Master Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14720/11
Browse
Recent Submissions
Master Thesis Muhammed b. İshâk es-Serrâc (Ö. 313/925) ve Müsned adlı eseri(2025) Tutgun, Mehmet Fatih; Kalaç, RıdvanHadis ilminin altın çağı olarak kabul edilen hicrî üçüncü asır, önemli şahsiyetler ve şöhret kazanmış eserlerle temayüz etmektedir. Bu dönemde ilmî kişiliğiyle öne çıkan müelliflerden biri de Ebü'l-Abbâs Muhammed b. İshâk es-Serrâc'tır (ö. 313/925). Bu çalışmada Ebü'l-Abbâs es-Serrâc'ın hayatı, ilmî kişiliği ve Müsned adlı eseri konu edilmiştir. Horasan muhaddisi olarak anılan ancak hakkında yeterli düzeyde akademik çalışma yapılmamış bir müellif olan Serrâc'ın Müsned adlı eserini hadis ilmi açısından inceleyerek hem eserin ilmî değerinin hem de Serrâc'ın hadisçiliğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde müsned kavramı ve hadis tarihinde müsnedler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Serrâc'ın ilmî şahsiyeti ve eserleri incelenmiş; onun hadis ilminin yanı sıra tarih alanında da öne çıkan bir âlim olduğu, ayrıca sikalığı, fazileti ve ilmî derinliği konusunda âlimlerin görüş birliği içinde olduğu tespit edilmiştir. İkinci bölümde Müsned, hem biçim hem de muhteva açısından incelenmiştir. Eser, fıkıh bâblarına göre başlıklandırılan, ale'r-ricâl sistemi içerisinde ale'l-ebvâb tarzıyla te'lif edilmiştir. Eserin büyük bir çoğunluğunun sahih ve merfu rivâyetlerden oluştuğu, rivâyetlerin ise sema yoluyla ve âli isnadlarla rivâyet edildiği tespit edilmiştir.Master Thesis Van İlinde Koyunlarda Sarcocystis Türlerinin Morfolojik ve Moleküler Olarak Tanımlanması(2024) Yiğit, Meryem; Değer, Mustafa SerdarYiğit M, Van İlinde Koyunlarda Sarcocystis Türlerinin Morfolojik ve Moleküler Olarak Tanımlanması, Y.Y.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Parazitoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2024. Çoğu Sarcocystis türünün zorunlu iki konaklı yaşam döngüsü vardır; karnivorlar son konakçı, ruminantlar ise ara konakçıdır. Koyunlarda tanımlanmış yalnızca dört onaylanmış tür bulunmaktadır. Bunlar, kedigiller tarafından aktarılan patojenik olmayan makroskopik S. gigantea ve S. medusiformis ile köpekgiller tarafından aktarılan patojenik mikroskobik S. tenella ve S. arieticanis'tir. Yapılan bu çalışmayla koyunlarda bulunan Sarcosystis türlerinin teşhisini sağlamak için PCR-RFLP yöntemi ile parazit türlerinin genomik yapılarının ortaya çıkarılması ve özellikle 18S rDNA genini kullanılarak tür teşhisinin yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma kapsamında Van ililnde kesimi yapılan 100 koyunun özefagusları materyal olarak kullanılmış, moleküler analizlerinin gerçekleştirilmesinde ise PCR analizleriyle birleştirilmiş pepsin sindirim yöntemi kullanılmıştır. Sonuçta, yapılan bu çalışmada PCR analizleriyle birleştirilmiş pepsin sindirim yönteminin diğer PCR metotlarına göre daha duyarlı olduğu, S. gigantea'nın unik ribozomal RNA gen dizilerine sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, genomik DNA'lar ekstraksiyon kit kullanılarak elde edildi, agaroz jelde 975 bp'lik DNA ürünü veren ribozomal RNA geninin polimeraz zincir reaksiyon (PCR)'la amplifikasyonu sağlandı. PCR amplifikasyonu ve MspI and MboII restriksiyon enzimleri kullanılarak RFLP tekniği ile ribozomal RNA gen bölgesi belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışma Van'da, S. gigantea izolatlarının tanımlandığı ilk moleküler çalışma niteliğindedir.Master Thesis Gentamisinin Sıçanlarda Renin-Anjiyotensin-Aldosteronsistemine Etkisi ve Tarantula Cubensis Alkolik Ekstraktının Koruyucu Rolünün Belirlenmesi(2025) Akpolat, Fatma; Yücel, Ufuk MercanBu çalışmanın amacı gentamisinin normal tedavi dozunda ve süresinde kullanıldığında renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi üzerindeki etkilerini belirlemek ve Tarantula cubensis örümceğinin alkolik ekstraktının bu etkilere karşı koruyucu rolünü tespit etmekti. Gentamisin gram-pozitif bakterilerin neden olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılmakla birlikte genellikle gram negatif bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisi için hızlı bakterisidal etkileri ve kimyasal stabilitelerinden dolayı klinik uygulamalarda öncelikli ilaç olarak tercih edilen bir antibiyotiktir. Gentamisinin yüksek dozda verilmesi nefrotoksiktir ve akut renal yetmezliğinin %10-20'sinden sorumludur. Homeopatik bir ilaç olarak Tarantula Cubensis örümceğinin alkolik ekstraktı, veteriner sahada ruhsatlandırılmış ve birçok hayvan türünde yangısal tırnak hastalıkları (panarisyum, ayak çürüğü), septik durumlar, flegmonlar, irinli lezyon ve pürülan nekroze olan olgular, ülserler, deri yangısı, çıban ve patolojik olarak değişen nekrotik ve proliferatif dokularda resolitif, antiflojistik, demarkasyon ve rejenarasyon etki oluşturan bir ilaçtır. Bu çalışmada, 32 sıçan 4 gruba ayrılmıştır. Kontrol grubuna 0.5 ml izotonik NaCl periton içi 7 gün, gentamisin grubuna periton içi yolla 5 mg/kg gentamisin ilk günde günde iki kez diğer günler günde bir kez olmak üzere 7 gün, Tarantula Cubensis alkolik ekstraktı grubuna 200 µl/kg/gün Tarantula cubensis alkolik ekstraktı deri altı yolla 1. ve 4. günlerde, gentamisin + Tarantula Cubensis alkolik ekstraktı grubuna periton içi yolla 5 mg/kg gentamisin ilk günde günde iki kez diğer günler günde bir kez olmak üzere 7 gün, 200 µl/kg/gün Tarantula Cubensis alkolik ekstraktı deri altı yolla 1. ve 4. günlerde uygulanmıştır. Sıçanlardan alınan serum örneklerinde ve böbrek dokularında renin, ANG I, ANG II, ACE, ATR1 ve aldosteron düzeylerinin ölçümleri ELISA ticari test kitleri kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre sıçanlara normal sağaltım dozunda gentamisin uygulaması böbrek dokusu ve kanda renin, ANGII, ACE ve ATR1 seviyelerinde istatistiksel olarak değişikliğe neden olmazken böbrek dokusunda aldosteron düzeyini önemli ölçüde düşürmüş, kanda ise aldosteron düzeyinin yükselmesine neden olmuştur. Ayrıca, ANGI düzeyinin kandaki düzeyini arttırmıştır. TCAE uygulaması ise incelenen tüm parametrelerde gentamisine ait bulguların kontrole yakın düzeye ulaşmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada normal sağaltım dozunda kullanılan gentamisinin renin-anjiyotensin- aldosteron sisteminde özellikle aldosteron ve ANGI seviyelerini değiştirdiği, ancak bu etkilerinin TCAE uygulamasıyla kısmen önlenebildiği, dolayısıyla TCAE'nın gentamisin kaynaklı böbrek toksisitesinde koruyucu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışma sonucunda, gentamisinin böbrek üstü bezinden sentezlenen aldosteron üzerinde etki gösterirken, böbreğin justaglomerüler hücrelerinde sentezlenen renin üzerinde etkisi olmadığı, dolayısıyla normal sağaltım dozunda gentamisin uygulamasının böbreğin özellikle adrenal korteksi üzerinde hasara neden olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gentamisin, Hormon, Tarantula Cubensis.Master Thesis Depresyon Modeli Uygulanan Farelerde Fluoksetinin Probiyotiklerle Sinerjistik Etkisinin Araştırılması(2025) Yalçın, Kübra; Alizade, AresDepresyon, bireyin duygudurum, bilişsel süreçler ve davranışsal örüntülerini derinden etkileyen, etiyolojisi çok boyutlu olan bir psikiyatrik bozukluktur. Antidepresan tedavilere karşı gelişen kısmi veya tam yanıtsızlık, alternatif yaklaşımların araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, fluoksetin ve probiyotiklerin depresyon benzeri davranışlar üzerindeki tekil ve kombine etkilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmada, sistemik kortikosteroid (5 mg/kg) uygulanarak depresyon benzeri davranışlar oluşturulmuş fare modeli kullanıldı. Seçilen probiyotik suşları günlük oral yolla verildi; fluoksetin ise standart dozda uygulandı. Tedavi etkilerinin değerlendirilmesi için Zorunlu Yüzme Testi, Kuyruktan Asma Testi ve Sukroz Tercih Testi kullanıldı. Davranışsal bulgular, serumda ELISA yöntemiyle ölçülen serotonin düzeyleri ve inflamatuar belirteçler (IL-6, TNF-α) ile desteklendi. Tedavi süreçleri sonunda probiyotik uygulamasının, tek başına fluoksetine kıyasla bazı davranışsal parametrelerde ek iyileşme sağladığı; kombine uygulamanın ise çaresizlik davranışı, anhedoni ve stres yanıtı üzerinde daha belirgin bir toparlanma oluşturduğu saptandı. Biyokimyasal analizlerde, özellikle kombine tedavi grubunda serotonin düzeylerinin arttığı ve inflamatuar belirteçlerin azaldığı belirlendi. Çalışmanın tüm gruplarında davranışsal ve fizyolojik değişikliklerin uyumlu olduğu gözlendi. Bu çalışma, probiyotiklerin depresyon tedavisinde tamamlayıcı bir seçenek olarak potansiyel taşıdığını göstermektedir. Fluoksetin ile probiyotiklerin kombine kullanımının daha güçlü terapötik etki oluşturabileceği yönünde kanıtlar elde edildi. Bulgular, mikrobiyota temelli yaklaşımların mevcut farmakolojik protokolleri destekleyebileceğini göstermekte ve gelecekteki klinik araştırmalara temel teşkil etmektedir.Master Thesis Halloysite ve Grafen Katkılı Cam Fiber Takviyeli Epoksi Matrisli Kompozit Malzemelerin Mekanik Özelliklerinin İncelenmesi(2025) Ünlü, Adnan; Kösedağ, ErtanBu tez çalışmasında katkısız, halloysite katkılı ve grafen katkılı cam fiber takviyeli epoksi matrisli kompozit ultrasonik karıştırıcı (katkı malzemesinin daha homojen karışımı sağlamak için) ve vakum infüzyon yöntemi kullanılarak üretilmiştir. Üretilen kompozitlerin mekanik özellikleri incelenmiştir. Çalışmamda ilk önce epoksi ve cam elyaf karışımı ile oluşan dolgusuz kompozit, daha sonra epoksiye ağırlıkça %0,5, %1 ve %1,5 oranlarında halloysite eklenerek 3 adet plaka dolgulu kompozit levha ve son olarak da epoksiye ağırlıkça %0,5, %1 ve %1,5 oranlarında grafen eklenerek 3 adet plaka dolgulu kompozit ultrasonik karıştırıcı ve vakum infüzyon yöntemi kullanılarak toplam 7 plaka üretilmiştir. Plakalara çekme, basma ve eğilme testleri uygulamak için numuneler ASTM standartlara göre kesilerek hazırlanmıştır. Hazırlanan numunelere göre fiber yönünde (0⁰) ve fibere dik (90⁰) yönünde testler uygulanmış ve çıkan sonuçlar değerlendirilmiştir. 0° yönünde yapılan çekme deneyinde katkı malzemeleri çekme mukavemetini artırmış ve % uzama değerini düşürmüş ve malzeme daha sert hale gelmiştir. Basma testinde dayanımı %1 grafen nanopartikülü içeren kompozit en fazla yükseltmiştir. Bu yönde halloysite ve grafen malzemeyi esnek hale getirmiştir. Eğilme testinde katkı malzemeler dayanımını düşürmüş ve grafen katkısı ise esnekliğini artırmıştır. Liflere dik yönde çekme testinde grafen dayanımı düşürürken %1,5 halloysite katkısı yapıyı güçlendirmiştir. Katkı maddeleri malzemeyi sertleştirmiştir. Basma testinde hem halloysite hem grafen katkısı dayanımını artırmıştır. %0,5 oranında grafen katkılı malzeme deformasyonu artırırmıştır.Master Thesis Antikolinerjik İlaç Tedavisi Alan Üriner İnkontinans Tanılı Hastalarda Kullanılan İlaçların Cinsel İşleve Etkisinin İncelenmesi(2025) Yiğit, Özgül; Alizade, AresBu araştırmanın amacı, antikolinerjik ilaç tedavisi alan üriner inkontinans tanılı kadınlarda kullanılan ilaçların cinsel işlev üzerindeki etkilerini ve bu etkinin menopoz durumuna göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Çalışmada mirabegron, tolterodin, duloksetin ve propiverin hidroklorür kullanan toplam dört ilaç grubu ile herhangi bir farmakolojik tedavi almayan kontrol grubu değerlendirilmiştir. Her grupta en fazla 25 hasta olmak üzere veri toplanmış, dahil edilme ve dışlanma kriterlerine göre örneklem oluşturulmuştur. Cinsel işlev düzeyi, sıklık, iletişim, doyum, kaçınma, dokunma, vajinismus ve orgazm bozukluğu gibi alt boyutlar üzerinden analiz edilmiştir. Bulgular, menopoz durumunun ilaçların cinsel işlev üzerindeki etkisini belirgin biçimde değiştirebildiğini göstermiştir. Mirabegron kullanan hastalarda postmenopozal grubunun toplam cinsel işlev puanının daha yüksek olması ve bu dönemde özellikle hormon düzeylerinin gerilemesiylede partnerler arası cinsel işlevin olumsuz etkileyebileceğine işaret etmektedir. Tolterodin ve propiverin hidroklorür kullanılan gruplarda menopoz durumuna göre anlamlı bir fark saptanmamış; duloksetin grubunda ise post-menopozal kadınlarda cinsel işlev bozukluklarının daha belirgin hale gelmesine katkıda bulunmuş olabiliceği Kontrol grubunda premenopoz kadınların cinsel işlev düzeyleri postmenopoz gruba göre daha yüksek bulunmuştur. Genel olarak çalışma, antikolinerjik ilaçların cinsel işlev üzerindeki etkilerinin menopozdan bağımsız değerlendirilemeyeceğini ve farmakolojik tedavi planlamasında menopoz durumunun dikkate alınmasının klinik açıdan önemli olduğunu ortaya koymaktadır.Master Thesis Van İli'nde Satışa Sunulan Bazı Süt Ürünlerinde Yağ Tağşişinin Yağ Asidi Kompozisyonu Üzerinden Araştırılması(2026) Durmuş, Muhammed Onur; Tunçtürk, YusufBu çalışmada, Van'da satışa sunulan yoğurt, peynir ve tereyağlarının kurumadde ve yağ oranı bakımından mevzuata uygunluğu ile süt yağı dışı yağ tağşişi incelenmiştir. Ürünler yerel/ulusal marketler, peynirciler çarşısı ve Van yöresel ürünler fuarından temin edilmiştir. Yoğurtlarda 21 örneğin kurumadde ve yağ oranları değerlendirilmiş, kurumadde oranları %11.05–%23.11 aralığında (ort. %15.21) olup yalnızca 1 örnek TS 1330'a göre sınır değerin altındadır. Yağ oranları %1-4.6 aralığında değişmiş olup yağ oranı ortalaması %3.45 bulunmuştur; örneklerin %23.80'inde sınıf, %28.57'sinde ise beyan uygunsuzluğu tespit edilmiştir. Tereyağlarında 24 örneğin kurumadde, yağ oranları yağsız kurumadde oranları incelenmiş, kurumadde oranları %69.63–%86.79 (ort. %81.42), yağ oranları %69.00–%86.00 (ort. %79.90), yağsız kurumadde oranları %0.52–%4.34 (ort. %1.59) olup; 8 örnek kurumadde, 7'şer örnek yağ ve yağsız kurumadde yönünden uygun değildir. Uygunsuz örneklerin çoğu etiketsizdir. Peynirlerde 26 örneğin kurumadde oranı ve yağ oranları incelenmiş, kurumadde oranları %27.54–%60.19 aralığında (ort. %47.20) olup 4 örnek mevzuata uygun bulunmamıştır. Yağ oranları %4–%29 (ort. %20.49) aralığında, kurumaddede yağ oranları (KMY) ise %9.35–%71.72 aralağında (ort. %44.14) bulunmuştur. Ulusal marka peynirlerde ortalama yağ %20.73 ve ortalama KMY oranı %47.47 iken, etiketsiz örneklerde bu değerler %19.93 ve %36.65'tir. Etiketsiz örneklerde yağ sınıfı değerlendirilmemiş, etiketli 2 örnekte beyan uyumsuzluğu görülmüştür. Süt yağı dışı yağ varlığının belirlenmesi amacıyla 24 tereyağı, 26 peynir ve 21 yoğurt örneği olmak üzere toplam 71 örnekte GC-MS analizleri yapılarak yağ asidi kompozisyonları belirlenmiş ve çoklu parametrelere göre tağşiş değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen kromatogramlar literatür oranlarıyla karşılaştırıldığında, 6 tereyağı ve 1 peynir örneğinde kesin tağşiş; 6 yoğurt, 3 tereyağı ve 1 peynir örneğinde ise farklı yağ karışımı şüphesi belirlenmiştir. Sonuç olarak, çoklu yağ asidi parametrelerinin tağşiş tespitinde etkili olduğu, ürünlerin genel olarak mevzuata uygun bulunduğu; ancak etiketsiz ve yerel ürünlerde uygunsuzluğun daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Gündelikçi Kadınlar Üzerine Sosyolojik Bir Çalışma: Van Kent Merkezi Örneği(2025) Karakoyun, Necla; Duman, Mehmet ZekiBu çalışma, genelde temizlik işini yapan kadın işçilerin çalışma koşullarını özelde de Van ilinde temizlik şirketlerine bağlı olarak çalışan gündelikçi kadınların iş yaşamından kaynaklı karşılaştıkları sorunları ele almaktadır. Bu bağlamda, bir yanda evin geçimini sağlamak üzere dışarıda çalışmak zorunda kalan diğer yanda ev içi rollerle sınırlı bir yaşamı olan gündelikçi kadınların, bu araftaki/ikilemli hallerinin sosyolojik araştırılması yapılmıştır. Araştırma kapsamında farklı temizlik şirketlerinde çalışan on beş kadınla derinlemesine görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerden elde edilen nitel veriler/bulgular doğrultusunda çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın neticesinde, kadınların genellikle yakın bir zamanda kente göç ettikleri, sosyal ve ekonomik açıdan düşük gelir grubunda ve sosyal güvenceden yoksun oldukları, esnek ve düzensiz çalıştıkları veya çalıştırıldıkları, ev ve iş arasında bocaladıkları, toplumdan hak ettikleri değeri alamadıkları, çoğu zaman dışlandıkları ve önemsenmedikleri görülmüştür. Bunun yanı sıra söz konusu kadınlar, yaptıkları işin toplumda bir karşılığının olmadığını ve dolayısıyla da işlerinin değersiz görüldüğünü belirtmişlerdir. Gündeliğe gitmek zorunda kaldıkları için çoğunlukla kendi ev işlerini ve çocukları da ihmal ettiklerini ve sürekli aynı işi yaptıkları için ruhsal, fiziksel ve duygusal açıdan yıprandıklarını dile getiren kadınlar, ağırlık olarak sınırlı ve yarı zamanlı denebilecek bir iş akdi ile işgücü piyasasına katıldıkları gözlenmiştir. Araştırmada ayrıca Marksist kuram, feminist kuram ve Bourdieu'nun habitus ve sembolik şiddet kavramından hareketle sosyolojik bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Zira başvurulan bu her üç kavram ve kuramla, temizlik sektöründe çalışan kadınların yaşadıkları çok katmanlı sorunların arka planında yer alan derin yoksulluğun ve yoksunluğun izdüşümleri göz önüne serilmeye çalışılmıştır.Master Thesis Poetîkaya Haîkûyê Dı Helbesta Kurdî (Kurmancî) De(2025) Sabaz, Mazlum; Timurtaş, AbdulhadiJapon şiiri haiku, dünyanın en kısa şiiri olarak bilinir. Haiku/hokku, 17. yüzyılda Matsuo Bashō tarafından bağımsız bir şiir haline getirilmiş ve haiku poetikası 19. yüzyılın sonlarında Masaoka Shiki tarafından modern bir özellik kazanmıştır. Haiku, 20. yüzyılın başlarında Batı şiirine girmiş ve özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra dünya edebiyatında yerini almıştır. Haiku şiir türü, 2000'li yıllardan itibaren modern Kürt şiirinde yazılmaya başlanmış olup Kürt haiku şairleri ve eserlerinin artmasıyla birlikte haiku, Kürt edebiyatında da giderek daha fazla yer edinmektedir. Bu tez, haiku poetikasına göre Berken Bereh'in Haiku (2020), Kawa Nemir'in Morana Gerdûnê (2017), Ulku Bîngol'ün Dengê Pepûkê (2020), Sidîq Gorîcan'ın Gumbil (2022) ve Ergîn Sertem'ın Sihrên Mizewran (2022) adlı Kürtçe (Kurmanci) haiku eserlerinin analizine odaklanmaktadır. İnceleme, çalışmanın konusu olan Kürtçe (Kurmanci) haiku eserlerinin ve haiku şairlerinin haiku poetikasını nasıl kullandıkları ve ele aldıkları sorunu üzerine kurulmuştur. Şimdiye kadar Kürt (Kurmanci) edebiyatı alanında haiku poetikası hakkında ve onun Kürt (Kurmanci) şiirine olan yansıması üzerine kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Çalışma, bu eksikliği tamamlamayı, boşluğu doldurmayı ve Kürt şiiri araştırmalarına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, yöntem olarak beş eseri biçimsel ve içeriksel (tematik) açıdan incelemektedir. Bu bağlamda, ana konuyu analiz etmek için teorik bir çerçeve olarak haikunun beslendiği kaynaklar ve haiku poetikası belirlenmiştir. Çalışmanın sonucu, beş haiku şairinin ortak noktalarının yanı sıra kendi şiir dil ve üsluplarına göre haikularını, haiku dünyalarını oluşturduklarını göstermektedir. Ayrıca, eserlerinde klasik ve modern haiku şiirinin özelliklerini kullanmışlar ve Japon haiku şiirine Kürt şiirinin, kültürünün özelliklerini kazandırmışlardır. Bu çalışma, Kürt haiku şairlerinin ve eserlerinin incelenmesine dair bir örnek teşkil eder ve aynı zamanda araştırmacıları haiku poetikası, kültürel semantik ve karşılaştırmalı edebiyat alanlarında araştırma yapmaya teşvik eder.Master Thesis Farklı Ekmek Çeşitlerinin Anti- Diyabet Etkileri ile Antioksidan Biyoerişebilirliklerinin Belirlenmesi(2024) Görentaş, Müberra Ahsen; Meral, RaciyeBu çalışma, farklı ekmek türlerinin fonksiyonel özelliklerini detaylı bir şekilde inceleyerek, bu özelliklerin antioksidan aktivite, toplam fenolik madde (TFM) içeriği, alfa-glukosidaz ve alfa-amilaz inhibisyonu üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. Bu amaçla piyasadan temin edilen un çeşitleriyle ekmek üretimi yapılmıştır, hazırlanan ekmek örnekleriyle serbest ekstratlar, bağlı ekstratlar ve invitro ekstratlar elde edilmiş, yapılan analiz sonuçlarına göre değerlendirmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular, ekmek çeşitlerinin besinsel niteliklerinin tahıl türüne göre belirgin bir şekilde değiştiğini ortaya koymaktadır. Spesifik hacim açısından, buğday ekmeği 3.20 cm³/g ile en yüksek değere sahipken, karabuğday ekmeği 1.02 cm³/g ile en düşük değeri göstermiştir. Pişirme kaybı ise en yüksek %13.10 ile yulaf ekmeğinde, en düşük ise %11.64 ile çavdar ekmeğinde tespit edilmiştir. Bu durum, farklı tahıl türlerinin pişirme sırasında gösterdiği davranışların önemli farklılıklar içerdiğini göstermiştir. Fenolik madde içeriği açısından yapılan analizlerde, çavdar ekmeği serbest fraksiyonlarda 0.57 mg GAE/g ve bağlı fraksiyonlarda 2.72 mg GAE/g ile en yüksek değerlere ulaşmıştır. Biyoerişilebilir fraksiyonlarda ise tam buğday ekmeği 4.11 mg GAE/g ile öne çıkmıştır. Antioksidan aktivite değerlendirmelerinde, tam buğday ekmeği DPPH radikal süpürme gücü açısından 53.57 mmol TEAK/g ile en yüksek performansı sergilemiştir. Karabuğday ekmeği, ABTS radikal gideriminde serbest fraksiyonda %4.99 ve bağlı fraksiyonda %18.15 ile en güçlü etkileri göstermiştir. FRAP analizlerinde ise çavdar ekmeği serbest fraksiyonda 32.89 mmol TEAK/g ve bağlı fraksiyonda 15.64 mmol TEAK/g ile en yüksek antioksidan kapasiteyi ortaya koymuştur. Alfa-glukosidaz inhibisyonu testlerinde, karabuğday ekmeği hem serbest (IC50: 0.140 mg) hem de bağlı fraksiyonlarda (IC50: 0.0315 mg) en etkili ekmek olarak öne çıkmıştır. Alfa-amilaz inhibisyonu açısından da çavdar ekmeği, serbest fraksiyonda %43.97 ile en yüksek inhibisyon oranını sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, farklı ekmek türlerinin sağlık üzerindeki potansiyel etkilerinin tahıl türüne ve bileşenlerinin biyoerişilebilirliğine göre büyük ölçüde değiştiğini ortaya koymuştur. Karabuğday ve çavdar ekmekleri, özellikle antioksidan ve antidiyabetik etkiler açısından güçlü bir performans sergilemiş ve fonksiyonel gıda olarak önemli sağlık faydaları sunma potansiyeline sahip olduklarını göstermiştir. Bu bulgular, ekmek çeşitlerinin seçimi ve tüketimi konusunda önemli ipuçları sunmaktadır.Master Thesis Ortaokul Öğrencilerinin Problem Çözme Becerileri ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişkide Okul Sporlarına Katılım Rolünün İncelenmesi(2025) Güneş, Mehmet Münir; Aktaş, İsmailBu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin problem çözme becerileri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkide okul sporlarına katılımın düzenleyici rolünü incelemektir. Araştırma grubu, 432'si kadın, 561'i erkek olmak üzere toplam 993 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Türkçe uyarlaması Çelikkaleli (2014) tarafından gerçekleştirilen 'Bilişsel Esneklik Ölçeği' ve Serin, Bulut-Serin ve Saygılı (2010) tarafından geliştirilen 'Problem Çözme Envanteri' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24.0 paket programı ile PROCESS macro eklentisi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğunu değerlendirmek amacıyla çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiştir. İki grup karşılaştırmaları için bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla grup karşılaştırmaları için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve bazı değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, bilişsel esneklik ve problem çözme ölçeği alt boyutları puanları ile bazı demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, bilişsel esneklik ile problem çözme becerileri arasında düşük ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sonuç olarak, ortaokul öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeyleri ile problem çözme beceri düzeyleri arasındaki ilişkide okul takımında yer almanın düzenleyici bir etkisinin olduğu ve bu etkinin pozitif yönde olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Farklı Botanik Kökenli Ballarda Antibiyotik Kalıntılarının Belirlenmesi ve Potansiyel Sağlık Risklerinin Değerlendirilmesi(2025) Yorulmaz, Aysun; Çakmak, TuncerBal, yüksek besin değeri, fonksiyonel ve farmakolojik özellikleri nedeniyle hem gıda güvenliği hem de halk sağlığı açısından kritik bir ürün olarak kabul edilmektedir. Balın kalitesi, arı sağlığı, üretim yöntemleri ve çevresel koşullarla doğrudan ilişkilidir. Bu tez çalışmasında, farklı botanik kökene sahip süzme bal numunelerinde sülfonamid, beta-laktam, streptomisin ve makrolid grubu olmak üzere toplam 15 antibiyotiğin kalıntı profili ve düzeyleri araştırılmıştır. Analizler, ön tarama amacıyla Charm® II test kitleri ve doğrulama amacıyla yüksek hassasiyetli Ultra Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi-Tandem Kütle Spektrometrisi (UPLC-MS/MS) kullanılarak gerçekleştirilmiş; analiz edilen tüm bal numunelerinde antibiyotik kalıntı düzeylerinin tespit limitinin altında (Limit of Detection, LOD) olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, analiz edilen bal numunelerinin ilgili gıda güvenliği kriterlerine uygun olduğunu göstermektedir. Bu tez çalışması, tüketici sağlığının korunması, arı biyogüvenliğinin sağlanması ve ekosistem dengesinin sürdürülmesi açısından önem taşımaktadır. Elde edilen bulgular, üretim süreçlerinde uygulanan etkin yönetim stratejileri, arı sağlığının korunmasına yönelik uygulamalar ve sürdürülebilir üretim yaklaşımlarının, balın saf, fonksiyonel ve besleyici özelliklerinin korunmasında önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca sonuçlar, bal üretiminde biyogüvenlik, sürdürülebilir yönetim ve kalite kontrol uygulamalarının bütüncül bir şekilde uygulanmasının ve yüksek hassasiyetli analitik yöntemlerin kullanımının, ürün güvenliğinin sağlanması açısından gerekli olduğunu göstermektedir. Piyasada tüketime sunulan ballarda düzenli izleme programlarının uygulanması ve analizlerin gerçekleştirilmesi, halk sağlığının korunması ve tüketici güveninin artırılması açısından kritik öneme sahip olduğu değerlendirilmektedir.Master Thesis Açık ve Yeşil Kamusal Alanlarda Termal Konforun Belirlenmesi Doğrultusunda ENVI-met Tabanlı Kentsel Peyzaj Modellemesi: Afyonkarahisar Kent Örneği(2025) Kirazlı, Mehmet Bayram; Aşur, Feranİnsan yerleşimleri tarih boyunca iklim koşullarını gözeterek şekillenmiş; doğal yüzeyler, su varlıkları ve bitki örtüsü yaşam alanlarının oluşumunda önemli rol oynamıştır. Ancak günümüzde kentleşmenin hızlanması, geçirimsiz yüzeylerin artması ve yeşil alanların azalması, kentlerin mikroklimasını değiştirerek kamusal açık alanlarda termal konforu olumsuz etkilemektedir. Bu tez çalışması, Afyonkarahisar kentinde kamusal açık alanların mikroklimatik özelliklerini değerlendirmek ve kent genelinde termal konfor düzeylerinin zamansal ve mekânsal değişimini ortaya koymak amacıyla yürütülmüştür. Çalışma alanını kentte yer alan üç meteoroloji istasyonu oluşturmuş; bu istasyonlara ait 2020–2024 dönemine ilişkin meteorolojik veriler Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden temin edilerek Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık (FES) analizleri yapılmıştır. Elde edilen aylık, gündüz ve gece dönemlerine ilişkin ortalamalar karşılaştırılarak istasyonların termal konfor şartları beş yıllık süreçte değerlendirilmiştir. Kent merkezine yakın konumu, açık alan yoğunluğu ve yaya kullanımı açısından önem taşıması nedeniyle Bölge İstasyonu, mikro ölçekli analizler için seçilmiştir. Bu istasyon özelinde ENVI-met ortamında farklı bitkilendirme düzeylerini temsil eden beş senaryo oluşturulmuştur. Mevcut durumun yaklaşık %10 bitkilendirme içerdiği belirlenmiş; buna ek olarak tamamen bitkisiz bir senaryo, %30, %50 ve %75 bitki örtüsü yoğunluğunu içeren senaryolar hazırlanmıştır. Tüm senaryolar, 15 Ağustos 2023 saat 14:00 koşullarını temsil edecek şekilde çalıştırılarak hava sıcaklığı, ortalama radyant sıcaklık (Tmrt), rüzgâr hızı ve hissedilir sıcaklık (FES) üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, bitkilendirme oranı arttıkça mikroklimanın belirgin biçimde iyileştiğini göstermektedir. Bitki örtüsünün %75'e çıkarıldığı Senaryo 5, hava sıcaklığında 0.5 °C'lik; ortalama sıcaklıkta ise 0.8 °C'lik bir azalma sağlamıştır. Bitki örtüsünün olmadığı Senaryo 2'de sıcaklık 0.3 °C artmıştır. Tmrt değerinde Senaryo 5, maksimum değeri 1 °C; ortalama değeri ise 1.6 °C azaltmıştır. Hissedilir sıcaklık olan FES değerlerinde de Senaryo 5 yaklaşık 0.9 °C'lik bir iyileşme sağlamıştır. Bu bulgular genel olarak, Afyonkarahisar'ın kamusal açık alanlarında bitki yoğunluğunun artırılmasının özellikle yaz döneminde sıcaklık ve radyant sıcaklık değerlerini azaltarak termal konforu iyileştirdiğini; ancak rüzgâr hızını düşürdüğü için tasarım kararlarında yerleşim düzeni, ağaç türü ve ağaç yapısının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.Master Thesis Van İpekyolu İlçesindeki Koyun ve Keçilerde Kene Enfeksiyonlarının Prevalansı(2025) Çetinkol, Emrah; Denizhan, VuralBu çalışma, Van ili İpekyolu ilçesinde koyun ve keçilerde görülen kene enfestasyonlarının prevalansını ve kene türlerinin dağılımını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 01 Mayıs 2024 – 30 Ekim 2024 tarihleri arasında Bakraçlı, Beşçatak, Gövelek, Arıtoprak, Erçek, Sarmaç, Karakoç, Karagündüz ve Köşebaşı yerleşim birimlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma materyalini, belirtilen bölgelerde yetiştiriciliği yapılan koyun ve keçiler ile bu hayvanlardan toplanan kene örnekleri oluşturmuştur. Toplam 1540 koyun muayene edilmiş ve bunların %48.31'inin (n=744) kene ile enfeste olduğu belirlenmiştir. Keçilerde ise 176 hayvan incelenmiş ve bunların %27.27'sinin (n=48) kene ile enfeste olduğu saptanmıştır. Morfolojik incelemeler sonucunda koyunlardan toplanan kenelerin Dermacentor marginatus (%40.19; n=385), Rhipicephalus bursa (%19.52; n=187), Rhipicephalus turanicus (%19.31; n=185), Rhipicephalus sanguineus (%11.59; n=111), Haemaphysalis punctata (%8.66; n=83) ve Argas persicus (%0.73; n=7) türlerine ait olduğu belirlenmiştir. Keçilerden elde edilen kene türleri ise Dermacentor marginatus (%59.50; n=47), Rhipicephalus bursa (%18.95; n=18) ve Rhipicephalus sanguineus (%17.72; n=14) olarak tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, İpekyolu ilçesinde koyun ve keçilerde kene enfestasyonunun yerleşim birimleri arasında farklılık gösterdiğini ve koyunlarda enfestasyon oranı ile kene yoğunluğunun keçilere kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.Master Thesis Profil Analizi ve Nükleer Tıp Dozimetre Verilerinde Bir Uygulama(2025) Temür, Muhammet Oğuzhan; Keskin, SıddıkÇok değişkenli varyans analizi, (MANOVA) birden fazla cevap (yanıt) değişkenini birlikte ele alarak, bu değişkenlerin ortalamaları bakımından, ilgili faktör (grup) veya faktörlerin seviyeleri arasında fark olup olmadığını inceler. Çok değişkenli varyans analizinde, ilgilenilen özellik farklı zamanlarda (dakika, saat, gün, hafta, ay, yıl) ölçülmüş bir değişken ise bu değişken için zaman, bağımlı faktör olarak adlandırılır ve bu bağımlı faktörün seviyeleri de periyot olarak ifade edilir. Bu yapıdaki deney tasarımlarının analizi, genellikle Tekrarlanan ölçümlü varyans analizi olarak bilinir. Tekrarlanan ölçümlü varyans analizi ile ilişkili ve bu analizin kısmen basit formu olan Profil analizi kısaca, ilgilenilen özellik bakımından bireyler arası değerlerin benzerlik durumlarını test etmek veya diğer bir ifade ile iki ya da daha fazla grubun benzer profillere sahip olup olmadığını belirlemek üzere kullanılır. Profil Analizinde, x ekseninde bağımlı faktörün seviyeleri, y ekseninde ise bağımsız faktörün seviyeleri alınarak ilgilenilen özellik bakımından ortalamalar gösterilir. Böylece profillerin paralel olup olmadığı ve ortalamaların bağımsız faktörün seviyelerinde aynı olup olmadığı (değişip değişmediği) test edilebilir. Bu çalışmada, Profil analizi genel özellikleri ile açıklanmış ve Nükleer tıp dozimetre verileri ile bir uygulama yapılmıştır. Uygulama materyali olarak Nükleer tıp ünitesinde çalışılan 23 bireyden 7 periyot boyunca vücut ve cilt yüzeyinden alınan veriler kullanılmıştır. Daha sonra, ağırlık, boy ve yaş değişkenleri, ortalamanın altı ve üstü olmak üzere iki kategoriye ayrılmıştır. Vücut ve cilt yüzeyinden alınan dozimetre değerlerinin; ağırlık, boy, yaş, medeni durum, eğitim durumu ve meslek değişkenleri ile zamana göre değişimini belirlemek üzere Profil analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda hem vücut hem de cilt ölçümleri için paralellik testleri tüm değişkenlerde istatistik olarak anlamsız bulunmuş olup, grupların zaman boyunca benzer örüntüleri sergilediği belirlenmiştir. Düzey eşitliği testleri incelendiğinde, vücut ölçümleri açısından yalnızca meslek değişkeninde gruplar arasında istatistik olarak anlamlı bir fark bulunmuş, diğer tüm değişkenlerde grupların genel ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Cilt ölçümlerinde ise düzey eşitliği testleri tüm değişkenler için istatistik olarak anlamlı bulunmamıştır. Buna karşılık, düzlük (flatness) testleri hem vücut hem de cilt ölçümlerinde tüm değişkenler için istatistik olarak anlamlı bulunmuş ve dozimetre ölçümlerinin zaman içerisinde sabit bir yapı göstermediği, periyotlara bağlı olarak anlamlı değişimler sergilediği gözlenmiştir. Profil analizinin MANOVA'ya göre basit ve kolay yorumlanabilir olduğu ve böylece uygulamalarda kullanılabilir olduğu gözlenmiştir.Master Thesis Petrographic and Geochemical Characteristic of Volcanic Rocks, Outcropping South of Aritoprak (İpekyolu-Van)(2025) Almızurı, Nirozh; Ünal, EsinBu tez, yerel jeolojik ortamı daha iyi anlamak amacıyla, Anadolu'nun güney kesiminde, Van Gölü'nün güneyindeki Arıtoprak köyünde bulunan magmatik kayaçların petrografik ve jeokimyasal özelliklerini araştırmayı amaçlamaktadır. Arıtoprak köyündeki magmatik kayaçlar; mineraloji, petrografi ve jeokimyasal özelliklerini elde etmek amacıyla incelenmiş ve bunu sağlamak için çalışma alanındaki çeşitli lokasyonlardan petrografik ve jeokimyasal analiz için on bir kayaç örneği seçilmiştir. Örnekler bazalt, gabro, andezit ve peridotit içermektedir. Kayaç türlerindeki çeşitlilik yoluyla, bu bölgenin yitim süreçleri ve gerilmeli tektonik ortamlar gibi farklı jeolojik faaliyetlere maruz kaldığı ve karmaşık bir magmatik geçmişe sahip olduğu sonucuna varılabilir. Bu kapsamda, volkanik kayaçlarımız (bazalt ve andezit) ve plutonik kayaçlarımız (gabro ve peridotit) mevcuttur. Bazalt kayaç örnekleri esas olarak plajiyoklas ve olivinden oluşmakta olup bazı damarlar kalsit ile doludur; gabro, amfibol, klorit, zeolit ve serisit gibi ikincil minerallerle birlikte orta taneli piroksen ve plajiyoklastan oluşur; ağ dokusuna (mesh texture) sahip peridotit örneklerine ise olivin ve az miktarda piroksen ve spinel ile birkaç plajiyoklas tanesi hakimdir. Tüm örneklerin kızdırma kaybı (LOI), orta düzeyde bir alterasyon oranını göstermekte olup, bu durum tüm örneklerin düşük ila orta derecede alterasyondan etkilendiğini açıklamaktadır. Jeokimyasal analiz, örneklerin SiO₂ içeriğine bağlı olarak ortaç ile ultramafik arasında değiştiğini göstermiştir. Al₂O₃ içeriği ile gösterilen plajiyoklas bolluğu, en yüksek konsantrasyona gabro ve bazaltta sahiptir. HNTE'ler (LREE), fraksiyonel kristalleşme sırasındaki uyumsuzlukları nedeniyle bazalt ve andezit dahil olmak üzere volkanik kayaçlarda zenginleşmiştir. İtriyum (Y), eriyikte kalması ve erken oluşan minerallere dahil olması nedeniyle ultramafik kayaçlarda düşüktür. ANTE (HREE) ile YAŞE (HFSE) arasındaki pozitif korelasyonlar, diferansiyasyon sırasında bunların uyumsuzluğunu ve eriyik zenginleşmesini göstermektedir. Kayaç örnekleri iki tiptedir: kalk-alkalen serisi ve toleyit serisi; hepsi metalümino tiptedir. Peridotit ve gabro, Bitlis-Zagros kenet kuşağı boyunca Geç Kretase ofiyolit obdüksiyonu (~90-70 My) sırasında oluşan Neotesis okyanusal litosferinin kalıntılarını temsil etmektedir. Bazalt ve andezit örnekleri, tektonik aktivite ile ilişkili daha genç bir magmatizma yaşını göstermektedir. Bu volkanik kayaçlar Üst Kretase'ye tarihlenmekte ve Doğu Anadolu'daki yaygın kalk-alkalen volkanizma ile ilişkilidir.Master Thesis Infogan ve RDA-GAN Kullanılarak Veri Artırımının Evrişimsel Sinir Ağları Üzerine Etkisi(2025) Oflas, Safa; Ataman, FikriyeTez çalışmasında, GAN tabanlı veri üretimi kullanılarak sınırlı veri koşullarında CNN tabanlı sınıflandırma modellerinin performansı incelenmiştir. Araştırmada iki farklı GAN algoritması, InfoGAN ve RDA-GAN algoritmalarıdır. Veri üretim aşaması için üç farklı veri seti CIFAR-100, MNIST ve CelebAMask-HQ üzerinde sentetik veri üretimi için kullanılmıştır ve en iyi sınıflandırma sonuçları MNIST veri setinden elde edilmiştir. InfoGAN ile MNIST verisi üzerinde üretilen verilerde en düşük FID değeri 24.38361444380 olarak bulunmuş ve sınıflandırma sonuçları orijinal MNIST verisine oldukça yakın olmuştur. Yarı sentetik veri yarı orijinal veriden oluşan sınıflandırmada DenseNet169 modeli F1-Skor 0.9213 ve test doğruluğu %92.20 değerlerini almış, bu sonuçlar orijinal MNIST verisi ile elde edilen DenseNet169 performansına F1-Skor 0.9388, test doğruluğu %93.90 oldukça yakın olmuştur. Sadece sentetik verilerle yapılan sınıflandırmada ResNet50 modeli F1-Skor 0.7098 ve test doğruluğu %70.30 değerlerini göstermiş ve bu sonuçlar orijinal MNIST verisi ile elde edilen ResNet50 performansına F1-Skor 0.9377, test doğruluğu %93.80 yakın bir performans sergilemiştir. RDA-GAN algoritması ile MNIST verisi üzerinde üretilen verilerde en iyi FID değeri 48.3179143859 olarak gözlemlenmiş ve sınıflandırma sonuçları orijinal veriye oldukça yakın olmuştur. Yarı sentetik veri ile yapılan sınıflandırmada DenseNet169 modeli F1-Skor 0.92.10 ve test doğruluğu %92.10 değerlerini alırken, yalnızca üretilen verilerle yapılan sınıflandırmada F1-Skor 0.8454 ve test doğruluğu %84.50 olarak gerçekleşmiştir. Sınıflandırma çalışmalarında ayrıca VGG16 modeli de kullanılmış, ancak en iyi performans DenseNet169 ve ResNet50 tarafından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, GAN tabanlı veri üretiminin sınırlı veri koşullarında CNN modellerinin performansını orijinal veriye oldukça yakın bir şekilde yansıtabileceğini göstermektedir.Master Thesis Investigation of the Adsorption of Some Dye Substances on the Clay of Beşikdüzü in Trabzon(2025) Yeşiltaş, Saadet; Kul, Ali RızaSanayileşmenin hızla arttığı günümüzde, özellikle tekstil, boya ve kimya endüstrilerinde kullanılan sentetik boyar maddelerin çevreye verdiği zararlar önemli bir sorun hâline gelmiştir. Bu bağlamda, çevre dostu, düşük maliyetli ve etkili bir arıtım yöntemi olarak adsorpsiyon tekniği ön plana çıkmaktadır. Bu tez çalışması, Trabzon'un Beşikdüzü ilçesinden temin edilen doğal kilin metilen mavisi (MM) ve kristal viyolet (KV) gibi yaygın boyar maddelerin gideriminde potansiyel bir adsorban olarak kullanılabilirliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın başlangıcında, Beşikdüzü kil örnekleri toprak yüzeyinden temin edilerek saf su ile yıkanmış, kurutulmuş ve öğütülerek adsorpsiyon çalışmaları için hazır hâle getirilmiştir. Bu ön işlemler, kilin doğal yapısındaki safsızlıkların giderilmesi ve adsorpsiyon verimliliğinin artırılması amacıyla uygulanmıştır. Hazırlanan kil örnekleri daha sonra BET (Yüzey Alanı Analizi), SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), FTIR (Fourier Transform Infrared Spektroskopisi), XRF (X-Işını Floresans Analizi) ve TGA-DTA (Termogravimetrik-Diferansiyel Termal Analiz) gibi çeşitli karakterizasyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, kilin geniş yüzey alanına, yüksek gözenekliliğe ve kimyasal stabiliteye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu özellikler, onu boyar madde giderimi açısından ideal bir adsorban adayı hâline getirmektedir. Adsorpsiyon deneyleri, farklı sıcaklık, pH, temas süresi, başlangıç derişimi ve adsorban miktarı gibi parametreler altında yürütülmüştür. Elde edilen deneysel veriler doğrultusunda, adsorpsiyon süreçlerinin izoterm davranışı Langmuir, Freundlich, Temkin ve Dubinin-Radushkevich (D-R) izoterm modelleri ile modellenmiştir. Özellikle Langmuir izoterm modelinin yüksek uyum katsayısına sahip olduğu ve adsorpsiyonun yüzeye tek katmanlı, homojen şekilde gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Bu bulgu, kilin belirli bir adsorpsiyon kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir. Termodinamik analizler sonucunda hesaplanan ∆G°, ∆H° ve ∆S° değerleri incelenerek adsorpsiyon işleminin enerji değişimleri değerlendirilmiştir. Negatif ∆G° değerleri, sürecin spontan (kendiliğinden) gerçekleştiğini; pozitif ∆H° değeri ise adsorpsiyonun endotermik karakter taşıdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, pozitif ∆S° değerleri, sistemde düzensizliğin arttığını ve adsorpsiyon sırasında boyar maddelerin yüzeye tutunmasının rastgele bir süreç olduğunu göstermektedir. Genel olarak, yapılan bu tez çalışması, Trabzon Beşikdüzü kilinin metilen mavisi ve kristal viyolet gibi sentetik boyar maddelerin gideriminde etkili bir adsorban olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Doğal, kolay erişilebilir ve çevre dostu bir malzeme olan kilin bu şekilde değerlendirilmesi hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak hem de düşük maliyetli arıtım teknolojilerine yeni bir alternatif sunacaktır.Master Thesis Fahreddîn Er-râzî'nin Usûl Düşüncesinde İhtilâflı Deliller(2025) Bozkaya, Yunus; Eşit, Davutİslâm hukuku, diğer hukuklardan farklı olarak, isminden de anlaşılacağı üzere ilâhî kaynaklardan beslenen bir hukuk sistemidir. İslâm hukukunda vaz' edilen hükümler, asıl itibariyle müctehidlerin bizzat ihdas ettikleri hükümler değildir. Aksine müctehidler, Cenâb-ı Hakk'ın Kitâb'ında ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetinde yer alan naslardan hareketle, hakkında açık bir hüküm bulunmayan meselelerin şer'î hükmünü usûl kaideleri çerçevesinde istinbât etmektedirler. Usûlcüler bunu yaparken bir sistem izlemiş ve gelişigüzel bir şey yapmaktan kaçınmışlardır. Onların benimsedikleri usûlî yaklaşımların oluşumunda, ilmî birikimleri ile yetiştikleri medrese geleneğinin belirleyici etkisi olmuştur. Nitekim bir usûlcünün kabul ettiği bir delil, bazen diğer usûlcüler tarafından reddedilmiştir. Böylece İslâm hukukunda usûlcüler tarafından dayanak olarak kullanılan bazı deliller üzerinde ittifâk edilmişken bazıları üzerinde ihtilâf edilmiştir. Bu deliller daha sonra usûlcüler tarafından müstakil başlıklar halinde eserlerde ele alınmıştır. Söz konusu usûlcülerden biri de Fahreddîn er-Râzî'dir. Bu kapsamda Fahreddîn er-Râzî'nin usûl düşüncesindeki ihtilâflı deliller tezin konusu olarak belirlenmiştir. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi tekniği kullanılarak, Râzî'nin üzerinde durduğu on tane ihtilâflı delil hakkındaki görüşlerinin ele alınması amaçlanmıştır. Bu çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde üzerinde ittifâk edilen deliller ve tezin sınırını aşmaması için üzerinde ihtilâf edilen yedi meşhûr delil ele alınacaktır. Tezin asıl konusunu oluşturan ikinci bölümde ise Râzî'nin ihtilâflı delillere yaklaşımı ele alınacak; bu çerçevede kendisine yöneltilen eleştiriler ve bunlara verdiği cevaplar incelenecektir. Râzî, asıl delili, istishâbü'l-hâl delili gibi bazı delilleri kabul ederken; sahâbî kavli, istihsân gibi delilleri reddetmekte, tefvîzî hüküm konusunda tevakkuf edilmesi gerektiğini ifade etmekte ve bu deliller üzerinde detaylıca tartışmaktadır.Master Thesis Van Müzesi'nde Bulunan Urartu Küpeleri(2025) Akbayrak, Nida; Çavuşoğlu, RafetAnadolu'daki pek çok yerleşim yerinden Neolitik, Kalkolitik, Bronz ve Demir Çağlarında kullanılan takılarla ilgili veriler elde edilmiştir. Orta Demir Çağı'nda, Doğu Anadolu'nun güçlü krallığı olan Urartular, bölgelerinde bulunan maden yataklarını kullanarak çeşitli takılar, silahlar ve aletler üretmişlerdir. Urartuların kemer, bilezik, iğne, küpe, fibula, yüzük, kolye, saç spirali, pektoral ve pandantiften oluşan geniş bir takı repertuarı bulunmaktadır. Takılar Urartu Krallığı'nın maden işçiliğindeki ustalığını göstermektedir. Urartu Krallığı'nda takılar hem bürokratlar hem de halk tarafından kullanılmıştır. Takılarında özellikle bronzun yoğun olarak tercih edildiği, bunun yanı sıra demir, gümüş, altın, elektrum gibi metallerin yanı sıra cam, fayans ve yarı değerli taşların da kullanıldığı gözlemlenmektedir. Van Müzesi'nde bulunan Urartu küpeleri, Urartu takı gruplarının yalnızca bir kısmını temsil etmektedir. Çalışmamızda Van Müzesi'ndeki Urartu küpeleri madde, form, bezeme ve kullanış şekli açısından incelenmiştir. İncelenen 105 adet küpenin çoğunluğu bronzdan üretilmiştir. Van Müzesi'ndeki küpeler Urartu'da kullanılan küpe formları ve bezemelerinin güzel örneklerini temsil etmektedir. Küpe bezemelerinin teknikleri arasında ajur, kabartma, kaplama, çökertme, kazıma, granülasyon ve telkâri yer almaktadır. Geç Hitit Beylikleri, Frig, Lidya ve Asur, Urartuların çağdaşı uygarlıklardır. Bu uygarlıkların kullandığı takılar, form ve bezeme açısından incelenmiştir. Urartular ile çağdaş uygarlıklar arasındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konmuştur. Urartuların maden işçiliğindeki başarısının Erken Demir Çağı'nda Urartu'yu kuran toplulukların öncüllerine dayandığı düşünülmektedir. Bölgede görülen yoğun metal işçiliği izleri, metallerin Urartular döneminde ve öncesinde kullanıldığını göstermektedir. Araştırmada tüm bu verilere ulaşmak için kitap, makale, doktora ve yüksek lisans tezleri, kazı raporları ve Van Müzesi'ndeki Urartu küpelerinin fotoğraf, çizim, ölçü ve envanter bilgileri kullanılmıştır. Urartular, takı üretiminde hem çağdaş uygarlıklardan etkilenmiş hem de kendilerine özgü bir üslup geliştirmişlerdir. Van Müzesi'ndeki Urartu küpeleri, form özelliklerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Bu inceleme Urartu'ya özgü küpe tiplerinin belirlenmesini sağlamıştır; söz konusu küpeler çalışmada 'tek yassı sarkaçlı' olarak adlandırılmıştır. Urartular, küpe bezemelerinde granülasyon, kaplama ve çökertme tekniklerini büyük bir ustalıkla uygulamışlardır. Urartular İskit ve Med saldırılarıyla yıkılana dek, kendilerine özgü takı üretimini sürdürmüşlerdir. Anahtar Kelimler: Van Müzesi, Eski Çağ Takıları, Küpe, Urartu, Madenler Sayfa Sayısı: xxvi+269 Tez Danışmanı: Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu

