijinal ve mutant virüslerle COVID-19 enfeksiyonu üzerine kısmen koruyucu bir aşının etkisi bölmeli deterministik bir matematiksel model kullanılarak araştırıldı. Geliştirilen model S (duyarlı), V (aşılanmış), I_1 (orijinal virüsle enfekte), I_2 (mutant virüsle enfekte) ve R (iyileşmiş) alt bölmelerinden oluşmaktadır. Modelde hem yapay aktif bağışıklığın (aşılanmış) hem de doğal aktif bağışıklığın (enfekte) etkisi dikkate alındı. Çalışmada, COVID-19'da orijinal virüsün ve mutant virüsün bulaşıcılık, iyileşme ve ölüm oranlarının farklılığı göz önüne alınmaktadır. Öncelikle yeni nesil matris yöntemi kullanılarak temel çoğalma sayısı elde edildi. Modelin hastalıksız denge noktasının ve endemik denge noktasının lokal kararlılığı Routh-Hurwitz kriteri ile ve global kararlılığı ise Lyapunov fonksiyonları yardımıyla analiz edildi. Castillo-Chavez ve Song Çatallanma Teoremi kullanılarak, aşının yeterince etkili olmadığı durumlarda ortaya çıkan ve temel çoğalma sayısı 1'in altında olsa bile hem hastalıksız hem de endemik denge noktalarının aynı anda var olmasına yol açan geriye doğru bir çatallanmanın varlığı gösterildi. Üç model parametresi parametre tahminiyle tahmin edildi ve modele duyarlı parametreler yerel duyarlılık analizi kullanılarak belirlendi. Aşı etkinliğini temsil eden parametrenin temel çoğalma sayısına en duyarlı parametre olduğu ve aşı etkinliğinin artırılmasının ikincil vakaların ortalama sayısını azaltacağı görüldü. Modelin dinamiklerinin altında yatan temel mekanizmaları göstermek ve analitik bulguları desteklemek için sunulan üç farklı simülasyon, aşı etkinliği ile salgının seyri arasında güçlü bir ilişki olduğunu, ikincil vakaların ortalama sayısını ve enfekte bireylerin salgının etkisi altında uzun süre kalma olasılığını azaltmak için daha yüksek etkili aşılar üretmenin ve aşılama oranını artırmanın gerekli olduğunu göstermektedir. Son olarak, salgının hangi koşullar altında kontrol edilebileceğini veya azaltılabileceğini anlamak için bir optimal kontrol problemi oluşturuldu. Enfekte bireylerin sayısını azaltmak ve kontrollerin maliyetini en aza indirmek için, Pontryagin'in maksimum prensibi yardımıyla halk sağlığı eğitimi, aşılama, tedavi ve izolasyon kontrol stratejilerini içeren bir amaç fonksiyonu oluşturulmuş ve çözülmüştür. Sayısal simülasyonlar, kontrol stratejilerinin uygulanmasının COVID-19 salgınının bulaşma dinamiklerini kontrol etmede etkili olduğunu göstermekte ve dört kontrolün aynı anda uygulanmasının üç, iki ve tek kontrolün uygulanması ile karşılaştırıldığında daha etkili olduğunu göstermektedir.
  • Doctoral Thesis
    Bilinçli Farkındalık Temelli Psikoeğitim Programının Üniversite Öğrencilerinin Dijital Bağımlılık, Bilişsel Esneklik ve Bilinçli Farkındalık Düzeyleri Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi
    (2025) Aynas, Suat; Tanhan, Fuat
    Bu araştırmanın amacı bilinçli farkındalık temelli hazırlanan psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılığı, bilişsel esneklik, bilinçli farkındalık düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Programın etkililiğini test etmek için ön-test, son-test, izleme testli ve deney-kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Programın ilk değerlendirmesine ilişkin yapılan pilot çalışmada ise ön-test ve son-test yapılmıştır. Kullanılan 2x3'lük split-plot desende, birinci faktör işlem gruplarını (bir deney, bir kontrol); ikinci faktör ise bağımlı değişkene ilişkin ölçümleri (ön-test, son-test, izleme testi) göstermektedir. Yapılan pilot uygulama sonucunda programın değişkenler üzerinde beklenen sonuçları ortaya çıkardığı görüldüğü için asıl uygulamaya geçilmiştir. Araştırma modelinde bir bağımsız; dört bağımlı değişken bulunmaktadır. Araştırmanın bağımsız değişkeni 'Bilinçli Farkındalık Odaklı Piskoeğitim Programı'; bağımlı değişkenleri ise dijital bağımlılık, bilinçli farkındalık ve bilişsel esneklik düzeyleridir. Çalışma kapsamında verileri toplamak amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu', 'Dijital bağımlılık ölçeği', 'Bilişsel Esneklik Ölçeği', 'Bilinçli Farkındalık Ölçeği' ölçekleri veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Hakkâri Üniversitesinde öğrenim gören ve çalışmaya gönüllü katılan 311 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubuna geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ölçekler uygulanmış ve ölçeklerden alınan puanların ortalamasına göre 44 öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Programa katılmak isteyen öğrenciler arasından deney (22) ve kontrol grubuna (22) seçkisiz atanmıştır. Deney grubuna Bilinçli Farkındalık Odaklı Psikoeğitim Programının oturumları 8 hafta boyunca uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Program uygulaması sona erdikten yaklaşık 2 ay sonra izleme ölçümleri yapılmıştır. Araştırmanın istatistiksel çözümlemelerinde SPSS 26.0 programı kullanılmıştır. Veri analizinde, deney ve kontrol gruplarının başlangıçtaki puanlarını karşılaştırmak için t-testi, tekrarlı ölçümlerde ise ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeklerin ön test, sontest ve izleme testi puanlarını karşılaştırmak için Post-hoc testlerinden Bonferroni testi kullanılmıştır. Tüm analizlerde kabul edilen hata payı düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Muşmula (Mespilus Germanica L.), Mahlep (Prunus Mahaleb L.) ve Kudret Narın'dan (Momordica Charantia L.) Süperoksit Dismütaz (SOD), Katalaz (KAT), Redükte Glutatyon (GSH), Malondialdehit (MDA), Difenil-Pıcrılhidrazin (DPPH) ve Flavonoit (FLA) Düzeylerinin Belirlenmesi
    (2025) Sezgin, Nursel; Demir, Halit; Akkoyun, Hurrem Turan
    Serbest radikaller, oksijen metabolizmasının bir yan ürünü olarak ortaya çıkan ve hücreler üzerinde toksik etkiler yaratan reaktif moleküllerdir. Antioksidanlar ise bu serbest radikalleri etkisiz hale getirerek ya da ortadan kaldırarak, oksidatif stresin tetiklediği çeĢitli hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde önemli bir rol üstlenir. Bu çalıĢmada, MuĢmula (Mespilus germanica L.), Mahlep (Prunus mahaleb L.) ve Kudret Narı (Momordica charantia L.) meyvelerinden bazı antioksidan aktiviteleri araĢtırıldı. Serbest radikallerin hücrelerde neden olduğu oksidatif stresin önlenmesinde önemli bir rol oynayan süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT) enzim aktiviteleri, redükte glutatyon (GSH) ile malondialdehit (MDA) düzeyleri ve DPPH radikal söndürme kapasiteleri ölçüldü. Ayrıca, ekstraktların toplam flavonoid bileĢen içerikleri quercetin eĢdeğeri olarak ölçüldü. ÇalıĢmada, SOD aktivitesi MuĢmula için 3.29 U/ml, Mahlep için 14.01 U/ml ve Kudret Narı için 1.09 U/ml olarak belirlenmiĢtir. KAT aktivitesi sırasıyla MuĢmula'da 28.69 U/L, Mahlep'te 30.19 U/L ve Kudret Narı'nda 28.53 U/L olarak ölçüldü. GSH düzeyleri ise MuĢmula'da 0.35 mmol/glutatyon, Mahlep'te 4676.70 mmol/glutatyon ve Kudret Narı'nda 1336.20 mmol/glutatyon olarak tespit edildi. Lipid peroksidasyonunun bir göstergesi olan MDA düzeyleri MuĢmula'da 2.25 μmol/L, Mahlep'te 1.18 μmol/L ve Kudret Narı'nda 2.28 μmol/L olarak hesaplandı. DPPH radikal söndürme aktivitesi farklı konsantrasyonlarda (50-1000 μg/ml) incelenmiĢ ve MuĢmula'da %85.28-88.71, Mahlep'te %70.42-77.29, Kudret Narı'nda %82.92-88.18 inhibisyon aralığında bulunmuĢtur. Toplam flavonoid miktarları ise MuĢmula'da 18.61±2.56 μg, Mahlep'te 20.57±2.56 μg ve Kudret Narı'nda 19.24±2.56 μg quercetin eĢdeğeri olarak belirlendi. Elde edilen bulgular, Mahlep ekstraktının SOD aktivitesi ve GSH düzeyi diğer türlere kıyasla üstün olduğunu, KAT aktivitesinde ise türler arasında yakın değerler gözlendiğini bulunmuĢtur. DPPH radikal söndürme kapasitesinde Kudret Narı ve MuĢmula, Mahlep'e göre daha yüksek antioksidan aktivite gösterdi. MDA düzeyleri açısından Mahlep, lipid peroksidasyonuna karĢı daha düĢük bir değer bulundu. Toplam flavonoid içeriği bakımından ise Mahlep, diğer türlere kıyasla biraz daha yüksek bir değerde bulundu. Bu sonuçlar, incelenen meyve ekstraktlarının antioksidan aktiviteleri açısından yüksek bulunmuĢtur.
  • Doctoral Thesis
    Peyniraltı Suyu (PAS) ve Peynir Katkılı Cips Üretimi ve Kalite Kriterlerinin İncelenmesi
    (2025) Sarımurat, Mehmet Şerif; Ocak, Elvan
    Bu çalışmada, peynir ve PAS katkılı mısır ve pirinç cipsleri üretilmesi ve elde edilen cipslerin bazı kalite kriterlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada mısır ve pirinç ununa peynir ve PAS eklenerek; tuzlu/şekerli ve sade/baharatlı 4 çeşit mısır cipsi 4 çeşit pirinç cipsi olmak üzere toplamda 8 çeşit cips üretilmiştir. Üretilen cipsler %70 N2 ve %30 CO2 gaz karışımlı modifiye atmosferde (MAP) ambalajlanarak oda sıcaklığında 90 gün depolanmıştır. Üretilen cipslerin kimyasal, fiziksel, duyusal ve mikrobiyolojik özellikleri iki depolama periyodu (1. gün ve 90. gün) boyunca karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda mısır unu ile üretilen cipslerin pirinç unu ile üretilenlere kıyasla daha yüksek kuru madde ve daha düşük nem içerdiği, buna paralel olarak daha yüksek gevreklik/kırılganlık ve daha düşük sertlik gösterdiği belirlenmiştir. Protein içeriği üzerinde en güçlü faktör un tipi olmuş, pirinç unlu örnekler mısır unlu örneklere göre daha yüksek protein düzeyleri sunmuştur. Kül ve tuz içerikleri, özellikle tuzlu ve baharatlı formülasyonlarda, tuz ve baharatın mineral katkısıyla anlamlı biçimde artmıştır. Enerji değeri mısır unu cipslerde daha yüksek bulunmuş; enerji ile yağ, karbonhidrat ve kuru madde arasında güçlü pozitif ilişkiler saptanmıştır. Oksidatif göstergeler açısından, peroksit ve TBA değerleri zamanla artmış olup, en yüksek değerler mısır unu ve baharatlı gruplarda görülmüş, buna karşın genel değerler derin yağda kızartmanın sınırlı olması ve MAP nedeniyle literatüre kıyasla düşük çıkmıştır. Akrilamid seviyeleri çok düşük kalmış, bunun peynir/PAS kaynaklı proteinlerin asparajinle rekabetine bağlanan azaltıcı etkiden kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Duyusal olarak baharatlı ürünler daha yüksek beğeni almış ve iki periyot arasında belirgin kalite kaybı gözlenmemiştir. Mikrobiyolojik olarak, ilk periyotta baharatlı örneklerde görülen sınırlı koliform/TMAB varlığı ikinci periyotta saptanmamış olup, MAP uygulamasının raf ömrü ve güvenlik açısından etkinliği doğrulanmıştır. Sonuç olarak, mısır unu cipsleri tekstürel ve raf ömrü avantajlarıyla, pirinç unu cipsler ise protein/mineral ve oksidatif stabilite açısından öne çıkmıştır. Geliştirilen cipslerin hem besleyici değeri yüksek hem de tekstürel özellikler açısından dengeli bir ürün profili sunduğu belirlenmiştir. Özellikle pirinç unu cipslerin yüksek protein içeriği ve mısır unu cipslerin düşük nem-yüksek kuru madde yapısı sayesinde formülasyonlar, hem fonksiyonel hem de duyusal açıdan başarılı sonuçlar vermiştir. Peynir ve PAS gibi süt kaynaklı protein bileşenlerinin katkısı, ürünlerin protein düzeyini arttırarak besleyici niteliğini güçlendirmiştir. Aynı zamanda akrilamid oluşumunu sınırlandırarak gıda güvenliği açısından da olumlu bir etki yaratmıştır. Mısır unu cipslerde daha düşük sertlik ve daha yüksek gevreklik değerleri elde edilmesi, istenen çıtırlık özelliğinin sağlandığını göstermiştir. Ayrıca, MAP paketlemenin katkısıyla raf ömrü boyunca mikrobiyolojik stabilitenin korunmuş olması, ürünlerin ticari potansiyelini artırmaktadır. Tüm bu özellikler bir arada değerlendirildiğinde, çalışmada geliştirilen cipsler hem besleyici hem de tüketici beklentilerine uygun, fonksiyonel özellikleri yüksek bir atıştırmalık olarak öne çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Cips, Modifiye atmosferde paketleme, Mısır unu, Peynir, Peyniraltı suyu, Pirinç unu
  • Doctoral Thesis
    Enerji Güvenliği Kapsamında Lng'nin Türkiye ve Avrupa Açısından Stratejik Rolü
    (2025) Yağcı, Güney; Ebinç, Sait
    Ülke güvenliği ile yakından ilişkili hale gelen enerji güvenliği, ülkelerin iç ve dış politikalarına ciddi biçimde etki etmektedir. Enerjiye ve enerji yollarına sahip olma stratejileri izleyen ülkeler her zaman bir mücadele içerisindedirler. Bu noktada refah seviyesini arttırmak ve ülke güvenliğini korumak isteyen ülkeler enerji bağımlılığından kaçınmak istemektedir. Avrupa ve Türkiye'nin özellikle doğal gaz bakımından enerji bağımlısı olması, ithal doğal gaz ile ihtiyaçlarını karşıladığı açıktır. Bu noktada Rusya'ya olan bağımlılık dikkat çekmektedir. Avrupa ve Türkiye için enerji güvenliğinin sağlanmasında ve enerji bağımlılığının azaltılmasında alternatif enerji yolları önem kazanmaktadır. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), gelişen teknolojiler ile birlikte doğal gaz piyasasında yerini sağlamlaştırmaya başlamıştır. Doğal gazın boru hatları ile taşınması mümkün olmadığında bir alternatif olabilen LNG arz ve talep eden ülkelerin enerji güvenliklerinde ve dış politikalarında önemli bir role sahip hale gelmiştir. Avrupa'nın özellikle Rusya-Ukrayna savaşından sonra LNG talebinin ve ithalatının artması, bu bağlamda yatırımlar yapması LNG'nin ülke güvenliği açısından önemli olduğunun göstergedir. Türkiye'nin de enerji çeşitliliği için LNG olarak ithalat yapması, terminal ve tesis sayısını arttırması bunu doğrular niteliktedir. Türkiye'nin coğrafi konumu LNG ticaretinde Türkiye'ye hem ekonomik hem politik fayda sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Türkiye'nin uluslararası ilişkilerine etki edebilme potansiyeli olan LNG'nin; ithalat, ihracat, sevkiyat ve üretimi bu noktada önem arz etmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Dijital Destekli Öz Düzenleme Psikoeğitim Programının Özel Yetenekli Öğrencilerde Öz Düzenleme ve Üstbiliş Becerilerine Etkisinin İncelenmesi
    (2025) Yağan, Ferdi; Kaya, Zöhre
    Bu araştırmanın amacı, Bandura'nın Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Borkowski'nin Süreç Odaklı Üstbiliş Modeli temel alınarak geliştirilen dijital destekli öz düzenleme psikoeğitim programının, özel yetenekli öğrencilerin öz düzenleme ve üstbiliş becerilerine etkisinin incelemesidir. Karma araştırma yönteminin açıklayıcı sıralı deseniyle yürütülen çalışmanın ilk aşamasında, özel yetenekli öğrencilerin mevcut durumları doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, alan yazınla birleştirilerek 10 oturumluk bir psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, yarı deneysel yöntem çerçevesinde dört gruplu Solomon deseni kullanılmıştır. Katılımcılar, iki ayrı ilçedeki bilim ve sanat merkezlerine devam eden 54 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Deney gruplarına dijital destekli psikoeğitim programı uygulanırken, kontrol gruplarıyla drama, akıl oyunları ve yaratıcı yazarlık etkinlikleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veriler, öz düzenleme ve üstbiliş becerilerini ölçen ölçekler aracılığıyla ön test, son test ve izleme testleri şeklinde toplanmıştır. İlgili verilerin analizi SPSS 26 paket programı aracılığıyla test edilmiştir. Bu kapsamda veriler, parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ile birlikte 2×3 ve 4×2 düzeylerinde karma varyans analizleriyle test edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda, deney gruplarındaki katılımcılar ve bu katılımcıların ebeveynleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, ilgili veriler MAXQDA 24 paket programı aracılığıyla içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, deney gruplarının son test puanlarının hem kendi gruplarının ön test puanlarına hem de kontrol gruplarının son test puanlarına göre anlamlı düzeyde arttığını ve bu artışın izleme testleriyle de korunduğunu göstermiştir. Nitel veriler ise, nicel bulgularla tutarlılık göstererek programın etkisinin sürdürülebilirliğini ortaya koymuştur. Sonuçlar, genel olarak geliştirilen dijital destekli psikoeğitim programının, özel yetenekli öğrencilerin öz düzenleme ve üstbiliş düzeylerini artırmada ve zamanla etkililiğini korumada etkili olduğunu göstermiştir.
  • Doctoral Thesis
    Hakkâri İli Geometridae (Lepidoptera) Türleri Üzerine Taksonomik ve Moleküler Araştırmalar
    (2025) Uçak, Hanife; Koçak, Muhabbet Kemal
    Bu çalışma, 2019-2023 yılları arasında Hakkâri il çevresi de dâhil; Yüksekova, Şemdinli, Çukurca ve Derecik ilçelerinde toplam 44 farklı istasyonda Geometridae familyası üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırma bölgesinden söz konusu familyadan Desmobathrinae, Ennominae, Geometrinae, Larentiinae ve Sterrhinae altfamilyalarına ait 67 cinsten 145'i tür düzeyinde, toplamda 153 takson belirlenmiştir. Rhodostrophia peripheres Prout, 1938, Triphosa silviae Wanke, Hausmann & Rajaei, 2019, Eupithecia thurnerata Schütze,1958 ve Eupithecia zagrosata Mironov & Ratzel, 2012 türleri Türkiye faunasına yeni olarak kaydedilmiştir. Bununla birlikte, Charissa cinsine ait üç, Idaea cinsinde iki, Eupithecia ve Cyclophora cinslerinden birer tür olmak üzere, yedi takson cins kategorisinde değerlendirilmiştir. Günümüze kadar dişisi bilinmeyen Nychiodes rayatica için alandan tespit edilen bir dişi allotip olarak seçilmiş ve tanımlanmıştır. Çalışma alanından toplanan Scopula semnana populasyonu içerisinde incelenen bir örnek kanat desenleri ve kanat renklenmesi dikkate alınarak form albina tanımlanmıştır. Tez çalışmasında tespit edilen 56 tür, Hakkâri faunasına ilave olmuştur. Ayrıca, Charissa mardinaria, Isturgia hopfferaria ve Drapanupterula limaria türlerinin dişilerine ait morfolojik özellikler ilk kez bu tez çalışmasında ayrıntılı olarak sunulmuştur. Çalışma kapsamında 27 farklı taksona ait mitokondriyal DNA barkod verilerine (mtCOI geni) ulaşılmıştır. Bunlardan 16 taksonun DNA barkod analizleri değerlendirilmiştir. Elde edilen moleküler veriler, Rhodostrophia peripheres ve Triphosa silviae türlerinin kesin teşhislerinde belirleyici olmuştur. Bütün bu süreçte alanda tespit edilen her takson taksonomik açıdan tartışılmış ve morfolojik özellikleri detaylı tarif edilmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Medhâl Formundaki Eserlerin Bilgisayar Destekli Analizi Doğrultusunda Ud Eğitimine Yönelik Algoritmik Etüd Oluşturulması
    (2025) Kılınçarslan, Ferhat; Yükrük, Hüseyin
    Tarihi süreç içinde müzik kültürümüzde saz mûsıkîsi repertuarı önemli bir yer tutmaktadır. Repertuarda bulunan peşrev, saz semaisi, saz eseri, medhâl, aranağme, mandıra, sirto, longa, taksim, oyun havaları, çiftetelli ve zeybek gibi türler içinden seçilen medhâl türü bu çalışmanın konusu olarak kullanılmıştır. Çalgı eğitiminde daha sistematik ilerlemek, icrâyı kolaylaştıracak egzersizler yapmak ve makamsal geçkilerini ifade etmek amacıyla etüt kullanımı çalgı eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Bu araştırmada her biri farklı makamda seçilen 25 medhâl ile ayrıca 5 makamda oluşturulan arşivin verileri bilgisayar ortamına aktarılarak bir veri tabanı oluşturulmuş ve istenen sorgulamaları yaptıktan sonra analiz yaparak algoritmik beste üretebilen 'Musicale' adını verdiğimiz bir program yazılmıştır. Markov zinciri modelini kullanabilen bu program aracılığı ile 5 farklı makamda random bir şekilde medhâl formu özelliğine sahip algoritmik beste üretilmiştir. Medhâl formunda yapılan bu algoritmik bestelerin ud sazı eğitiminde kullanılabilmesi için gerekli teknik düzenlemelerin yapılarak ud eğitim etütlerinin oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem benimsenerek istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada medhâl formuna ait eserlerin istatistiksel analizi ve bu doğrultuda oluşturulan ud eğitim etütlerinin, icrâcı ve kuram ile ilgilenen kişilerin çalışmalarına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Bazı Kesir Mertebeli Kısmi Diferansiyel Denklemlerin Kübik B-Spline Sonlu Elemanlar Metoduyla Nümerik Çözümleri
    (2025) Aydın, Fatih; Sakar, Mehmet Giyas
    Altı bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde, kesir mertebeli diferansiyel denklemler ve B-spline sonlu elemanlar metodu hakkında literatür özeti verilmiştir. İkinci bölümde, tezin sonraki bölümlerinde kullanılacak temel tanım ve teoremler verilmiştir. Üçüncü bölümde, Caputo anlamında kesir mertebeli türev içeren düzensiz difüzyon denkleminin nümerik çözümleri kübik B-spline sonlu elemanlar metodu ile elde edilmiştir. Kapalı bir fark şeması önerilmiş ve bu şemanın kararlılık, yakınsaklık ve hata analizi yapılmıştır. Dördüncü bölümde, Caputo anlamında kesir türev içeren değişken katsayılı Tricomi-Keldysh denkleminin nümerik çözümlerini elde etmek için kübik B-spline sonlu elemanlar metodu kullanılmıştır. Kapalı bir fark şeması önerilmiş ve bu şemanın kararlılık ve yakınsaklık analizi yapılmıştır. Beşinci bölümde, Caputo anlamında kesir türev içeren, lineer olmayan Burger denkleminin nümerik çözümleri kübik B-spline sonlu elemanlar metodu ile elde edilmiştir. Kapalı bir fark şeması önerilmiş ve bu şemanın kararlılık ve yakınsaklık analizi yapılmıştır. Son bölüm ise tezin değerlendirildiği tartışma ve sonuç kısmından oluşmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Şeker Pancarı (Beta vulgaris var. saccharifera L.) Çeşitlerinde Farklı Söküm Zamanlarının Verim, Verim Unsurları ve Teknolojik Özellikler Üzerine Etkisinin Belirlenmesi
    (2025) Burcu, Yudum; Tunçtürk, Rüveyde
    Bu çalışma 2023 ve 2024 yıllarında şeker pancarı (Beta vulgaris var. saccharifera L.) çeşitlerinde farklı söküm zamanlarının verim, verim unsurları ve teknolojik özellikler üzerine etkilerini belirlemek amacıyla Van ilinin Erciş ilçesinde 'Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Deseni' ne göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada ana parsellere çeşitler (Bernache, Kuzgun, Allanya, Terranova ve Tuna) alt parsellere hasat zamanları (25 Eylül, 10 Ekim, 25 Ekim, 10 Kasım, 25 Kasım) gelecek şekilde planlama yapılmıştır. Denemede, kök-gövde verimi, baş+yaprak verimi, gövde çapı, gövde boyu, çatallı gövde oranı, baş+yaprak ağırlığı, gövde ağırlığı, yaprak alan indeksi, şeker verimi, biyomas verimi, hasat indeksi, şeker oranı, α-amino azotu, kül yüzdesi, usare safiyeti, kuru madde oranı ve mark varlığı gibi parametreler incelenmiştir. Çalışma sonucunda, deneme yılları ile birleştirilmiş yıllar ortalama değerlerine ait varyans analizi incelendiğinde, 2024 yılına ait şeker oranı, usare safiyeti, kuru madde oranı ve 2023, 2024 ile birleştirilmiş yıllara ait mark varlığı oranı dışındaki tüm parametreler üzerinde çeşitler arasında istatistiksel olarak önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, değişik dönemlerde yapılan hasatların tüm parametreler üzerindeki etkisi de istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. 2023 ve 2024 deneme yıllarında sırasıyla; en yüksek kök-gövde verimi 11470.42 kg/da ve 11207.74 kg/da olarak elde edilmiştir. Her iki deneme yılında da en yüksek kök gövde verimi değerleri sırasıyla; 13009.26 ve 12705.09 kg/da Terranova çeşidinin, 25 Kasım hasat dönemi uygulamalarından elde edilmiştir. Şeker pancarında hasat zamanı geciktikçe kök gövde veriminde artışların olduğu tespit edilmiştir. Şeker verimi bakımından ise, 2023 deneme yılında en yüksek değer (2679.86 kg/da) Terranova çeşidinin, 25 Kasım hasat dönemi uygulamalarından elde edilirken, 2024 deneme yılında ise (2578.37 kg/da) Tuna çeşidinin, 25 Kasım hasat dönemi uygulamalarından tespit edilmiştir. Ancak birleşik yıllar ortalama değerlerine göre, en yüksek şeker verimi değeri 2537.01 kg/da ile Terranova çeşidinin 25 Kasım söküm tarihinden elde edilmiştir. Kök-gövde verimi ve şeker veriminde, hasat zamanlarındaki gecikme ile artışların olduğu, erken sökümlerde kök-gövde ve şeker veriminde düşüşlerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmada ele alınan karakterler arasındaki ikili ilişkiler (korelasyon analizi) incelendiğinde; kök gövde verimi ile gövde çapı, gövde boyu, çatallı gövde oranı, gövde ağırlığı, şeker verimi, biyomas verimi, hasat indeksi, şeker oranı ve kuru madde oranı gibi parametreler arasında istatistiksel olarak %1 seviyesinde, usare safiyeti ile arasında %5 seviyesinde önemli ve olumlu ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Beta vulgaris var. saccharifera L., Çeşit, Hasat zamanı, Kalite, Şeker pancarı, Verim
  • Doctoral Thesis
    Van Yöresinde İnsan, Koyun ve Sığırlardan Elde Edilen Kistik Ekinokok İzolatlarının cox1 ve cob Gen Bölgelerinin Moleküler Karakterizasyonu
    (2025) Kul, Zübeyde; Yılmaz, Hasan
    Bu çalışmanın amacı, Van yöresinde insan, koyun ve sığırlardan elde edilen kistik ekinokok (KE) izolatlarını moleküler yöntemlerle inceleyerek yörede yaygın olan genotipleri belirlemektir. Çalışmaya, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde KE tanısıyla PAIR (Perkütan Aspirasyon, İnjeksiyon ve Reaspirasyon) yöntemi ile 10 hastadan alınan KE sıvısı ve Van'da hayvan kesimhanelerinde kesimi yapılan 75 koyun ve 75 sığır olmak üzere toplam 150 hayvandan alınan KE örneği dahil edildi. Hayvanlardan ve insanlardan alınan kist sıvısı örnekleri ışık mikroskobu altında protoskoleks ve çengel varlığı yönünden incelendi. Daha sonra, hayvanlardan elde edilen kistlerin germinal membran örneklerinden ve insanlardan alınan kist sıvısı örneklerinden DNA izolasyonu yapıldı. DNA izolatlarının cox1 ve cob gen bölgeleri PCR ile çoğaltıldı. Elektroforez işlemi sonrası iyi kalitede bant veren 10 adet insan, 16 adet koyun ve 16 adet sığıra ait toplam 42 adet PCR ürününe sekans analizi yaptırıldı. DNA dizileri, GenBank'taki referans genotiplerin dizi analizleri ile karşılaştırılarak (BLAST) izolatların genotipleri belirlendi. İnsan kistlerinin %100'ünün, koyun kistlerinin %48,4'ünün ve kalsifiye olmayan sığır kistlerinin %29,4'ünün fertil olduğu belirlendi. BLAST işlemi sonucunda insan, koyun ve sığırlardan elde edilen KE izolatların sırasıyla %100, %85,7 ve %81,2'sinin G1 genotipi olduğu belirlendi. Ayrıca iki (%14,3) koyun ile bir (%6,25) sığırdan elde edilen izolatın G3 ve iki (%12,5) sığırdan elde edilen izolatın ise G7 genotipine ait olduğu saptandı. Sonuç olarak, Van'da G1 ve G3 genotiplerinin baskın olduğu saptanmış olup, G7 genotipinin Van'da varlığı ise ilk kez bu çalışma ile ortaya konmuştur.
  • Doctoral Thesis
    OECD Ülkelerinde Mutluluk ve Ekonomi Politikası Belirsizliğinin Hanehalkı Tüketim Harcamaları Üzerine Etkisinin İki Aşamalı Fark GMM Yöntemi ile Analizi
    (2025) Alçiçek, Asima İsaoğlu; Arvas, Mehmet Akif
    Bu çalışma, mutluluk ve ekonomik politika belirsizliğinin hanehalkı tüketim harcamaları üzerindeki etkilerini OECD ülkeleri açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Mutluluk, bireylerin ve hanehalklarının genel refah düzeyini yansıtan önemli bir kavram olarak kabul edilirken, ekonomik politika belirsizliği ise ekonomik karar alma süreçlerini etkileyebilen önemli bir faktördür. Çalışmanın temel hipotezi, mutluluk düzeyinin artmasının hanehalkı tüketim harcamalarını olumlu yönde etkileyeceği yönündedir. Mutlu bireylerin daha yüksek tüketim eğiliminde olduğu ve bu durumun ekonomik büyüme ve istikrar üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği varsayılmaktadır. Ayrıca, ekonomik politika belirsizliğinin artmasının ise hanehalkı tüketim harcamalarını olumsuz yönde etkileyebileceği öne sürülmektedir. Belirsizlik ortamında tüketicilerin harcama yapmaktan kaçınabileceği veya daha tedbirli davranabileceği düşünülmektedir. Çalışmanın metodolojisi iki aşamalı fark GMM yöntemine dayanmakta ve ekonometrik modelin tahmin sonucu elde edilen bulgulara dayanarak, mutluluk düzeyinin ve ekonomik politika belirsizliğinin hanehalkı tüketim harcamaları üzerinde önemli rol oynadığını göstermektedir. Bu sonuçlara göre, mutluluk düzeyindeki artışlar karşısında hanelerin kümülatif olarak nihai mal ve hizmetlere yaptıkları harcamalar azalırken, ekonomi politikası belirsizliğindeki bir atış ise risk şeklinde algılanmış ve hanehalkları gelecek dönem tüketimlerini öne alarak harcamalarını artırmışlardır. Politika yapıcılar için bu bulgular, ekonomik politika tasarımlarında ve uygulamalarında mutluluk düzeyini artırmaya yönelik politikaların benimsenmesinin ve ekonomik belirsizliği azaltıcı adımların atılmasının önemini vurgulamaktadır. Diğer yandan, tüketim ve gelir, yaşam beklentisi ve istihdam arasındaki ilişkiler de analiz edilmiş ve her üç değişken ile tüketim arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bulgular arasında, sadece tüketim ve yaşam beklentisi arasındaki ilişki istatistiki olarak anlamlı bulunmamıştır.
  • Doctoral Thesis
    النقد في التفسير عند مستجي زاده في كتابه المعيار لما في تفسير القاضي من الأغيار: سورة الفاتحة والبقرة وآل عمران نموذجًا
    (2024) Akıl, Ahmet; Aydın, Hayati
    مرَّ علم التفسير بمراحل متنوعة ولا سيّما في القرن السابع الهجري الذي ظهر فيه تفسير البيضاوي ثم تبعته مرحلة انتشار الحواشي على التفسير لأغراض علمية متنوعة. ومن تلك الحواشي والمؤلفات التي اعتنت بالنقد وشدّت انتباهنا حاشية عبد الله مستجي زاده الحنفي الماتريدي، وهو مفسّر، ومتكلّم مجتهد، ومدرّس مؤلّف في أشهر مدارس أَدِرْنَة وإسطنبول. تولى قضاء عسكر الأناضول في أواخر حياته، وتوفي سنة 1150هـ/1737م. جمعت هذه الرسالة بين العرض التاريخي لتطور النقد في التفسير وذِكْر بعض حواشي التفسير التي أُلفت في عصر مستجي زاده، وبين الاهتمام بمحاور النقد الذي طبقه مستجي زاده في كتابه، واخترنا ثمانين مثالاً من أكثر من ثلاثمئة موضع من كتاب المعيار مع تحليل لأغلب الأمثلة وموازنتها ببقية كتب التفسير مع موافقة آراء مستجي غالباً ومناقشة وتصويب بعضها أحياناً، ثم ختمت الرسالة بذكر قواعد النقد التي استعملها الشيخ في كتابه. جاءت رسالتنا في مقدمة وخاتمة وفصلين، وضعنا في المقدمة منهج البحث وأهدافه وإشكاليته وحدوده وصعوبته، وفي الفصل الأول عرفنا بالشيخ عبد الله مستجي زاده وبآثاره الاثنين والعشرين وعرفنا بكتابه المعيار (حاشية على البيضاوي) ووصفنا نسخها المخطوطة الأربعة. وفي الفصل الثاني المقسم إلى أربعة مباحث تكلمنا في المبحث الأول عن مفهوم النقد في التفسير وأهميته وتاريخه وتطوره وأركانه الأربعة، وفي المبحث الثاني تكلمنا عن خصائص النقد في كتاب المعيار كدوافع النقد ومراحل النقد وصفاته وأركانه ومواضعه، وفي المبحث الثالث فصّلنا في تطبيقات مستجي زاده النقدية، واكتشفنا أن بينها قواسم مشتركة فقسمناها إلى ست محاور، فوضعنا في المحور الأول انتقاداته المتعلقة بالجملة والصياغة التفسيرية، وفي الثاني انتقاداته المتعلقة بالمنهج والمعاني التفسيرية، وفي الثالث انتقاداته المتعلقة بالمسالك والاتجاهات التفسيرية الكلامية والفلسفية، ووضعنا انتقاداته المتعلقة بعلوم القرآن في المحور الرابع، ووضعنا انتقاداته المتعلقة بالإسرائيليات في المحور الخامس، ووضعنا انتقاداته العامة في المحور السادس، وبعد انتهاء المحاور الستة انتقلنا إلى المبحث الرابع فحاولنا استنباط قواعد النقد لدى الشيخ مستجي والتي كان جزء كبير منها متشابه مع قواعد علم التفسير. من النتائج التي توصل إليها البحث: إن تفسير أنوار التنزيل للبيضاوي مثل أنموذجاً فريداً في تاريخ التفسير الإسلامي، إذ هيمن على المشهد التعليمي لقرون عديدة. وتميز بجمعه بين مختلف العلوم الإسلامية، مع إضافة عنصرين هما: دمج العلوم الفلسفية مع علم الكلام، وتوظيف الأساليب الأدبية والبلاغية في صياغة التفسير؛ فصار متناً شديد التركيز، قوي الأسلوب، عسير العبارة. وسكب مادة ثلاثة تفاسير علمية أدبية في تفسيره بعد تصفيتها واختصارها (جامع التفسير، الكشاف، مفاتيح الغيب)؛ إلا أنه لم يستطع تنقية كامل أفكار الزمخشري الاعتزالية مما شجّع بعض أهل العلم على تحشيته وشرحه ونقده. وغابت عنه قواعد الصنعة الحديثية في تفسيره لأنه خلط الآثار الضعيفة بالصحيحة؛ مما أضاف لمستجي زاده عنصراً نقدياً آخر عالجه في كتابه الذي ألّفه لعدة بواعث مختلفة، منها: موازنة تفسير البيضاوي مع تفسير الزمخشري، إضافة ابتكارات وتحريرات جديدة، تصحيح أخطاء البيضاوي، نقد اتباع البيضاوي للمذهب الاعتزالي، نقد اعتماد البيضاوي على أقوال الفلاسفة. وختاماً فمن خلال دراسة أسلوب مستجي زاده عموما ومنهجية النقد عنده في كتاب المعيار خصوصاً، ومقارنتها بغيرها من الحواشي يمكننا أن نقول: إن الحواشي في التفسير كانت ظاهرة علمية صحية ولم تكن مجرد شروح بسيطة أو كتابات سطحية لا معنى لها، بل نتجت عن اهتمام العلماء بتنقية التفسير وتحليله ونقده وتحرير مفاهيمه ومصطلحاته وتخريج أحاديثه، ومثلت مرحلة من مراحل تطور نقد علم التفسير في فترة من الزمان. Tefsir ilmi, özellikle Beyzâvî tefsirinin ortaya çıktığı hicri 7. Yüzyıla kadar çeşitli aşamalardan geçmiştir. Akabinde, çeşitli bilimsel amaçlarla tefsir üzerine haşiyelerin yaygınlaştığı bir dönem başlamıştır. Eleştirel metodoloji ile konuları ele alan Hanefi-Maturidi ekolünden Abdullah Mestçizade'nin haşiyesi, dikkat çeken haşiye ve eserler arasında yer almaktadır. Mestçizâde, Edirne ve İstanbul'un en meşhur medreselerinde müderrislik yapmış, kelamcı, müfessir, müçtehit ve müellif bir âlimdir. Bununla birlikte hayatının sonlarında Anadolu Kazaskerliği görevine tayin edilmiş ve 1150 Hicri /1737 Miladi yılında vefat etmiştir. Bu tez, tefsir eleştirisinin tarihsel gelişimini incelemekte, Mestçizâde dönemi tefsir haşiyelerini zikr etmekte ve Mestçizâde'nin el-Miʽyar eserindeki eleştirel metodolojiye odaklanmaktadır. Eserde bulunan üç yüzden fazla örnek arasından seçilen seksen örnek, kapsamlı analiz ve karşılaştırmalı değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışma, Mestçizâde'nin görüşlerini genellikle teyit etmekle birlikte, gerektiğinde düzeltmeler sunmaktadır. Tez, Mestçizâde'nin kitabında kullandığı eleştiri kurallarının zikredilmesiyle sonuçlandırılmıştır. Tezimiz bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın yöntemi, hedefleri, problemleri, sınırları ve zorlukları ele alınmıştır. Birinci bölümde Abdullah Mestçizâde ve yirmi iki eseri, ayrı olarak araştırmanın konusu olan el-Miʽyâr (Beyzâvî Haşiyesi) adlı eseri ve dört el yazması nüshası tanıtılmıştır. İkinci bölüm dört kısma ayrılmıştır. İlk kısımda tefsirde eleştiri kavramı, önemi, tarihi, gelişimi ve dört temel unsuru ele alınmıştır. İkinci kısımda, el-Miʽyâr kitabındaki eleştirinin özellikleri, motivasyonları, aşamaları, nitelikleri, unsurları ve konumları incelenmiştir. Üçüncü kısımda, Mestçizâde'nin eleştirdiği konular detaylandırılmış ve aralarında ortak noktalar tespit edilerek altı alt dala ayrılmıştır: Bunlar; Tefsir üslubu ve cümle, Kelami ve Felsefî Tefsir, Kur'an Bilimleri, İsrâiliyat, Müfessirlerin genel yöntemleri ve Tefsir Metodolojisine yönelik eleştirilerdir. Ayrıca bu bölümde ek olarak Mestçizâde'nin eleştiri kuralları tespit edilmeye çalışılmış ve bunalrın büyük bir kısmının tefsir ilmi kurallarıyla benzerlik gösterdiği görülmüştür. Araştırmadan çıkarılan sonuçlardan bazıları şunlardır: Beyzâvî'nin Envarü't-Tenzîl tefsiri, İslam tefsir tarihinde benzersiz bir örnek teşkil eden ve yüzyıllar boyunca eğitim alanında hakim olan bir eser olmanın yanında çeşitli İslami İlimleri bir araya getirmiş olmakla birlikte iki unsuru da barındırmıştır. Bunlar; Felsefe kelam ilmi ile birleştirmesi ve tefsir ilminin üslûbunda edebiyat ve belagat tekniklerini kullanmasıdır. Bunun neticesinde, son derece yoğun ve güçlü üslûba sahip bir Tefsir metni ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak Beyzâvî, üç bilimsel-edebi tefsirin (Câmiʿu't-tefsîr, el-Keşşâf ve Mefâtîhu'l-Gayb) içeriğini süzüp özetleyerek kendi tefsirine aktarmıştır. Ancak Zemahşeri'nin Mutezili fikirlerini tamamen arındıramamış, bu da bazı alimleri, tefsiri üzerine haşiye yazmaya, şerh etmeye ve eleştirmeye sevk etmiştir. Ayrıca, Beyzâvî tefsirinde hadis usûlü kuralları göz ardı edilmiş, zayıf rivayetler sahih olanlarla karıştırılmıştır. Bu durum, Mestçizâde'ye, kitabında ele aldığı eleştirilere ilaveten başka bir eleştiri imkanı kazandırmıştır. Mestçizâde'nin kitabını telif etmesinin farklı nedenleri de vardır: Bunlar; Beyzâvî tefsirini Zemahşeri tefsiriyle karşılaştırmak, yeni fikirler ve tasnifler yapmak, Beyzâvî'nin hatalarını düzeltmek, Beyzâvî'nin Mutezile mezhebine bağlılığını ve filozofların sözlerine dayanarak Kur'an-ı Kerim'i tefsir etmesini eleştirmek şeklinde sıralanabilir. Netice itibariyle, Mestcizade'nin genel üslubunu ve özellikle el-Mi'yar adlı eserindeki eleştirel yöntemini inceleyip bunları diğer haşiyelerle karşılaştırarak şunu söyleyebiliriz: Tefsir alanındaki haşiyeler, basit açıklamalar veya anlamsız yüzeysel yazılar olmayıp aksine sağlıklı ve bilimsel gerçeklere dayanan bir mahiyet taşımaktadır. Bu da, ulemanın tefsiri sadeleştirme, tahlil etme, eleştirme, kavramlarını ve terimlerini netleştirme ve hadislerini tahriç etme konusundaki ihtimamlarının bir semeresi olarak ortaya çıkmakta ve belirli bir zaman diliminde tefsir ilminin eleştirel gelişiminin bir aşamasını temsil etmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Kesimi Yapılan Ruminantlardan Elde Edilen Fasciola Türlerinin Morfometrik ve Moleküler Yöntemlerle İncelenmesi
    (2025) Kavak, Sedat; Yılmaz, Hasan
    Bu çalışmada, mezbahada kesimi yapılan sığır, koyun ve keçilerin karaciğer safra kanallarından elde edilen erişkin Fasciola türlerinin morfometrik ve moleküler yöntemlerle incelenmesi amaçlandı. Bu amaçla, kesimi yapılan 281 sığır, 529 koyun ve 218 keçi olmak üzere toplam 1028 hayvanın karaciğeri incelendi. Elde edilen 51 Fasciola türlerine ait izolattan 50 erişkin Fasciola örneği kullanıldı. Parazitlerin morfometrik ölçümleri stero mikroskop altında X8 büyütmede yapıldı. Örneklerin tür tayini için gDNA izolasyonu sonrası ITS1 bölgesi PCR ile çoğaltıldı. Çoğaltılan ITS1 bölgesinin kesimi PCR-RFLP yöntemiyle RsaI restriksiyon enzimi kullanılarak yapıldı. İncelenen sığırların 24'ünde (%8.54), koyunların 19'unda (%3.59) ve keçilerin sekizinde (%3.67) olmak üzere 51 hayvanda Fasciola türlerine rastlandı. PCR-RFLP yöntemi ile izolatların 45'inin F. hepatica, beşinin ise ara form Fasciola olduğunu göstermiştir. Vücut uzunluğu/vücut genişliği oranından faydalanılarak elde edilen ölçüm sonuçlarının ROC analizi ile değerlendirilmesi sonucunda, Fasciola hepatica ile ara form Fasciola örneklerinin birbirinden ayrılamadığı saptandı. Fasciola'nın ara formu PCR-RFLP yöntemi ile Türkiye'de ilk defa bu çalışma ile belirlendi. Fasciola türlerin kesin teşhisleri için morfometrik analizin yeterli olmadığı ve PCR-RFLP yöntemi gibi moleküler bir yöntemin kullanılması gerektiği sonucuna varıldı.
  • Doctoral Thesis
    Osmanlı Devleti’nde Enderûn-ı Hümâyûn ve İşlevi
    (2024) Şen, Yağmur; Tekin, Rahmi
    Enderun Mektebi, Osmanlı Devleti'ne yaklaşık dört yüz elli yıl hizmet vermiş, Osmanlı Devleti'nin en köklü kurumlarından biridir. Osmanlı eğitim sistemi içerisinde erken dönemlerden itibaren görülen bu kurum, saray görevlilerini ve daha sonra üst düzey yönetici olacak kişileri eğitmek görevini üstlenmiştir. Bir saray okulu olarak karşımıza çıkan bu mektep, kendisinden önceki Müslüman-Türk devletlerinde görülen saray okulu geleneğinin en kâmil örneğini teşkil etmektedir. Enderun Mektebi, özellikle XVI. ve XVII. yüzyıllarda hem bünyesinden çıkardığı devlet adamları ile bürokrasiye hem de bilim ve sanat adamlarıyla kültür hayatına önemli katkılar sağlamıştır. Ancak XVIII. ve XIX. yüzyıllarda devletin ihtiyaç duyduğu Yenileşme hareketleri ile bu durum değişmiştir. Yenileşme hareketleri ile Enderun Mektebi bazı fonksiyonlarını peyderpey başka kurumlara devretmiş ve nihayet 1 Temmuz 1909 yılında çıkarılan bir nizamnâme doğrultusunda kapatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Enderun, Mektep, Osmanlı, Saray
  • Doctoral Thesis
    Dağıtılmış Permütasyon Akış Tipi Atölye Çizelgeleme Problemleri
    (2025) Van, Münevver Günay; Hamzadayı, Alper
    Bu tez, dağıtılmış üretim sistemlerinde sıklıkla karşılaşılan ve çözümü yüksek hesaplama gücü gerektiren üç temel akış atölyesi çizelgeleme problemini kapsamaktadır. Her bölümde bu problemlere özel olarak tasarlanmış matematiksel modeller ve meta sezgisel algoritmalar geliştirilmiş ve bu yöntemlerin başarımı standart problem kümeleri üzerinde sistematik şekilde test edilmiştir. Tezin birinci bölümünde, sıra bağımlı kurulum süreleri içeren dağıtılmış beklemesiz akış atölyesi çizelgeleme problemi (SDST ile DNWFSP) ele alınmıştır. Problem, tamamlanma süresi ve maksimum gecikmenin doğrusal kombinasyonunu minimize eden bir amaç fonksiyonuyla tanımlanmış ve asimetrik gezgin satıcı problemi (ATSP) tabanlı bir yapıyla modellenmiştir. Güçlendirilmiş kısıt kümeleri ile formülasyonun çözüm gücü artırılmış, önerilen Dal ve Kes (BC) ile değişken komşu iniş yönteminin entegre edildiği BC/VND algoritması küçük boyutlu örneklerde kesin çözümler üretmiş, VND/NL algoritması ise büyük boyutlu örneklerde sezgisel üstünlük sergilemiştir. İkinci bölümde, çizelgeleme literatüründe sınırlı biçimde ele alınan ve hem DPFSP hem de NIPFSP' nin genelleştirilmiş formu olan DNIPFSP problemi incelenmiş; bu problem için üç farklı matematiksel model ile bir GRASP tabanlı sezgisel algoritma geliştirilmiştir. GRASP algoritması, literatürde ilk kez dağıtılmış çizelgeleme problemlerine uygulanmış ve içerisine LS3 temelli çoklu komşu yapıları entegre edilmiştir. Ayrıca, GRASP' ten elde edilen çözümler ile model üzerinde yeni bir üst sınır belirleme prosedürü tanımlanmış ve bu sayede kısıtlı pozisyon aralığına sahip bir RIV_PBM oluşturulmuştur. Geliştirilen yapı, klasik ve hibrit Benders ayrıştırma algoritmaları ile çözülmüş; deneysel sonuçlar, özellikle hibrit Benders yaklaşımının yakınsama süresi ve çözüm kalitesi açısından literatürdeki en güçlü algoritmalardan biri olduğunu ortaya koymuştur. Üçüncü bölümde, DNWFSP problemine yönelik özgün bir hibrit sezgisel yapı olan GRASP_VND algoritması önerilmiştir. Algoritma, rastgeleleştirilmiş açgözlü yapı, yıkım-yeniden yapılandırma mekanizması ve LS3 tabanlı VND stratejisini birleştirerek çözüm uzayında hem keşif hem de yoğunlaştırmayı dengeli biçimde gerçekleştirmiştir. Zaman uyumlu kontrol parametrelerinin Bayes optimizasyonu ile kalibre edilmesi, algoritmanın esnekliğini ve genelleme yeteneğini artırmıştır. 660 standart problemde yapılan testler, GRASP_VND' nin hem optimal çözüme yakınlık hem de istikrar açısından güçlü sezgisel yöntemleri geride bıraktığını göstermektedir.
  • Doctoral Thesis
    Hakikat ve Kurgu: Antik Yunan ve Shakespeare Tragedyalarında Anlam Arayışı
    (2025) Yorgun, Faruk; Akdeniz, Emrah
    'Bu çalışmada, insanın anlam arayışı hakikat ve kurgu arasında kurulan ilişkiden yola çıkarak Antik Yunan ve Shakespeare tragedyaları ekseninde incelenmiştir. Bu bağlamda hakikat, felsefi hakikat olarak sınırlandırılır. Felsefi hakikat, filozofun düşünsel sürecinin sonucunda kurgulanan nihai anlama işaret eder. Böylece felsefi hakikat, anlamı işaret eden bir kurgu olarak tanımlanır. Edebiyat, şiir, resim ve diğer sanat formlarında anlamı işaret eden kurgular felsefi içeriğe sahip kurgular olarak felsefi kurgudan ayrıştırılır. Felsefi içeriğe sahip kurgular, felsefi hakikatin anlaşılmasına, somutlaştırmasına ve nihayet ete kemiğe büründürülmesine olanak sağlar. Çalışmada, sanat ve Felsefe arasındaki bağlantı araştırılarak felsefenin sanat olduğu iddia edilir. Buradan hareketle, sanat ve felsefe arasında kurulan ilişkinin insanın anlam arayışına katkı sağladığı öne sürülür. Sanat olarak felsefe aracılığıyla anlamın Antik Yunan ve Shakespeare tragedyalarında nasıl açımlandığı tezin merkezi problemi olarak çözümlenir. Bu çözümleme, tragedyalarda sıklıkla işlenen kader, kibir, hırs, kıskançlık, aşk, ölçüsüzlük, başkaldırı, ihanet, yabancılık ve kimlik gibi kavramların felsefi bir açıdan yorumlanmasıyla yapılır. Buradan hareketle, felsefi içeriğe sahip kurgular olarak tanımlanan tragedyaların teorik felsefi hakikatlerin anlaşılmasına olanak tanıdığı belirtilerek sanat ve felsefe ilişkisinin anlam arayışı açısından bir imkân olduğu iddia edilir. Bu çalışma, en genel anlamıyla edebi bir form olan tragedyaların hem felsefi hakikati nasıl anlaşılır kıldığını hem de insanın varoluşsal anlam arayışına nasıl katkı sağladığını araştırır. '
  • Doctoral Thesis
    Gaziantep Müzelerinin Sosyo-Kültürel Açıdan Değerlendirilmesi
    (2025) Köroğlu, Dilan Çelik; Kulaz, Mehmet
    Köklü tarihi ve kültürel mirası ile öne çıkan ülkemiz, gün geçtikçe artan müzeleri ve müze çeşitliliği açısından yüksek potansiyele sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde müze sayısı bakımından Gaziantep ili öne çıkmaktadır. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Gaziantep, coğrafi bakımdan stratejik bir konumdadır. Bu özelliğinden dolayı tarihi süreç içerisinde birden fazla medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Gaziantep, içinde barındırdığı köklü ve zengin kültürel mirası ile gelişmiş bir kent dokusuna sahiptir. Bu doku çok sayıda müzenin kurulmasına olanak sağlamıştır. Kentin tarih ve kültürüne ışık tutan müzelerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Toplumun ortak kültürel mirasını aktaran bu kurumların aynı zamanda şehir destinasyonunda da önemli bir pay oluşturduğu gözlemlenmektedir. Yerli ve yabancı ziyaretçilerin sıklıkla ziyaret ettikleri mekânlar arasında müze ve ören yerleri bulunmaktadır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan müzelerin kent kültüründeki yeri vurgulanmış sosyokültürel ve ekonomik yapısı değerlendirilmiştir. Bu mekânlardaki müzecilik faaliyetleri ortaya konularak müzelerin ziyaretçiler için cazibeli bir merkez halini alması hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda müzelerin idari yönetimine bağlı tasnifi yapılmış, müzelerin fiziki durumu, sergileme ve tanzim biçimi, idari ve yönetim anlayışı, sosyal etkinlik ve faaliyetleri, ziyaretçi istatistik verileri üzerinde durularak kapsamlı ve detaylı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada; Kültür Bakanlığı'na bağlı 3 müze, Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı 11 müze, Şahinbey Belediye'sine bağlı 2 müze, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı 1 müze, Gaziantep Üniversitesi'ne bağlı 1 müze, Büyükşehir Belediyesi ve Şahinbey Belediyesi'ne bağlı özel statüde yer alan 5 müze incelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen bu müzelerin büyük bir bölümünün modern müzecilik anlayışına uygun faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Müzelerin diğer bölümlerinde ise geleneksel kalıp ve modern tekniklerin bir arada kullanıldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda çalışmada müzelerin markalaşma yolunda atılan adımlar ve sorunlarına değinilerek, birtakım öneriler de bulunulmuştur.